اللّٰهُ أَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ كَثِيراً، وَسُبْحانَ اللّٰهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً، وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي هَدٰانٰا لِهٰذٰا وَ مٰا كُنّٰا لِنَهْتَدِيَ لَوْ لاٰ أَنْ هَدٰانَا اللّٰهُ، لَقَدْ جٰاءَتْ رُسُلُ رَبِّنٰا بِالْحَقِّ، السَّلامُ عَلىٰ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، السَّلامُ عَلىٰ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلىٰ فاطِمَةَ الزَّهْراءِ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمِينَ، السَّلامُ عَلَى الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ، السَّلامُ عَلىٰ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، السَّلامُ عَلىٰ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، السَّلامُ عَلَىٰ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، السَّلامُ عَلَىٰ مُوسَى بْنِ جَعْفَرٍ، السَّلامُ عَلَىٰ عَلِيِّ بْنِ مُوسىٰ، السَّلامُ عَلَىٰ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، السَّلامُ عَلَىٰ عَلِيِّ بْنِ مُحَمَّدٍ، السَّلامُ عَلَى الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ، السَّلامُ عَلَى الْخَلَفِ الصَّالِحِ الْمُنْتَظَرِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَبا عَبْدِاللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللّٰهِ، عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ، الْمُوالِي لِوَلِيِّكَ، الْمُعادِي لِعَدُوِّكَ، اسْتَجارَ بِمَشْهَدِكَ، وَتَقَرَّبَ إِلَى اللّٰهِ بِقَصْدِكَ . الْحَمْدُلِلّٰهِ الَّذِي هَدَانِي لِوِلايَتِكَ، وَخَصَّنِي بِزِيارَتِكَ، وَسَهَّلَ لِي قَصْدَكَ.
“Allah vasfedilmeyecek kadar büyüktür; hamd çokça O’na hastır; gece ve gündüz O’nu tenzih ederim. Bizi buna hidayet eden Allah’a hamdolsun; eğer bizi buna hidayet etmeseydi biz hidayet olmazdık; gerçekten Rabb’imizin elçileri hak olarak geldiler. Selam olsun Resulullah’a -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun-; selam olsun Emirulmüminin’e; selam olsun alemdeki kadınların efendisi Fatıma-i Zehra’ya; selam olsun Hasan ve Hüseyin’e; selam olsun Ali b. Hüseyin’e; selam olsun Muhammed b. Ali’ye; selam olsun Cafer b. Muhammed’e; selam olsun Musa b. Cafer’e; selam olsun Ali b. Musa’ya; selam olsun Muhammed b. Ali’ye; selam olsun Ali b. Muhammed’e; selam olsun Hasan b. Ali’ye; selam olsun beklenilen salih imama; selam olsun sana ey Eba Abdullah; selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu; kölen, kölenin oğlu, cariyenin oğlu, senin dostunun dostu, düşmanının düşmanı, senin haremine sığınmış ve seni kastederek Allah’a yaklaşmıştır; beni senin velayetine hidayet eden, senin ziyaretine has kılan ve senin ziyaretini bana kolaylaştıran Allah’a hamdolsun.”
