السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ آدَمَ صَِفْوَةِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ نُوحٍ نَبِيِّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ إِبْراهِيمَ خَلِيلِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ مُوسىٰ كَلِيمِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ عِيسىٰ رُوحِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ مُحَمَّدٍ سَيِّدِ رُسُلِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ عَلِيٍّ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ وَخَيْرِ الْوَصِيِّينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ الْحَسَنِ الرَّضِيِّ الطَّاهِرِ الرَّاضِي الْمَرْضِيِّ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ الْأَكْبَرُ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْوَصِيُّ الْبَرُّ التَّقِيُّ، السَّلامُ عَلَيْكَ وَعَلَى الْأَرْواحِ الَّتِي حَلَّتْ بِفِنائِكَ وَأَناخَتْ بِرَحْلِكَ، السَّلامُ عَلَيْكَ وَعَلَى الْمَلائِكَةِ الْحَافِّينَ بِكَ، أَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ أَقَمْتَ الصَّلاةَ، وَآتَيْتَ الزَّكَاةَ، وَأَمَرْتَ بِالْمَعْرُوفِ، وَنَهَيْتَ عَنِ الْمُنْكَرِ، وَجاهَدْتَ الْمُلْحِدِينَ، وَعَبَدْتَ اللّٰهَ حَتَّىٰ أَتَاكَ الْيَقِينُ، السَّلامُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ.
“Selam olsun sana ey Allah’ın seçkin kulu Adem’in varisi. Selam olsun sana ey Allah’ın peygamberi Nuh’un varisi. Selam olsun sana ey İbrahim Halilullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Musa Kelimullah’ın varisi. Selam olsun sana ey İsa Ruhullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Allah’ın elçilerinin efendisi Muhammed’in varisi. Selam olsun sana ey vasilerin en üstünü Emirulmüminin Ali’nin varisi. Selam olsun sana ey beğenilmiş, tertemiz, -Allah’tan- razı olan ve -Allah tarafından- razı olunan Hasan’ın varisi. Selam olsun sana ey en büyük sıdık. Selam olsun sana ey takva ve iyilik sahibi vasi. Selam olsun sana ve senin kapının eşiğine yerleşen ve yükünü kapına indiren ruhlara. Selam olsun sana ve etrafında halka oluşturan meleklere. Şahadet ederim ki sen namazı ayakta tuttun, zekatı verdin, iyiliğe emrettin ve kötülükten sakındırdın, kafirlerle savaştın ve Allah’a ibadet ettin, tâ ki ölüm gelip seni buldu. Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.”
Sonra mutahhar kabre doğru hareket et. Bu halde aldığın ve attığın her adıma karşılık Allah yolunda öldürülen ve kanına boyanan kimsenin sevabını alırsın. Kabre ulaşınca ayakta elini mezara sürerek şöyle de:
“Selam olsun sana ey Allah’ın yeryüzündeki hücceti”. Sonra namaz kılmak için hareket et. Hazretin yanında kıldığın namazın her rekatına karşılık bin hac ve bin umre yapan ve bin köle azad eden ve bin yerde mürsel peygamberle duan kimsenin sevabını alırsın…”
Bu rivayet az bir farkla Mufazzal b. Ömer’den naklen İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaret adabında geçmişti.