Android
- Siteyi Google Chrome ile açın.
- Sağ üstteki üç nokta menüsüne dokunun.
- “Uygulamayı yükle” veya “Ana ekrana ekle” seçeneğini seçin.
- Yükle diyerek işlemi tamamlayın.

Berzah âlemi, dünya ile kıyamet arasındaki ara âlemdir ve kendine özgü hüküm ve düzenleri vardır. İnsan, dünya âleminde ve maddî bir kalıp içinde yaşadığı sürece, normal şartlarda ve alışılmış maddî araçlarla berzah âleminin sakinleriyle doğrudan iletişim kurma imkânına sahip değildir. Bu nedenle, berzah ehlinin durumları ve berzah âleminde olup bitenler hakkında bilgi edinmenin en güvenilir yolu, vahiy kaynaklı öğretilere ve mâsumların (a.s.); yani Hz. Peygamber’in (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt’in (a.s.) sözlerine başvurmaktır.
Bununla birlikte, bazı dinî kaynak ve öğretilerde, berzah ehlinin durumları hakkında sınırlı bilgi edinmek veya onlarla iletişim kurmak için birtakım yollar zikredilmiştir. Bunların en önemlileri şunlardır:
Nefsi tezkiye etmek ve şer‘î seyr u sülûk: İnsan, nefis tezkiyesi, takvâ ve doğru şer‘î seyr u sülûk yoluyla, maddî bağlılıklarının bir kısmının azaldığı bir mertebeye ulaşırsa, kendi varlık kapasitesi ve manevî derecesi ölçüsünde bazı gaybî hususlardan ve berzah ehlinin durumlarından haberdar olabilir. Ancak bu tür bilgiler, birincisi, genel ve herkes için geçerli bir durum değildir. İkincisi, berzah âlemini gördüğünü veya onunla iletişim kurduğunu iddia eden herkesin iddiasının geçerli ve güvenilir olduğu söylenemez.
Ruh çağırma: Ölülerle iletişim kurmak için bazen zikredilen bir başka yol da ruh çağırmadır. Bu konu, birçok zorluk ve belirsizlikle birlikte olmasının ve bu konudaki iddiaların doğruluğunun kolaylıkla tespit edilememesinin yanı sıra, şer‘î açıdan da tartışmalıdır. Bazı fakihler bunun bazı şekillerini câiz görmemiş ve haram saymışlardır. Dolayısıyla ruh çağırmayı, berzah âlemi hakkında bilgi edinmek için güvenilir ve genel bir yol olarak tanıtmak mümkün değildir.
“Berzah”, iki şey (madde ve ruh vb.) arasındaki sınır, ara ve vasıta anlamına gelir. Terim olarak ise dünya ile âhiret arasında bulunan âleme denir.[1] Bu âlemin, dünya âleminin hükümlerinden farklı, kendine özgü hüküm ve düzenleri vardır.
İnsanın berzah âlemine bütünüyle girebilmesi ve onun hakikatlerini şuhûdî olarak idrak edebilmesi için o âleme uygun bir dönüşüme ihtiyacı vardır. Bu nedenle ölümle birlikte insanın varlığında, onu berzah âlemine girmeye hazırlayan bir dönüşüm meydana gelir. Dolayısıyla insan, dünya âleminde ve maddî bir kalıp içinde yaşadığı sürece, berzah âlemi ve onun sakinleriyle tam anlamıyla iletişim kuramaz ve onların bütün durumlarından haberdar olamaz.
