اللّٰهُمَّ إِنِّى أَفْتَتِحُ الثَّناءَ بِحَمْدِكَ وَأَنْتَ مُسَدِّدٌ لِلصَّوابِ بِمَنِّكَ، وَأَيْقَنْتُ أَنَّكَ أَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ فِى مَوْضِعِ الْعَفْوِ وَالرَّحْمَةِ، وَأَشَدُّ الْمُعاقِبِينَ فِى مَوْضِعِ النَّكالِ وَالنَّقِمَةِ، وَأَعْظَمُ الْمُتَجَبِّرِينَ فِى مَوْضِعِ الْكِبْرِياءِ وَالْعَظَمَةِ .
Allah’ım! hamd ile seni sena etmeye başlıyorum; sen kendi
lütfunla doğru olanı yapmaya muvaffak kılansın. Senin, af ve rahmette,
rahmet edenlerin en merhametlisi, ceza ve intikamda cezalandıranların en
şiddetlisi, ululukta güçlülerin en büyüğü olduğuna yakin ettim.
اللّٰهُمَّ أَذِنْتَ لِى فِى دُعائِكَ وَمَسْأَلَتِكَ، فَاسْمَعْ يَا سَمِيعُ مِدْحَتِى، وَأَجِبْ يَا رَحِيمُ دَعْوَتِى، وَأَقِلْ يَا غَفُورُ عَثْرَتِى، فَكَمْ يَا إِلٰهِى مِنْ كُرْبَةٍ قَدْ فَرَّجْتَها، وَهُمُومٍ قَدْ كَشَفْتَها، وَعَثْرَةٍ قَدْ أَقَلْتَها، وَرَحْمَةٍ قَدْ نَشَرْتَها، وَحَلْقَةِ بَلاءٍ قَدْ فَكَكْتَها،
Allah’ım!
Sana dua etme ve senden bir şey dileme hususunda bana izin verdin;
öyleyse ey işiten, ey Rahim, çağrıma icabet et; ey bağışlayan, sürçmelerimi bağışla. Ey Rabbim! Nice gamları giderdin, nice zorlukları yok ettin; nice
sürçmeleri affettin; nice rahmetler yaydın ve nice belâ halkasını kırdın.
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى لَمْ يَتَّخِذْ صاحِبَةً وَلَا وَلَداً ﴿وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِى الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَ لِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيراً﴾ ؛ الْحَمْدُ لِلّٰهِ بِجَمِيعِ مَحامِدِهِ كُلِّها، عَلَىٰ جَمِيعِ نِعَمِهِ كُلِّها. الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى لَامُضادَّ لَهُ فِى مُلْكِهِ، وَلَا مُنازِعَ لَهُ فِى أَمْرِهِ . الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى لَاشَرِيكَ لَهُ فِى خَلْقِهِ، وَلَا شَبِيهَ لَهُ فِى عَظَمَتِهِ .
Hamd Allah’a ki, eş ve oğul edinmemiştir; saltanatta ortağı yoktur; kimseyi acze düştüğü için dost edinmemiştir ve O pek yücedir. Bütün
nimetleri için tüm övgülerle hamd olsun Allah’a. Hamd o Allah’a ki, saltanatında zıddı, işlerinde O’na karşı koyan yoktur. Hamd, yaratıklarında
ortağı, azametinde bir benzeri olmayan Allah’a olsun.
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الْفاشِى فِى الْخَلْقِ أَمْرُهُ وَحَمْدُهُ، الظَّاهِرِ بِالْكَرَمِ مَجْدُهُ، الْباسِطِ بِالْجُودِ يَدَهُ، الَّذِى لَاتَنْقُصُ خَزائِنُهُ، وَلَا تَزِيدُهُ كَثْرَةُ الْعَطاءِ إِلّا جُوداً وَكَرَماً إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْوَهَّابُ . اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُكَ قَلِيلاً مِنْ كَثِيرٍ، مَعَ حاجَةٍ بِى إِلَيْهِ عَظِيمَةٍ وَغِناكَ عَنْهُ قَدِيمٌ وَهُوَ عِنْدِى كَثِيرٌ، وَهُوَ عَلَيْكَ سَهْلٌ يَسِيرٌ؛
Hamd, emri mahlûkat arasında apaçık, övgüsü aşikâr, kerametiyle izzeti belli, eli bağışa
açık, rahmet hazineleri eksilmez, çok bağışı, (O’ndan bir şey eksiltmeyip)
sadece cömertlik ve kerametini artıran Allah’a olsun. O çok izzetli ve çok
bağışlayandır.
