İmam Mehdi’nin (a.f) Ziyareti – Serdab Ziyareti

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا خَلِيفَةَ اللّٰهِ وَخَلِيفَةَ آبائِهِ الْمَهْدِيِّينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَصِيَّ الْأَوْصِياءِ الْماضِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حافِظَ أَسْرَارِ رَبِّ الْعالَمِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا بَقِيَّةَ اللّٰهِ مِنَ الصَّفْوَةِ الْمُنْتَجَبِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ الْأَنْوَارِ الزَّاهِرَةِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ الْأَعْلامِ الْباهِرَةِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ الْعِتْرَةِ الطَّاهِرَةِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مَعْدِنَ الْعُلُومِ النَّبَوِيَّةِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا بابَ اللّٰهِ الَّذِي لَايُؤْتىٰ إِلّا مِنْهُ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا سَبِيلَ اللّٰهِ الَّذِي مَنْ سَلَكَ غَيْرَهُ هَلَكَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ناظِرَ شَجَرَةِ طُوبىٰ وَسِدْرَةِ الْمُنْتَهىٰ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا نُورَ اللّٰهِ الَّذِي لَايُطْفَأُ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حُجَّةَ اللّٰهِ الَّتِي لَاتَخْفىٰ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حُجَّةَ اللّٰهِ عَلَىٰ مَنْ فِي الْأَرْضِ وَالسَّماءِ؛ السَّلامُ عَلَيْكَ سَلامَ مَنْ عَرَفَكَ بِما عَرَّفَكَ بِهِ اللّٰهُ وَنَعَتَكَ بِبَعْضِ نُعُوتِكَ الَّتِي أَنْتَ أَهْلُها وَفَوْقَها،

“Selam olsun sana ey Allah’ın halifesi ve hidayet üzere olan babalarının halifesi. Selam olsun sana ey geçmiş vasilerin vasisi. Selam olsun sana ey alemlerin Rabb’inin sırlarının koruyucusu. Selam olsun sana ey seçkin ve halis kullar içerisinden Allah’ın bâkiyyesi (bırakmış olduğu). Selam olsun sana ey parlak nurların oğlu. Selam olsun sana ey açık nişanelerin oğlu. Selam olsun sana ey Peygamberin tertemiz soyunun oğlu. Selam olsun sana ey nebevî ilimlerin madeni. Selam olsun sana ey kendisinden başkasından girilmeyecek -Allah’ın kurb makamına yaklaşılmayacak- Allah’ın kapısı. Selam olsun sana ey kendisinden başka yoldan gidenin helak olduğu Allah’ın yolu. Selam olsun sana Tûba ağacını ve Sidret-ul Munteha’yı görmekte olan. Selam olsun sana ey Allah’ın hiçbir zaman sönmeyecek olan nuru. Selam olsun sana ey Allah’ın gizli olmayan hücceti. Selam olsun sana ey yer ve göklerdekilere Allah’ın hücceti. Selam olsun sana Allah’ın seni tanıttığı ve kendisine ve daha fazlasına sahip olduğun bazı sıfatlarla sıfatlandırdığı şekilde seni tanıyanın selamıyla. Şahadet ederim ki sen geçmiştekilere ve bâki olanlara hüccetsin ve senin partin galip olanlardır ve kurtuluşa erenler de işte onlar, zarar edenler de düşmanlarındır. Ve sen bütün ilimlerin mahzeni ve bütün kapalıları açan ve her hakkı gerçekleştiren ve her batılı batıl eden.

