اللَّهُمَّ إِنِّي وَقَفْتُ عَلَى بَابٍ مِنْ أَبْوَابِ بُيُوتِ نَبِيِّكَ، صَلَوَاتُكَ عَلَيْهِ وَ آلِهِ، وَ قَدْ مَنَعْتَ النَّاسَ أَنْ يَدْخُلُوا إِلا بِإِذْنِهِ، فَقُلْتَ: ﴿يٰا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاٰ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاّٰ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ﴾، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعْتَقِدُ حُرْمَةَ صَاحِبِ هَذَا الْمَشْهَدِ الشَّرِيفِ فِي غَيْبَتِهِ، كَمَا أَعْتَقِدُهَا فِي حَضْرَتِهِ، وَ أَعْلَمُ أَنَّ رَسُولَكَ وَ خُلَفَاءَكَ عَلَيْهِمُ السَّلامُ، أَحْيَاءٌ عِنْدَكَ يُرْزَقُونَ، يَرَوْنَ مَقَامِي، وَ يَسْمَعُونَ كَلامِي، وَ يَرُدُّونَ سَلامِي، وَ أَنَّكَ حَجَبْتَ عَنْ سَمْعِي كَلامَهُمْ، وَ فَتَحْتَ بَابَ فَهْمِي بِلَذِيذِ مُنَاجَاتِهِمْ، وَ إِنِّي أَسْتَأْذِنُكَ يَا رَبِّ أَوَّلا، وَ أَسْتَأْذِنُ رَسُولَكَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ ثَانِيا، وَ أَسْتَأْذِنُ خَلِيفَتَكَ الْإِمَامَ الْمَفْرُوضَ عَلَيَّ طَاعَتُهُ، فُلانَ بْنَ فُلانٍ؛
“Allah’ım! Ben Peygamberin -rahmetin ona ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsun- evlerinin kapılarından birisinin karşısında durmuşum ve sen insanların izin almaksızın içeri girmelerini engellemiş ve buyurmuşsun ki:
“Ey iman edenler size izin vermesi dışında peygamberin evlerine girmeyin.”
Allah’ım! Ben bu mübarek türbenin sahibinin hayatta saygınlığına inandığım gibi gaybetinde de saygınlığına inanıyorum. Biliyorum ki elçin ve halifelerin -selamın onların üzerine olsun- diridirler ve senin yanında rızıklanmaktadırlar, benim makamımı görüyorlar, sözümü duyuyorlar ve selamımın cevabını veriyorlar. Sen benim onların sözlerini duymamı engellemişsin; ancak, onların münacatının lezzetiyle idrak kapımı açmışsın.
Allah’ım! Ben birinci olarak senden izin istiyorum ve ikinci olarak Resulün’den -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsun- ve üçüncü olarak da itaati bize farz edilen (falan oğlu falan) imam ve halifeden.
“Falan oğlu falan” yerine ziyaret etmekte olduğun imamı ve babasının ismini söyle. Örneğin eğer İmam Hüseyin aleyhisselamı ziyaret ediyorsan “Hüseyin ibn Ali” (Ali oğlu Hüseyin) söyle ve sonra şöyle devam et:
وَ الْمَلائِكَةَ الْمُوَكَّلِينَ، بِهَذِهِ الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ ثَالِثا، أَ أَدْخُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ أَ أَدْخُلُ يَا حُجَّةَ اللَّهِ؟ أَ أَدْخُلُ يَا مَلائِكَةَ اللَّهِ الْمُقَرَّبِينَ، الْمُقِيمِينَ فِي هَذَا الْمَشْهَدِ؟ فَأْذَنْ لِي يَا مَوْلايَ فِي الدُّخُولِ، أَفْضَلَ مَا أَذِنْتَ لِأَحَدٍ مِنْ أَوْلِيَائِكَ، فَإِنْ لَمْ أَكُنْ أَهْلا لِذَلِكَ، فَأَنْتَ أَهْلٌ لِذَلِكَ.
Ve bu mübarek hareme vekil edilen meleklerden izin istiyorum.
Girebilir miyim ya Resulellah? Girebilir miyim ey Allah’ın hücceti?
Girebilir miyim ey bu haremde ikamet eden Allah’ın mukarreb (yakınlaştırılmış) melekleri?
Ey mevlam! Dostlarından birisine verdiğin en üstün izinle bana izin ver; eğer ben buna layık olmasam da sen buna layıksın.”
Sonra içeri girerek şöyle söyle:
بِسْمِ اللَّهِ وَ بِاللَّهِ، وَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَ عَلَى مِلَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَ ارْحَمْنِي، وَ تُبْ عَلَيَّ، إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ.
“Allah’ın adıyla, Allah’ın yardımıyla, Allah yolunda ve Resulullah’ın -Allah ona ve Ehl-i Beyti’ne rahmet etsin- dini üzere. Allah’ım! Beni bağışla, bana merhamet et ve tövbemi kabul et; doğrusu sen tövbeyi çok kabul eden ve şefkatlisin.”