Allah’ım! İhtiyacım fazla olmasına rağmen çok kerem ve merhametinden azını istiyorum; benim bu az merhamete ihtiyacım çoktur ve sen
ezelden beri ondan müstağnisin. O, merhametinle ihtiyacımı karşılaman
benim yanımda büyüktür; oysa o sana çok kolaydır.
اللّٰهُمَّ إِنَّ عَفْوَكَ عَنْ ذَنْبِى، وَتَجاوُزَكَ عَنْ خَطِيئَتِى، وَصَفْحَكَ عَنْ ظُلْمِى، وَسَِتْرَكَ عَلَىٰ قَبِيحِ عَمَلِى، وَحِلْمَكَ عَنْ كَثِيرِ جُرْمِى عِنْدَ مَا كانَ مِنْ خَطَإى وَعَمْدِى أَطْمَعَنِى فِى أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَاأَسْتَوْجِبُهُ مِنْكَ الَّذِى رَزَقْتَنِى مِنْ رَحْمَتِكَ، وَأَرَيْتَنِى مِنْ قُدْرَتِكَ، وَعَرَّفْتَنِى مِنْ إِجابَتِكَ، فَصِرْتُ أَدْعُوكَ آمِناً، وَأَسْأَلُكَ مُسْتَأْنِساً لَاخائِفاً وَلَا وَجِلاً، مُدِلّاً عَلَيْكَ فِيما قَصَدْتُ فِيهِ إِلَيْكَ، فَإِنْ أَبْطَأَ عَنِّى عَتَبْتُ بِجَهْلِى عَلَيْكَ، وَلَعَلَّ الَّذِى أَبْطَأَ عَنِّى هُوَ خَيْرٌ لِى لِعِلْمِكَ بِعاقِبَةِ الْأُمُورِ، فَلَمْ أَرَ مَوْلىً كَرِيماً أَصْبَرَ عَلَى عَبْدٍ لَئِيمٍ مِنْكَ عَلَىَّ، يَا رَبِّ، إِنَّكَ تَدْعُونِى فَأُوَلِّى عَنْكَ، وَتَتَحَبَّبُ إِلَىَّ فَأَتَبَغَّضُ إِلَيْكَ، وَتَتَوَدَّدُ إِلَىَّ فَلَا أَقْبَلُ مِنْكَ كَأَنَّ لِىَ التَّطَوُّلَ عَلَيْكَ؛ فَلَمْ يَمْنَعْكَ ذٰلِكَ مِنَ الرَّحْمَةِ لِى وَالْإِحْسانِ إِلَىَّ، وَالتَّفَضُّلِ عَلَىَّ بِجُودِكَ وَكَرَمِكَ، فَارْحَمْ عَبْدَكَ الْجاهِلَ وَجُدْ عَلَيْهِ بِفَضْلِ إِحْسانِكَ إِنَّكَ جَوادٌ كَرِيمٌ .
Allah’ım! Günahımı affetmen, hatamdan geçmen, yaptığım zulmü
bağışlaman, kötü amelimi örtmen, bilerek veya bilmeyerek işlediğim çok
suçlara karşı hilimli davranman, lâyık olmadığım şeyleri senden istemeğe
meyillendirdi beni. Sen ki, rahmetinden dolayı beni rızıklandırdın, kudretini bana gösterdin, çağrıma icabet ettiğini bana bildirdin; bundan dolayı
güvenle seni çağırıyorum, korkmadan ve çekinmeden samimiyet ve ünsiyetle senden istekte bulunuyorum, her zaman isteğimi sana açıyorum.
