اللَّهُمَّ امْدُدْ لِي فِي عُمُرِي، وَ أَوْسِعْ لِي فِي رِزْقِي، وَ أَصِحَّ لِي جِسْمِي، وَ بَلِّغْنِي أَمَلِي، وَ إِنْ كُنْتُ مِنَ الْأَشْقِيَاءِ، فَامْحُنِي مِنَ الْأَشْقِيَاءِ، وَ اكْتُبْنِي مِنَ السُّعَدَاءِ، فَإِنَّكَ قُلْتَ فِي كِتَابِكَ الْمُنْزَلِ، عَلَى نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ صَلَوَاتُكَ عَلَيْهِ وَ آلِهِ: ﴿يَمْحُو اللَّهُ مَا يَشَاءُ وَ يُثْبِتُ وَ عِنْدَهُ أُمُّ الْكِتَابِ﴾.
“Allah’ım! Ömrümü uzun ve rızkımı bol et. Cismimi sıhhatli tut; beni arzuma ulaştır. (Yaptığım amellerden dolayı) bedbaht insanlardan olmuş isem, beni bedbahtların arasından silip, mesut insanların arasına yaz.
Şüphesiz sen gönderdiğin Peygamber’e (salâvatın onun ve Ehlibeyt’inin üzerine olsun) indirdiğin kitabında şöyle buyurmuşsun: Allah istediğini siler, istediğini sabit bırakır; ana kitap ise O’nun indindedir.”
6- Ve şu duayı okumak:
اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِيمَا تَقْضِي وَ فِيمَا تُقَدِّرُ، مِنَ الْأَمْرِ الْمَحْتُومِ وَ فِيمَا تَفْرُقُ مِنَ الْأَمْرِ الْحَكِيمِ، فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ مِنَ الْقَضَاءِ الَّذِي لا يُرَدُّ وَ لا يُبَدَّلُ، أَنْ تَكْتُبَنِي مِنْ حُجَّاجِ بَيْتِكَ الْحَرَامِ، فِي عَامِي هَذَا، الْمَبْرُورِ حَجُّهُمْ، الْمَشْكُورِ سَعْيُهُمْ، الْمَغْفُورِ ذُنُوبُهُمْ، الْمُكَفَّرِ عَنْهُمْ سَيِّئَاتُهُمْ، وَ اجْعَلْ فِيمَا تَقْضِي وَ تُقَدِّرُ، أَنْ تُطِيلَ عُمْرِي وَ تُوَسِّعَ لِي فِي رِزْقِي.
“Allah’ım! Kadir gecesinde hükmedip mukadder buyurduğun ve hikmet üzere kararlaştırdığın, değişmeyen, dönüşü olmayan hükümlerin arasında, beni de hacları kabul olan, çabalarının karşılığı verilen, günahları affedilen ve kötülüklerinin üstü örtülen, Beytü’l-Haram’ının hacılarından yaz. Ömrümün uzamasını ve rızkımın çoğalmasını mukadder buyur.”
7- Merhum Seyyid’in “el-İkbâl” kitabında naklettiği şu dua da bu
gecede okunur:
يَا باطِناً فِى ظُهُورِهِ، ويَا ظاهِراً فِى بُطُونِهِ، وَ يَا باطِناً لَيْسَ يَخْفَىٰ، وَ يَا ظاهِراً لَيْسَ يُرىٰ، يَا مَوْصُوفاً لَايَبْلُغُ بِكَيْنُونَتِهِ مَوْصُوفٌ وَلَا حَدٌّ مَحْدُودٌ، وَ يَا غائِباً غَيْرَ مَفْقُودٍ، وَيَا شاهِداً غَيْرَ مَشْهُودٍ، يُطْلَبُ فَيُصابُ، وَلَمْ يَخْلُ مِنْهُ السَّماواتُ وَالْأَرْضُ وَمَا بَيْنَهُما طَرْفَةَ عَيْنٍ، لَايُدْرَكُ بِكَيْفٍ، وَلَا يُؤَيَّنُ بِأَيْنٍ وَلَا بِحَيْثٍ، أَنْتَ نُورُ النُّورِ وَرَبُّ الأَرْبابِ، أَحَطْتَ بِجَمِيعِ الأُمورِ، سُبحانَ مَنْ لَيْسَ كَمِثِلهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّميعُ البَصيرُ ! سبحانَ مَنْ هُوَ هكَذَا وَلَا هَكَذا غَيْرُه.
