الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَداً، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِى الْمُلْكِ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيراً . اللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُك بِمَعاقِدِ عِزِّكَ عَلَىٰ أَرْكانِ عَرْشِكَ وَمُنْتَهَى الرَّحْمَةِ مِنْ كِتابِكَ، وَبِاسْمِكَ الْأَعْظَمِ الْأَعْظَمِ الْأَعْظَمِ، وَذِكْرِكَ الْأَعْلَى الْأَعْلَى الْأَعْلىٰ، وَبِكَلِماتِكَ التَّامَّاتِ أَنْ تُصَلِّىَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَأَنْ تَفْعَلَ بِى مَا أَنْتَ أَهْلُهُ.
Sonra da dilediğin şeyleri Hak Teâlâ’dan istersin.
Bu gece gusletmek de müstehaptır. Bu gecenin amellerinden birisi de recebin 15. gecesiyle ilgili bölümde açıkladığımız namazın kılınmasıdır.
2- Bu gecenin en faziletli ameli, Emirü’l-Müminin Hz. Ali’nin
(a.s) ziyaretidir.
Bu geceye ait üç ziyaret metni rivayet edilmiştir ki isteyen “Mefatihü’l-Cinân” kitabının ziyaretler bölümüne müracaat edebilir.
Burada bu ziyaretin önemini belirtmek amacıyla, Ehl-i Sünnet âlimlerinden olan ve altı asır önce yaşayan Ebu Abdullah Muhammed bin Batuta’nın “Rıhlet-u İbn-i Batuta” adlı meşhur seyahatnamesinin bir bölümünde Mekke’den dönerken Irak’ın Necef kentinde yazdığı hatıralarının bir bölümünü aktarmakta yarar görüyoruz. O şöyle yazıyor:
“Bu kentte (Necef) yaşayanların hepsi Rafızî’dir (Şiî’dir). Bu şehirde bulunan Hz. Ali’nin (a.s) türbesinde birçok kerametler vuku bulmuştur. Mesela İhya Gecesi diye bilinen recebin 27. gecesinde vuku bulan kerametleri buna örnek verebiliriz. Bu gecede Irakeyn, Horasan, Fars ve Rum beldelerinden felç ve sakat olan hastalar o türbede toplanıyorlar. Bunların sayısı en az otuzkırk kişiye ulaşıyor. Yatsı namazından sonra bu hastaları türbenin mukaddes parmaklıklarının yanına getiriyorlar. Halk ise toplanıp onların iyileşip kalkmasını bekliyorlar; bu arada bazısı namaza, bazısı zikre, bazısı Kur’ân okumaya, bazısı ise mukaddes türbeyi seyretmeye dalıp meşgul oluyorlardı. Gecenin yarısı veya üçte ikisi geçince bu hastaların hepsi sapasağlam bir şekilde ayağa kalkıyor ve ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedun resulullah, Aliyyun veliyyullah’ diye sesleniyorlardı. Bu oldukça yaygın ve meşhur bir şeydir onların arasında. Ben güvenilir kimselerden bunu duydum. O gece ben orada bulunamadım, Fakat Hz. Ali’nin misafirhanesi olarak kullanılan medresede, Rum, İsfahan ve Horasan bölgelerinden getirilmiş ve harekât edemeyen üç felç insanı gördüm; onlara ‘Siz neden iyileşmemişsiniz ve neden buradasınız?’ diye sordum. Şöyle cevap verdiler. ‘Biz yirmi yedinci gece buraya yetişemedik. Şifa bulmak için gelecek yılın recep ayının 27. gecesini bekliyoruz.’ Bu gece için, çeşitli şehirlerden gelen insanlardan kalabalık bir topluluk oluşuyor ve on güne kadar devam eden büyük bir pazar oluşturuyorlar.”