İstediğim şeyleri geciktirdiğin takdirde, cahillikle darılıyorum. Oysa işlerin
sonunu bildiğinden dolayı onları geciktirmen, benim için şayet daha hayırlıdır. O hâlde, hakir olan şu kula, senden daha sabırlı ve kerim bir
Mevlâ göremiyorum. Ey Rabbim! Sen beni çağırıyorsun, bense Sen’den
yüz çeviriyorum; Sen bana muhabbet ediyorsun ben ise San’a buğz ve
inat ediyorum. Sen kendini bana sevdirmek istiyorsun, ben ise kabul
etmiyorum; sanki benim San’a bir üstünlüğüm vardır; bu nankörlüğüm,
lütuf ve kereminden olan rahmet ve ihsanını benden alıkoymuyor.
Öyleyse cahil kuluna rahmet et; fazl ve ihsanınla bana bağışta bulun;
şüphesiz Sen çok bağışlayan ve kerimsin.
الْحَمْدُ لِلّٰهِ مالِكِ الْمُلْكِ، مُجْرِى الْفُلْكِ، مُسَخِّرِ الرِّياحِ، فالِقِ الْإِصْباحِ، دَيَّانِ الدِّينِ، رَبِّ الْعالَمِينَ . الْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلىٰ حِلْمِهِ بَعْدَ عِلْمِهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَىٰ عَفْوِهِ بَعْدَ قُدْرَتِهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَىٰ طُولِ أَناتِهِ فِى غَضَبِهِ وَهُوَ قادِرٌ عَلَىٰ مَا يُرِيدُ .
Hamd Allah’a ki, evrenin sahibi, gemiyi yürüten, rüzgârları estiren,
sabahı karanlıktan yarıp çıkaran, din gününün (Kıyamet gününün) hâkimi
ve âlemlerin Rabbidir. Bilmesine rağmen yumuşaklığı; kudretiyle birlikte
affı; gazabıyla birlikte büyük sabrı olan Allah’a hamd olsun; oysaki O
istediği her şeye kadirdir.
الْحَمْدُ لِلّٰهِ خالِقِ الْخَلْقِ، باسِطِ الرِّزْقِ، فالِقِ الْإِصْباحِ، ذِى الْجَلالِ وَالْإِكْرامِ وَالْفَضْلِ وَالْإِنْعامِ ، الَّذِى بَعُدَ فَلا يُرىٰ، وَقَرُبَ فَشَهِدَ النَّجْوىٰ، تَبارَكَ وَتَعالىٰ . الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى لَيْسَ لَهُ مُنازِعٌ يُعادِلُهُ، وَلَا شَبِيهٌ يُشاكِلُهُ، وَلَا ظَهِيرٌ يُعاضِدُهُ، قَهَرَ بِعِزَّتِهِ الْأَعِزَّاءَ، وَتَواضَعَ لِعَظَمَتِهِ الْعُظَماءُ، فَبَلَغَ بِقُدْرَتِهِ مَا يَشاءُ؛
Hamd yaratan, rızkı veren, sabahı karanlıktan
yarıp çıkaran, celal ve ikram, fazl ve ihsan sahibi olan Allah’adır; O, öylesine uzaktır ki, kimse O’nu göremez; öylesine de yakındır ki, fısıltılara şahit olur; O, pek yüce ve uludur.
Hamd Allah’a ki, O’na denk olan, karşı koyan, O’na benzeyen ve
O’na yardım eden birisi yoktur; izzetiyle izzetlileri mağlup etmiştir; azametliler O’nun azameti karşısında boyun eğmiştir; O kudretiyle istediğine
yetişmiştir.
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى يُجِيبُنِى حِينَ أُنادِيهِ، وَيَسْتُرُ عَلَىَّ كُلَّ عَوْرَةٍ وَأَنَا أَعْصِيهِ، وَيُعَظِّمُ النِّعْمَةَ عَلَىَّ فَلَا أُجازِيهِ، فَكَمْ مِنْ مَوْهِبَةٍ هَنِيئَةٍ قَدْ أَعْطانِى، وَعَظِيمَةٍ مَخُوفَةٍ قَدْ كَفانِى، وَبَهْجَةٍ مُونِقَةٍ قَدْ أَرانِى، فَأُثْنِى عَلَيْهِ حامِداً، وَأَذْكُرُهُ مُسَبِّحاً . الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى لَايُهْتَكُ حِجابُهُ، وَلَا يُغْلَقُ بابُهُ، وَلَا يُرَدُّ سائِلُهُ، وَلَا يُخَيَّبُ آمِلُهُ .