Ey mevlam! İmam, hidayet edici, veli ve irşat edici olarak sana razıyım. Senin yerine kimseyi istemem ve senden başkasını dost tutmam. Şahadet ederim ki sen kusuru olmayan sabit haksın. Ve Allah’ın senin hakkındaki vaadı haktır ve gaybetin uzun sürmesi ve zamanın uzamasıyla bunda şüphe etmem. Seni tanımayan ve senin varlığına cahil olanlara katılarak hakkında şüphe etmem; ben sürekli -senin kıyam ve hükümetgünlerini bekliyorum. Sen kendisine muhalefet edilmez şefaat edicisin. Sen makamından itilmez velisin. Allah, dinine yardım etmek, müminleri izzetli kılmak ve dinden çıkan inkârcılardan intikam almak için seni korudu. Şahadet ederim ki senin velayetinle ameller kabul olur, davranışlar temizlenir, iyilikler artar ve kötülükler yok olur. O halde, kim kıyamete senin velayetinle gelir ve senin imametine itiraf ederse amelleri kabul olur, sözleri doğrulanır, iyilikleri artar ve kötülükleri yok olur. Kim senin velayetinden sapıp seni tanımaz ve seni bırakıp da yerine başkasını imam edinirse, Allah onu yüz üstü cehennem ateşine atar, hiçbir amelini kabul etmez ve kıyamet günü -hesap terazisinde- hiçbir ağırlık bulundurmaz. Bu inancıma Allah’ı tanık tutuyorum, meleklerini tanık tutuyorum ve seni tanık tutuyorum ey mevlam! Bu inancımın dışı içi gibidir, gizlisi ve açığı birdir; sen de buna şahitsin. Bu benim sana ahdim ve sözümdür. Çünkü sen dinin düzeni, takvalıların imamı, muvahidlerin izzetisin; alemlerin Rabb’i de bana bunu emretmiştir. Dolayısıyla eğer asırlar uzun sürer ve ömürler uzarsa senin hakkında ancak yakinim, muhabbetim, tevekkül ve güvenim, zuhurunu bekleyişim ve intizarım artar; canımı, malımı, evladımı, ailemi ve Rabb’imin bana verdiği her şeyi sana feda etmek, emir ve yasağın uğrunda kullanmak için senin huzurunda cihad etmeyi bekleyişim artar.

Mevlam! Eğer senin parlak günlerini ve belirgin bayraklarını görebilirsem, senin emir ve yasaklarına itaat eden bir kul olurum. Bu itaatle huzurunda şahadet ve kurtuluşu ümit ederim.

Mevlam! Eğer senin zuhurundan önce ölüm gelip yakalarsa beni, bu durumda ben Allah Teâlâ’ya seni ve tertemiz babalarını vasıta kılıyor ve O’ndan Muhammed’e ve Ehl-i Beyt’ine rahmet etmesini, emrine itaat ederek maksadıma ulaşmak ve düşmanlarından intikam alarak kalbimin şifa bulması için zuhur çağında ve zuhur günlerinde ricat ve -dünyayadönmeyi bana nasip etmesini istiyorum.

Ey mevlam! Hatakârlar, pişmanlar ve alemlerin rabbinin azabından korkanlar gibi seni ziyarete geldim. -Azaptan kurtulmak için- senin şefaatine güvenmişim, senin sevgin ve senin şefaatinle günahlarımın yok olmasını, ayıp ve eksiklerimin örtülmesini ve sürçmelerimin bağışlanmasını ümit etmişim. O halde ey mevlam! Dostunu arzusuna kavuştur ve Allah’tan sürçmelerinin bağışlanmasının iste; gerçekten -dostun- senin ipine bağlanmış, senin velayetine sarılmış ve senin düşmanlarından uzaklaşmıştır.

Allah’ım! Muhammed’e ve Ehl-i Beyti’ne rahmet eyle ve veline vaad ettiğin şeyi gerçekleştir. Allah’ım! Onun kelimesini -hakkı- dünyada açığa çıkar, davetini yükselt, onu öz düşmanlarına ve senin düşmanlarına galip kıl ey alemlerin Rabb’i!

Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in Ehl-i Beyti’ne rahmet eyle ve tam kelimeni ve yeryüzünde düşmanlarının korkusundan gizli olan zatı (Mehdi’yi) âşikar et. Allah’ım! Ona izzetli bir nusret bağışla ve ona kolay bir fetih ver.

Allah’ım onun vasıtasıyla dini alçaldıktan sonra izzetli kıl, hakkı batışından sonra onun vasıtasıyla doğur, onun vasıtasıyla karanlığı aydınlığa çevir ve onun vasıtasıyla siyah bulutları gider.

Allah’ım! Onunla beldelere emniyet ver, onunla kulları hidayet et.

Allah’ım! Onunla yeryüzünü zulüm ve sitemle dolduğu gibi adalet ve eşitlikle doldur. Doğrusu sen duyan ve duaları icabet edensin. Selam olsun sana ey Allah’ın velisi! Dostunun senin haremine girmesine izin ver; Allah’ın selametliği, rahmet ve bereketleri senin ve tertemiz babala-rının üzerine olsun.

