Yolculuk Adabı

Yolculuğa çıkmak isteyen bir kişinin Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri oruç tutması, yolculuk için Cumartesi, Salı veya Perşembe gününü seçmesi, Pazartesi, Çarşamba günleri ve Cuma günü öğleden önce yolculuğa çıkmaktan sakınması iyidir. Ve yine aşağıdaki beytte yer alan günlerde yolculuk yapmamak daha uygundur:

Her ayda uğursuzdur yedi gün
Bundan sakın ki görmeyesin sen hüzün:
Üç, beş, on üç, on altıncı günler
Bunu yirmi bir*, yirmi dört ve yirmi beş izler

*  Bazı rivayetlerde ayın yirmi birinci gününde yolculuk yapmanın iyi olduğu, fakat sekizinci ve yirmi üçüncü günlerde ise yolculuk yapmanın iyi olmadığı geçmektedir.

Yine ayın son üç gününde ve ay Akrep burcundayken yolculuktan sakınmak iyidir; ancak eğer bugünlerde illa da yolculuk yapması gerekiyorsa yolculuk dualarını okuyarak sadaka vermek gerekir.
Bir rivayette şöyle geçer: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam’ın ashabından bir kişi yolculuğa çıkmak istediğinde vedalaşmak için o hazretin huzuruna çıktı; İmam’ın ona, “Babam Ali b. Hüseyin, bazı emlakına gitmek için yolculuğa çıkmak istediğinde, ayağını üzengisine bıraktığında imkanı dahilinde olan bir şeyi sadaka vererek sağlığını Allah Teala’dan satın alırdı ve yolculuktan döndüğünde de Allah Teala’ya şükrederek yine imkanı dahilinde olan bir şeyi sadaka verirdi” buyurdu. Adam İmam’la vedalaşarak o hazretin buyurduklarını yerine getirmeden yolculuğa çıktı ve yolda öldü. Bu haber İmam’a ulaşınca, “Bu adama nasihat edilmişti; kabul etmesi gerekirdi” buyurdu.

Yine insan yolculuğa çıkmadan önce gusletmesi, sonra ailesini yanına toplayarak iki rekat namaz kılması ve Allah’tan kendisi için hayır dilemesi, Ayete’l-Kürsü okuması, Allah’a hamd ve şükretmesi, Resulullah’a (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’ine salat etmesi ve peşinden de şöyle demesi iyidir:

اللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْتَوْدِعُكَ الْيَوْمَ نَفْسِي وَأَهْلِي وَمَالِي وَوُلْدِي وَمَنْ كَانَ مِنِّي بِسَبِيلٍ الشَّاهِدَ مِنْهُمْ وَالْغَائِبَ . اللّٰهُمَّ احْفَظْنا بِحِفْظِ الْإِيمانِ وَاحْفَظْ عَلَيْنا . اللّٰهُمَّ اجْعَلْنا فِي رَحْمَتِكَ، وَلَا تَسْلُبْنا فَضْلَكَ إِنَّا إِلَيْكَ رَاغِبُونَ . اللّٰهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ، وَكَآبَةِ الْمُنْقَلَبِ، وَسُوءِ الْمَنْظَرِ فِي الْأَهْلِ وَالْمالِ وَالْوَلَدِ فِي الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ . اللّٰهُمَّ إِنِّي أَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ هٰذَا التَّوَجُّهَ طَلَباً لِمَرْضاتِكَ وَتَقَرُّباً إِلَيْكَ . اللّٰهُمَّ فَبَلِّغْنِي مَا أُؤَمِّلُهُ وَأَرْجُوهُ فِيكَ وَفِي أَوْلِيائِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.

Allah’ım! Bugün ben kendimi, ailemi, malımı, evlatlarımı ve benimle
bir bağlantısı olanları -ister hazır olsunlar ister gayıp- sana emanet
ediyorum.
Allah’ım! Bizi iman korumasıyla koru; bizi koru.
Allah’ım! Bizi kendi rahmetinde kıl; fazlını bizden esirgeme; bizler
sana rağbet edicileriz.
Allah’ım! Yolculuğun zorluğundan ve dönüşte üzüntülü olmaktan,
dünya ve ahirette ailemde, malımda, evlatlarımda kötü bir manzarayla
karşılaşmaktan sana sığınıyoruz.

