الْحَمْدُلِلّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، وَالسَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْعَبْدُالصَّالِحُ الزَّكِيُّ، أُودِعُكَ شَهادَةً مِنِّي لَكَ تُقَرِّبُنِي إِلَيْكَ فِي يَوْمِ شَفاعَتِكَ، أَشْهَدُ أَنَّكَ قُتِلْتَ وَلَمْ تَمُتْ بَلْ بِرَجاءِ حَيَاتِكَ حَيِيَتْ قُلُوبُ شِيعَتِكَ، وَبِضياءِ نُورِكَ اهْتَدَى الطَّالِبُونَ إِلَيْكَ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ نُورُاللّٰهِ الَّذِي لَمْ يُطْفَأْ وَلَايُطْفَأُ أَبَداً، وَأَنَّكَ وَجْهُ اللّٰهِ الَّذِي لَمْ يَهْلِكْ وَلَايُهْلَكُ أَبَداً، وَأَشْهَدُ أَنَّ هٰذِهِالتُّرْبَةَ تُرْبَتُكَ، وَهٰذَاالْحَرَمَ حَرَمُكَ، وَهٰذَاالْمَصْرَعَ مَصْرَعُ بَدَنِكَ، لَاذَلِيلَ وَاللّٰه مُعِزُّكَ، وَلَامَغْلُوبَ وَاللّٰه ناصِرُكَ، هٰذِهِ شَهَادَةٌ لِي عِنْدَكَ إِلىٰيَوْمِ قَبْضِرُوحِي بِحَضْرَتِكَ، وَالسَّلامُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ.
“Hamd yüce ve ulu olan Allah’a mahsustur. Selam olsun sana ey salih ve tertemiz kul. Ben, şefaat edeceğin günde beni sana yaklaştırması için şahadetimi senin yanında şahadetimi emanet bırakıyorum. Şahadet ederim ki sen öldürüldün, ama ölmedin; Şialarının kalbi senin hayatına ümit beslemekle dirildi; senin nurunun ışığıyla talep edenler sana doğru hidayet oldular. Şahadet ederim ki sen Allah’ın sönmemiş ve ebediyen sönmeyecek olan nurusun ve sen Allah’ın yok olmayan ve ebediyen yok olmayacak veçhisin. Ve şahadet ederim ki bu türbet senin türbetindir ve bu harem senin haremindir ve burası senin bedeninin düştüğü yerdir. Zillet olma yoktu; Allah seni izzetlendirendi; mağlubiyet yoktu; Allah senin yardımcındı; senin huzurunda ruhum bedenimden alınıncaya kadar bu benim senin yanında şahadetimdir. Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.