İbn Batuta’nın bu naklettikleri yadırganmamalıdır; zira bu mukaddes türbelerde gerçekleşen ve mütevatir olarak bize sabit olan kerametler sayılamayacak kadar fazladır. Mesela geçen yıl Şevval ayında (kitabın yazıldığı tarih olan H. 1343 yılı) Hz. İmam Rıza’nın (a.s) mübarek türbesine gelen ve felç vb. rahatsızlıklardan dolayı yürüyemeyen ve gittikleri bütün doktorlardan olumsuz cevap alan üç kadın şifa buldular. Bu olay kimsenin inkâr edemeyeceği şekilde o kadar yayıldı ki, hatta önceden başvurdukları doktorlar dahi, son derece titiz olmalarına rağmen bu olayı tasdik ettiler. Hatta bazıları bu olayı yazılı olarak da tasdik edip açıkladılar. Eğer sözün uzamasından ve konu dışına fazlasıyla çıkma endişesi olmasaydı, bu olayı bütün teferruatıyla naklederdim. Onun için bu bölümü burada noktalıyoruz.
3- Merhum Kef’emî “Beledü’l-Emin” kitabında, bi’set gecesinde şu
duanın okunmasını tavsiye ediyor:
اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُك بِالتَّجَلِّى الْأَعْظَمِ فِى هٰذِهِ اللَّيْلَةِ مِنَ الشَّهْرِ الْمُعَظَّمِ، وَالْمُرْسَلِ الْمُكَرَّمِ، أَنْ تُصَلِّىَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَأَنْ تَغْفِرَ لَنا مَا أَنْتَ بِهِ مِنَّا أَعْلَمُ، يَا مَنْ يَعْلَمُ وَلَا نَعْلَمُ .اللّٰهُمَّ بارِكْ لَنا فِى لَيْلَتِنا هٰذِهِ الَّتِى بِشَرَفِ الرِّسالَةِ فَضَّلْتَها، وَبِكَرامَتِكَ أَجْلَلْتَها، وَبِالْمَحَلِّ الشَّرِيفِ أَحْلَلْتَها .اللّٰهُمَّ فَإِنّا نَسْأَلُكَ بِالْمَبْعَثِ الشَّرِيفِ، وَالسَّيِّدِ اللَّطِيفِ، وَالْعُنْصُرِ الْعَفِيفِ، أَنْ تُصَلِّىَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَأَنْ تَجْعَلَ أَعْمالَنا فِى هٰذِهِ اللَّيْلَةِ وَفِى سائِرِ اللَّيالِى مَقْبُولَةً، وَذُنُوبَنا مَغْفُورَةً، وَحَسَناتِنا مَشْكُورَةً، وَسَيِّئاتِنا مَسْتُورَةً، وَقُلُوبَنا بِحُسْنِ الْقَوْلِ مَسْرُورَةً، وَأَرْزاقَنا مِنْ لَدُنْكَ بِالْيُسْرِ مَدْرُورَةً .اللّٰهُمَّ إِنَّكَ تَرىٰ وَلَا تُرىٰ، وَأَنْتَ بِالْمَنْظَرِ الْأَعْلىٰ، وَ إِنَّ إِلَيْكَ الرُّجْعىٰ وَالْمُنْتَهىٰ، وَ إِنَّ لَكَ الْمَماتَ وَالْمَحْيا، وَ إِنَّ لَكَ الْآخِرَةَ وَالْأُولىٰ؛اللّٰهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ أَنْ نَذِلَّ وَنَخْزىٰ، وَأَنْ نَأْتِىَ مَا عَنْهُ تَنْهىٰ .اللّٰهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ بِرَحْمَتِكَ، وَنَسْتَعِيذُ بِكَ مِنَ النَّارِ فَأَعِذْنا مِنْها بِقُدْرَتِكَ، وَنَسْأَلُكَ مِنَ الْحُورِ الْعِينِ فَارْزُقْنا بِعِزَّتِكَ، وَاجْعَلْ أَوْسَعَ أَرْزاقِنا عِنْدَ كِبَرِ سِنِّنا، وَأَحْسَنَ أَعْمالِنا عِنْدَ اقْتِرابِ آجالِنا، وَأَطِلْ فِى طاعَتِكَ، وَما يُقَرِّبُ إِلَيْكَ، وَيُحْظِى عِنْدَكَ، وَيُزْ لِفُ لَدَيْكَ أَعْمارَنا، وَأَحْسِنْ فِى