Peygamber Efendimizin Evdeki Halleri

08.07.2025 21:52
1
A+
A-

İnsanın evinde eşine, çocuklarına ve yakınlarına karşı davranışı, onun ruhsal ve ahlaki yapısını ortaya koyar. Dışarıda bir şekilde kendisini iyi gösterebilenler dahi, evde gerçek ahlakî yapılarını ortaya koyarlar. Bu bölümde, Resulullah’ın (s) evdeki siretinin bazı örneklerine göz atacağız.

a) Zaman Taksimi

Resulullah (s), evde zamanını üç kısma ayırırdı. Bir kısmında Allah’a ibadet eder, namaz kılar, dua eder ve teheccüde (gece namazına) kalkardı. Bir kısmında ailesiyle ilgilenir, onlarla konuşur, muhabbet eder, onların kendisine olan duygusal ihtiyaçlarını karşılardı. Bir kısmında da kendi şahsi işleri ve halkla ilgilenirdi.

Resulullah (s), evde olduğu zaman da kendisiyle görüşmek isteyenler oluyordu. Kimisi soru sorardı, kimisinin işi, kimisinin sorunları olurdu. Evdeki zamanının bir kısmını halkın işlerine ve onların ihtiyaçlarını gidermeye ayırırdı.[1]

b) Ev İşlerine Yardım Ederdi

Nefis tezkiyesi yapmış insanların faziletlerinden biri, temizlikte, mutfakta ve diğer ev işlerinde eşe yardım etmektir.

Resulullah (s), evde elbisesine ve ayakkabısına yama yapar, kapıyı açar, koyun ve deve sağar, evin hizmetçisiyle beraber buğday öğütür, hizmetçi yorulduğu zaman ona yardım eder, kendi eşyalarını kendisi alır ve yerine koyardı.[2]

c) Ev Halkıyla Yemek Yerdi

Yalnız yemek yiyen, aile bireyleri ve hizmetçilerle yemeği tercih etmeyen kimse, cahilce bir ahlakla, tekebbürlü bir ruh haline sahip demektir. Allah dostları, aile bireyleri ile ve hizmetçilerle beraber, alçak gönüllülükle yemek yer, bir sofrada otururlar.

Resulullah (s), her çeşit yemeği yerdi; yemek seçmez ve pişirilme şekline itiraz etmezdi. Allah’ın helal ettiğini ailesi ve hizmetçileriyle yer, ister evde, ister misafirlikte olsun yerde otururdu. Onlar ne yese, Hz. Peygamber (s) de ondan yerdi. Eve misafir geldiği zaman ise misafiriyle yemek yerdi. Yemeğini kalabalık bir sofrada yemekten çok hoşlanırdı.[3] Bu, Resulullah’ın (s) mütevazı ahlakının ve her türlü kötü takıntıdan ve büyüklenmeden uzak oluşunun göstergesidir.

d) Basit Bir Yatakta Uyurdu

Sade ve gösterişsiz bir yaşam tarzı, Resulullah’ın (s) hayatının her alanında belirgin bir şekilde görülmektedir. Yatağı, hurma lifleriyle dolu deriden bir yataktı. Yastığı da aynı şekildeydi. Altına serdiği sergi de bir abadan ibaretti. Bazen üzerinde uyumak veya üstünde oturmak için bu abayı ikiye katlardı.

Çoğunlukla hasır üzerinde yatardı. Hasırdan başka şey olmazdı altında. Yattığı zaman sağ yanına yatar, sağ elini sağ yanağının altına koyar ve şöyle dua ederdi: ”Allah’ım! Herkesi haşredeceğin gün beni azabından koru.”[4]

Hafız’ın şöyle diyor:

Naz ve nimet içinde yaşayan maşuka ulaşamaz.

Aşk çilekeş insanların yolu yordamıdır.

e) Uyuma ve Uyanma Tarzı

Peygamberimizin torunlarından, İmam Muhammed Bakır (a) bu konuda şöyle buyuruyor: ”Resulullah (s), ne zaman uyansa secde ederdi. Uyuyacağı zaman misvakını başucuna koyar, uyandığı zaman dişlerini fırçalardı… Her akşam üç kere misvak kullanırdı: Bir defa uyumadan önce, bir defa gece namazına kalktığı zaman, bir defa da sabah namazı için evden çıkıp mescide gideceği zaman.

Uyandığı zaman şöyle buyururdu: ”Öldükten sonra beni dirilten Allah’a hamdolsun! Rabbim bağışlayıcı ve bol karşılık verendir.”[5]

f) Ziyaretine Gelenlere Saygılıydı

Yanına gelen birine hürmet göstermek, kişinin edebini gösterir. Kendisine gelen kişiyi önemsememek, itinasız ve kendini beğenmişçesine davranmak, Allah dostlarının ahlakına aykırıdır.

Birisi Resulullah’ın (s) yanına geldiğinde, ona saygı gösterirdi. Örneğin; altına serdiği şeyi ona verir ve onu kendi yerine oturturdu. Eğer şahıs kabul etmezse, oturuncaya kadar ısrar ederdi.[6]

Yine rivayet edilir ki, birisi Resulullah’ın (s) yanına gelip oturduğunda, o kalkıp gitmeden Hz. Peygamber (s) kalkıp gitmezdi. [7]

Biharu’l Envar’da şöyle nakledilmiştir:

”Resulullah (s) kendi odalarından birine girdi, odada birçok kişi vardı. Ardından Cerir b. Abdullah da geldi. Odada yer olmayınca kapının ağzında oturdu. Resulullah (s) onu gördü. Üzerinde oturması için abasını sarmalayıp ona doğru attı. Cerir, Resulullah’ın (s) bu iltifatına karşılık abayı yüzüne gözüne sürüp öperek edep ve sevgisini gösterdi.”[8]

Selman-ı Farsi’den şöyle rivayet edilir: ”Resulullah’ın (s) huzuruna vardım. Bir minderin üzerinde oturuyordu. Altındaki minderi (oturmam için) bana doğru attı ve şöyle buyurdu: “Ey Selman! Bir Müslüman başka bir Müslüman kardeşinin yanına geldiğinde, saygı amacıyla altına serdiği şeyi ona verirse, Allah onu bağışlar.”[9]

Evet… İşte insanlığın yüceliği karşısında eğildiği ve faziletlerinin, erdemlerinin tüm dünyayı kuşattığı o yüce insanın bu denli sevilmesinin asıl sırrı bu güzelliklerdir.

[1]Mekarimu’l-Ahlak, Tabersi, s.13.

[2]Biharu’l-Envar, Allame Meclisi, c.16, s.227.

[3]Mekarimu’l-Ahlak, Tabersi, s.26.

[4]-Aynı kaynak, s.38.

[5]-Aynı kaynak, s.39.

[6]Sünenü’n-Nebi, Allame Tabatabai, s.53.

[7]-Aynı kaynak, s.51.

[8]Biharu’l-Envar, Allame Meclisi, c.16, s.235.

[9]-Aynı kaynak.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.