Zilhicce Ayı – Dokuzuncu Gün (Arefe Günü)

Zilhicce ayının dokuzuncu günü olan Arefe günü, her ne kadar bayram diye tanıtılmamışsa da büyük bayramlardan biridir. Bugünde, Allah Teala kullarını kendine ibadet ve itaate davet etmiş, onlara lütuf ve ihsan sofrası açmıştır; kovulmuş şeytan bugünde her zamankinden daha fazla hakir ve öfkeli olur.

Bir rivayette şöyle geçer: İmam Zeynulabidin (a.s) Arefe gününde bir dilencinin insanlardan hacet istediğini duyunca ona hitaben şöyle buyurdu: “Yazıklar olsun sana! Bugünde Allah’tan başkasından mı istiyorsun; halbuki bugünde anne rahminde olan bebeklerin de Allah’ın lütunun kapsamına girip saadete ermesi ümit ediliyor?!”

Bugünün birkaç ameli vardır:
1- Gusletmek.
2- İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmek. Bugünde İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmenin bin hac, bin umre ve bin cihad ve hatta bundan daha fazla sevabı vardır. Bugünde İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmenin ne kadar fazla sevabı olduğunu bildiren rivayetler mütevatirdir. Eğer insan bugünde İmam Hüseyin’in (a.s) türbesinin kubbesi altında olmaya muvaffak olursa, sevabı, Arafat’ta bulunan kişilerin sevabından az değildir; hatta bunun sevabı daha fazla ve önceliklidir; İmam Hüseyin’in (a.s) nasıl ziyaret edilmesi gerektiğine ileride Ziyaretler Bölümü’nde değinceğiz inşallah.
3- İkindi namazından sonra Arefe dualarını okumaya başlamadan önce Arafat’ın sevabına ulaşmak ve günahlarının bağışlanması için açık havada iki rekat namaz kılıp Allah Teala’nın huzurunda günahlarını itiraf ve ikrar etmek. Daha sonra Arefenin amellerini yapıp Ehl-i Beyt İmamlarından (a.s) rivayet edilen Arefe dualarını okumak. Bu dualar bu özet kitabımızda kaydedemeyeceğimiz kadar fazladır. Fakat buna rağmen kitabımızın kapasitesinin aldığı kadarıyla onları nakledeceğiz:

سُبْحانَ الَّذِى فِى السَّماءِ عَرْشُهُ ! سُبْحانَ الَّذِى فِى الْأَرْضِ حُكْمُهُ ! سُبْحانَ الَّذِى فِى الْقُبُورِ قَضاؤُهُ ! سُبْحانَ الَّذِى فِى الْبَحْرِ سَبِيلُهُ ! سُبْحانَ الَّذِى فِى النَّارِ سُلْطانُهُ ! سُبْحانَ الَّذِى فِى الْجَنَّةِ رَحْمَتُهُ ! سُبْحانَ الَّذِى فِى الْقِيامَةِ عَدْلُهُ ! سُبْحانَ الَّذِى رَفَعَ السَّماءَ ! سُبْحانَ الَّذِى بَسَطَ الْأَرْضَ ! سُبْحانَ الَّذِى لَامَلْجَأَ وَلَا مَنْجٰا مِنْهُ إِلّا إِلَيْهِ.

“Münezzehtir arşı gökte olan -Allah-, münezzehtir hükmü yerde olan, münezzehtir kazası kabirlerde olan, münezzehtir denizde yolu olan, münezzehtir ateşte iktidarı olan, münezzehtir rahmeti cennette olan, münezzehtir adaleti kıyamette olan, münezzehtir göğü yükselten, münezzehtir yeri yayan, münezzehtir kendisinden başka bir sığınak ve kurtuluş olmayan -Allah-.”

 

Bu duadan sonra yüz defa şu zikri söylemek:

سُبْحانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلٰهَ إِلّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ.

“Allah münezzehtir, hamd O’na mahsustur, O’ndan başka ilâh yoktur, O tavsif edilmeyecek kadar yücedir.”

 

Sonra yüz defa “İhlas” suresi, yüz defa “Ayete’l-Kürsi” okumak, yüz defa “Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine” salavat göndermek ve daha sonra da on defa şu duayı okumak:

لَاإِلٰهَ إِلّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَاشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِى وَيُمِيتُ، وَيُمِيتُ وَيُحْيِى، وَهُوَ حَيٌّ لَايَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ.

“Allah’tan başka ilâh yoktur; tektir, ortağı yoktur; saltanat ve hamd O’na mahsustur; diriltir ve öldürür, öldürür ve diriltir; O ölmeyen bir diridir; hayır O’nun elindedir ve O’nun her şeye gücü yeter.”

Sonra on defa:

أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الَّذِى لَاإِلٰهَ إِلّا هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّومُ وَأَ تُوبُ إِلَيْهِ.