أَشْهَدُ أَنَّكَ الْحُجَّةُ عَلَىٰ مَنْ مَضَىٰ وَمَنْ بَقِيَ، وَأَنَّ حِزْبَكَ هُمُ الْغالِبُونَ، وَأَوْلِياءَكَ هُمُ الْفائِزُونَ، وَأَعْدَاءَكَ هُمُ الْخاسِرُونَ، وَأَنَّكَ خازِنُ كُلِّ عِلْمٍ، وَفاتِقُ كُلِّ رَتْقٍ، وَمُحَقِّقُ كُلِّ حَقٍّ، وَمُبْطِلُ كُلِّ باطِلٍ، رَضِيتُكَ يَا مَوْلايَ إِماماً وَهادِياً وَوَلِيَّاً وَمُرْشِداً لَا أَبْتَغِي بِكَ بَدَلاً، وَلَا أَتَّخِذُ مِنْ دُونِكَ وَلِيّاً، أَشْهَدُ أَنَّكَ الْحَقُّ الثَّابِتُ الَّذِي لَا عَيْبَ فِيهِ، وَأَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ فِيكَ حَقُّ، لَاأَرْتابُ لِطُولِ الْغَيْبَةِ وَبُعْدِ الْأَمَدِ، وَلَا أَتَحَيَّرُ مَعَ مَنْ جَهِلَكَ وَجَهِلَ بِكَ، مُنْتَظِرٌ مُتَوَقِّعٌ لِأَيَّامِكَ، وَأَنْتَ الشَّافِعُ الَّذِي لَا تُنازَعُ، وَالْوَلِيُّ الَّذِي لَاتُدافَعُ، ذَخَرَكَ اللّٰهُ لِنُصْرَةِ الدِّينِ، وَ إِعْزَازِ الْمُؤْمِنِينَ، وَالانْتِقامِ مِنَ الْجاحِدِينَ الْمارِقِينَ؛

** Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür ve hamd Allah’a mahsustur. Allah’a hamdolsun ki o bizi buna hidayet etti, dostlarını ve düşmanlarını bize tanıttı, imamlarımızı ziyaret etmeye bizi muvaffak etti, bizi onların nasibi (onlara sabbeden) düşmanlarından ve alemin işlerinin onlara bırakıldığına inanan gulattan (aşırıcılardan) ve onların -imametinde- kusur edip şüpheye düşenlerden etmedi.

Selam olsun Allah’ın velisine ve velilerinin oğluna. Selam olsun Allah’ın velilerinin yüceliği ve düşmanlarının zilleti için ertelenen şahısa. Selam olsun küfür ehlinin söndürmek istediği, fakat onların hoşnut olmamalarına rağmen Allah’ın sakınıp tamamlamak istediği ve onlara rağmen -dinini- onun eliyle âşikar etmek için hayatla (ömrünü uzatarak) teyit ettiği nura.

Şahadet ederim ki Allah seni çocuk yaşta seçti ve büyüdüğünde sen-de ilimleri mükemmelleştirdi. Ve sen put ve tağutu yok edinceye kadar ölmeyecek dirisin.

Allah’ım! Ona, onun hizmetçilerine, gaybet ve uzaklığında ona yardım edenlere rahmet eyle. Onu izzet örtüsüyle ört. Ona korunmuş bir yer ver. Allah’ım! Düşmanlarına karşı kendi koruduğun kimseyi güçlü kıl. Onun dostlarını ve ziyaretçilerini koru.

Allah’ım! Kalbimi onun zikriyle bayındırlaştırdığın gibi silâhımı da ona yardım etmek için kınından çıkar. Eğer yaratıkların için kaçınılmaz kıldığın ve onların istememesine rağmen takdir ettiğin ölüm benim onu görmeme engel olursa, bu durumda o hazret huruç edince kefenimi gömlek yaparak kitabında övdüğün ve “onlar sağlam binalar gibidirler” dediğin safta onun huzurunda cihad etmem için kabrimden beni dışarı çıkar.

Allah’ım! Bekleyişimiz uzadı, zalimler bizimle alay ettiler ve birbirimize yardım etmemiz güçleşti.

Allah’ım! Hayatımızda ve ölümümüzden sonra velinin mübarek yüzünü bize göster.

