Kıyamet Ne Demektir?

18.09.2026 15:35
Paylaş
A+
A-

Kıyamet, insanın topraktan kalkması ve ölümden sonraki âlemde hazır bulunması demektir.

Kıyametin isimleri şunlardır: الواقعة، الراجفة، الطامة، الصاخة، الحاقة، یوم الفصل، یوم الندم، یوم النشور، یوم الحق، یوم المسألة، یوم الفراق، یوم الحساب، یوم الحکم، یوم العذاب، یوم المحاسبة، یوم التلاق، یوم الحسرة ve…

Kur’an ayetlerinin bütünü değerlendirildiğinde, kıyamet süresinin uzun olduğu anlaşılmaktadır.

Kıyametin tam olarak ne zaman gerçekleşeceği bilinmemektedir. Ancak ayet ve rivayetlerde onun gerçekleşme zamanına ilişkin birtakım işaret ve alâmetler zikredilmiş olup bunlar üç gruba ayrılmaktadır:

A) Dünyanın sonundan önce gerçekleşecek olaylar.

B) Dünyanın sona ermesinin eşiğinde meydana gelecek olaylar.

C) Dirilişin ve yeniden hayata dönüşün başlangıcında meydana gelecek olaylar.

Ayrıca insan, öldükten sonra doğrudan kıyamet âlemine girmez; bilakis berzah âlemine girer. Berzah âleminden maksat, dünya ile ahiret âlemi arasında bulunan âlemdir. Yani ruh bedenden ayrıldığında, kıyamette tekrar asli bedenine dönmeden önce berzah âleminde bulunur.

Buna göre yukarıda zikredilenlerden kıyametin anlamı anlaşılmaktadır.

Ayrıntılı Cevap

Kıyametin Anlamı

Lügatte “kıyamet”, kıyam kökünden gelir; kalkış ve ayağa kalkma anlamındadır. Terim olarak ise insanın topraktan kalkması ve ölümden sonraki âlemde hazır bulunmasıdır.[1]

Kıyametin Küçük Kıyamet ve Büyük Kıyamet Olarak İkiye Ayrılması

Her kim ölürse onun küçük kıyameti başlar: «من مات قامت قیامته». Bu, mükâfat ve cezaların başlangıcıdır. Bunların bir kısmı berzahî niteliktedir; diğer bir kısmı ise büyük kıyamette, yani bütün insanların genel kıyametinde onları kuşatacaktır. Bu iki aşamanın hiçbirinde ne çare arayışları fayda verir ne de ilâhî irade karşısında bir dost ve yardımcı bulunur.

Küçük kıyametin dehşeti, büyük kıyametin dehşeti gibidir. Aralarındaki fark şudur: Küçük kıyamette bu dehşet ferdîdir; büyük kıyamette ise bütün yaratılmışları kapsar.[2]

Küçük Kıyamet (Berzah Âlemi)

İnsan öldükten sonra kıyamet âlemine girmez; bilakis berzah âlemine girer. Berzah âleminden maksat, dünya ile ahiret âlemi arasında yer alan âlemdir. Yani ruh bedenden ayrıldığı zaman, kıyamette yeniden asli bedenine dönmeden önce, bu iki âlem arasında bulunan ve “berzah” adı verilen âlemde bulunacaktır.

Kur’an, berzah âlemi hakkında şöyle buyurmaktadır:

“İnsanlardan birine ölüm geldiği zaman [şöyle talepte bulunur]: Rabbim! Beni dünyaya geri döndür ki terk ettiğim salih amelleri yapayım. [Ona cevap olarak şöyle denir:] Hayır! Artık senin için geri dönüş yoktur. Bu, onun yalnızca diliyle söylediği temelsiz bir sözdür ve onların dünya hayatından sonra kıyamete kadar devam eden bir berzah hayatı vardır.”[3]

Ölen kişinin şiddetli pişmanlığını ve geçmişini telafi etmek amacıyla yeniden dünyaya dönme talebini hatırlatan bu ayet-i kerime, dünya âlemi ile kıyamet arasında bulunan berzah âlemine açıkça delalet etmektedir.

Büyük Kıyamet (Berzahtan Sonraki Âlem)

Berzah âleminden sonraki âlem olan büyük kıyamette, ilk insandan son insana kadar bütün insanlar toplanır ve hayatın yeni bir aşamasına girerler; dünya hayatındaki amel ve davranışlarının mükâfat veya cezasına ulaşırlar.[4];[5]

Kur’an-ı Kerim’de kıyamet için yüzden fazla isim zikredilmiştir. الواقعة، الراجفة، الطامة، الصاخة، الحاقة، یوم الفصل، یوم الندم، یوم النشور، یوم الحق، یوم المسألة، یوم الفراق، یوم الحساب، یوم الحکم، یوم العذاب، یوم المحاسبة، یوم التلاق، یوم الحسرة ve benzeri isimler, Kur’an’da kıyamet için zikredilen isimlerdendir.[6]

En meşhur isim, Kur’an-ı Kerim’de 70 defa zikredilen “Yevmü’l-Kıyâme”dir. Bu isim, kulların genel olarak ayağa kalkışını ve insanların büyük dirilişini ifade eder; buna dikkat etmek, insanı dünyada görevini yerine getirmek üzere kıyama davet eder.

