السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَبا عَبْدِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ شَبابِ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ رِضَاهُ مِنْ رِضَى الرَّحْمَانِ وَسَخَطُهُ مِنْ سَخَطِ الرَّحْمَانِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَمِينَ اللّٰهِ، وَحُجَّةَ اللّٰهِ، وَبابَ اللّٰهِ، وَالدَّلِيلَ عَلَى اللّٰهِ، وَالدَّاعِيَ إِلَى اللّٰهِ، أَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ حَلَّلْتَ حَلالَ اللّٰهِ، وَحَرَّمْتَ حَرامَ اللّٰهِ، وَأَقَمْتَ الصَّلاةَ، وَآتَيْتَ الزَّكَاةَ، وَأَمَرْتَ بِالْمَعْرُوفِ، وَنَهَيْتَ عَنِ الْمُنْكَرِ، وَدَعَوْتَ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ وَمَنْ قُتِلَ مَعَكَ شُهَداءُ أَحْياءٌ عِنْدَ رَبِّكُمْ تُرْزَقُونَ، وَأَشْهَدُ أَنَّ قاتِلَكَ فِي النَّارِ، أَدِينُ اللّٰهَ بِالْبَراءَةِ مِمَّنْ قَتَلَكَ، وَمِمَّنْ قاتَلَكَ وَشايَعَ عَلَيْكَ وَمِمَّنْ جَمَعَ عَلَيْكَ، وَ مِمَّنْ سَمِعَ صَوْتَكَ وَلَمْ يُعِنْكَ، يَا لَيْتَنِي كُنْتُ مَعَكُمْ فَأَفُوزَ فَوْزاً عَظِيماً.
“Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu, selam olsun sana ey Emirulmüminin’in oğlu, selam olsun sana ey Eba Abdullah, selam olsun sana ey cennet gençlerinin efendisi; Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam olsun sana ey rızası Rahman’ın rızasından ve öfkesi Rahman’ın öfkesinden olan. Selam olsun sana ey Allah’ın emini, ey Allah’ın hücceti, ey Allah’ın kapısı, ey halkın Allah’a kılavuzu ve halkı Allah’a davet eden.
Şahadet ederim ki sen Allah’ın helallerini helal ve haramlarını haram saydın. Namazı ayakta tuttun, zekatı verdin, iyiliğe emrettin ve kötülükten sakındırdın, halkı hikmet ve güzel öğütle Rabbi’nin yoluna davet ettin. Şahadet ederim ki seninle birlikte öldürülenler, Rabbinizin katında rızıklandırılan diri şehitlerdir. Şahadet derim ki senin katilin cehennem ateşindedir. Seni öldürenden, seninle savaşandan, sana karşı senin -düşmanlarını- izleyenden, aleyhine -adam- toplayandan ve senin sesini duyup sana yardım etmeyenden beraat ederek Allah’ın dininde yeralıyorum. Keşke ben de sizinle birlikte olsaydım da büyük bir saadete ulaşsaydım.”
Bu üç ziyaret İbn Kavluveyh’in “Mezar” kitabından nakledilmiştir.