“Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle, senin emrinle
kıyam edecek olan, kulların arasında gayıp olan ve -zuhur etmek içinsenin iznini bekleyen Hasan Askeri’nin halifesine, vasisine ve mirasçısına
salat eyle. Allah’ım! Ona salat eyle, uzaklığını yakınlaştır, vaadını gerçekleştir, gaybet hicabı olan sıkıntısını gider aç, onun zuhuruyla üzüntü ve
keder sayfalarını açığa çıkar (kaldır), korkuyu onun önüne al (önceden
düşmanlarını korkut), onun vesilesiyle kalplere sebat ver, zuhuruyla
savaşı başlat ve onu alameti olan meleklerden oluşan bir orduyla teyit et,
onu dininin bütün düşmanlarına musallat kıl ve ona ilham et ki
düşmanlardan viran etmediği hiçbir rüknü bırakmasın, yok etmediği hiçbir
reis bırakmasın, şerrini aleyhlerine çevirmediği hiçbir hile bırakmasın,
had uygulamadığı hiçbir fasık bırakmasın, yok etmediği hiçbir firavun
koymasın, yırtmadığı hiçbir perde bırakmasın, yıkmadığı hiçbir bayrak,
emrine geçirmediği hiçbir sultan, kırmadığı hiçbir mızrak, yırtmadığı
hiçbir zırıh, dağıtmadığı hiçbir ordu, yakmadığı hiçbir minber ve kürsü,
kırmadığı hiçbir kılıç, ufalamadığı hiçbir put, dökmediği hiçbir kan, yok
etmediği hiçbir zulüm, yıkmadığı hiçbir kale, kapatmadığı hiçbir kapı,
tahrip etmediği hiçbir saray, teftiş etmediği hiçbir ev, ayağını basmadığı
hiçbir ova, çıkmadığı hiçbir dağ, yerden çıkarmadığı hiçbir hazine
bırakmasın; merhametin hürmetine ey merhametlilerin en merhametlisi.”
Şeyh Mufid,
ُ « لا
ُ اَْكَبر
َهلل
َ ا
ٰه
ُ ا اَ ِلـ
َالله
ُ و
َّ الله
ِلا
ُ ا
ْك » َبر
“Allah vasfedilmeyecek kadar yücedir, Allah vasfedilmeyecek kadar
yücedir, Allah’tan başka ilah yoktur, Allah vasfedilmeyecek kadar yücedir”
cümlesiyle başlayan yukarıda kaydettiğimiz ziyareti naklettikten sonra
başka bir rivayette şöyle geçer diyor: Serdab’a girdikten sonra şöyle
de:
ّق
ِ » َ
َى الحْ
َل
ُ ع
لسلام
َ َّ
ِ ا
الجْ » َدي