Allah’ım! Ben bu türbenin sahibinin huzurunda ric’at (dönüşe) inanıyorum. İmdat! İmdat! İmdat! Ey zamanın sahibi! Sana vuslat için dostlarımdan ayrıldım. Seni ziyaret etmek için vatanımdan hicret ettim. İşimi hemşehrilerimden gizledim. Bütün bunları Senin ve benim Rabb’imin huzurunda bana şefaatçi olasın diye ve babalarının ve efendilerimin bana iyi başarı vermeleri, bol nimetler vermeleri ve ihsan etmeleri amacıyla yaptım.

Allah’ım! Muhammed’e ve Hak ehli ve halkın önderleri olan Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle. Senden istediğim şeyleri icabet et. Dinimin ve dünyamın yararına olan, ancak dua ederek söylemediğim şeyleri bana ver. Doğrusu sen övülmüş ve yücesin; Allah, Muhammed’e ve tertemiz Ehl-i Beyti’ne rahmet etsin.”

“Allah’ım! Ziyaretçi kulun, itaatini köle ve hürlere farz kıldığın ve dostlarını onun vasıtasıyla ateşin azabından kurtardığın ziyaret edilen velinin kapısına düşmüştür.

Allah’ım! Bu ziyareti, velini tasdik eden ve velayeti hakkında kuşkuya kapılmayan kimse için icabet edilmiş dua içeren kabul edilmiş bir ziyaret kıl.

Allah’ım! Bu ziyareti o hazrete ve onu ziyarete son ahdim kılma. Onun hareminden, babasının ve dedesinin ziyaretinden ayağımı kesme.

Allah’ım! -Bu yoldaki- masrafımın karşılığını ver. Dünya ve ahiretimde beni, kardeşlerimi, annemi ve babamı ve soyumdan gelen herkesi bana nasip ettiğin bu ziyaretten (sevabından) faydalandır. Ey varlığıyla müminlerin kurtuluşa erdiği ve elleriyle yalanlayan kafirlerin helak olduğu imam seni Allah’a ısmarlıyorum.

Ey mevlam! Ey Hasan b. Ali! Sizinle kurtuluşa erişileceğine inanarak ve sizin imametinize iman ederek seni, babanı ve dedeni ziyarete geldim.

Allah’ım! Bu tanıklığı ve ziyaretimi kendi katında İlliyyin defterine yaz, beni salihlerin makamına ulaştır ve beni onların sevgisinden yararlandır; ey alemlerin Rabb’i!”

أَشْهَدُ أَنَّ بِوِلايَتِكَ تُقْبَلُ الْأَعْمالُ، وَتُزَكَّى الْأَفْعالُ، وَتُضاعَفُ الْحَسَناتُ، وَتُمْحَى السَّيِّئاتُ، فَمَنْ جاءَ بِوَِلايَتِكَ، وَاعْتَرَفَ بِإِمامَتِكَ، قُبِلَتْ أَعْمالُهُ، وَصُدِّقَتْ أَقْوالُهُ، وَتَضاعَفَتْ حَسَناتُهُ، وَمُحِيَتْ سَيِّئاتُهُ، وَمَنْ عَدَلَ عَنْ وَِلايَتِكَ، وَجَهِلَ مَعْرِفَتَكَ، وَاسْتَبْدَلَ بِكَ غَيْرَكَ كَبَّهُ اللّٰهُ عَلَىٰ مَِنْخَرِهِ فِي النَّارِ وَلَمْ يَقْبَلِ اللّٰهُ لَهُ عَمَلاً، وَلَمْ يُقِمْ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَزْناً، أُشْهِدُ اللّٰهَ وَأُشْهِدُ مَلائِكَتَهُ وَأُشْهِدُكَ يَا مَوْلايَ بِهَذَا، ظاهِرُهُ كَباطِنِهِ، وَسِرُّهُ كَعَلانِيَتِهِ، وَأَنْتَ الشَّاهِدُ عَلَىٰ ذٰلِكَ، وَهُوَ عَهْدِي إِلَيْكَ وَمِيثاقِي لَدَيْكَ إِذْ أَنْتَ نِظامُ الدِّينِ، وَيَعْسُوبُ الْمُتَّقِينَ، وَعِزُّ الْمُوَحِّدِينَ، وَبِذٰلِكَ أَمَرَنِي رَبُّ الْعالَمِينَ، فَلَوْ تَطاوَلَتِ الدُّهُورُ، وَتَمادَتِ الْأَعْمارُ، لَمْ أَزْدَدْ فِيكَ إِلّا يَقِيناً، وَلَكَ إِلّا حُبّاً، وَعَلَيْكَ إِلّا مُتَّكَلاً وَمُعْتَمَداً، وَ لِظُهُورِكَ إِلّا مُتَوَقَّعاً وَمُنْتَظَراً وَ لِجِهادِي بَيْنَ يَدَيْكَ مُتَرَقَّباً؛ فَأَبْذُلُ نَفْسِي وَمالِي وَوَلَدِي وَأَهْلِي وَجَمِيعَ مَا خَوَّلَنِي رَبِّي بَيْنَ يَدَيْكَ وَالتَّصَرُّفَ بَيْنَ أَمْرِكَ وَنَهْيِكَ،

