أَأَدْخُلُ يَا نَبِيَّ اللّٰهِ ؟ أَأَدْخُلُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ ؟ أَأَدْخُلُ يَا فاطِمَةُ الزَّهْراءُ سَيِّدَةَ نِساءِ الْعالَمِينَ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ الْحُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ عَلِيَّ بْنَ الْحُسَيْنِ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ مُحَمَّدَ بْنَ عَلِيٍّ ؟ أَأَدْخُلُ يا مَوْلايَ جَعْفَرَ بْنَ مُحَمَّدٍ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ مُوسَى بْنَ جَعْفَرٍ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ عَلِيَّ بْنَ مُوسَىٰ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ مُحَمَّدَ بْنَ عَلِيٍّ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ يَا أَبَا الْحَسَنِ عَلِيَّ بْنَ مُحَمَّدٍ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَوْلايَ يَا أَبامُحَمَّدٍ الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ ؟ أَأَدْخُلُ يَا مَلائِكَةَ اللّٰهِ الْمُوَكَّلِينَ بِهٰذَا الْحَرَمِ الشَّرِيفِ.
“Girebilir miyim ey Allah’ın peygamberi. Girebilir miyim ey Emirulmüminin. Girebilir miyim ey alemlerin kadınlarının efendisi Fatıma-tüz Zehra. Girebilir miyim ey mevlam Hasan b. Ali. Girebilir miyim ey mevlam Hüseyin b. Ali. Girebilir miyim ey mevlam Ali b. Hüseyin. Girebilir miyim ey mevlam Muhammed b. Ali. Girebilir miyim ey mevlam Cafer b. Muhammed. Girebilir miyim ey mevlam Musa b. Cafer. Girebilir miyim ey mevlam Ali b. Musa. Girebilir miyim ey mevlam Muhammed b. Ali. Girebilir miyim ey mevlam Eba Hasan Ali b. Muhammed. Girebilir miyim ey Eba Muhammed Hasan b. Ali. Girebilir miyim ey bu yüce haremde görevlendirilmiş Allah’ın melekleri.”
Sonra sağ ayağınla hareme gir ve yüzün İmam Ali Hâdi aleyhis-selamın türbesine ve sırtın kıbleye gelecek şekilde dur; yüz defa “Allah-u Ekber” söyle ve peşinden şöyle selam ver:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَبَا الْحَسَنِ عَلِيَّ بن مُحَمَّدٍ الزَّكِيَّ الرَّاشِدَ النُّورَ الثَّاقِبَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا صَفِيَّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا سِرَّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حَبْلَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا آلَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا خِيَرَةَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا صَفْوَةَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَمِينَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حَقَّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حَبِيبَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا نُورَ الْأَنْوَارِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا زَيْنَ الْأَبْرَارِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا سَلِيلَ الْأَخْيَارِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا عُنْصُرَ الْأَطْهارِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حُجَّةَ الرَّحْمٰنِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا رُكْنَ الْإِيمانِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مَوْلَى الْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَلِيَّ الصَّالِحِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يا عَلَمَ الْهُدىٰ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حَلِيفَ التُّقىٰ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا عَمُودَ الدِّينِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ خَاتَمِ النَّبِيِّينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ سَيِّدِ الْوَصِيِّينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ فاطِمَةَ الزَّهْراءِ سَيِّدَةِ نِسَاءِ الْعالَمِينَ؛
“Selam olsun sana ey tertemiz, kılavuz ve -Allah’ın- parlak nuru Eba Hasan Ali b. Muhammed; Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam olsun sana ey Allah’ın seçtiği. Selam olsun sana ey Allah’ın sırrı. Selam olsun sana ey Allah’ın sağlam ipi. Selam olsun sana ey Allah’ın Âl-i. Selam olsun sana ey Allah’ın seçtiği kul. Selam olsun sana ey Allah’ın has kulu. Selam olsun sana ey Allah’ın emini. Selam olsun sana ey Allah’ın hakkı. Selam olsun sana ey Allah’ın habibi. Selam olsun sana ey nurların nuru. Selam olsun sana ey iyilerin ziyneti. Selam olsun sana ey iyilerin soyu. Selam olsun sana ey temizlerin unsuru. Selam olsun sana ey Rahman Allah’ın hücceti. Selam olsun sana ey imanın rüknü. Selam olsun sana ey müminlerin mevlası. Selam olsun sana ey salihlerin velisi. Selam olsun sana ey hidayet bayrağı. Selam olsun sana ey devamlı takvayla birlikte olan. Selam olsun sana ey dinin direği. Selam olsun sana ey peygamberlerin sonuncusunun oğlu. Selam olsun sana ey vasilerin efendisinin oğlu. Selam olsun sana ey alemlerin kadınlarının efendisi Fatımatü’z-Zehra’nın oğlu. Selam olsun sana ey ilâhi ahde vefalı emin. Selam olsun sana ey beğenilmiş nişane ve önder.
السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْأَمِينُ الْوَفِيُّ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْعَلَمُ الرَّضِيُّ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الزَّاهِدُ التَّقِيُّ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْحُجَّةُ عَلَى الْخَلْقِ أَجْمَعِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا التَّالِي لِلْقُرْآنِ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْمُبَيِّنُ لِلْحَلالِ مِنَ الْحَرامِ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْوَلِيُّ النَّاصِحُ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الطَّرِيقُ الْواضِحُ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّجْمُ اللَّائِحُ، أَشْهَدُ يَا مَوْلايَ يَا أَبَا الْحَسَنِ أَنَّكَ حُجَّةُ اللّٰهِ عَلَىٰ خَلْقِهِ، وَخَلِيفَتُهُ فِي بَرِيَّتِهِ، وَأَمِينُهُ فِي بِلادِهِ، وَشَاهِدُهُ عَلَىٰ عِبَادِهِ؛ وَأَشْهَدُ أَنَّكَ كَلِمَةُ التَّقْوَىٰ، وَبَابُ الْهُدَىٰ، وَالْعُرْوَةُ الْوُثْقىٰ، وَالْحُجَّةُ عَلَىٰ مَنْ فَوْقَ الْأَرْضِ وَمَنْ تَحْتَ الثَّرَىٰ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ الْمُطَهَّرُ مِنَ الذُّنُوبِ، الْمُبَرَّأُ مِنَ الْعُيُوبِ، وَالْمُخْتَصُّ بِكَرامَةِ اللّٰهِ، وَالْمَحْبُوُّ بِحُجَّةِ اللّٰهِ، وَالْمَوْهُوبُ لَهُ كَلِمَةُ اللّٰهِ، وَالرُّكْنُ الَّذِي يَلْجَأُ إِلَيْهِ الْعِبادُ، وَتُحْيىٰ بِهِ الْبِلادُ، وَأَشْهَدُ يَا مَوْلايَ أَنِّي بِكَ وَبِآبائِكَ وَأَبْنَائِكَ مُوقِنٌ مُقِرٌّ، وَلَكُمْ تَابِعٌ فِي ذَاتِ نَفْسِي، وَشَرَايِعِ دِينِي، وَخَاتِمَةِ عَمَلِي وَمُنْقَلَبِي وَمَثْوَايَ، وَأَنِّي وَلِيٌّ لِمَنْ وَالاكُمْ، وَعَدُوٌّ لِمَنْ عَادَاكُمْ، مُؤْمِنٌ بِسِرِّكُمْ وَعَلانِيَتِكُمْ، وَأَوَّلِكُمْ وَآخِرِكُمْ، بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، وَالسَّلامُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ.
Selam olsun sana ey takvalı zahid. Selam olsun sana ey Allah’ın bütün yaratıklarına hücceti. Allah’ın selamı senin üzerine olsun. Selam olsun sana ey Kur’an’ı tilavet eden. Selam olsun sana ey helal ve haramı açıklayan. Selam olsun sana ey ümmetin hayrını isteyen. Selam olsun sana ey aydın yol. Selam olsun sana ey parlak yıldız.
Ey mevlam, ey Eba Hasan! Şahadet ederim ki sen Allah’ın yaratıklarına hücceti, yaratıkları arasında halifesi, beldelerinde emini, kulları üzerine şahidisin. Şahadet ederim ki sen takva kelimesi (nişanesi), hidayet kapısı, sağlam ipi, yeryüzündekilere ve toprağın altındakilere hüccetisin. Şahadet ederim ki sen günahlardan temizlenmiş, kusurlardan arınmış, Allah’ın kerametine has kılınmış, Allah’ın hücceti makamına has kılınmışsın. Allah’ın kelimesi sana verilmiştir. Kulların sığındığı ve beldelerin kendisiyle gerçek hayat bulduğu rükün sensin.