Bununla birlikte bu, insanın henüz bu dünyadayken bazı berzahî hakikatlerden haberdar olmak için hiçbir yolunun bulunmadığı anlamına gelmez. Bazı insanlar, nefis tezkiyesi, şer‘î amel ve âdâbı yerine getirme ve seyr u sülûk yolunu doğru şekilde katetme sonucunda, daha yüce âlemlerin bazılarını idrak etme kapasitesine ulaşabilir ve gayb âleminden bazı hakikatler kendilerine açılabilir. Ancak bu tür idrakler, kişinin varlık kapasitesiyle orantılıdır ve bunları berzah âlemi hakkında tam bir bilgi ve kuşatıcı bir idrakle bir tutmak mümkün değildir. Bu nedenle sıradan insanların berzah âleminin hakikati ve berzah ehlinin durumlarının ayrıntıları hakkındaki bilgileri sınırlıdır. Berzah bedenlerinin nasıl olduğu, oradaki nimet ve azapların niteliği ve bu âlemin diğer ayrıntıları bizim için bütünüyle açık değildir. Bu konuda elimizde bulunan bilgiler, esas olarak Kur’an ayetleri, mâsumların (a.s.) rivayetleri ve aklî tahliller yoluyla elde edilmiştir. Bunların bütününden berzah âlemi ve berzah ehlinin durumları hakkında genel bir tasvir ve genel bir perspektif sunulabilir.
Bu yolun yanı sıra, bazen “ruh çağırma”dan da ölülerle iletişim kurma aracı olarak söz edilmektedir. Ancak bu tür meselelerle ilgili birçok iddianın doğruluğunun ispat edilememesinin yanı sıra, bunun bazı şekillerinin şer‘î açıdan câiz olup olmadığı da tartışmalıdır ve bazı fakihler bunu câiz görmemişlerdir. Bu nedenle ruh çağırmayı, berzah âlemini tanımak için güvenilir ve genel bir yol saymak mümkün değildir.
Sonuç olarak, bazı kişilerin birtakım berzahî hakikatler hakkındaki sınırlı ve şuhûdî bilgileri ile berzah âlemini tam anlamıyla kuşatmak ve berzah ehliyle eksiksiz iletişim kurmak arasında fark gözetilmelidir. Bu âlemi tanımanın güvenilir ve itimada şayan yolu, Kur’an’ın öğretilerine ve mâsumların (a.s.) rivayetlerine başvurmaktır. Bununla birlikte bazı insanlar da manevî kemalleri ve doğru seyr u sülûkları sayesinde, varlık kapasiteleri ölçüsünde bu âlemin bazı hakikatlerinden haberdar olabilirler.
Yukarıda açıklananlara göre, berzah ehlinin bazı durumlarından haberdar olmanın yollarından biri, nefsi tezkiye etmek ve dünyevî bağlılıkları azaltmaktır. İnsan, nefis tezkiyesi, takvâ ve seyr u sülûk yolunu doğru biçimde katetmek suretiyle, berzah âlemindeki bazı hakikatleri idrak etme kapasitesinin oluştuğu bir mertebeye ulaşabilir ve kendi varlık kapasitesi ölçüsünde berzah ehlinin bazı durumlarından haberdar olabilir.[2] Elbette bu tür bir bilgi genel değildir ve kişilerin bireysel idrak ve tecrübelerini incelemeden, bütünüyle geçerli kabul etmek mümkün değildir.
Bazı kaynaklarda ölüler ve ruhlarla iletişim kurmanın bir başka yolu olarak ruh çağırma konusu da gündeme getirilmiştir. İnsanın ruhlarla iletişim kurması aklen imkânsız değildir ve bazı ayetler, rivayetler ve tarihî nakiller dikkate alındığında, bunun esas itibarıyla mümkün olduğu kabul edilebilir. Ancak “ruhlarla iletişimin mümkün olması” ile “ruh çağırmaya ilişkin her iddianın doğru olması” birbirinden ayrılmalıdır.
Bu meselenin daha açık hâle gelmesi için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:
Ruh, ölümden sonra varlığını sürdürür ve berzah âlemine intikal eder.