Allah’ım! Ben senin rızanı talep etmek ve sana yaklaşmak için sana
yöneliyorum; o halde arzuladığım, senden ve evliyandan umduğum şeyi
bana ulaştır; ey merhametlilerin en merhametlisi!”

 

Sonra ailesiyle vedalaşması ve yerinden kalkarak evin kapısında
durması, Hz. Fatıma’nın (s.a) tesbih zikrini okuması, Fatiha Suresini
ön, sağ ve sol tarafına okuması ve yine Ayet-el Kürsi’yü üç tarafına
okuması ve peşinden de şöyle demesi iyidir:

اللّٰهُمَّ إِلَيْكَ وَجَّهْتُ وَجْهِي، وَعَلَيْكَ خَلَّفْتُ أَهْلِي وَمَالِي وَمَا خَوَّلْتَنِي وَقَدْ وَثِقْتُ بِكَ فَلَاٰ تُخَيِّبْنِي، يَا مَنْ لَايُخَيِّبُ مَنْ أَرادَهُ، وَلَا يُضَيِّعُ مَنْ حَفِظَهُ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَاحْفَظْنِي فِيما غِبْتُ عَنْهُ وَلَا تَكِلْنِي إِلىٰ نَفْسِي يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.

“Allah’ım! Yüzümü sana çevirdim, geriye ailemi, malımı ve bana
verdiğin şeyleri bıraktım, sana güvendim; o halde ümidimi kesme; ey
kendisini amaçlayanın ümidini kesmeyen ve koruduğunu zayi etmeyen!”
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle. Kendisinden
gayıp olduğum şeyden beni koru ve beni kendi başıma bırakma; ey
merhametlilerin en merhametlisi!”

 

Daha sonra on bir defa İhlas suresini, bir defa Kadir Suresini,
Ayete’l-Kürsü’yü, Nas ve Felak suresini okuması, sonra elini
bedeninin her tarafına sürmesi ve verebileceği bir şeyi sadaka vermesi
ve peşinden de şöyle demesi uygundur:

اللّٰهُمَّ إِنِّي اشْتَرَيْتُ بِهٰذِهِ الصَّدَقَةِ سَلَامَتِي وَسَلامَةَ سَفَرِي وَمَا مَعِي . اللّٰهُمَّ احْفَظْنِي وَاحْفَظْ مَا مَعِيَ، وَسَلِّمْنِي وَسَلِّمْ مَا مَعِيَ، وَبَلِّغْنِي وَبَلِّغْ مَا مَعِيَ بِبَلاغِكَ الْحَسَنِ الْجَمِيلِ.

“Allah’ım! Ben bu sadakayla kendi sağlığımı, yolculuğumun ve
benimle birlikte olan şeylerin selametliğini satın aldım. Allah’ım! Beni ve
benimle birlikte olanı koru; beni ve benimle birlikte olanı esen kıl; iyi ve
güzel bir şekilde beni ve benimle birlikte olan şeyleri ulaştır.”

 

Yolcu yanına acı badem ağacından bir asa almalıdır. Bir rivayette
şöyle geçer: “Kim yolculuğa çıktığında yanına acı badem ağacından bir asa alır da Kasas Suresinin 22. ayetinden 28. ayetine kadar okursa, Allah Teala, evine dönünceye kadar onu bütün zararlı canlılardan,
zalim hırsızlardan ve zehirli hayvanlardan korur; evine dönüp asayı
bırakıncaya kadar yetmiş yedi melek onunla birlikte olur ve onun için
Allah’tan bağışlanma diler.” Hırsızdan, boğulmaktan ve yanmaktan
korunmak için dışarıya imameyle çıkmak ve imamenin baş tarafını
boğazın altından geçirerek sırtına atmak ve biraz İmam Hüseyin
aleyhisselam’ın türbetinden almak ve türbeti alırken şu duayı okumak
da müstehaptır:

اللّٰهُمَّ هٰذِهِ طِينَةُ قَبْرِ الْحُسَيْنِ عَلَيْهِ السَّلامُ وَ لِيِّكَ وَابْنِ وَ لِيِّكَ اتَّخَذْتُها حِرْزاً لِمَا أَخافُ وَمَا لَاأَخافُ.