مَوْلايَ فَإِنْ أَدْرَكْتُ أَيَّامَكَ الزَّاهِرَةَ، وَأَعْلامَكَ الْباهِرَةَ، فَها أَنَا ذَا عَبْدُكَ الْمُتَصَرِّفُ بَيْنَ أَمْرِكَ وَنَهْيِكَ أَرْجُو بِهِ الشَّهادَةَ بَيْنَ يَدَيْكَ وَالْفَوْزَ لَدَيْكَ، مَوْلايَ فَإِنْ أَدْرَكَنِي الْمَوْتُ قَبْلَ ظُهُورِكَ فَإِنِّي أَتَوَسَّلُ بِكَ وَبِآبائِكَ الطَّاهِرِينَ إِلَى اللّٰهِ تَعالىٰ، وَأَسْأَلُهُ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ، وَأَنْ يَجْعَلَ لِي كَرَّةً فِي ظُهُورِكَ، وَرَجْعَةً فِي أَيَّامِكَ، لِأَبْلُغَ مِنْ طاعَتِكَ مُرادِي، وَأَشْفِيَ مِنْ أَعْدَائِكَ فُؤَادِي، مَوْلايَ وَقَفْتُ فِى زِيارَتِكَ مَوْقِفَ الْخاطِئِينَ النَّادِمِينَ، الْخائِفِينَ مِنْ عِقابِ رَبِّ الْعالَمِينَ؛ وَقَدِ اتَّكَلْتُ عَلَىٰ شَفاعَتِكَ، وَرَجَوْتُ بِمُوالاتِكَ وَشَفاعَتِكَ مَحْوَ ذُنُوبِي، وَسَتْرَ عُيُوبِي، وَمَغْفِرَةَ زَلَلِي، فَكُنْ لِوَلِيِّكَ يَا مَوْلايَ عِنْدَ تَحْقِيقِ أَمَلِهِ، وَاسْأَلِ اللّٰهَ غُفْرانَ زَلَلِهِ، فَقَدْ تَعَلَّقَ بِحَبْلِكَ، وَتَمَسَّكَ بِوَِلايَتِكَ، وَتَبَرَّأَ مِنْ أَعْدائِكَ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَأَنْجِزْ لِوَ لِيِّكَ مَا وَعَدْتَهُ؛ اللّٰهُمَّ أَظْهِرْ كَلِمَتَهُ، وَأَعْلِ دَعْوَتَهُ، وَانْصُرْهُ عَلَىٰ عَدُوِّهِ وَعَدُوِّكَ يَا رَبَّ الْعالَمِينَ .

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَأَظْهِرْ كَلِمَتَكَ التَّامَّةَ، وَمُغَيَّبَكَ فِي أَرْضِكَ، الْخائِفَ الْمُتَرَقَِّبَ . اللّٰهُمَّ انْصُرْهُ نَصْراً عَزِيزاً، وَافْتَحْ لَهُ فَتْحاً يَسِيراً، اللّٰهُمَّ وَأَعِزَّ بِهِ الدِّينَ بَعْدَ الْخُمُولِ، وَأَطْلِعْ بِهِ الْحَقَّ بَعْدَ الْأُفُولِ، وَأَجْلِ بِهِ الظُّلْمَةَ، وَاكْشِفْ بِهِ الْغُمَّةَ . اللّٰهُمَّ وَآمِنْ بِهِ الْبِلادَ، وَاهْدِ بِهِ الْعِبادَ، اللّٰهُمَّ امْلَأْ بِهِ الْأَرْضَ عَدْلاً وَقِسْطاً كَما مُلِئَتْ ظُلْماً وَجَوْراً إِنَّكَ سَمِيعٌ مُجِيبٌ . السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَلِيَّ اللّٰهِ، ائْذَنْ لِوَلِيِّكَ فِي الدُّخُولِ إِلَىٰ حَرَمِكَ، صَلَواتُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَعَلَىٰ آبائِكَ الطَّاهِرِينَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ.