“Ey aşikâr olduğu hâlde gizli ve ey gizli olduğu hâlde aşikâr olan; ey görünmemesine rağmen gizli olmayan ve ey aşikâr olmasına rağmen görünmeyen; ey zatının künhüne hiçbir vasıfla, hiçbir tarif ve (medihle) varılamayan; ey gözden kayıp olduğu hâlde hazır bulunan; hazır olduğu hâlde görünmeyen; arandığında bulunan; göklerden, yerden ve (bu ikisinin) arasından bir an dahi kaybolmayan; belli bir keyfiyetle algılanmayan ve herhangi bir mekânda veya yönde yer tutmayan (Rabbim)!
Sen nurun nurusun; efendilerin efendisisin; her şeyi kuşatmışsın. Münezzehtir misli olamayan, duyan ve gören (Allah).”
Duanın ardından da hacetlerinizi dileyin.
8- Gecenin başında olduğu gibi sonunda da gusletmek, bu geceye
has bir ameldir.
Bu gecede gusletmek, bu gecede uyanık kalıp ibadetle geçirmek, İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmek ve yüz rekat namaz kılmak çok faziletli olup önemle vurgulanmıştır.
Merhum Şeyh Tusî, “Tehzib” kitabında Ebu Basir’den şöyle rivayet etmiştir:
İmam Sadık (a.s) bana şöyle buyurdu: “Kadir gecesi olması ümit edilen (şu gecede) yüz rekât namaz kılarak her rekâtta Fâtiha’dan sonra on defa İhlâs Suresi’ni oku.” Ben, “Canım sana feda olsun, bu namazları ayaküstü kılamaz isem ne yapayım?” dediğimde, “Oturarak kıl.” buyurdu. “Buna da gücüm yetmez ise, ne yapayım?!” diye sorduğumda ise, “Yatağına uzandığın hâlde kılmaya çalış.” buyurdu.
“Deâimü’l-İslâm” kitabında şöyle rivayet eder:
“Ramazan ayının son on günü olduğunda, Resulullah (s.a.a) yatağını dürer, ibadet için kemerini sıklardı. Yirmi üçüncü gece aile fertlerini uyandırır ve uyuyanların yüzüne su serperdi.”
Hz. Fâtıma (a.s) bu gecede aile fertlerinin uyumasına izin vermezdi. Bunu da onlara az yemek vermek ve gündüzler uyumakla sağlamaya çalışır ve şöyle buyururdu: “Asıl mahrum ve yoksun kimse, bu gecenin hayrından yoksun kalan kimsedir.”
Rivayet edildiğine göre İmam Cafer Sadık (a.s) bir ara şiddetli bir şekilde hastalanmıştı. Buna rağmen ramazan ayının 23. gecesi olduğunda akrabalarından kendisini camiye götürmelerini istedi ve o gece sabaha kadar camide kaldı!
Merhum Allâme Meclisî şöyle demiştir: “Bu gecede Kur’ân’ı mümkün mertebe çok okumaya ve “Sahife-i Seccadiye”nin dualarını, özellikle “Mekarimu’l-Ahlak” duasını ve tövbe duasını okumaya ve amelleri yapmaya özen gösterin.”
Hatırlatma: Kadir gecesinin gündüzü de gecesi gibi değerlidir ve o günde Kur’ân okumak, dua ve ibadetle meşgul olmak iyidir; çünkü hadislerde Kadir gecesinin gündüzünün de gecesi gibi faziletli olduğu geçmektedir.