Kıyametin Kur’an-ı Kerim’de farklı isim ve unvanlarla anılması, bunların her birinin o güne hâkim olan özel bir durumu ve özel bir düzeni göstermesi sebebiyledir.

Örneğin bütün ilk ve son insanların aynı düzeyde ve aynı yerde bulunmaları ve aralarındaki zaman sıralamasının ortadan kalkması sebebiyle o güne “Haşir Günü”, “Toplanma Günü” ve “Buluşma Günü” denmiştir.

İç yüzlerin ortaya çıkması ve gizli, kapalı hakikatlerin açığa çıkması sebebiyle “یوم تبلی السرائر” veya “Neşr Günü” olarak adlandırılmıştır.

Yok olmayan ve ebedî olması sebebiyle “Yevmü’l-Hulûd” denmiştir.

Bazı insanların büyük bir hasret ve pişmanlığa düşüp kendilerini böyle bir aşamaya neden hazırlamadıkları konusunda büyük bir kayıp duygusu yaşamaları sebebiyle “Yevmü’l-Hasre” ve “Yevmü’t-Tegâbün” denmiştir.

En büyük haber ve en büyük olay olması sebebiyle de “Nebe-i Azîm” olarak adlandırılmıştır.

O vaat edilen günün, en meşhur isimlerinden biri olan ve Kur’an’da bu isimle bir sure de bulunan “Kıyamet” diye adlandırılmasının sırrı şudur: İnsanlar o gün ansızın ayağa kalkacaklar,[7] âlemlerin Rabbinin huzurunda duracaklar; o gün kıyamet vakti ve saati kurulacak,[8] ruh ve melekler ayağa kalkacak,[9] ve yaratılmışların hesabı kurulacaktır.[10]

Hz. Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurmaktadır:

“İnsanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda durduklarında, [amellerine uygun olarak] bedenlerini ter kaplar…”[11]

Müminlerin Emiri (a.s.) şöyle buyurmaktadır:

“Yüce Allah’ın öncekileri ve sonrakileri hesaplarının incelenmesi ve amellerinin karşılığının verilmesi için bir araya getireceği o gün, onlar boyun eğmiş hâlde ayakta dururlar; ter ağızlarının kenarına kadar akar, yer ayaklarının altında titrer. İçlerinde hâli en iyi olan, iki ayağını koyacak bir yer bulabilen ve kendisi için biraz genişlik elde edebilendir.”[12]

Kıyametin Süresi

Kur’an-ı Kerim, bir ayette kıyamet gününden söz ederken onu son derece uzun bir gün olarak tanıtmaktadır. Bir yerde şöyle buyurur:

“الملائکه ve Ruh, miktarı elli bin yıl olan bir günde O’na yükselirler.”[13]

Elbette “elli bin yıl” ifadesi, o günün dünya yıllarına göre bu kadar uzun süreceğini ifade etmektedir. Başka bir yerde ise bunun süresi bin yıl olarak belirtilmiştir.

Belirtmek gerekir ki bu iki ayet arasında bir çelişki yoktur. Çünkü rivayetlerde belirtildiği üzere: “Kıyamette elli durak vardır ve her durak bin yıl sürer.”[14]

Bazıları ise elli bin sayısının belirli bir sayı bildirmek için değil, çokluğu ifade etmek için kullanılmış olabileceği ihtimalini dile getirmiştir; yani o gün son derece uzundur.[15]

Kıyamet Ne Zaman Gerçekleşecektir?

Kıyametin tam olarak ne zaman gerçekleşeceği bilinmemektedir. Ancak ayet ve rivayetlerde onun gerçekleşme zamanına ilişkin birtakım delil ve alâmetler zikredilmiş olup bunlar üç gruba ayrılmaktadır:

A) Dünyanın Sonundan Önce Gerçekleşecek Olaylar

Kıyametten önce gerçekleşecek olaylardan biri, son peygamberin gönderilmesidir.