Ey mevlam! Şahadet ederim ki ben sana, senin babalarına ve senin evlatlarına -imametinize- yakin ve ikrar etmekteyim. Kendimle ilgili konularda, dinimin ahkamında, amelimin sonucunda, bütün hareket ve duruşlarımda size tabiim. Ben size dost olanlarla dost, düşman olanlarla düşmanım. Sizin gizlinize ve aşikârınıza, ilkinize ve sonuncunuza inanıyorum. Anam, babam sana feda olsun. Selam olsun sana; Allah’ın rah-met ve bereketleri senin üzerine olsun.”
اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ، وَ صَلِّ عَلَىٰ حُجَّتِكَ الْوَفِيِّ، وَوَلِيِّكَ الزَّكِيِّ، وَأَمِينِكَ الْمُرْتَضىٰ، وَصَفِيِّكَ الْهَادِي، وَصِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ، وَالْجَادَّةِ الْعُظْمىٰ، وَالطَّرِيقَةِ الْوُسْطىٰ، نُورِ قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ، وَوَلِيِّ الْمُتَّقِينَ، وَصاحِبِ الْمُخْلَصِينَ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنا مُحَمَّدٍ وَأَهْلِ بَيْتِهِ، وَصَلِّ عَلَىٰ عَلِيِّ بْنِ مُحَمَّدٍ الرَّاشِدِ الْمَعْصُومِ مِنَ الزَّلَلِ، وَالطَّاهِرِ مِنَ الْخَلَلِ، وَالْمُنْقَطِعِ إِلَيْكَ بِالْأَمَلِ، الْمَبْلُوِّ بِالْفِتَنِ، وَالْمُخْتَبَرِ بِالْمِحَنِ، وَالْمُمْتَحَنِ بِحُسْنِ الْبَلْوَىٰ، وَصَبْرِ الشَّكْوَىٰ، مُرْشِدِ عِبَادِكَ، وَبَرَكَةِ بِلادِكَ، وَمَحَلِّ رَحْمَتِكَ وَمُسْتَوْدَعِ حِكْمَتِكَ، وَالْقَائِدِ إِلَىٰ جَنَّتِكَ؛
“Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet et. Vefalı hüccetine, tertemiz veline, beğenilmiş eminine, doğru yola hidayet eden seçkin kuluna, dosdoğru yoluna, büyük hidayet caddene, orta yoluna, müminlerin kalplerinin nuruna, muttakilerin velisine ve halis kılınmışların dostuna rahmet et.
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve Ehl-i Beyt’ine rahmet et ve Ali b. Muhammed’e rahmet et; o sürçmelerden masum, halellerden temiz olan kılavuzdur; arzularda -yaratıklarından- koparak sana yönelmiştir; fitnelere müptela olmuş, acılarla imtihan olmuş, iyi belalarla sınanmış, şikayet hususunda sabırlı olan, kullarına kılavuz, beldelerine bereketin, özel rahmetinin yeri, hikmetinin mahzeni, cennetine götüren, yaratıkların arasındaki alim ve yaratıkların arasında hidayet edicidir; elçinin ümmeti arasında onun halifeliği için kendisine razı olduğun, seçtiğin, beğendiğin ve Peygamberin getirmiş olduğu şeriatı korumakla görevlendirdiğin kimsedir. Dolayısıyla o vasilik görevini müstakil olarak üstlendi; onun gereklerini tamamladı; ilâhi emaneti taşıyabildi, hiçbir müşkülde ayağı sürçmedi; hiçbir sıkıntıda mustarip olup doğru yoldan çıkmadı; aksine, üzüntüyü giderdi, yarıkları kapattı ve ilâhi farizaları tamtamına yerine getirdi.
الْعَالِمِ فِي بَرِيَّتِكَ، وَالْهَادِي فِي خَلِيقَتِكَ الَّذِي ارْتَضَيْتَهُ وَانْتَجَبْتَهُ وَاخْتَرْتَهُ لِمَقَامِ رَسُولِكَ فِي أُمَّتِهِ، وَأَلْزَمْتَهُ حِفْظَ شَرِيعَتِهِ، فَاسْتَقَلَّ بِأَعْبَاءِ الْوَصِيَّةِ ناهِضاً بِهَا وَمُضْطَلِعاً بِحَمْلِها، لَمْ يَعْثُرْ فِي مُشْكِلٍ، وَلَا هَفَا فِي مُعْضِلٍ، بَلْ كَشَفَ الْغُمَّةَ، وَسَدَّ الْفُرْجَةَ، وَأَدَّى الْمُفْتَرَضَ . اللّٰهُمَّ فَكَما أَقْرَرْتَ ناظِرَ نَبِيِّكَ بِهِ فَرَقِّهِ دَرَجَتَهُ، وَأَجْزِلْ لَدَيْكَ مَثُوبَتَهُ، وَصَلِّ عَلَيْهِ وَبَلِّغْهُ مِنَّا تَحِيَّةً وَسَلاماً، وَآتِنا مِنْ لَدُنْكَ فِي مُوالاتِهِ فَضْلاً وَ إِحْساناً وَمَغْفِرَةً وَرِضْواناً إِنَّكَ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ.
