Adı Ahmed
1- İmam Rıza’nın (a.s) şahadetinden sonra Bağdat ve diğer şehirlerin ulema ve fakihlerinden seksen kişi hac ibadetini eda etmek için Mekke’ye gitti.
Yol üzerinde İmam Muhammed Taki (a.s) ile görüşmek için de Medine’ye uğrayarak İmam Cafer Sadık’ın (a.s) o sırada boş olan evine indiler…
Küçük yaşta olan İmam Muhammed Taki (a.s) onların meclisine girdi. Muvaffak isminde birisi onu oradakilere tanıtınca saygıyla ayağa kalkıp selâm verdiler.
Sonra İmam’a (a.s) çeşitli sorular sordular; o da hepsine cevap verdi. Bunun üzerine oradakilerin hepsi (onda imamet belirtilerini görüp imametine daha fazla emin oldular,) sevindiler. İmam’ı (a.s) övüp hakkında dua ettiler.
Onlardan İshak adındaki biri diyor ki:
Ben de İmam’a sormak için bir mektuba on soru yazdım ve içimden, İmam sorularımı cevaplandırırsa ondan, hamile olan eşimin erkek çocuk doğurması için Allah’a dua etmesini isteyeceğim, dedim. Meclis uzadı; sürekli İmam’a soru soruyorlar, o da cevap veriyordu.
Ben, mektubumu yarın gelip İmam’a veririm diye gitmek için ayağa kalktım. İmam beni görünce: “Ey İshak! Allah benim duamı kabul etti. Oğlunun ismini Ahmed koy.” buyurdu.
Bunun üzerine ben: “Allah’a şükürler olsun, şüphesiz bu Allah’ın hüccetidir.” dedim.
İshak memleketine dönünce, Allah Teâlâ ona bir erkek çocuk verdi ve o da onun ismini Ahmed koydu.(1)
Kefen
2- İmran b. Muhammed Aş’erî şöyle diyor:
İmam Muhammed Taki’nin (a.s) huzuruna çıktım. İşlerimi yaptıktan sonra: “Ümmü’l-Hasan size selâm gönderdi ve elbiselerinizden birisini kendisine kefen yapması için ona göndermenizi rica etti.” dedim. Bunun üzerine İmam: “Onun buna ihtiyacı kalmadı.” buyurdu. Ben İmam’ın ne demek istediğini anlamadan geri döndüm. Nihayet İmam’ın (a.s) huzuruna çıkmadan on üç veya on dört gün önce Ummu’l-Hasan’ın öldüğünü haber aldım.(2)
Yeten Para
3- Ahmed b. Hadid şöyle diyor:
Bir grupla hac ibadetini eda etmek için Mekke’ye gidiyorduk. Haramîler yolumuzu kestiler (mallarımızı aldılar). Medine’ye ulaştığımızda, bir sokakta İmam Muhammed Taki ile görüştüm, evine gidip durumu anlattım. İmam (a.s) bana bir elbise ve bir miktar para getirmelerini emretti ve sonra buyurdu ki: “Hırsızlar arkadaşlarından ne kadar almışlarsa, bu paradan o kadar ver onlara.” Ben o parayı bu şekilde bölüştürdükten sonra İmam’ın verdiği paranın tam haramîlerin aldığı miktarda olduğunu gördüm.(1)
Elbise
4- Muhammed b. Sehl Kummî şöyle diyor:
Mekke’de konaklamıştım. Medine’ye gidip İmam Muhammed Taki’nin (a.s) huzuruna çıktım. İmam’dan bir elbise rica etmek istiyordum. Fakat ayrılıncaya kadar bir türlü ricamı söyleyemedim. Bunun üzerine isteğimi bir mektup yazarak bildireyim, dedim ve alıp yazdım. Sonra Mescid-i Nebi’ye gittim. Orada, iki rekât namaz kılıp Allah Teâlâ’dan yüz defa hayır diledikten sonra mektubu İmam’a göndermek kalbime ilham olursa göndermeye, aksi durumda yırtıp atmaya karar verdim. Öyle yaptım ve içimden mektubu İmam’a göndermemek geçti. Ben de mektubu yırtıp Mekke’ye doğru yola koyuldum. O sırada elinde bir mendil, içinde de bir elbise bulunan bir kişinin kafilede beni aradığını gördüm. Beni bulunca: “Mevlan bu elbiseyi sana gönderdi…” dedi.(2)
Ağacın Meyve Vermesi
5- Memun, İmam Muhammed Taki’yi (a.s) Bağdat’a götürüp kızını onunla evlendirdi. Fakat İmam (a.s) Bağdat’ta kalmayıp eşiyle birlikte Medine’ye döndü.