Bu dönemin sona erişinin diğer alâmetlerinden biri de gökyüzünde ortaya çıkacak dumandır. Kur’an şöyle buyurmaktadır:

“Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.”[16]

Peygamber’in (s.a.a.) ashabından biri, “duhân”ın yani dumanın anlamını sorduğunda Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

“Bu, doğu ile batı arasını dolduracak ve kırk gece gündüz devam edecek bir dumandır. Mümin, nezleye benzer bir hâle tutulur; kâfir ise sarhoşlar gibi olur ve duman onun burnundan, kulaklarından ve arkasından çıkar.”[17]

B) Dünyanın Sonunun Eşiğinde Ortaya Çıkacak Olaylar

1. Dağların Parçalanması

Dağlar birtakım aşamalardan sonra parçalanacaktır. Önce dağlar sarsılacaktır.[18] Ardından yerlerinden sökülecektir.[19] Sonra harekete geçecektir.[20] Daha sonra birbirine çarpılıp ezilecektir.[21] Ardından sıkışmış kum yığınları hâline gelecektir.[22] Sonrasında ise dağılmış toz hâline dönüşecektir.[23]

2. Denizlerin Tutuşturulması ve Patlaması

“Denizlerin patlatıldığı zaman.”[24]

“Denizlerin tutuşturulduğu zaman.”[25]

3. Büyük ve Yıkıcı Depremler

Eşi benzeri görülmemiş büyük depremler bütün yeryüzünü sarsacak; her şey altüst olup yok olacak ve bütün insanlar kısa bir anda toprağın altında kalacaktır:

“Ey insanlar! Rabbinizden korkun ve takvalı olun; çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir olaydır.”[26]

4. Güneşin, Ayın ve Yıldızların Karanlığa Bürünmesi

“Güneş dürüldüğü zaman ve yıldızlar ışıklarını kaybettiği zaman.”[27]

5. Göğün ve Gök Cisimlerinin Yarılması

“Gökyüzü yarıldığı zaman.”[28]

C) Dirilişin ve Yeniden Hayata Dönüşün Başlangıcında Meydana Gelecek Olaylar

Kıyametin son aşaması, önceki iki aşama tamamlandıktan sonra meydana gelecek olaylardır:

“İlâhî vaat, yeryüzünün başka bir yeryüzüne ve göklerin de [başka göklere] dönüştürüleceği ve insanların Allah’ın huzurunda ortaya çıkacağı o gün gerçekleşecektir.”[29]

Dünyanın parçalanmasına yol açan bu olaylardan sonra artık insanların mahşer sahrasına girmelerinin ve dünyada gerçekleştirdikleri amellerin ürününü görmelerinin zamanı gelecektir.

Dipnotlar

[1] Bkz. Lisânü’l-Arab, c. 12, s. 506.
[2] Tefsîr-i Numûne, c. 22, s. 465.
[3] Mü’minûn, 99-100.
[4] Berzah âlemi şahsîdir ve her fert öldüğünde berzaha girer. Büyük kıyamet ise topluluğa ilişkindir; yani âlemdeki bütün insanlar bir defada haşredilirler. Bkz. Şehid Mutahharî, Cihan Görüşü, Mead bahsi, s. 31.
[5] 1151 numaralı sorudan uyarlanmıştır (site: 1261).
[6] 1496 numaralı sorudan uyarlanmıştır (site: 1543).
[7] «یوم یقوم النّاسُ لربّ العالَمین» Mütaffifîn, 6.
[8] «و یوم تقوم السّاعة» Rûm, 12, 14 ve 55. ayetler.
[9] «یوم یقوم الرّوح و الملئکة صفّاً» Nebe, 38.
[10] «یوم یقوم الحِساب» İbrahim, 41.
[11] İlmü’l-Yakîn, 2/1111.
[12] «وذلک یوم یجمع الله فیه الأوّلین و الاخرین لنِقاش الحساب و جزاء الأعمال خضوعاً، قیاماً، قد ألجمهم العَرق و رجفت بهم الأرض فأحسنهم حالاً من وجد لقدمیه موضعاً و لنفسه متّسعاً»؛ Nehcü’l-Belâğa, Hutbe 102.
[13] «تَعْرُجُ الْمَلائِکَةُ وَالرُّوحَ اِلَیهِ فی یوْمٍ کانَ مِقْدارُهُ خَمْسِینَ اَلْفَ سَنَةٍ»؛ Meâric, 4.
[14] Nûrü’s-Sekaleyn, el-Arûsî el-Huveyzî, c. 7, s. 473.
[15] Bkz. Tefsîr-i Numûne, c. 25, s. 16.
[16] Duhân, 10.
[17] Peyâmber-i Kur’an, c. 6, s. 27.
[18] Müzzemmil, 14.
[19] Hâkka, 14.
[20] Tûr, 10.
[21] Hâkka, 14.
[22] Müzzemmil, 14.
[23] Vâkıa, 5-6.
[24] İnfitâr, 3.
[25] Tekvîr, 6.
[26] Hac, 1.
[27] Tekvîr, 1-2.
[28] İnşikâk, 1.
[29] İbrahim, 48.

Paylaş