Sonra İmam Mehdi’nin (a.f) gaybete çekildiği serdaba (alt kattaki odaya) gir. İki kapının arasında durarak kapıları elinle tut ve içeri girmek için izin isteyen kimse gibi öksür. Sonra “Bismillahirrahmanirrahim” söyleyerek yavaş yavaş ve kalp huzuruyla aşağı in ve serdapta iki rek’at namaz kıl. Peşinden şöyle de:

 

اللّٰهُ أَكْبَرُ اللّٰهُ أَكْبَرُ اللّٰهُ أَكْبَرُ، لَاإِلٰهَ إِلّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ وَ لِلّٰهِ الْحَمْدُ، الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي هَدانا لِهَذا وَعَرَّفَنا أَوْلِياءَهُ وَأَعْداءَهُ، وَوَفَّقَنا لِزِيارَةِ أَئِمَّتِنا، وَلَمْ يَجْعَلْنا مِنَ الْمُعانِدِينَ النَّاصِبِينَ، وَلَا مِنَ الْغُلاةِ الْمُفَوِّضِينَ، وَلَا مِنَ الْمُرْتابِينَ الْمُقَصِّرِينَ .السَّلامُ عَلَىٰ وَلِيِّ اللّٰهِ وَابْنِ أَوْلِيائِهِ، السَّلامُ عَلَى الْمُدَّخَرِ لِكَرامَةِ أَوْلِياءِ اللّٰهِ وَبَوارِ أَعْدائِهِ، السَّلامُ عَلَى النُّورِ الَّذِي أَرادَ أَهْلُ الْكُفْرِ إِطْفاءَهُ فَأَبَى اللّٰهُ إِلّا أَنْ يُتِمَّ نُورَهُ بِكُرْهِهِمْ، وَأَيَّدَهُ بِالْحَيَاةِ حَتَّىٰ يُظْهِرَ عَلَىٰ يَدِهِ الْحَقَّ بِرَغْمِهِمْ، أَشْهَدُ أَنَّ اللّٰهَ اصْطَفَاكَ صَغِيراً، وَأَكْمَلَ لَكَ عُلُومَهُ كَبِيراً، وَأَنَّكَ حَيٌّ لَا تَمُوتُ حَتّىٰ تُبْطِلَ الْجِبْتَ وَالطَّاغُوتَ؛

Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür ve hamd Allah’a mahsustur. Allah’a hamdolsun ki o bizi buna hidayet etti, dostlarını ve düşmanlarını bize tanıttı, imamlarımızı ziyaret etmeye bizi muvaffak etti, bizi onların nasibi (onlara sabbeden) düşmanlarından ve alemin işlerinin onlara bırakıldığına inanan gulattan (aşırıcılardan) ve onların -imametinde- kusur edip şüpheye düşenlerden etmedi.

Selam olsun Allah’ın velisine ve velilerinin oğluna. Selam olsun Allah’ın velilerinin yüceliği ve düşmanlarının zilleti için ertelenen şahısa. Selam olsun küfür ehlinin söndürmek istediği, fakat onların hoşnut olmamalarına rağmen Allah’ın sakınıp tamamlamak istediği ve onlara rağmen -dinini- onun eliyle âşikar etmek için hayatla (ömrünü uzatarak) teyit ettiği nura.

