يَا مَنْ أَظْهَرَ الْجَمِيلَ وَ سَتَرَ الْقَبِيحَ، يَا مَنْ لَمْ يُؤَاخِذْ بِالْجَرِيرَةِ، وَ لَمْ يَهْتِكِ السِّتْرَ وَ السَّرِيرَةَ، يَا عَظِيمَ الْعَفْوِ، يَا حَسَنَ التَّجَاوُزِ؛ يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ، يَا بَاسِطَ الْيَدَيْنِ بِالرَّحْمَةِ، يَا صَاحِبَ كُلِّ نَجْوَى، يَا مُنْتَهَى كُلِّ شَكْوَى، يَا كَرِيمَ الصَّفْحِ، يَا عَظِيمَ الرَّجَاءِ، يَا سَيِّدِي صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ، وَ افْعَلْ بِي مَا أَنْتَ أَهْلُهُ يَا كَرِيمُ.
Ey güzeli açığa çıkaran ve çirkini gizleyen; ey günahtan dolayı cezalandırmayan ve -günahların- perdesini yırtmayan! Ey affı yüce olan, ey -kötülüklerden- güzellikle geçen, ey bağışı geniş olan, ey merhamet elleri açık olan, ey bütün fısıltıların sahibi (sırları bilen), ey bütün şikayetlerin mercii, ey yüce bağışlayıcı, ey büyük ümit, ey seyyidim! Muhammed ve Ehl-i Beyti’ne rahmet eyle ve benim hakkımda senin ehil olduğun şeyi yap; ey Kerim!”