Allah’ım! Peygamberinin gözünü onunla nurlandırdığın gibi onun makamını yükselt, nezdindeki sevabını ve mükafatını büyük kıl, ona rahmet eyle, bizden ona esenlik ve selam ulaştır ve onu sevmemizden dolayı bize kendi katından fazl, ihsan, bağışlanma ve rızvan ver; doğrusu sen yüce ihsan sahibisin.”
Sonra ziyaret namazı kıl. Namazı bitirdikten sonra şöyle de:
يَا ذَا الْقُدْرَةِ الْجامِعَةِ، وَالرَّحْمَةِ الْواسِعَةِ، وَالْمِنَنِ الْمُتَتابِعَةِ وَالْآلاءِ الْمُتَوَاتِرَةِ، وَالْأَيادِي الْجَلِيلَةِ، وَالْمَواهِبِ الْجَزِيلَةِ، صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ الصَّادِقِينَ، وَأَعْطِنِي سُؤْلِي، وَاجْمَعْ شَمْلِي، وَلُمَّ شَعَثِي، وَزَكِّ عَمَلِي، وَلَا تُزِغْ قَلْبِي بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنِي، وَلَا تُزِلَّ قَدَمِي، وَلَا تَكِلْنِي إِلَىٰ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ أَبَداً، وَلَا تُخَيِّبْ طَمَعِي، وَلَا تُبْدِ عَوْرَتِي، وَلَا تَهْتِكْ سِتْرِي، وَلَا تُوحِشْنِي، وَلَا تُؤْيِسْنِي، وَكُنْ بِي رَؤُوفاً رَحِيماً، وَاهْدِنِي وَزَكِّنِي وَطَهِّرْنِي وَصَفِّنِي وَاصْطَفِنِي، وَخَلِّصْنِي وَاسْتَخْلِصْنِي، وَاصْنَعْنِي وَاصْطَنِعْنِي ، وَقَرِّبْنِي إِلَيْكَ وَلَا تُباعِدْنِي مِنْكَ، وَالْطُفْ بِي وَلَا تَجْفُنِي، وَأَكْرِمْنِي وَلَا تُهِنِّي، وَمَا أَسْأَلُكَ فَلَا تَحْرِمْنِي، وَمَا لَاأَسْأَلُكَ فَاجْمَعْهُ لِي، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ؛
“Ey kapsamlı güç ve geniş rahmet sahibi, birbirini izleyen bağışların ve ardarda beliren nimetlerin, büyük ihsanların ve bol bağışların sahibi! Muhammed’e ve doğru konuşan Ehl-i Beyti’ne rahmet eyle. Bana iste-ğimi ver, perişanlığımı ıslah et, dağınıklığımı topla, amelimi temiz ve ihlaslı kıl, beni doğru yola hidayet ettikten sonra kalbimi batıla yönlendirme, ayağımı kaydırma, bir göz açık kapayıncaya kadar beni asla kendi başıma bırakma. Ümidimi boşa çıkarma. Ayıbımı açığa çıkarma.-Çirkinliklerime olan örtümü yırtma. Beni vahşete ve ümitsizliğe düşürme. Bana yumuşak ve merhametli ol. Beni hidayet et, beni temizle. Beni pâk kıl, kalbime sefa ver, beni seç, beni halis kıl, beni kurtar, beni yoğur, beni -kendin için) yetiştir, beni kendine yaklaştır, beni kendinden uzaklaştırma, bana lütfet, bana ilgisiz davranma, bana ikramda bulun, beni zelil etme, senden istediğim şeyden beni mahrum etme, senden istemediğimi -ahiretim için- biriktir; rahmetin hürmetine ey merhametlilerin en merhametlisi!