İnsan, beden ve ruh olmak üzere iki boyuttan oluşur. Ölümle birlikte maddî beden ortadan kalkar; ruh ise yaşamını sürdürür ve kıyamet kopuncaya kadar berzah âleminde bulunur. Ruh, maddî bir varlık olmadığı için maddî varlıkların sınırlılıklarına sahip değildir ve dünya âlemiyle iletişim kurması aklen imkânsız değildir.[3]
Ruhlarla iletişim kurmanın aslına dair dinî kaynaklarda birtakım deliller bulunmaktadır.
Bazı ayet ve rivayetlerde, ölülerle iletişim ve konuşma ya da onların yaşayanların sözlerinden haberdar olmalarına dair örnekler nakledilmiştir. Örneğin Hz. Peygamber (s.a.a.), Bedir Savaşı’ndan sonra öldürülen müşriklerle konuşmuştur. Ömer bu davranışı faydasız gördüğünde Hz. Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: “Sus ey Hattâb’ın oğlu! Allah’a yemin olsun ki sen onlardan daha iyi işitmiyorsun.”.[4]
Aynı şekilde Emîrü’l-Mü’minîn Ali’nin (a.s.) de Cemel Savaşı’ndan sonra öldürülenlerle konuştuğu nakledilmiştir.[5]
Dolayısıyla bu deliller dikkate alındığında, yaşayan insanlar ile ruhlar arasında iletişim kurulmasının mümkün olduğu inkâr edilemez. Ayrıca bazı nakil ve tecrübelerde, rüya âleminde ruhlarla iletişim kurulduğundan da söz edilmiştir. Bununla birlikte bu tür kişisel tecrübeler, kendi başlarına ruhlarla iletişime ilişkin bütün iddiaların doğruluğuna kesin delil teşkil edemez.
Bu bağlamda Allâme Tabâtabâî’nin (r.a.) ve kardeşi Allâme Seyyid Muhammed Hasan İlâhî Tabâtabâî’nin bazı tecrübelerine ilişkin nakiller de Mihr-i Tâbân adlı kitapta yer almaktadır.[6]
Ruhla iletişim olarak tanıtılan her iletişim, mutlaka gerçekten o ruhla kurulmuş bir iletişim değildir.
Bu meselede dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri, cinler ve şeytanlar gibi başka varlıkların müdahale etme ihtimalidir. Bazı durumlarda bir varlık, kendisini söz konusu kişinin ruhu olarak tanıtabilir ve kişiye yanlış bilgiler verebilir. Bunun yanı sıra, bazı çıkarcı kişiler de el çabukluğu, aldatma, hayal gücü veya cinlerle iletişim kurdukları iddiasından yararlanarak bir kişinin ruhunu çağırmış gibi davranabilirler.
Bu nedenle birtakım bilinmeyen bilgilerin ortaya çıkması veya bazı olayların gerçekleşmesi, söz konusu kişinin ruhuyla gerçekten iletişim kurulduğunun kesin delili sayılamaz.
İletişimin gerçekten gerçekleştiği varsayılsa bile, bu yolla elde edilen her bilgiye güvenmek mümkün değildir.
Ruh çağırma gerçekten mümkün olsa dahi, bu yolla elde edilen bilgilerin güvenilirliği, bu iletişimi kimin ve hangi yöntemle kurduğuna bağlıdır.[7] Bazı kaynaklarda dile getirilen bir görüşe göre, nefis tezkiyesi ve şer‘î mücahede yoluyla bu tür yeteneklere ulaşan kimseler ile şer‘î olmayan riyâzetler veya geçersiz yöntemlerle bu güçleri elde etmeye çalışan kimseler aynı değildir.
Dolayısıyla ruhlarla iletişimin esas itibarıyla mümkün olması, ruh çağırmayla ilgili iddiaların güvenilir olmasını zorunlu kılmaz. Aynı şekilde gerçek bir iletişimin gerçekleşmesi durumunda dahi, bu yolla aktarılan her söz veya haber kesin hakikat olarak kabul edilemez. Çünkü hata, başka varlıkların müdahalesi, aldatma veya sahtecilik ihtimali bulunmaktadır.
