İmam Hüseyin’in (a.s) Ziyareti – Pazartesi Günü

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ أَمِيرِالْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمِينَ، أَشْهَدُ أَنَّكَ أَقَمْتَ الصَّلاَةَ، وَآتَيْتَ الزَّكَاةَ، وَأَمَرْتَ بِالْمَعْرُوفِ، وَنَهَيْتَ عَنِ الْمُنْكَرِ، وَعَبَدْتَ اللّٰهَ مُخْلِصاً، وَجَاهَدْتَ فِى اللّٰهِ حَقَّ جِهادِهِ حَتَّىٰ أَتَاكَ الْيَقِينُ، فَعَلَيْكَ السَّلامُ مِنِّى مَا بَقِيتُ وَبَقِىَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ، وَعَلَىٰ آلِ بَيْتِكَ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ؛

Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu, selam olsun sana ey Emirulmüminin’in oğlu, selam olsun sana ey alemdeki kadınların efendisinin oğlu; şehadet ederim ki sen namazı ayakta tuttun, zekatı verdin, – insanları- iyiliğe emrettin ve kötülükten sakındırdın; ihlasla Allah’a ibadet ettin; Allah yolunda hakkıyla cihad ettin; tâ ki (ölüm zamanı) yakin makamına ulaştın. O halde ben ve gece- gündüz kaldığı müddetçe benden sana ve senin tertemiz Ehl-i Beyt’ine selam olsun;

أَنَا يَا مَوْلَاىَ مَوْلىً لَكَ وَ لِآلِ بَيْتِكَ، سِلْمٌ لِمَنْ سَالَمَكُمْ، وَحَرْبٌ لِمَنْ حَارَبَكُمْ، مُؤْمِنٌ بِسِرِّكُمْ وَجَهْرِكُمْ، وَظَاهِرِكُمْ وَبَاطِنِكُمْ، لَعَنَ اللّٰهُ أَعْداءَكُمْ مِنَ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ، وَأَنَا أَبْرَأُ إِلَى اللّٰهِ تَعالىٰ مِنْهُمْ، يَا مَوْلَاىَ يَا أَبا مُحَمَّدٍ، يَا مَوْلَاىَ يَا أَبا عَبْدِاللّٰهِ، هٰذا يَوْمُ الإِثْنَيْنِ وَهُوَ يَوْمُكُما وَبِاسْمِكُما وَأَنَا فِيهِ ضَيْفُكُما، فَأَضِيفانِى وَأَحْسِنا ضِيَافَتِى، فَنِعْمَ مَنِ اسْتُضِيفَ بِهِ أَنْتُمَا، وَأَنَا فِيهِ مِنْ جِوارِكُما فَأَجِيرانِى، فَإِنَّكُمَا مَأمُورانِ بِالضِّيافَةِ وَالْإِجارَةِ، فَصَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكُمَا وَآلِكُمَا الطَّيِّبِينَ.

Ey efendim! Ben senin ve Ehl-i Beyti’nizin seveniyim; sizinle barışık olanlarla barışığım, sizinle savaş halinde olanlarla savaş halindeyim; sizin gizlinize ve açıkta olanınıza, zahirinize ve batınınıza inanıyorum. Allah sizin geçmişteki ve gelecekteki düşmanlarınıza lanet etsin. Ben onlardan Allah’a teberri ediyorum. Ey mevlam, ey Eba Muhammed, ey mevlam, ey Aba Abdullah!
Bu pazartesi günü sizin gününüzdür, sizin isminize aittir; ben ise bugünde sizin misafirinizim; o halde beni misafirliğe kabul edin ve beni iyi misafir edin; gerçekten siz en güzel misafirperverlersiniz. Ben ise bugünde size sığınanlardanım; o halde bana sığınak verin; şüphesiz siz ziyafet ve sığınak vermek üzere görevlendirilmişsinizdir. Allah’ın rahmeti sizin ve tertemiz Ehl-i Beyt’inizin üzerine olsun.