“Kendisinden başka ilâh olmayan Diri ve Kayyım Allah’tan bağışlanma diliyor ve O’na dönüş yapıyorum.” Ve yine şu zikirlerin her birini onar defa söylemek:

يَا اللَّهُ

يَا رَحْمَنُ

يَا رَحِيمُ

يَا بَدِيعَ السَّماواتِ وَالْأَرْضِ يَا ذَا الْجَلالِ وَالْإِكْرامِ.

“Ey gökleri ve yeri yaratan, ey celal ve ikram sahibi”

يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ

“Ey diri, ey Kayyım.”

يَا حَنَّانُ يَا مَنَّانُ

“Ey bağışlayan ve minnet bırakan.”

يَا لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ

“Ey kendisinden başka ilah olmayan”.

آمِينَ

Sonra şu duayı okumak:

اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُكَ يَا مَنْ هُوَ أَقْرَبُ إِلَىَّ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ، يَا مَنْ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ، يَا مَنْ هُوَ بِالْمَنْظَرِ الْأَعْلىٰ وَبِالْأُفُقِ الْمُبِينِ، يَا مَنْ هُوَ الرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوىٰ، يَا مَنْ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ، أَسْأَلُكَ أَنْ تُصَلِّىَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ.

“Allah’ım! Ey bana şah damarımdan daha yakın olan, ey insanla kalbi arasında mesafe düşüren, ey en yüce yerde ve apaçık ufukta olan, ey arşa istiva eden Rahman, ey hiçbir şey kendisi gibi olmayan duyan ve gören -Allah-! Muhammed ve Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle.”

 

Sonra hacetler istenir. Yine İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Muhammed ve onun Ehl-i Beyt’ini hoşnut etmek isteyen, onların hakkında şu şekilde salavat göndersin:

اللّٰهُمَّ يَا أَجْوَدَ مَنْ أَعْطىٰ، وَيَا خَيْرَ مَنْ سُئِلَ، وَيَا أَرْحَمَ مَنِ اسْتُرْحِمَ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ فِى الْأَوَّلِينَ، وَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ فِى الْآخِرِينَ، وَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ فِى الْمَلَاَ الْأَعْلىٰ، وَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ فِى الْمُرْسَلِينَ . اللّٰهُمَّ أَعْطِ مُحَمَّداً وَآلَهُ الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالشَّرَفَ وَالرِّفْعَةَ وَالدَّرَجَةَ الْكَبِيرَةَ . اللّٰهُمَّ إِنِّى آمَنْتُ بِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَلَمْ أَرَهُ فَلا تَحْرِمْنِى فِى الْقِيامَةِ رُؤْيَتَهُ، وَارْزُقْنِى صُحْبَتَهُ، وَتَوَفَّنِى عَلَىٰ مِلَّتِهِ، وَاسْقِنِى مِنْ حَوْضِهِ مَشْرَباً رَوِيّاً سائِغاً هَنِيئاً لَاأَظْمَأُ بَعْدَهُ أَبَداً، إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ . اللّٰهُمَّ إِنِّى آمَنْتُ بِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَلَمْ أَرَهُ فَعَرِّفْنِى فِى الْجِنانِ وَجْهَهُ . اللّٰهُمَّ بَلِّغْ مُحَمَّداً صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ مِنِّى تَحِيَّةً كَثِيرَةً وَسَلاماً.

“Allah’ım! Ey bağışta bulunanların en cömerdi, ey dilekte bulunulanların en hayırlısı ve ey merhamet dilenilenlerin en merhametlisi. Allah’ım! Öncekiler arasında Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle, sonrakiler arasında Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle; en yüce makamlarda Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle, peygamberler arasında Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle.

Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine vesile, fazilet, şeref, yücelik ve büyük bir derece ver.

Allah’ım! Ben Hz. Muhammed’i görmediğim halde ona iman ettim. Kıyamet gününde onu görmeği ve onunla sohbet arkadaşı olmayı bana nasip et. Beni onun dini üzerine öldür ve bir daha asla susamamak üzere onun havuzundan bana içir. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.

Allah’ım! Ben Hz. Muhammed’i -Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- görmediğim halde ona iman ettim. Onun yüzünü cennette bana tanıt.

Allah’ım! Hz. Muhammed’e -Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beytine olsun- benden çokça salat ve selam ulaştır.”