Hamd Allah’a ki, O’nu çağırdığımda icabet eder; O’na isyan
ettiğimde ayıplarımı örter; (verdiği nimetlere karşılık) O’na şükredemediğim halde bana büyük nimetler bağışlar. Bana nice değerli nimetler
bağışlamıştır; nice korkunç belâlardan beni korumuştur, nice sevindirici
olaylarla beni karşılaştırmıştır; O’na hamd ediyor ve tesbih ederek O’nu
anıyorum.
Hamd Allah’a ki, O’nun perdesi yırtılmaz; (lütuf) kapısı kapanmaz;
O’ndan bir şey dileyen reddedilmez; O’na ümit eden ümitsiz bırakılmaz.
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى يُؤْمِنُ الْخائِفِينَ، وَيُنَجِّى الصَّالِحِينَ ، وَيَرْفَعُ الْمُسْتَضْعَفِينَ، وَيَضَعُ الْمُسْتَكْبِرِينَ، وَيُهْلِكُ مُلُوكاً وَيَسْتَخْلِفُ آخَرِينَ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ قاصِمِ الْجَبَّارِينَ، مُبِيرِ الظَّالِمِينَ، مُدْرِكِ الْهارِبِينَ، نَكالِ الظَّالِمِينَ، صَرِيخِ الْمُسْتَصْرِخِينَ، مَوْضِعِ حاجاتِ الطَّالِبِينَ، مُعْتَمَدِ الْمُؤْمِنِينَ . الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى مِنْ خَشْيَتِهِ تَرْعَدُ السَّماءُ وَسُكَّانُها، وَتَرْجُفُ الْأَرْضُ وَعُمَّارُها، وَتَمُوجُ الْبِحارُ وَمَنْ يَسْبَحُ فِى غَمَراتِها؛
Hamd Allah’a ki, korkanlara güven bağışlar; salihleri kurtarır; mustaz-
‘afları yüceltir ve müstekbirleri zelil kılar; nice padişahları helâk eder ve
diğerlerini onların yerine geçirir. Hamd Allah’a ki, zorbaların (belini) kırar;
zalimleri yok eder; kaçanları yakalar; zalimleri cezalandırır; imdat dileyenlerin imdadına yetişir; muhtaçların mercisi ve müminlerin güvencesidir.
Hamd Allah’a ki, O’nun korkusundan gök ve sakinleri titrer; yer ve ehli
korkar; deniz ve derinliklerinde yüzmekte olanlar çalkalanır.
﴿الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى هَدانا لِهٰذا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَا أَنْ هَدَانا اللّٰهُ﴾ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى يَخْلُقُ وَلَمْ يُخْلَقْ، وَيَرْزُقُ وَلَا يُرْزَقُ، وَيُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُ، وَيُمِيتُ الْأَحْياءَ، وَيُحْيِى الْمَوْتىٰ، وَهُوَ حَيٌّ لَايَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ .
Bizi bu dereceye erdiren Allah’a hamd olsun. Eğer Allah bize yol göstermeseydi,
biz kendiliğimizden bu dereceye eremezdik. Hamd Allah’a ki, yaratır,
yaratılmamıştır, rızk verir rızıklandırılmamıştır; yedirir, yedirilmemiştir;
dirileri öldürür, ölüleri diriltir; kendisi her zaman diridir; hayır O’nun
elindedir; O her şeye kadirdir.
اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ وَأَمِينِكَ وَصَفِيِّكَ وَحَبِيبِكَ وَخِيَرَتِكَ مِنْ خَلْقِكَ، وَحافِظِ سِرِّكَ، وَمُبَلِّغِ رِسالاتِكَ أَفْضَلَ وَأَحْسَنَ وَأَجْمَلَ وَأَكْمَلَ وَأَزْكىٰ وَأَنْمىٰ وَأَطْيَبَ وَأَطْهَرَ وَأَسْنىٰ وَأَكْثَرَ مَا صَلَّيْتَ وَبارَكْتَ وَتَرَحَّمْتَ وَتَحَنَّنْتَ وَسَلَّمْتَ عَلَىٰ أَحَدٍ مِنْ عِبادِكَ وَأَ نْبِيائِكَ وَرُسُلِكَ وَصِفْوَتِكَ وَأَهْلِ الْكَرامَةِ عَلَيْكَ مِنْ خَلْقِكَ؛
Allah’ım! Kulun, resulün, eminin, yaratıklar arasından seçtiğin, dost
ve habibin olan, sırrını koruyan ve risaletini ulaştıran Muhammed’e salât
ve selâm eyle. Öyle bir salât ve selâm ki kullarına, peygamberlerine,
elçilerine, dergâhına yakın olanlara, yaratıklarından sana keramet ehli
olanlara gönderdiğin salât ve selâmdan daha üstün, daha güzel, daha iyi,
daha kâmil, daha temiz, daha artan, daha güzel kokulu, daha parlak ve
daha çok olsun.
اللّٰهُمَّ وَصَلِّ عَلَىٰ عَلِيٍّ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، وَوَصِيِّ رَسُولِ رَبِّ الْعالَمِينَ، عَبْدِكَ وَوَ لِيِّكَ وَأَخِي رَسُولِكَ وَحُجَّتِكَ عَلَىٰ خَلْقِكَ، وَآيَتِكَ الْكُبْرىٰ، وَالنَّبَاَ الْعَظِيمِ، وَصَلِّ عَلَى الصِّدِّيقَةِ الطَّاهِرَةِ فاطِمَةَ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمِينَ، وَصَلِّ عَلَىٰ سِبْطَىِ الرَّحْمَةِ، وَ إِمامَىِ الْهُدىٰ الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ سَيِّدَيْ شَبابِ أَهْلِ الْجَنَّةِ، وَصَلِّ عَلَىٰ أَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ؛ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، وَمُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، وَجَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، وَمُوسَى بْنِ جَعْفَرٍ، وَعَلِيِّ بْنِ مُوسىٰ، وَمُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، وَعَلِيِّ بْنِ مُحَمَّدٍ، وَالْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ، وَالْخَلَفِ الْهادِي الْمَهْدِيِّ، حُجَجِكَ عَلَىٰ عِبادِكَ، وَأُمَنائِكَ فِى بِلادِكَ صَلاةً كَثِيرَةً دائِمَةً؛
Allah’ım! Müminlerin emiri, âlemlerin Rabbinin elçisinin vârisi, kulun,
velin ve resulünün kardeşi, yaratıklarına hüccetin, büyük nişanen ve
(yaratılış âleminin) büyük haberi olan Ali’ye salâ eyle. Dünya kadınlarının
efendisi, Sıddîka ve Tâhirâ olan Fâtıma’ya salât eyle. Rahmet peygamberinin iki torunu, iki hidayet imamı ve cennet gençlerinin efendileri olan
Hasan ve Hüseyin’e salât eyle. Müslümanların imamları, Sen’in kullarına
olan hüccetlerine, beldelerindeki eminlerin Ali b. Hüseyin, Muhammed b.
Ali, Cafer b. Muhammed, Musa b. Cafer, Ali b. Musa, Muhammed b. Ali,
Ali b. Muhammed, Hasan b. Ali ve onun halefi olan hidayet bulmuş
hidayetçi imama (Mehdi’ye) çok ve sürekli salât eyle.