Sonra hareme gir ve başının hizasında durarak şöyle de:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ آدَمَ صَفْوَةِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ نُوحٍ نَبِيِّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ إِبْراهِيمَ خَلِيلِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ مُوسىٰ كَلِيمِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ عِيسىٰ رُوحِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ مُحَمَّدٍ حَبِيبِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ فاطِمَةَ الزَّهْراءِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ مُحَمَّدٍ الْمُصْطَفىٰ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ عَلِيٍّ الْمُرْتَضىٰ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ فاطِمَةَ الزَّهْراءِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ خَدِيجَةَ الْكُبْرىٰ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ثارَ اللّٰهِ وَابْنَ ثارِهِ وَالْوِتْرَ الْمَوْتُورَ، أَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ أَقَمْتَ الصَّلاةَ، وَآتَيْتَ الزَّكَاةَ، وَأَمَرْتَ بِالْمَعْرُوفِ، وَنَهَيْتَ عَنِ الْمُنْكَرِ، وَأَطَعْتَ اللّٰهَ حَتَّىٰ أَتَاكَ الْيَقِينُ؛
“Selam olsun sana ey Allah’ın seçkin kulu Adem’in varisi; selam olsun sana ey Allah’ın Peygamberi Nuh’un varisi; selam olsun sana ey İbrahim Halilullah’ın varisi; selam olsun sana ey Musa Kelimullah’ın varisi; selam olsun sana ey İsa Ruhullah’ın varisi; selam olsun sana ey Muhammed Habibullah’ın varisi; selam olsun sana ey Emirulmüminin’in varisi; selam olsun sana ey Fatıma-ı Zehra’nın varisi; selam olsun sana ey Muhammed Mustafa’nın oğlu; selam olsun sana ey Ali Murtaza’nın oğlu; selam olsun sana ey Fatıma-ı Zehra’nın oğlu; selam olsun sana ey Hatice-i Kubra’nın oğlu; selam olsun sana ey intikamını Allah’ın alacağı ve intikamı alınacağın oğlu ve yakınlarından öldürülmüş olanların intikamı alınmamış olan mazlum.
Şahadet ederim ki, sen namazı ayakta tuttun, zekat verdin, iyiliği emrettin, kötülükten sakındırdın ve ölünceye dek Allah’a ve Resulüne itaat ettin. O halde Allah lanet etsin seni öldüren ümmete; Allah lanet etsin sana zulmeden ümmete; Allah lanet etsin bütün bunları duyup da razı olan ümmete.
Ey mevlam, ey Ebâ Abdullah! Allah’ı, melekleri, peygamberleri ve elçileri şahid tutuyorum ki ben size inanıyorum ve sizin döneceğinize (ric-‘at edeceğinize), amelimin sonuçlarına ve dinimin ahkamına ve Rabb’ime dönüşüme yakinim vardır. O halde Allah’ın rahmeti sizin, sizin ruhlarınızın, sizin cesetlerinizin, sizin şahidinizin, sizin gayıbınızın, sizin zahirinizin ve sizin batınınızın üzerine olsun.
Selam olsun sana ey peygamberlerin sonuncusunun oğlu, ey vasilerin efendisinin oğlu, ey muttakilerin imamının oğlu ve yüzü akları nimetlerle dolu cennetlere önderlik yapanın oğlu! Nasıl böyle olmasın ki; oysa sen hidayet kapısı, takvalıların imamı, sağlam kulp, dünya ehline -Allah-‘ın- hücceti, Kisa ashabının beşincisisin; rahmet eli sana yemek yedirdi; iman göğsünden süt içtin ve İslam’ın kucağında terbiye edildin. Dolayısıyla, ruhum senin ayrılığından hoşnut değil ve senin diri olduğunda şüphe etmiyorum; Allah’ın rahmeti senin, senin babalarının ve senin evlatlarının üzerine olsun.
Selam olsun sana ey kendisi için gözyaşları akan şehit, ey sürekli musibetlere yakın olan. Allah, senin saygınlıklarını helal eden (çiğneyen) ümmete lanet etsin. Sen -Allah’ın rahmeti senin üzerine olsun- zulümle öldürüldün ve Resulullah -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- senden dolayı adamı öldürüldü ve intikamı alınmadı ve senin yokluğunla Allah’ın Kitab’ı terk edildi.
Selam olsun sana, senin dedene, senin babana, senin kardeşine, senin oğullarından olan imamlara, seninle birlikte şehid olanlara, senin mezarını kuşatan, senin ziyaretçilerine şahid olan ve Şiilerinin dualarının kabul olması için amin diye meleklere. Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.
Anam-babam sana feda olsun ey Resulullah’ın oğlu; anam-babam sana feda olsun ey Eba Abdullah! Gerçekten musibetin büyüktür. Senin musibetin bize, bütün göklerdekilere ve yerlerdekilere büyüktür. Allah, atlarını eyerleyen, yularlayan ve seninle savaşmaya hazırlanan gruba lanet etsin.