Sonra Receb ayında kaydettiğimiz Ümm-ü Davud duasını oku; peşinden sayılmayacak kadar çok sevabı olan ve kısaca değinmek istediğimiz için burada ayrıntılı olarak sevabına yer vermediğimiz şu tesbih zikirleri söyle:

سُبْحانَ اللّٰهِ قَبْلَ كُلِّ أَحَدٍ ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ بَعْدَ كُلِّ أَحَدٍ ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ مَعَ كُلِّ أَحَدٍ ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ يَبْقىٰ رَبُّنا وَيَفْنىٰ كُلُّ أَحَدٍ ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ تَسْبِيحاً يَفْضُلُ تَسْبِيحَ الْمُسَبِّحِينَ فَضْلاً كَثِيراً قَبْلَ كُلِّ أَحَدٍ ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ تَسْبِيحاً يَفْضُلُ تَسْبِيحَ الْمُسَبِّحِينَ فَضْلاً كَثِيراً بَعْدَ كُلِّ أَحَدٍ وَسُبْحانَ اللّٰهِ تَسْبِيحاً يَفْضُلُ تَسْبِيحَ الْمُسَبِّحِينَ فَضْلاً كَثِيراً مَعَ كُلِّ أَحَدٍ؛ وَسُبْحانَ اللّٰهِ تَسْبِيحاً يَفْضُلُ تَسْبِيحَ الْمُسَبِّحِينَ فَضْلاً كَثِيراً لِرَبِّنَا الْباقِى وَيَفْنىٰ كُلُّ أَحَدٍ ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ تَسْبِيحاً لَايُحْصىٰ وَلَا يُدْرىٰ وَلَا يُنْسىٰ وَلَا يَبْلىٰ وَلَا يَفْنىٰ وَلَيْسَ لَهُ مُنْتَهى ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ تَسبِيحاً يَدُومُ بِدَوامِهِ وَيَبْقىٰ بِبَقائِهِ فِى سِنِى الْعالَمِينَ وَشُهُورِ الدُّهُورِ وَأَيَّامِ الدُّنْيا وَساعاتِ اللَّيْلِ وَالنَّهارِ ! وَسُبْحانَ اللّٰهِ أَبَدَ الْأَبَدِ وَمَعَ الْأَبَدِ مِمّا لَايُحْصِيهِ الْعَدَدُ، وَلَا يُفْنِيهِ الْأَمَدُ، وَلَا يَقْطَعُهُ الْأَبَدُ، وَ تَبارَكَ اللّٰهُ أَحْسَنُ الْخالِقِينَ.

“Münezzehtir herkesten önce olan Allah, münezzehtir herkesten sonra olan Allah, münezzehtir herkesle birlikte olan Allah; münezzehtir Allah, Rabbimiz bâki kalacak ve -O’ndan başka- herkes fani olacaktır; münezzehtir Allah, tesbih edenlerin tesbihinden çok daha üstün olan bir tesbihle herkesten önce; münezzehtir Allah, tesbih edenlerin tesbihinden çok daha üstün olan bir tesbihle herkesten sonra; münezzehtir Allah, tesbih edenlerin tesbihinden çok daha üstün olan bir tesbihle herkesle birlikte; münezzehtir Allah, tesbih edenlerin, bâki olan ve Ondan başka herkesin fani olacağı Rabbimiz için ettikleri tesbihinden çok daha üstün olan bir tesbihle; münezzehtir Allah, sayılmayan ve sayısı bilinmeyen, unutulmayan, eskimeyen, fani olmayan, sonu ve nihayeti bulunmayan bir tesbihle. Münezzehtir Allah, alemdekilerin yılları, zamanın ayları, dünyanın saatleri, gece ve gündüzün saatleriyle kendisi devam ettikçe devam eden, bâki kaldıkça bâki kalacak bir tesbihle; münezzehtir sürekli ebedi olan, sürekliliği sayıyla sayılmayan, zamanın geçmesi sürekliliğini yok etmeyen ve ebediyetliğini kesmeyen Allah. En üstün yaratıcı olan Allah yücedir.”

Sona şöyle de:

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ قَبْلَ كُلِّ أَحَدٍ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ بَعْدَ كُلِّ أَحَدٍ…

“Hamd Allah’a mahsustur herkesten önce, hamd Allah’a mahsustur herkesten sonra…”

Bu dua sonuna kadar okunur. Fakat “subhanallah” yerine “elhamdulillah” denir ve “Ahsenu’l-halikin”e ulaşınca “la ilahe illellah-u kabl-e kulli ahad” söylenir ve sonuna kadar duayı böyle okunur; yani “subhanellah” yerine, “la ilahe illellah” ve sonra da “Vellah-u ekber-u kabl-e kulli ahed” söyle ve duanın sonuna kadar böylece “subhanellah” yerine, “ellah-u ekber” söyle. Bunun da peşinden Cuma gecesinin amellerinde kaydettiğimiz “Allahumme men teabbee ve teheyyee” duasını oku ve sonra Şeyh Tusî’nin “Misbahu’lMüteheccid” adlı kitabında kaydettiği “Allahumme entellah-u rabbu’l-alemin” duasını oku.

Bu dua Arafat vakfesinde okunduğu için ve ayrıca çok uzun olması sebebiyle burada kaydetmedik.

Yine bugünde kalp huzuru, huzu ve huşu içerisinde İmam’ın “Sahife-i Seccadiye”deki dünya ve ahret hacetlerini içeren 47. duasını oku.