اللّٰهُمَّ وَصَلِّ عَلَىٰ وَليِّ أَمْرِكَ الْقائِمِ الْمُؤَمَّلِ، وَالْعَدْلِ الْمُنْتَظَرِ، وَحُفَّهُ بِمَلائِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ، وَأَيِّدْهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ يَا رَبَّ الْعالَمِينَ . اللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ الدَّاعِىَ إِلىٰ كِتابِكَ، وَالْقائِمَ بِدِينِكَ، اسْتَخْلِفْهُ فِى الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفْتَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِ، مَكِّنْ لَهُ دِينَهُ الَّذِى ارْتَضَيْتَهُ لَهُ، أَبْدِلْهُ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِ أَمْناً، يَعْبُدُكَ لَايُشْرِكُ بِكَ شَيْئاً . اللّٰهُمَّ أَعِزَّهُ وَأَعْزِزْ بِهِ، وَانْصُرْهُ وَانْتَصِرْ بِهِ، وَانْصُرْهُ نَصْراً عَزِيزاً، وَافْتَحْ لَهُ فَتْحاً يَسِيراً، وَاجْعَلْ لَهُ مِنْ لَدُنْكَ سُلْطاناً نَصِيراً .
Allah’ım! Arzu edilen Kaim ve beklenilen adalet (vesilesi) olan
veliyy-i emrine salât eyle; onu dergâhına yakın olan meleklerle kuşat,
Ruhu’l-Kudüs’le teyit et, ey âlemlerin Rabbi olan Allah! Allah’ım! Onu
kitabına davetçi ve dinini ayakta tutan kıl; ondan öncekileri halife kıldığın
gibi onu da yeryüzünde halifen kıl; onun için razı olduğun dinini
(korumayı) mümkün kıl; korkusunu güvene dönüştür; tâ ki San’a ibadet
etsin, hiçbir şeyi San’a şirk koşmasın. Allah’ım! Onu aziz kıl ve onunla
bize izzet ver; ona yardım et ve onun vesilesiyle bize yardımda bulun;
ona izzetli bir zafer bağışla ve kolay bir genişlik ona aç; kendi katından
ona bir güç ve kudret ver.
اللّٰهُمَّ أَظْهِرْ بِهِ دِينَكَ وَسُنَّةَ نَبِيِّكَ حَتَّىٰ لَايَسْتَخْفِىَ بِشَىْءٍ مِنَ الْحَقِّ مَخافَةَ أَحَدٍ مِنَ الْخَلْقِ . اللّٰهُمَّ إِنَّا نَرْغَبُ إِلَيْكَ فِى دَوْلَةٍ كَرِيمَةٍ تُعِزُّ بِهَا الْإِسْلامَ وَأَهْلَهُ، وَتُذِلُّ بِهَا النِّفاقَ وَأَهْلَهُ، وَتَجْعَلُنا فِيها مِنَ الدُّعاةِ إِلَىٰ طاعَتِكَ، وَالْقادَةِ إِلىٰ سَبِيلِكَ، وَتَرْزُقُنا بِها كَرامَةَ الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ؛ اللّٰهُمَّ مَا عَرَّفْتَنا مِنَ الْحَقِّ فَحَمِّلْناهُ، وَمَا قَصُرْنا عَنْهُ فَبَلِّغْناهُ .
Allah’ım! Onun vesilesiyle dinini ve Peygamber’inin sünnetini
aşikâr et; öyle ki hak ve hakikatten hiçbir şey, yaratıkların korkusundan
dolayı insanlara gizli kalmasın.
Allah’ım! Biz Sen’den İslâm ve ehline izzet bağışlayacağın; nifak ve
ehlini zelil edeceğin onurlu bir devletin tahakkuk bulmasını istiyoruz. Öyle
bir devlet ki, bizi o devlette, itaatine davet edenlerden ve hidayet yolunun
öncülerinden kılasın; onun vesilesiyle dünya ve ahiret kerametini bize
ihsan edesin. Allah’ım! Hak olan şeylerden bize tanıttığını taşımaya muvaffak et; eksiğimiz olan (tanımadığımız) şeye de bizi ulaştır (bizi ondan
haberdar kıl).