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَعَلَىٰ خُدَّامِهِ وَأَعْوانِهِ عَلَىٰ غَيْبَتِهِ وَنَأْيِهِ، وَاسْتُرْهُ سَتْراً عَزِيزاً، وَاجْعَلْ لَهُ مَعْقِلاً حَرِيزاً، وَاشْدُدِ اللّٰهُمَّ وَطْأَتَكَ عَلَىٰ مُعانِدِيهِ، وَاحْرُسْ مَوالِيَهُ وَزائِرِيهِ . اللّٰهُمَّ كَما جَعَلْتَ قَلْبِي بِذِكْرِهِ مَعْمُوراً، فَاجْعَلْ سِلاحِي بِنُصْرَتِهِ مَشْهُوراً، وَ إِنْ حالَ بَيْنِي وَبَيْنَ لِقائِهِ الْمَوْتُ الَّذِي جَعَلْتَهُ عَلَىٰ عِبادِكَ حَتْماً، وَأَقْدَرْتَ بِهِ عَلَىٰ خَلِيقَتِكَ رَغْماً، فَابْعَثْنِي عِنْدَ خُرُوجِهِ ظاهِراً مِنْ حُفْرَتِي مُؤْتَزِراً كَفَنِي حَتَّىٰ أُجاهِدَ بَيْنَ يَدَيْهِ فِي الصَّفِّ الَّذِي أَثْنَيْتَ عَلَىٰ أَهْلِهِ فِي كِتابِكَ فَقُلْتَ: ﴿كَأَنَّهُمْ بُنْيٰانٌ مَرْصُوصٌ﴾. اللّٰهُمَّ طالَ الانْتِظارُ، وَشَمِتَ مِنَّا الْفُجَّارُ، وَصَعُبَ عَلَيْنَا الانْتِصارُ، اللّٰهُمَّ أَرِنا وَجْهَ وَ لِيِّكَ الْمَيْمُون فِي حَياتِنا وَبَعْدَ الْمَنُونِ؛ اللّٰهُمَّ إِنِّي أَدِينُ لَكَ بِالرَّجْعَةِ بَيْنَ يَدَيْ صاحِبِ هٰذِهِ الْبُقْعَةِ، الْغَوْثَ الْغَوْثَ الْغَوْثَ يَا صاحِبَ الزَّمانِ، قَطَعْتُ فِي وُصْلَتِكَ الْخُلَّانَ، وَهَجَرْتُ لِزِيارَتِكَ الْأَوْطانَ، وَأَخْفَيْتُ أَمْرِي عَنْ أَهْلِ الْبُلْدانِ، لِتَكُونَ شَفِيعاً عِنْدَ رَبِّكَ وَرَبِّي وَ إِلَىٰ آبائِكَ وَمَوالِيَّ فِي حُسْنِ التَّوْفِيقِ لِي، وَإِسْباغِ النِّعْمَةِ عَلَيَّ، وَسَوْقِ الْإِحْسانِ إِلَيَّ .

Şahadet ederim ki Allah seni çocuk yaşta seçti ve büyüdüğünde sen-de ilimleri mükemmelleştirdi. Ve sen put ve tağutu yok edinceye kadar ölmeyecek dirisin.

Allah’ım! Ona, onun hizmetçilerine, gaybet ve uzaklığında ona yardım edenlere rahmet eyle. Onu izzet örtüsüyle ört. Ona korunmuş bir yer ver. Allah’ım! Düşmanlarına karşı kendi koruduğun kimseyi güçlü kıl. Onun dostlarını ve ziyaretçilerini koru.

Allah’ım! Kalbimi onun zikriyle bayındırlaştırdığın gibi silâhımı da ona yardım etmek için kınından çıkar. Eğer yaratıkların için kaçınılmaz kıldığın ve onların istememesine rağmen takdir ettiğin ölüm benim onu görmeme engel olursa, bu durumda o hazret huruç edince kefenimi gömlek yaparak kitabında övdüğün ve “onlar sağlam binalar gibidirler” dediğin safta onun huzurunda cihad etmem için kabrimden beni dışarı çıkar.

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ أَصْحابِ الْحَقِّ، وَقادَةِ الْخَلْقِ، وَاسْتَجِبْ مِنِّي مَا دَعَوْتُكَ، وَأَعْطِنِي مَا لَمْ أَ نْطِقْ بِهِ فِي دُعائِي مِنْ صَلاحِ دِينِي وَدُنْيايَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ الطَّاهِرِينَ. ،

Allah’ım! Bekleyişimiz uzadı, zalimler bizimle alay ettiler ve birbirimize yardım etmemiz güçleşti.

Allah’ım! Hayatımızda ve ölümümüzden sonra velinin mübarek yüzünü bize göster.

Allah’ım! Ben bu türbenin sahibinin huzurunda ric’at (dönüşe) inanıyorum. İmdat! İmdat! İmdat! Ey zamanın sahibi! Sana vuslat için dostlarımdan ayrıldım. Seni ziyaret etmek için vatanımdan hicret ettim. İşimi hemşehrilerimden gizledim. Bütün bunları Senin ve benim Rabb’imin huzurunda bana şefaatçi olasın diye ve babalarının ve efendilerimin bana iyi başarı vermeleri, bol nimetler vermeleri ve ihsan etmeleri amacıyla yaptım.