“Allah’ım! Bu, , senin velin ve velinin oğlu Hüseyin aleyhisselam’ın
toprağıdır; bunu, korktuğum ve korkmadığım şeylerden sığınağım olması
için yanıma aldım.”

 

 

Yine yanına akik ve firuze taşı olan yüzük almalı, özellikle akik
taşı sarı olan ve bir tarafına “maşaellah, la kuvvete illa billah, esteğfirullah”, diğer tarafına ise, “Muhammed ve Ali” yazılan bir yüzük
bulundurmalıdır.
Seyyid b. Tavus “Emanu’l-Ahtar” adlı kitabında Ebu Muhammed
Kasım b. Ala aracılığıyla İmam Ali en-Naki’nin (a.s) hizmetçisi
Safi’den şöyle rivayet etmiştir: İmam’dan, dedesi İmam Rıza’nın (a.s)
ziyaretine gitmek için izin istediğim zaman İmam (a.s) şöyle buyurdu:
“Yanında kaşı sarı akik olan ve akik taşının bir tarafına “maşaellah, la
kuvvete illa billah, esteğfirullah”, diğer tarafına ise, “Muhammed ve
Ali” yazılan bir yüzük bulundur. Bu yüzüğü yanında bulundurduğun
müddetçe hırsızlarla soyguncuların kötülüğünden güvende olursun.
Sağlığın için daha mükemmel olur ve dinini daha iyi korur.”
Hizmetçi der ki: “Ben dışarı çıkıp İmam’ın (a.s) buyurduğu gibi
bir yüzük ayarlayıp vedalaşmak için geri döndüm. Nihayet İmam’la
(a.s) vedalaşıp ayrıldım; bir miktar uzaklaşmıştım. İmam (a.s) beni
geri çevirmelerini emretmiş. Geri döndüğümde İmam (a.s), “Ey Safi!”
buyurdu. Ben, “Lebbeyk efendim” dedim. İmam (a.s), “Yanında firuze
taşı olan bir yüzük daha bulundurmalısın” buyurdu, “Tus’la Nişabur
arasında karşına bir arslan çıkıp kafilenin hareket etmesini
engelleyeek. O zaman sen ileri çık ve bu yüzüğü arslana gösterip, mevlan yoldan çekil diyor söyle. O yüzük taşının bir tarafına
“Allahu’l-Melik” ve diğer tarafına ise, “el-Mulk-u lillahi’l-vahidi’lkahhar” yazmalısın. Çünkü Emirulmüminin Ali’nin yüzüğünün yazısı
“Allahu’l-Melik”ti. Hilafet Emirulmüminin Ali’ye geri dönünce
yüzüğüne, “el-Mulk-u lillahi’l-vahidi’l-kahhar” yazdı. O yüzüğün taşı
firuze idi. Böyle bir yüzük insanı yırtıcı hayvanlardan korur, savaşlarda düşmana karşı zafer elde etmeye neden olur.”
Safi diyor ki: Ben yolculuğa çıktım ve Allah’a oldulsun ki
İmam’ın (a.s) buyurduğu yerde karşımıza bir asrslan çıktı. Ben de
İmam’ın (a.s) buyruduğu gibi yapınca aralan geri döndü. Ben ziyaretten döndükten sonra başımdan geçenleri İmam’a (a.s) anlattım.
İmam (a.s) “Söylemediğin bir şey kaldı; istersen ben anlatayım”
buyurdu. Ben, “Efendim, unutmuş olabilirim” dedim. İmam (a.s) şöyle
buyurdu: “Bir gece Tus’ta geceyi kabr-i şerif’in yanında geçiriyordun.
O sırada cinlerden bir grup İmam Rıza’nın (a.s) mezarını ziyarete
gelmişlerdi. Senin elindeki yüzüğü görüp kaşındaki yazıyı okuyunca
onu senin elinden çıkarıp bir hastalarının yanına götürdüler. O
yüzüğü bir kabın içinde yıkayıp o suyu hastalarına içirdiler. Bunun
üzerine hastaları iyleşti. Sonra yüzüğü sana geri getirdiler. Sen
yüzüğü sağ eline takmıştın; fakat onlar sol eline taktılar. Sen buna çok
şaşırdın ve nedenini de bilmedin. Sonra yanıbaşında bir yakut bulup
aldın. Şimdi o yakut senin yanındadır. Onu alıp pazara götür. Onu
seksen akçeye satacaksın. Bu yakut o cinlerin sana getirdiği bir
hediyedir.”
Safi diyor ki: Ben yakutu alıp pazara götürdüm ve İmam’ın (a.s)
buyurduğu gibi seksen akçeye sattım.
İmam Sadık aleyhisselam’dan şöyle rivayet edilir: “Kim yolculukta her akşam Ayete’l-Kürsü’yü okursa, o ve beraberinde olan her şey
selamet olur.”
Sonra şöyle demeli:

اللّٰهُمَّ اجْعَلْ مَسِيرِي عِبَراً، وَصَمْتِي تَفَكُّراً، وَكَلامِي ذِكْراً.

“Allah’ım! Gezmemi ibret, susmamı düşünme ve konuşmamı zikir
eyle.”

 

İmam Zeynelabidin aleyhisselam’dan şöyle rivayet edilir: “Bütün
insanlar ve cinler bana bir zarar ulaştırmak için toplanmış olsalar
bile, bu kelimeleri söyledikten sonra hiçbir şeyden çekinmem:

بِسْمِ اللّٰهِ، وَبِاللّٰهِ، وَمِنَ اللّٰهِ، وَ إِلَى اللّٰهِ، وَفِي سَبِيلِ اللّٰهِ . اللّٰهُمَّ إِلَيْكَ أَسْلَمْتُ نَفْسِي، وَ إِلَيْكَ وَجَّهْتُ وَجْهِي، وَ إِلَيْكَ فَوَّضْتُ أَمْرِي، فَاحْفَظْنِي بِحِفْظِ الْإِيمانِ مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينِي، وَعَنْ شِمالِي، وَمِنْ فَوْقِي، وَمِنْ تَحْتِي، وَادْفَعْ عَنِّي بِحَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فَإِنَّهُ لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.

“Allah’ın adıyla, Allah’ın yardımıyla, Allah’tan, Allah’a doğru ve
Allah yolunda. Allah’ım! Canımı sana teslim ettim, yüzümü sana
çevirdim, işimi sana bıraktım; o halde önümden, arkamdan, sağımdan,
solumdan, üstümden ve altımdan iman koruyuşuyla beni koru; kendi güç
ve kudretinle benden defet; şüphesiz güç ve kuvvet ancak yüce ve ulu
Allah’ladır.”

 

 