Ey mevlam, ey Eba Abdullah! Senin haremini amaçladım ve senin haremine geldim. Allah’tan, senin, O’nun yanındaki makamının ve O’nun indindeki mevkiinin hakkı için Muhammed ve Ehl-i Beyti’ne rahmet etmesini ve lütuf, bağış ve keriminin hakkı için beni dünya ve ahirette sizinle birlikte kılmasını niyaz ediyorum.”
Sonra parmaklıkları öp ve mezarın baş tarafında iki rekat ziyaret namazı kıl; bu namazda (Fatiha Suresinden sonra) herhangi bir sureyi oku ve namazdan sonra şöyle de:
فَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً قَتَلَتْكَ، وَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً ظَلَمَتْكَ، وَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً سَمِعَتْ بِذٰلِكَ فَرَضِيَتْ بِهِ، يَا مَوْلايَ يَا أَبا عَبْدِاللّٰهِ، أُشْهِدُ اللّٰهَ وَمَلائِكَتَهُ وَأَنْبِياءَهُ وَرُسُلَهُ أَنِّي بِكُمْ مُؤْمِنٌ، وَبِإِيَابِكُمْ مُوقِنٌ، بِشَرايِعِ دِينِي، وَخَواتِيمِ عَمَلِي، وَمُنْقَلَبِي إِلَىٰ رَبِّي ، فَصَلَواتُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ، وَعَلىٰ أَرْواحِكُمْ وَعَلىٰ أَجْسادِكُمْ، وَعَلىٰ شاهِدِكُمْ وَعَلىٰ غائِبِكُمْ، وَظاهِرِكُمْ وَباطِنِكُمْ . السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ خاتَمِ النَّبِيِّينَ، وَابْنَ سَيِّدِ الْوَصِيِّينَ، وَابْنَ إِمامِ الْمُتَّقِينَ، وَابْنَ قائِدِ الْغُرِّ الْمُحَجَّلِينَ إِلىٰ جَنَّاتِ النَّعِيمِ، وَكَيْفَ لَاتَكُونُ كَذٰلِكَ وَأَنْتَ بابُ الْهُدىٰ، وَ إِمامُ التُّقىٰ، وَالْعُرْوَةُ الْوُثْقىٰ، وَالْحُجَّةُ عَلَىٰ أَهْلِ الدُّنْيا، وَخامِسُ أَصْحابِ الْكِساءِ، غَذَتْكَ يَدُ الرَّحْمَةِ، وَرَضَعْتَ مِنْ ثَدْيِ الْإِيمانِ، وَرُبِّيتَ فِي حِجْرِ الْإِسْلامِ، فَالنَّفْسُ غَيْرُ راضِيَةٍ بِفِراقِكَ، وَلَا شَاكَّةٍ فِي حَيَاتِكَ، صَلَواتُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَعَلَىٰ آبائِكَ وَأَبْنائِكَ؛
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا صَرِيعَ الْعَبَرَةِ السَّاكِبَةِ، وَقَرِينَ الْمُصِيبَةِ الرَّاتِبَةِ، لَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً اسْتَحَلَّتْ مِنْكَ الْمَحارِمَ، وَانْتَهَكَتْ فِيكَ حُرْمَةَ الْإِسْلامِ، فَقُتِلْتَ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكَ مَقْهُوراً، وَأَصْبَحَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ بِكَ مَوْتُوراً، وَأَصْبَحَ كِتابُ اللّٰهِ بِفَقْدِكَ مَهْجُوراً . السَّلامُ عَلَيْكَ وَعَلَىٰ جَدِّكَ وَأَبِيكَ، وَأُمِّكَ وَأَخِيكَ، وَعَلَى الْأَئِمَّةِ مِنْ بَنِيكَ، وَعَلَى الْمُسْتَشْهَدِينَ مَعَكَ، وَعَلَى الْمَلائِكَةِ الْحافِّينَ بِقَبْرِكَ، وَالشَّاهِدِينَ لِزُوَّارِكَ الْمُؤَمِّنِينَ بِالْقَبُولِ عَلَىٰ دُعاءِ شِيعَتِكَ، وَالسَّلامُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ؛
بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا ابْنَ رَسُولِ اللّٰهِ، بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا أَبا عَبْدِاللّٰهِ، لَقَدْ عَظُمَتِ الرَّزِيَّةُ وَجَلَّتِ الْمُصِيبَةُ بِكَ عَلَيْنا وَعَلَىٰ جَمِيعِ أَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، فَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً أَسْرَجَتْ وَأَلْجَمَتْ وَتَهَيَّأَتْ لِقِتالِكَ، يَا مَوْلايَ يَا أَبا عَبْدِاللّٰهِ، قَصَدْتُ حَرَمَكَ، وَأَتَيْتُ مَشْهَدَكَ أَسْأَلُ اللّٰهَ بِالشَّأْنِ الَّذِي لَكَ عِنْدَهُ، وَبِالْمحَلِّ الَّذِي لَكَ لَدَيْهِ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَأَنْ يَجْعَلَنِي مَعَكُمْ فِي الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ بِمَنِّهِ وَجُودِهِ وَكَرَمِهِ.