اللّٰهُمَّ الْمُمْ بِه شَعَثَنا ، وَاشْعَبْ بِهِ صَدْعَنا ، وَارْتُقْ بِهِ فَتْقَنا، وَكَثِّرْ بِهِ قِلَّتَنا، وَأَعْزِزْ بِهِ ذِلَّتَنا، وَأَغْنِ بِهِ عائِلَنا، وَاقْضِ بِهِ عَنْ مَُغْرَمِنا، وَاجْبُرْ بِهِ فَقْرَنا، وَسُدَّ بِهِ خَلَّتَنا، وَيَسِّرْ بِهِ عُسْرَنا، وَبَيِّضْ بِهِ وُجُوهَنا، وَفُكَّ بِهِ أَسْرَنا، وَأَنْجِحْ بِهِ طَلِبَتَنا، وَأَنْجِزْ بِهِ مَواعِيدَنا، وَاسْتَجِبْ بِهِ دَعْوَتَنا، وَأَعْطِنا بِهِ سُؤْلَنا، وَبَلِّغْنا بِهِ مِنَ الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ آمالَنا، وَأَعْطِنا بِهِ فَوْقَ رَغْبَتِنا، يَا خَيْرَ الْمَسْؤُولِينَ، وَأَوْسَعَ الْمُعْطِينَ، اشْفِ بِهِ صُدُورَنا، وَأَذْهِبْ بِهِ غَيْظَ قُلُوبِنا، وَاهْدِنا بِهِ لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ، إِنَّكَ تَهْدِى مَنْ تَشاءُ إِلىٰ صِراطٍ مُسْتَقِيمٍ، وَانْصُرْنا بِهِ عَلَىٰ عَدُوِّكَ وَعَدُوِّنا إِلٰهَ الْحَقِّ آمِينَ؛
Allah’ım! Onun (Hz. Mehdi’nin) vesilesiyle dağınıklığımızı topla,
ayrılığımızı birleştir; açığımızı kapat; azlığımızı çoğalt, zilletimizi izzete
dönüştür; muhtaç olanımızı onunla müstağni kıl; borcumuzu eda et;
fakirlik ve ihtiyacımızı gider; zorluğumuzu kolaylaştır, yüzlerimizi ak eyle;
esirlerimizi esaret zincirinden kurtar; isteklerimizi karşıla; (zuhuru için) bize
verdiğin sözü yerine getir; dualarımızı kabul eyle, istediğimiz şeyleri bize
inayet eyle; bizi dünya ve ahiret arzularımıza ulaştır ve istediğimizden
daha fazla bize bağışta bulun. Ey istenilen ve bağışta bulunanların en
hayırlısı! Onun vesilesiyle göğüslerimize şifa ver; kalplerimizin öfkesini
gider; bütün ihtilaflara rağmen bizi hakka hidayet et; şüphesiz Sen,
istediğini doğru yola hidayet edersin. Yine onun vesilesiyle düşmanına ve
düşmanımıza karşı bize yardımda bulun, ey hak olan Allah! İlâhî âmin.
اللّٰهُمَّ إِنَّا نَشْكُو إِلَيْكَ فَقْدَ نَبِيِّنا صَلَواتُكَ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَغَيْبَةَ وَ لِيِّنا ، وَكَثْرَةَ عَدُوِّنا، وَقِلَّةَ عَدَدِنا، وَشِدَّةَ الْفِتَنِ بِنا، وَتَظاهُرَ الزَّمانِ عَلَيْنا، فَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ ، وَأَعِنَّا عَلىٰ ذٰلِكَ بِفَتْحٍ مِنْكَ تُعَجِّلُهُ، وَبِضُرٍّ تَكْشِفُهُ، وَنَصْرٍ تُعِزُّهُ، وَسُلْطانِ حَقٍّ تُظْهِرُهُ، وَرَحْمَةٍ مِنْكَ تُجَلِّلُناها، وَعافِيَةٍ مِنْكَ تُلْبِسُناها، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
Allah’ım! Peygamber’imizin (Sen’in salât ve selâmın ona ve
Ehlibeyt’ine olsun) yanımızda olmamasından, İmam’ımızın gaybetinden,
düşmanımızın çok ve sayımızın azlığından, fitnelerin bize olan şiddetinden ve zamanın şartlarının bizi güçsüz düşürmesinden Sana şikâyet
ediyoruz. Muhammed ve Ehlibeyt’ine salât eyle; katından olan acil bir
zaferle, zorlukları gidermenle, güçlü bir yardımınla, aşikâr kıldığın hak bir
saltanatla, bizleri kapsayan geniş bir rahmetinle, bizleri örten bir afiyetle
bize yardımda bulun; rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi!”