السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَمِينَ اللّٰهِ فِي أَرْضِهِ، وَحُجَّتَهُ عَلَىٰ عِبادِهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ ، أَشْهَدُ أَنَّكَ جاهَدْتَ فِي اللّٰهِ حَقَّ جِهادِهِ، وَعَمِلْتَ بِكِتابِهِ، وَاتَّبَعْتَ سُنَنَ نَبِيِّهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ حَتّىٰ دَعاكَ اللّٰهُ إِلىٰ جِوارِهِ فَقَبَضَكَ إِلَيْهِ بِاخْتِيارِهِ، وَأَلْزَمَ أَعْداءَكَ الْحُجَّةَ مَعَ مَا لَكَ مِنَ الْحُجَجِ الْبالِغَةِ عَلَىٰ جَمِيعِ خَلْقِهِ .
“Selam olsun sana ey Allah’ın yeryüzündeki emini ve kullarına hücceti! Selam olsun sana ey Emirulmüminin! Şehadet ederim ki sen Allah yolunda hakkıyla cihad ettin, O’nun kitabıyla amel ettin, onun peygamberinin -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsunsünnetini izledin; nihayet Allah seni kendi yanına çağırdı ve kendi iradesiyle senin ruhunu aldı ve sende bütün yaratıkları için var olan yeterli hüccetle senin düşmanlarına hücceti tamamladı.
اللّٰهُمَّ فَاجْعَلْ نَفْسِي مُطْمَئِنَّةً بِقَدَرِكَ، راضِيَةً بِقَضائِكَ، مُولَعَةً بِذِكْرِكَ وَدُعائِكَ، مُحِبَّةً لِصَفْوَةِ أَوْلِيائِكَ، مَحْبُوبَةً فِي أَرْضِكَ وَسَمائِكَ، صابِرَةً عَلَىٰ نُزُولِ بَلائِكَ، شاكِرَةً لِفَواضِلِ نَعْمائِكَ، ذاكِرَةً لِسَوابِغِ آلائِكَ ، مُشْتاقَةً إِلىٰ فَرْحَةِ لِقائِكَ، مُتَزَوِّدَةً التَّقْوىٰ لِيَوْمِ جَزائِكَ، مُسْتَنَّةً بِسُنَنِ أَوْلِيائِكَ، مُفارِقَةً لِأَخْلاقِ أَعْدائِكَ، مَشْغُولَةً عَنِ الدُّنْيا بِحَمْدِكَ وَثَنائِكَ.
Allah’ım! Nefsimi senin kaderine emin, kazana razı, zikrine hırslı kıl; seçkin evliyanı seven, yerinde ve göğünde sevilen, belanın inmesine sabreden, artan açık nimetlerine şükreden, gizli nimetlerini anan, seni mülakat etmenin sevincine iştiyakı olan, kıyamet günü için takva azık edinen, evliyanın gidişatlarını kendine gidişat edinen, düşmanlarının ahlakından ayrılan, dünyadan -koparak- sana hamd ve senayla meşgul olan bir kişi eyle.”
Daha sonra İmam yüzünü mezara bırakarak şöyle devam etti:
اللّٰهُمَّ إِنَّ قُلُوبَ الْمُخْبِتِينَ إِلَيْكَ والِهَةٌ، وَسُبُلَ الرَّاغِبِينَ إِلَيْكَ شارِعَةٌ، وَأَعْلامَ الْقاصِدِينَ إِلَيْكَ واضِحَةٌ، وَأَفْئِدَةَ الْعارِفِينَ مِنْكَ فازِعَةٌ، وَأَصْواتَ الدَّاعِينَ إِلَيْكَ صاعِدَةٌ، وَأَبْوابَ الْإِجابَةِ لَهُمْ مُفَتَّحَةٌ، وَدَعْوَةَ مَنْ ناجاكَ مُسْتَجابَةٌ، وَتَوْبَةَ مَنْ أَنابَ إِلَيْكَ مَقْبُولَةٌ، وَعَبْرَةَ مَنْ بَكَىٰ مِنْ خَوْفِكَ مَرْحُومَةٌ، وَالْإِغاثَةَ لِمَنِ اسْتَغاثَ بِكَ مَوْجُودَةٌ ، وَالْإِعانَةَ لِمَنِ اسْتَعانَ بِكَ مَبْذُولَةٌ ،
“Allah’ım! Gerçekten huşu edenlerin kalbi senin hakkında şaşkındır, sana rağbet edenlerin yolları açıktır, seni kastedenlerin nişaneleri bellidir, ariflerin gönülleri senden korku içindedir, dua edenlerin sesleri sana doğru yükselmektedir, onların dualarına icabet kapıları açıktır, seninle münacat edenlerin duası icabet edilmiştir, sana dönenin tövbesi kabuldür, senin korkundan ağlayanın göz yaşına merhamet edilmiştir, senden imdat isteyene imdadın hazırdır, senden yardım isteyene yardımın bahşedilmiştir,