Sonuç olarak, bir taraftan nefis tezkiyesi ve doğru seyr u sülûk bazı kimselerin berzahî hakikatlerden sınırlı ölçüde haberdar olmalarına zemin hazırlayabilir; diğer taraftan ruhlarla iletişimin aslı da aklen mümkün olup bazı dinî ve tarihî kaynaklarda buna dair birtakım deliller bulunmaktadır. Ancak berzah ehlinin durumlarını kesin ve güvenilir biçimde tanımak, yine de her şeyden önce Kur’an’ın öğretilerine ve mâsumların (a.s.) güvenilir rivayetlerine dayanmaktadır.
Elbette belirtmek gerekir ki bazı fakihler ruh çağırmayı haram saymışlardır.[8]
Genel olarak yukarıda anlatılanlar ve yaratılışın olağan düzeninin, yaşayanların berzah ve kıyametin durumları hakkında kapsamlı ve güvenilir bilgilere yalnızca vahiy yoluyla ulaşabilmeleri ve ölülerin durumlarını doğrudan öğrenmek için bir yollarının bulunmaması esasına dayandığı dikkate alındığında, işaret ettiğimiz yollar doğal ve genel biçimde başvurulabilecek yollar değildir. Bunlar, bütün ölülerin durumlarını ayrıntılı ve kesin biçimde bize gösteremez ve onların bütün nimet ve azaplarının ayrıntılarını açıklayamaz. Bunun sebebi, iki âlem arasındaki söz konusu özsel farklılıktır. Bununla birlikte ayet ve rivayetlerin bütününden, ölülerin bu dünyadaki amel ve davranışları dikkate alınarak onların durumları hakkında genel bir perspektif ve sınırlı bilgiler elde edilebilir. Ayrıca bazı özel durumlarda, güvenilir ve dürüst belirli kişiler aracılığıyla ruhlarla kurulan iletişim yoluyla da birtakım bilgilere ulaşmak mümkün olabilir.
[1]. Bkz.: Seccâdî, Seyyid Cafer, Ferheng-i Ulûm-i Felsefî ve Kelâmî, 1357 baskısı; Nesr-i Tûbâ veya Dâiretü’l-Maârif-i Lugât-ı Kur’ân.
[2]. Kâşifî, Muhammed Rızâ, Hodâşinâsî ve Fercâmşinâsî, s. 100; 939 numaralı sorudan iktibas edilmiştir.
[3]. Mekârim Şîrâzî, Nâsır, Avd-i Ervâh, s. 63 ve 130.
[4]. Şeyh Müfîd, Tashîhu İ‘tikâdâti’l-İmâmiyye, tahkik ve tashih: Dergâhî, Hüseyin, s. 92, Kum, Şeyh Müfîd Kongresi, 2. baskı, 1414 h.; Meclisî, Muhammed Bâkır, Bihârü’l-Envâr, c. 6, s. 254-255, Beyrut, Dârü İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, 2. baskı, 1403 h.
[5]. Hüseynî Tahrânî, Meâdşinâsî, c. 2, s. 242.
[6]. Hüseynî Tahrânî, Muhammed Hüseyin, Mihr-i Tâbân (Allâme Tabâtabâî’nin hayatı hakkında).
[7]. Fihrist: “Diğer Âlemlerin Varlıklarıyla İletişim”, 293.
[8]. «و یلحق بذالک [السحر] استخدام الملائکة و احضار الجن و تسخیرهم و احضار الارواح و تسخیرها و امثال ذالک …». İmam Humeynî, Tahrîrü’l-Vesîle, c. 1, s. 498, el-Mekâsibü’l-Muharreme, mesele 16, Kum, Müessesetü Matbûât Dâri’l-İlm, 1. baskı, tarihsiz.