اللّٰهُمَّ إِنِّي صَلَّيْتُ وَرَكَعْتُ وَسَجَدْتُ لَكَ وَحْدَكَ لَاشَرِيكَ لَكَ، لِأَنَّ الصَّلاةُ وَالرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ لَاتَكُونُ إِلّا لَكَ، لِأَنَّكَ أَنْتَ اللّٰهُ لَاإِلٰهَ إِلّا أَنْتَ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَأَبْلِغْهُمْ عَنِّي أَفْضَلَ التَّحِيَّةِ وَالسَّلامِ، وَارْدُدْ عَلَيَّ مِنْهُمُ التَّحِيَّةَ وَالسَّلامَ . اللّٰهُمَّ وَهَاتَانِ الرَّكْعَتانِ هَدِيَّةٌ مِنِّي إِلىٰ مَوْلايَ وَسَيِّدِي وَ إِمامِي الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ عَلَيْهِمَا السَّلامُ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَتَقَبَّلْ ذٰلِكَ مِنِّي، وَاجْزِنِي عَلَىٰ ذٰلِكَ أَفْضَلَ أَمَلِي وَرَجائِي فِيكَ وَفِي وَلِيِّكَ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
“Allah’ım! Ben, tek ve ortağın olmayan sana namaz kıldım, rüku ve secde yaptım; çünkü namaz, rüku ve secde senden başkasına olmaz; çünkü sen Allah’sın ve senden başka ma’bud yoktur.
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyti’ne rahmet eyle, onlara benden en üstün tahiyyet ve selam ulaştır ve bana da onlardan selamın cevabını çevir.
Allah’ım! Bu iki rekat -namaz- benim mevlam, efendim ve imamım Hüseyin b. Ali’ye -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- hediyemdir.
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle ve bu ameli benden kabul eyle ve bunun karşılığında sen ve senin velin hakkında olan en üstün arzum ve ümidimce bana mükafat ver; ey merhametlilerin en merhametlisi.”
Sonra kalkarak İmam Hüseyin aleyhisselamın mezarının aşağı tarafına giderek orada bulunan Ali b. Hüseyin’i ziyaret et ve de ki:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ نَبِيِّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ الْحُسَيْنِ الشَّهِيدِ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الشَّهِيدُ ابْنُ الشَّهِيدِ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْمَظْلُومُ ابْنُ الْمَظْلُومِ، لَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً قَتَلَتْكَ، وَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً ظَلَمَتْكَ، وَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً سَمِعَتْ بِذٰلِكَ فَرَضِيَتْ بِهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مَوْلايَ ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَلِيَّ اللّٰهِ وَابْنَ وَلِيِّهِ، لَقَدْ عَظُمَتِ الْمُصِيبَةُ وَجَلَّتِ الرَّزِيَّةُ بِكَ عَلَيْنا وَعَلَىٰ جَمِيعِ الْمُؤْمِنِينَ، فَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً قَتَلَتْكَ، وَأَبْرَأُ إِلَى اللّٰهِ وَ إِلَيْكَ مِنْهُمْ فِي الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ.
“Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu; selam olsun sana ey Allah’ın peygamberinin oğlu; selam olsun sana ey Emirulmüminin’in oğlu; selam olsun sana ey şehid olan Hüseyin’in oğlu; selam olsun sana ey şehid ve şehidin oğlu; selam olsun sana ey mazlum ve mazlumun oğlu. Allah seni öldüren ümmete lanet etsin; Allah sana zulmeden ümmete lanet etsin; Allah bunu duyup da buna razı olan ümmete lanet etsin. Selam olsun sana ey mevla; selam olsun sana ey Allah’ın velisi ve Allah’ın velisinin oğlu; gerçekten senin matemin büyüktür. Senin musi-betin bize, bütün müminlere büyüktür. Allah lanet etsin seni öldüren üm-mete; dünya ve ahirette onlardan Allah’a ve sana doğru uzaklaşıyorum.”
Sonra şehidlere doğru yönelerek onları ziyaret et ve de ki:
السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَوْلِياءَ اللّٰهِ وَأَحِبَّاءَهُ، السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَصْفِياءَ اللّٰهِ وَأَوِدَّاءَهُ، السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصارَ دِينِ اللّٰهِ، وَأَنْصارَ نَبِيِّهِ، وَأَنْصارَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، وَأَنْصارَ فاطِمَةَ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمِينَ، السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصارَ أَبِي مُحَمَّدٍ الْحَسَنِ الْوَلِيِّ النَّاصِحِ، السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصارَ أَبِي عَبْدِاللّٰهِ الْحُسَيْنِ الشَّهِيدِ الْمَظْلُومِ صَلَواتُ اللّٰهِ عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ، بِأَبِي أَنْتُمْ وَأُمِّي طِبْتُمْ وَطَابَتِ الْأَرْضُ الَّتِي فِيها دُفِنْتُمْ وَفُزْتُمْ وَاللّٰهِ فَوْزاً عَظِيماً، يَا لَيْتَنِي كُنْتُ مَعَكُمْ فَأَفُوزَ مَعَكُمْ فِي الْجِنانِ مَعَ الشُّهَداءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقاً، وَالسَّلامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ.
“Selam olsun size ey Allah’ın velileri ve sevgilileri; selam olsun size ey Allah’ın seçkinleri ve halis kıldıkları; selam olsun size ey Allah’ın dininin, Allah’ın Peygamberinin, Emirulmüminin’in ve alemdeki kadınların efendisi Fatıma’nın yardımcıları; selam olsun size ey Allah’ın velisi ve – insanların- hayır dileyeni Ebu Muhammed Hasan’ın yardımcıları; selam olsun size ey mazlum şehid Eba Abdullah’il Hüseyin’in yardımcıları; – Allah’ın rahmeti onların üzerine olsun-.
Babam, anam size feda olsun; siz iyiydiniz ve sizin defnedildiğiniz yer iyi oldu. Vallahi siz çok büyük bir saadete erdiniz. Keşke ben de sizinle birlikte olsaydım da şehitler ve salihlerle birlikte cennetlerde saadete erseydim; onlar ne güzel arkadaşlardır; Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri sizin üzerinize olsun.”
Sonra İmam Hüseyin aleyhisselamın mezarının baş tarafına yönelerek kendin, ailen ve mümin kardeşlerin için çokça dua et.