وَعِداتِكَ لِعِبادِكَ مُنْجَزَةٌ، وَزَلَلَ مَنِ اسْتَقالَكَ مُقالَةٌ، وَأَعْمالَ الْعامِلِينَ لَدَيْكَ مَحْفُوظَةٌ، وَأَرْزاقَكَ إِلَى الْخَلائِقِ مِنْ لَدُنْكَ نازِلَةٌ، وَعَوائِدَ الْمَزِيدِ إِلَيْهِمْ واصِلَةٌ، وَذُنُوبَ الْمُسْتَغْفِرِينَ مَغْفُورَةٌ، وَحَوائِجَ خَلْقِكَ عِنْدَكَ مَقْضِيَّةٌ، وَجَوائِزَ السَّائِلِينَ عِنْدَكَ مُوَفَّرَةٌ، وَعَوائِدَ الْمَزِيدِ مُتَواتِرَةٌ، وَمَوائِدَ الْمُسْتَطْعِمِينَ مُعَدَّةٌ، وَمَناهِلَ الظِّماءِ [لَدَيْكَ] مُتْرَعَةٌ .
kullarına vaadların gerçekleşmiştir, sana yönelenin sürçmeleri bağışlanır, amel edenlerin amelleri senin yanında mahfuzdur, yaratıklarına kendi yanından rızıkların inmektedir, onlara artan bağışların ulaşmaktadır, bağışlanma dileyenlerin günahları bağışlanır, yaratıklarının hacetleri senin yanında yerine getirilir, isteyenlere kendi yanından bağışların boldur, bol ihsanın süreklidir, sofraların senden ihsan isteyenlere hazırdır ve lütuf kaynakların susuzlara suyu boldur.
اللّٰهُمَّ فَاسْتَجِبْ دُعائِي، وَاقْبَلْ ثَنائِي، وَاجْمَعْ بَيْنِي وَبَيْنَ أَوْلِيائِي، بِحَقِّ مُحَمَّدٍ وَعَلِيٍّ وَفاطِمَةَ وَالْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ إِنَّكَ وَلِيُّ نَعْمائِي، وَمُنْتَهَىٰ مُنايَ، وَغايَةُ رَجائِي فِي مُنْقَلَبِي وَمَثْوَايَ.
Allah’ım! Duamı icabet et, övgümü kabul et, benimle velilerimi bir arada topla; Muhammed’in, Ali’nin, Fatıma’nın, Hasan’ın ve Hüseyn’in hürmetine duamı kabul et; sen dünya ve ahirette nimetlerimin velisisin, arzularımın amacısın, ümitlerimin nihayetisin.”
أَنْتَ إِلٰهِي وَسَيِّدِي وَمَوْلايَ اغْفِرْ لِأَوْلِيائِنا، وَكُفَّ عَنَّا أَعْداءَنا، وَاشْغَلْهُمْ عَنْ أَذَانَا، وَأَظْهِرْ كَلِمَةَ الْحَقِّ وَاجْعَلْهَا الْعُلْيَا، وَأَدْحِضْ كَلِمَةَ الْبَاطِلِ وَاجْعَلْهَا السُّفْلىٰ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.
“Sen benim ilâhımsın, efendimsin, mevlamsın. Dostlarımızı bağışla, düşmanlarımızı bizden defet, onların bize eziyet etmesini önle, hak sözü açığa çıkar ve onu sözlerin en üstünü kıl, batıl sözün kökünü kazı ve onu sözlerin en aşağısı kıl; doğrusu senin her şeye gücün yeter.”
Daha sonra İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam şöyle buyurdu:
“Kim bu ziyareti Emirulmüminin Ali aleyhisselam’ın veya Ehl-i Beyt imamlarının birinin mezarının yanı başında bu ziyareti okursa Allah Teala onun bu dua ve ziyaretini nurdan bir mektupla yükseltir ve ona Hz. Muhammed’in -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsunmührüyle mühürler ve İmam Mehdi’ye (a.f) teslim edilinceye kadar onu korur ve bunu okuyan kişi müjdelenir, selamlanır ve ona lütfedilir; inşallah.”
Bu ziyaret hem mutlak ziyaretlerden, hem Gadir-i Hum bayramına has ziyaretlerden ve hem de bütün Ehl-i Beyt İmamlarının (a.s) türbelerinde okunabilecek umumi ziyaretlerden sayılmaktadır.