1- Allah nasıl ve nerededir?
Böyle düşünmek, kökten yanlıştır. Zira mekân Allah’ın yarattığı bir şeydir; O’nun için mekân söz konusu olmaz. Niceliği O yaratmıştır, kendisi nicelikten -ve terkiptenmünezzehtir. O hâlde Allah Teâlâ nicelik ve mekânla tanınmaz, duyu organlarıyla hissedilmez; hiçbir şeyle mukayese edilip hiçbir şeye benzetilmez.
2- Allah Teâlâ ne zaman meydana gelmiştir?
Ne zaman yoktu ki, meydana geldiği zamanı söyleyeyim.
3- Evrenin hâdis olduğuna (sonradan yaratıldığına) deliliniz nedir?
Sen yoktun, sonra meydana geldin; senin, kendini yaratmadığını ve senin gibi birisinin de seni yaratmadığını biliyorsun.
4- Allah’ı bize tavsif eder misiniz?
Allah’ı kıyasla tavsif eden, sürekli yanılgı ve sapıklık içerisindedir; onun söylediği söz de çirkindir. Ben Allah’ı zihnimde O’ndan bir suret ve şekil tasarlamadan kendisini tanıtıp tavsif ettiği gibi tavsif ediyorum.
Allah hislerle idrak edilmez. O, insanlarla mukayese edilmez. Benzetilmeden bilinir, tanınır. Makamının yüceliğine rağmen herkese yakındır.
O’na eş, benzer koşulmaz. Kendi yaratıklarıyla örneklendirilmez, onlara benzetilmez.
Yargısında kimseye zulmetmez… Ayet ve nişanelerle tanınır.(1)
5- Yeryüzü imam ve hüccetsiz kalır mı?
Yeryüzü bir an göz açıp kapatıncaya kadar dahi imam ve hüccetsiz kalsa, tüm ehlini yutar.
6- Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhuru hakkında bir açıklama yapar mısınız?
Zuhuru beklemenin, zuhurun bir parçası olduğunu bilmez misiniz?
Adam: “Bilmiyorum; bana öğretin.”
demesi üzerine şöyle buyurdu:
Evet, zuhuru beklemek zuhurun bir parçasıdır?(2)
7- İman ve İslâm nedir?
Bâkıru’l-Ulum (a.s) buyurmuştur ki:
“İman, İslâm’dan yüksek bir derecedir; takva ise imandan üstün bir derecedir; yakin de takvadan üstte bir mertebedir. Halk arasında yakinden daha az bir şey taksim edilmemiştir.”(3)
8- Yakin nedir?
Allah Teâlâ’ya tevekkül etmek, O’nun irade ve isteği karşısında teslim olmak, O’nun kazasına razı olmak, işlerini Allah’a bırakmak (ve O’ndan maslahat dilemek).(4)
9- Amelleri yok eden kendini beğenmişlik nedir?
Kendini beğenmenin dereceleri vardır; ondan bazısı şöyledir: Çirkin bir iş insanın gözüne güzel ve çekici görününce onu iyi sanır, ondan memnun olur, iyi bir iş yaptığını sanır. Ve yine kul Rabbine iman eder ve sonra bu işinden dolayı Allah’a minnet eder; oysa minnet etmek Allah’ın hakkıdır.(1)
10- Hz. İbrahim’in (a.s) kalbinde şüphe olduğu için mi “Kalbim mutmain olsun diye.” arz etti?
Hayır; İbrahim’in yakini vardı; fakat yakininin artmasını diliyordu.(2)
11- İnsanlar Emîrü’l-Müminin Ali’nin (a.s) faziletini, Resulullah’ın (s.a.a) yanındaki makam ve mevkisini bildikleri hâlde, neden ondan uzaklaşıp başkalarına yöneldiler?
Çünkü Emîrü’l-Müminin Ali, Allah ve Resulü ile savaş hâlinde olanları; onların babalarını, kardeşlerini, amcalarını, dayılarını ve yakınlarından birçoklarını öldürmüştü. Bu da onların Ali’ye karşı kin besleyip düşmanlık gütmelerine neden olmuştu. Bu nedenle Ali’nin onların önder ve velisi olmasını istemiyorlardı. Ancak başkaları Resulullah’ın yanında ve düşmanla cihat konusunda Emîrü’l-Müminin Ali’nin makam ve mevkiine sahip olmadıklarından, onlara karşı bu his ve düşmanlıkları yoktu. İşte halkın, Emîrü’lMüminin Ali’den uzaklaşıp başkalarına yönelmelerinin nedeni budur.(3)
1- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.10–472- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.2773- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.2584- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.258.1- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.2852- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.3153- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.81.
Kaynak: İmam Rıza (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.