Allah’ım! Muhammed’e ve Hak ehli ve halkın önderleri olan Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle. Senden istediğim şeyleri icabet et. Dinimin ve dünyamın yararına olan, ancak dua ederek söylemediğim şeyleri bana ver. Doğrusu sen övülmüş ve yücesin; Allah, Muhammed’e ve tertemiz Ehl-i Beyti’ne rahmet etsin.”

Sonra Suffe’ye girerek iki rekat namaz kıl ve peşinden de şöyle de:

اللّٰهُمَّ عَبْدُكَ الزَّائِرُ فِي فِناءِ وَلِيِّكَ الْمَزُورِ الَّذِي فَرَضْتَ طاعَتَهُ عَلَى الْعَبِيدِ وَالْأَحْرارِ، وَأَنْقَذْتَ بِهِ أَوْلِياءَكَ مِنْ عَذابِ النَّارِ، اللّٰهُمَّ اجْعَلْها زِيارَةً مَقْبُولَةً ذاتَ دُعاءٍ مُسْتَجابٍ مِنْ مُصَدِّقٍ بِوَلِيِّكَ غَيْرِ مُرْتابٍ، اللّٰهُمَّ لَاتَجْعَلْهُ آخِرَ الْعَهْدِ بِهِ وَلَا بِزِيارَتِهِ، وَلَا تَقْطَعْ أَثَرِي مِنْ مَشْهَدِهِ وَزِيارَةِ أَبِيهِ وَجَدِّهِ

“Allah’ım! Ziyaretçi kulun, itaatini köle ve hürlere farz kıldığın ve dostlarını onun vasıtasıyla ateşin azabından kurtardığın ziyaret edilen velinin kapısına düşmüştür.

Allah’ım! Bu ziyareti, velini tasdik eden ve velayeti hakkında kuşkuya kapılmayan kimse için icabet edilmiş dua içeren kabul edilmiş bir ziyaret kıl.

Allah’ım! Bu ziyareti o hazrete ve onu ziyarete son ahdim kılma. Onun hareminden, babasının ve dedesinin ziyaretinden ayağımı kesme.

Allah’ım! -Bu yoldaki- masrafımın karşılığını ver. Dünya ve ahiretimde beni, kardeşlerimi, annemi ve babamı ve soyumdan gelen herkesi bana nasip ettiğin bu ziyaretten (sevabından) faydalandır. Ey varlığıyla müminlerin kurtuluşa erdiği ve elleriyle yalanlayan kafirlerin helak olduğu imam seni Allah’a ısmarlıyorum.

Ey mevlam! Ey Hasan b. Ali! Sizinle kurtuluşa erişileceğine inanarak ve sizin imametinize iman ederek seni, babanı ve dedeni ziyarete geldim.

Allah’ım! Bu tanıklığı ve ziyaretimi kendi katında İlliyyin defterine yaz, beni salihlerin makamına ulaştır ve beni onların sevgisinden yararlandır; ey alemlerin Rabb’i!”

اللّٰهُمَّ أَخْلِفْ عَلَيَّ نَفَقَتِي، وَانْفَعْنِي بِما رَزَقْتَنِي فِي دُنْيايَ وَآخِرَتِي لِي وَلِإِخْوانِي وَأَبَوَيَّ وَجَمِيعِ عِتْرَتِي، أَسْتَوْدِعُكَ اللّٰهَ أَيُّهَا الْإِمامُ الَّذِي يَفُوزُ بِهِ الْمُؤْمِنُونَ، وَيَهْلِكُ عَلَىٰ يَدَيْهِ الْكافِرُونَ الْمُكَذِّبُونَ، يَا مَوْلايَ يَا ابْنَ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ، جِئْتُكَ زائِراً لَكَ وَلِأَبِيكَ وَجَدِّكَ، مُتَيَقِّناً الْفَوْزَ بِكُمْ، مُعْتَقِداً إِمامَتَكُمْ . اللّٰهُمَّ اكْتُبْ هٰذِهِ الشَّهادَةَ وَالزِّيارَةَ لِي عِنْدَكَ فِي عِلِّيِّينَ، وَبَلِّغْنِي بَلاغَ الصَّالِحِينَ، وَانْفَعْنِي بِحُبِّهِمْ يَا رَبَّ الْعالَمِينَ.