اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ، وَ اقْسِمْ لِي حِلْما يَسُدُّ عَنِّي بَابَ الْجَهْلِ، وَ هُدًى تَمُنُّ بِهِ عَلَيَّ مِنْ كُلِّ ضَلالَةٍ، وَ غِنًى تَسُدُّ بِهِ عَنِّي بَابَ كُلِّ فَقْرٍ، وَ قُوَّةً تَرُدُّ بِهَا عَنِّي كُلَّ ضَعْفٍ، وَ عِزّاً تُكْرِمُنِي بِهِ عَنْ كُلِّ ذُلٍّ، وَ رِفْعَةً تَرْفَعُنِي بِهَا عَنْ كُلِّ ضَعَةٍ، وَ أَمْناً تَرُدُّ بِهِ عَنِّي كُلَّ خَوْفٍ، وَ عَافِيَةً تَسْتُرُنِي بِهَا عَنْ كُلِّ بَلاءٍ، وَ عِلْما تَفْتَحُ لِي بِهِ كُلَّ يَقِينٍ، وَ يَقِينا تُذْهِبُ بِهِ عَنِّي كُلَّ شَكٍّ، وَ دُعَاءً تَبْسُطُ لِي بِهِ الْإِجَابَةَ فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَ فِي هَذِهِ السَّاعَةِ، السَّاعَةِ السَّاعَةِ السَّاعَةِ؛ يَا كَرِيمُ، وَ خَوْفا تَنْشُرُ لِي بِهِ كُلَّ رَحْمَةٍ، وَ عِصْمَةً تَحُولُ بِهَا بَيْنِي وَ بَيْنَ الذُّنُوبِ، حَتَّى أُفْلِحَ بِهَا عِنْدَ الْمَعْصُومِينَ عِنْدَكَ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
“Allah’ım! Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet eyle ve bana, cahilliğin kapısını (yüzüme) kapatacak hilim, beni her türlü sapıklıktan koruyacağın bir hidayet, yüzüme fakirliklerin kapısını kapatacağın bir zenginlik, benden güçsüzlükleri gidereceğin bir kuvvet, beni her türlü zilletten kurtarıp yücelteceğin bir izzet, beni her türlü aşağılıktan kurtaracağın bir üstünlük, benden her türlü korkuyu gidereceğin bir emniyet, beni her çeşit beladan alıkoyacağın bir afiyet, yüzüme her çeşit yakin (kapısını) açacağın bir ilim, benden her çeşit şüpheyi uzaklaştıracak bir yakin ver ve bana icabet (duaların kabul olması) (kapısını) açacak bir dua nasip et; bu gece, şu an, şimdi, şimdi, şimdi; ey kerem sahibi (Allah)! Yine bana katında masum olanların huzurunda kurtuluşa ermem için, hakkımda her rahmete vesile kılacağın bir korku ve günahla aramda engel kılacağın bir korunma nasip et. Rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi!”
Şöyle rivayet edilmiştir: Hammâd b. Osman ramazan ayının yirmi birinci gecesi İmam Cafer Sadık’ın (a.s) yanına gittiği zaman İmam (a.s), ‘Ey Hammâd, gusül etmiş misin?’ diye sordu. Hammad, ‘Evet, canım sana feda!’ diye cevap verdi. İmam (a.s) bir hasır istedi ve Hammad’ı yanına çağırarak namaza durdu. Böylece bir müddet İmam’la (a.s) birlikte namaz kıldılar. Ve bilahare namazlarımızı bitirdiler. Sonra İmam (a.s) dua etmeye başladı; Hammad da ‘Amin!’ diyordu. Bu durum şafak atıncaya kadar devam etti; sonra İmam (a.s) hizmetçilerinden bazılarını da çağırdı. İmam öne geçti; ezan ve kamet okudu ve birlikte sabah namazını kıldılar. Birinci rekâtta Fâtiha, Kadir, ikinci rekâtta ise Fâtiha ve İhlâs Surelerini okudu.
Hak Teâlâ’ya, tesbih, tahmid, takdis, sena ve Resulullah’a salât u selamdan ve bütün müminlere ve Müslümanlara dua ettikten sonra, İmam (a.s) uzun bir zaman secdeye kapandı ve ben onun nefesinden başka bir şey duyulmuyordu. Sonra “el-İkbal” kitabındaki şu duayı sonuna kadar okudu: “La ilahe illa ent; mukallibe’l-kulub-i ve’lebsar…”
Merhum Kuleynî’nin nakline göre İmam Bâkır (a.s) 21. ve 23. geceler olduğunda, gece yarısına kadar dua eder, ondan sonra da namaza dururdu. Ramazan ayının son on gününde her gece gusletmek müstehaptır. Resulullah’ın (s.a.a) ramazan ayının son on gününde her gece guslettiği rivayet edilmiştir. Bu on günde i’tikaf etmek müstehaptır ve çok fazileti vardır; i’tikaf için en faziletli günler bu günlerdir ve sevabının iki hac ve iki umreye bedel olduğu rivayet edilmiştir. Yine Resulullah’ın (s.a.a) bu on günde mescitte i’tikaf ettiği ve yatağını toplayıp ibadete meşgul olduğu rivayet edilmiştir.
Bu gecenin (21. gecenin) bir başka hususiyeti de, Emirü’lMüminin Hz. Ali’nin (a.s) Hicret’in 40. yılında, ramazan ayının 19.
gecesinde yaralanıp bu gecede şehadete erişmesidir. Rivayetlerde şöyle nakledilmiştir: “O gece, Hz. Hüseyin’in (a.s) şehadetinde olduğu gibi kaldırılan her taşın altında taze kan görüldü.”
Evet, bu gecede Âl-i Muhammed’in (a.s) ve dostlarının hüzünleri yenilenmektedir. Bu yüzden Merhum Şeyh Müfid şöyle demiştir:
Muhammed ve Âl-i Muhammed’e çok salavât getirin ve Âl-i Muhammed’e zulmedenleri ve Emirü’l-Müminin’in (a.s) katilini lanetleyin.
Ramazan ayının yirmi birinci günü Emirü’l-Müminin’in (a.s) şehadet günü olduğu için Hz. Ali’yi (a.s) ziyaret etmek ve bugünde Hazreti ziyaret etme konumunda olan Hızır’ın (a.s) söylediği sözleri dile getirmek uygundur.