وَأَسْأَلُكَ بِحُرْمَةِ وَجْهِكَ الْكَرِيمِ، وَبِحُرْمَةِ نَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ صَلَواتُكَ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَبِحُرْمَةِ أَهْلِ بَيْتِ رَسُولِكَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عَلِيٍّ وَالْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ وَعَلِيٍّ وَمُحَمَّدٍ وَجَعْفَرٍ وَمُوسىٰ وَعَلِيٍّ وَمُحَمَّدٍ وَعَلِيٍّ وَالْحَسَنِ وَالْخَلَفِ الْباقِي صَلَواتُكَ وَبَرَكاتُكَ عَلَيْهِمْ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ، وَتُعَجِّلَ فَرَجَ قائِمِهِمْ بِأَمْرِكَ، وَتَنْصُرَهُ وَتَنْتَصِرَ بِهِ لِدِينِكَ، وَتَجْعَلَنِي فِي جُمْلَةِ النَّاجِينَ بِهِ، وَالْمُخْلِصِينَ فِي طاعَتِهِ، وَأَسْأَلُكَ بِحَقِّهِمْ لَمَّا اسْتَجَبْتَ لِي دَعْوَتِي، وَقَضَيْتَ لِي حاجَتِي، وَأَعْطَيْتَنِي سُؤْلِي، وَكَفَيْتَنِي مَا أَهَمَّنِي مِنْ أَمْرِ دُنْيايَ وَآخِرَتِي، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، يَا نُورُ يا بُرْهانُ يَا مُنِيرُ يَا مُبِينُ يَا رَبِّ اكْفِنِي شَرَّ الشُّرُورِ، وَآفاتِ الدُّهُورِ، وَأَسْأَلُكَ النَّجاةَ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ.
Kerim zatın hürmetine, peygamberin Muhammed’in -rahmetin onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsun- hürmetine, peygamberinin Ehl-i Beyti olan Emirulmüminin Ali, Hasan, Hüseyin, Ali, Muhammed, Cafer, Musa, Ali, Muhammed, Ali, Hasan’a ve bâki halef (Hz. Mehdi) -rahmet ve bereketlerin onların üzerine olsun- hürmetine onların hepsine rahmet eyle. Ve onlardan senin emrin üzere kıyam edecek olan kâimin zuhurunu yakınlaştır ve ona yardım et ve onunla dinine yardımcı ol. Beni onunla kutrulanlardan, onun itaatinde halis olanlardan eyle. Onların hakkı hürmetine duamı kabul etmeni, hacetimi gidermeni, isteğimi vermeni, dünya ve ahretimle ilgili önemli işim için bana yeterli olmanı istiyorum; ey merhametlilerin en merhametlisi, ey varlık âleminin nuru, ey -yoluna kaybedenler için delil ve- burhan, ey -âlemi- nurlandıran, ey -açıklanması gerekenleri- açıklayan. Ya Rab! Kötülerin şerri, zamanların afetleri hakkında bana yeterli ol; Sur’a üfürüldüğü günde senden kurtuluş istiyorum.”
İstediğin her şey için dua et ve sonra şu duayı çok söyle:
يا عُدَّتِي عِنْدَ الْعَُدَدِ، وَيَا رَجائِي وَالْمُعْتَمَدَ، وَيَا كَهْفِي وَالسَّنَدَ، يَا واحِدُ يَا أَحَدُ، وَ يَا قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ، أَسْأَلُكَ اللّٰهُمَّ بِحَقِّ مَنْ خَلَقْتَ مِنْ خَلْقِكَ، وَلَمْ تَجْعَلْ فِي خَلْقِكَ مِثْلَهُمْ أَحَداً صَلِّ عَلَىٰ جَماعَتِهِمْ، وَافْعَلْ بِي كَذا وَكَذا.
“Ey -halkın zahirelerini- sayım anındaki hazırlığım, ey ümidim ve güvenim, ey dayanağım ve sığınağım, ey bir ve yegane, ey kul huvellahu ehed!
Allah’ım! Yarattığın ve yaratıklarından hiç kimseyi onlar gibi kılmadığın kimselerin hakkı için senden istiyorum ki onların güruhuna rahmet eyle ve bana “şöyle, böyle” et.”
“Keza ve keza” (şöyle, şöyle) yerine hacetlerini iste.
O hazretten şöyle rivayet edilmiştir: “Ben Allah Teala’dan, benden sonra haremimde bu duayı okuyan kimseyi ümitsiz geri çevirmemesini istedim.”