İmam Medine’ye hareket edince, insanlardan bir grup vedalaşmak için İmam’ı şehrin çıkışına kadar uğurladılar. Akşam namazının vakti girince, eski camisi olan bir yere vardılar. İmam (a.s) akşam namazını kılmak için o camiye gitti.
Caminin avlusunda o zamana kadar meyve vermeyen bir sedir ağacı vardı. İmam su isteyip ağacın dibinde abdest aldı ve cemaatle akşam namazını kıldırdı. Sonra dört rekât nafile namazı kılıp şükür secdesi yaparak insanlarla vedalaşıp gitti. O gecenin sabahı o ağaç iyi bir meyve verince halk bu olaya çok şaşırdı.(1) Merhum Şeyh Mufid yıllar sonra kendisinin bu ağacı gördüğünü ve onun meyvesinden yediğini nakletmiştir.
İmam Rıza’nın (a.s) Şahadet Haberini Verişi
6- Ümeyye b. Ali şöyle diyor:
İmam Rıza (a.s) Horasan’dayken ben Medine’de kalıyor, İmam Muhammed Taki’nin (a.s) evine gidip-geliyordum. Normalde İmam’ın akrabaları ona selâm vermek için geliyorlardı. Bir gün cariyesine: “Onlara (akraba kadınlarına) matem tutmaya hazırlanmalarını söyleyin.” buyurdu. Ertesi gün İmam yine onlara matem tutmak için hazırlanmalarını hatırlattı! “Kimin için?” diye sorduklarında: “Yeryüzündeki insanların en üstünü için.” buyurdu.
Bir süre sonra İmam Rıza’nın (a.s) şahadet haberi geldi ve İmam Muhammed Taki’nin (a.s): “Matem için hazırlanın.”buyurduğu zaman İmam Rıza’nın Horasan’da şehit olduğu anlaşıldı.(2)
Kadı’nın İtirafı
7- Nübüvvet ve imamet ailesinin düşmanlarından olan Kadı Yahya b. Eksem şöyle diyor:
Bir gün Resulullah’ın (s.a.a) kabrinin yanında İmam Muhammed Taki’yi görünce, çeşitli konularda onunla tartıştık; İmam hepsini cevapladı.
Ben: “Sizden bir şey sormak istiyorum; fakat utanıyorum.” dedim.
İmam: “Sen sormadan ben cevabını vereyim. Sen İmam’ın kim olduğunu sormak istiyorsun.” buyurdu.
Ben: “Evet, vallahi bunu sormak istiyordum.” dedim.
İmam: “Benim.” buyurdu.
Ben: “Peki bunun için bir deliliniz var mı?” diye sordum.
O sırada İmam’ın (a.s) elindeki asa konuşmaya başlayarak: “O, benim mevlam, bu zamanın imamı ve Allah’ın hüccetidir.” dedi.(1)
Komşuyu Kurtarmak
8- Ali b. Cerir şöyle diyor:
Biz İmam Muhammed Taki’nin (a.s) huzurundaydık. İmam’ın evinden bir koyun kaybolmuştu. Komşulardan birini o koyunu çalmakla suçlayarak çeke çeke İmam’ın huzuruna getirdiler.
İmam buyurdu ki:
Eyvahlar olsun size! Bırakın onu; koyunu o çalmamıştır. Koyun şimdi falancanın evindedir; gidip getirin.
Gidip koyunu İmam Muhammed Taki’nin (a.s) buyurduğu evde bulunca, ev sahibini hırsızlık suçuyla yakaladılar; adamı dövüp elbisesini yırttılar. Fakat adam koyunu çalmadığına dair yemin ediyordu.
Onu İmam’ın yanına getirdiler. İmam (a.s) şöyle buyurdu:
Eyvahlar olsun size! Bu adama zulmettiniz. Koyunun kendisi onun evine girmişti; onun ise bundan haberi dahi yoktu.
Sonra da adamın gönlünü almak ve yırtılan elbisesini telafi etmek için ona bir miktar para verdi.(1)
1- Uyunu’l-Mu’cizat, s.109, özetle2- Biharu’l-Envar, c.50, s.43; Haraic-i Ravendî, s.237.1- Biharu’l-Envar, c.50, s.44, Ravendî’nin Haraic’inden naklen2- Haraic-i Ravendî, s.237, Biharu’l-Envar, c.50, s.44.1- bk. Nuru’l-Ebsar, Şeblencî, s.179; İhkaku’l-Hak, c.12, s.424; Usul-i Kâfî, c.1, s.497; el-İrşad, Şeyh Müfid, s.304 ve Menakıb, c.4, s.3902- İ’lamu’l Vera, s.334.1- Usul-i Kâfî, c.1, s.353; Biharu’l-Envar, c.50, s.68.1- Biharu’l-Envar, c.50, s.47, Haraic-i Ravendî’den naklen.
Kaynak: İmam Muhammed Taki (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.