Seyyid b. Tavus ve Şehid diyorlar ki: Sonra Hz. Abbas’ın mezarına yönel, mezarın yanına ulaşınca şöyle de:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَبَا الْفَضْلِ الْعَبَّاسَ بْنَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ سَيِّدِ الْوَصِيِّينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ أَوَّلِ الْقَوْمِ إِسْلاماً، وَأَقْدَمِهِمْ إِيماناً، وَأَقْوَمِهِمْ بِدِينِ اللّٰهِ، وَأَحْوَطِهِمْ عَلَى الْإِسْلامِ، أَشْهَدُ لَقَدْ نَصَحْتَ لِلّٰهِ وَ لِرَسُولِهِ وَلِأَخِيكَ فَنِعْمَ الْأَخُ الْمُواسِي، فَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً قَتَلَتْكَ، وَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً ظَلَمَتْكَ، وَلَعَنَ اللّٰهُ أُمَّةً اسْتَحَلَّتْ مِنْكَ الْمَحارِمَ، وَانْتَهَكَتْ فِي قَتْلِكَ حُرْمَةَ الْإِسْلامِ، فَنِعْمَ الْأَخُ الصَّابِرُ الْمُجاهِدُ الْمُحامِي النَّاصِرُ، وَالْأَخُ الدَّافِعُ عَنْ أَخِيهِ، الْمُجِيبُ إِلىٰ طاعَةِ رَبِّهِ، الرَّاغِبُ فِيمَا زَهِدَ فِيهِ غَيْرُهُ مِنَ الثَّوَابِ الْجَزِيلِ وَالثَّنَاءِ الْجَمِيلِ، وَأَلْحَقَكَ اللّٰهُ بِدَرَجَةِ آبائِكَ فِي دارِ النَّعِيمِ إِنَّهُ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.
“Selam olsun sana ey Ebulfazl Abbas b. Emirulmüminin; selam olsun sana ey vasilerin efendisinin oğlu; selam olsun sana ey İslam bakımından ümmetin birincisinin ve iman bakımından onların önde gelenlerinin, Allah’ın dininde onların en sebatlısının ve İslam’ı korumada onların en titizinin oğlu. Şahadet ederim ki sen Allah’ın, Resulünün ve kardeşinin hayrını diledin; fedakârlık ve destekte ne de güzel kardeştin!
Allah seni öldüren ümmete lanet etsin, Allah sana zulmeden ümmete lanet etsin; Allah, senin saygınlığını helal sayan ve seni öldürerek İslam’ın perdesini yırtan ümmete lanet etsin; sen ne güzel sabırlı, mücahit, savunan, yardım eden ve Rabb’inin itaatine icabet eden, diğerlerinin sakındığı büyük sevaba ve güzel övgüye eğilim gösteren bir kardeşi savunan kardeştin. Allah seni cennette babalarının derecelerine ulaştırdı; doğrusu O övgüye lâyık ve yücedir.”
Sonra kendini mezarın üzerine atarak şöyle de:
اللّٰهُمَّ لَكَ تَعَرَّضْتُ، وَلِزِيارَةِ أَوْلِيائِكَ قَصَدْتُ، رَغْبَةً فِي ثَوَابِكَ، وَرَجَاءً لِمَغْفِرَتِكَ، وَجَزِيلِ إِحْسَانِكَ، فَأَسْأَلُكَ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ، وَأَنْ تَجْعَلَ رِزْقِي بِهِمْ دارَّاً، وَعَيْشِي بِهِمْ قَارَّاً، وَزِيارَتِي بِهِمْ مَقْبُولَةً، وَذَنْبِي بِهِمْ مَغْفُوراً، وَاقْلِبْنِي بِهِمْ مُفْلِحاً مُنْجِحاً مُسْتَجاباً دُعائِي بِأَفْضَلِ مَا يَنْقَلِبُ بِهِ أَحَدٌ مِنْ زُوَّارِهِ وَالْقَاصِدِينَ إِلَيْهِ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
“Allah’ım! Ben, senin sevabına rağbet ederek, mağfiretini ve bü-yük ihsanını ümit ederek seni amaçladım ve senin evliyanı kastettim. O halde, Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; onların vasıtasıyla rızkımı devamlı, yaşamımı sağlam kıl; ziyaretimi kabul et, günahlarımı bağışla; beni saadete ve kurtuluşa erdir; o hazretin ziyaretçilerine ve haremini amaçlayanlara verilen en üstün -sevapla- duamı kabul et; ey merhametlilerin en merhametlisi!”
Sonra parmaklığı öperek o hazretin mezarının yanında ziyaret namazı ve istediğin diğer namazları kıl. O hazretle vedalaşmak istediğinde ise daha önce zikrettiğimiz veda ziyaretini oku.