Yolculuk adabı ve duaları oldukça fazladır ve biz burada bunlardan bir kaçını zikretmekle yetiniyoruz:
1- Bineğe bindiğinde “Bismillah”ı terk etmemek.
2- Nafakasını sağlam bir yerde korumalı; çünkü yolcunun nafakasını koruması onun bilinçli oluşundandır.
3- Yolculukta arkadaşlarına yardım etmeli, onlara hizmet etmekten ve ihtiyaçlarını gidermekten çekinmemelidir; böyle yapacak olursa
Allah Teala ondan yetmiş üç üzüntüyü giderir, dünyada onu gam ve
kederden korur ve ondan kıyamet gününün büyük üzüntüsünü giderir.
Dolayısıyla, İmam Zeynelabidin aleyhisselam’ın, yolda yol arkadaşlarına yardım edebilmek için sürekli tanımadığı kişilerle yolculuk
yaptığı rivayet edilir. Çünkü eğer kendisini tanıyacak olsalardı o
hazretin bir iş yapmasına engel olurlardı. Yine Resulullah’ın (s.a.a)
güzel ahlakından şöyle nakledilir: O hazret ashabıyla bir yolculukta
bir koyun kesmek istediklerinde biri, koyunu ben keserim, diğeri, ben
de soyarım, üçüncüsü, ben de pişiririm dedi. O sırada Resulullah
(s.a.a), “Ben de odun toplarım”, buyurdu. Bunun üzerine ashap, ya
Resulullah, bu işi de biz yaparız; siz zahmet etmeyin, dediler. Fakat
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bunu da sizin yapacağınızı biliyorum; fakat ben sizden bir farkım olmasından hoşlanmıyorum. Çünkü
Allah Teala, bir kulunun kendisini arkadaşlarından üstün görmesinden hoşlanmaz. Bilin ki, yolculukta arkadaşları arasında en ağır kişi,
uzuvları sağlam olduğu halde tembellik yapıp bir iş yapmayan ve
işlerini arkadaşlarının yapmasını bekleyen kişidir.”

4- Bağışta bulunmada kendisi gibi olan birisiyle yolculuk yapmalı.
5- Her menzile vardığında o menzilin suyunu bir önceki menzilin
suyuyla karıştırmadan içmemeli. Yolcunun yanına kendi beldesinin
toprağından ve üzerinde terbiye olduğu çamurdan alması ve indiği her
menzilde o topraktan biraz alıp bir kaba dökük karıştırması, sonra berraklaşması için bir süre bekleyip onu içmesi uygundur.
6- Ahlakını güzelleştirerek, sabrı kendine ziynet edinmeli. Bu
konuda söylenmesi uygun olan şeyleri İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaret
adabı bölümünde kaydedeceğiz.
7- Yolculuk için azık almalı; özellikle Mekke yolculuğu için güzel
bir azık olması insanın şeref ve yüceliğindendir. Fakat İmam Hüseyn
aleyhisselam’ın ziyareti için yapılan yolculukta azık olarak kebap ve
helva gibi lezzetli şeyler almak uygun değildir. Buna İmam Hüseyin’in
(a.s) ziyaret adabı bölümünde değineceğiz. İbn A’sem bu konuda şöyle
demiştir:
İzzetli bir insanın yolculukta,
Çok ve güzel azık almalı.
İnsan yolculukta ahlakını
Vatanından daha güzel yapmalı
Açılınca sofra yolboyunca,
Din kardeşlerini sofraya çağırmalı
Şaka ve mizahı artırdıkça artırmalı,
Allah’ı öfkelendirip kardeşini kızdırmamalı
Bir şehre gelen kardeş orada,
Göçene dek olur din kardeşlerinin mihmanı
İki gece misafirdir konaklanır; sonra,
Normal rızıklanır; evin diğer fertleri gibi.
8- Her şeyden önemlisi farz namazları gözeterek tüm şartları ve
sınırlarıyla ilk vakitlerinde yerine getirmek. Çünkü birçok hacı ve
ziyaretçilerin, yolculukta farizalarını vaktinde yerine getirmemeleri
nedeniyle namazlarını zayi etmişlerdir veya bineğin üzerinde veya
teyemmümle ve bedenleri veya elbiseleri necis olduğu halde yerine
getirişlerdir. Bütün bunlar namazı hafife almak ve önemsememekten
kaynaklanmaktadır. Oysa İmam Sadık aleyhisselam’dan nakledilen
rivayette şöyle geçer: “Farz namaz, yirmi hacdan ve bir hac da bir ev dolusu altını sadaka vermekten daha hayırlıdır.”
Yolcu namazlarından sonra otuz defa söylenmesi vurgulanan
“Subhanellah, vel’hamdulillah ve la ilahe illellah vellahu ekber”
tesbihlerini söylemeyi terk etme.