جَمِيعِ أَحْوالِنا وَأُمُورِنا مَعْرِفَتَنا، وَلَا تَكِلْنا إِلىٰ أَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَيَمُنَّ عَلَيْنا، وَتَفَضَّلْ عَلَيْنا بِجَمِيعِ حَوائِجِنا لِلدُّنْيا وَالْآخِرَةِ، وَابْدَأْ بِآبائِنا وَأَبْنائِنا وَجَمِيعِ إِخْوانِنَا الْمُؤْمِنِينَ فِى جَمِيعِ مَا سَأَلْناكَ لِأَ نْفُسِنا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ؛اللّٰهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الْعَظِيمِ، وَمُلْكِكَ الْقَدِيمِ، أَنْ تُصَلِّىَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَأَنْ تَغْفِرَ لَنَا الذَّنْبَ الْعَظِيمَ، إِنَّهُ لَايَغْفِرُ الْعَظِيمَ إِلّا الْعَظِيمُ .اللّٰهُمَّ وَهٰذا رَجَبٌ الْمُكَرَّمُ الَّذِى أَكْرَمْتَنا بِهِ أَوَّلُ أَشْهُرِ الْحُرُمِ، أَكْرَمْتَنا بِهِ مِنْ بَيْنِ الْأُمَمِ، فَلَكَ الْحَمْدُ يَا ذَا الْجُودِ وَالْكَرَمِ، فَأَسْأَلُكَ بِهِ وَبِاسْمِكَ الْأَعْظَمِ الْأَعْظَمِ الْأَعْظَمِ، الْأَجَلِّ الْأَكْرَمِ الَّذِى خَلَقْتَهُ فَاسْتَقَرَّ فِى ظِلِّكَ فَلا يَخْرُجُ مِنْكَ إِلىٰ غَيْرِكَ أَنْ تُصَلِّىَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَأَهْلِ بَيْتِهِ الطَّاهِرِينَ، وَأَنْ تَجْعَلَنا مِنَ الْعامِلِينَ فِيهِ بِطاعَتِكَ، وَالْآمِلِينَ فِيهِ لِشَفاعَتِكَ .اللّٰهُمَّ اهْدِنا إِلَىٰ سَواءِ السَّبِيلِ، وَاجْعَلْ مَقِيلَنا عِنْدَكَ خَيْرَ مَقِيلٍ، فِى ظِلٍّ ظَلِيلٍ، وَمُلْكٍ جَزِيلٍ، فَإِنَّكَ حَسْبُنا وَ نِعْمَ الْوَكِيلُ .اللّٰهُمَّ اقْلِبْنا مُفْلِحِينَ مُنْجِحِينَ غَيْرَ مَغْضُوبٍ عَلَيْنا وَلَا ضَالِّينَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ .اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُك بِعَزائِمِ مَغْفِرَتِكَ، وَبِواجِبِ رَحْمَتِكَ، السَّلامَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ، وَالْغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ، وَالْفَوْزَ بِالْجَنَّةِ، وَالنَّجاةَ مِنَ النَّارِ؛اللّٰهُمَّ دَعاكَ الدَّاعُونَ وَدَعَوْتُكَ، وَسَأَلَكَ السَّائِلُونَ وَسَأَلْتُكَ، وَطَلَبَ إِلَيْكَ الطَّالِبُونَ وَطَلَبْتُ إِلَيْكَ .اللّٰهُمَّ أَنْتَ الثِّقَةُ وَالرَّجاءُ، وَ إِلَيْكَ مُنْتَهَى الرَّغْبَةِ فِى الدُّعاءِ .اللّٰهُمَّ فَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَاجْعَلِ الْيَقِينَ فِى قَلْبِى، وَالنُّورَ فِى بَصَرِى، وَالنَّصِيحَةَ فِى صَدْرِى، وَذِكْرَكَ بِاللَّيْلِ وَالنَّهارِ عَلَىٰ لِسانِى، وَرِزْقاً واسِعاً غَيْرَ مَمْنُونٍ وَلَا مَحْظُورٍ فَارْزُقْنِى، وَبارِكْ لِى فِيما رَزَقْتَنِى، وَاجْعَلْ غِناىَ فِى نَفْسِى، وَرَغْبَتِى فِيما عِنْدَكَ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
Allah’ım! Yüce (recep) ayının bu gecesinde medyana gelen büyük tecellinin ve gönderilen değerli peygamberinin hürmetine, Muhammed ve Ehlibeyt’ini rahmetine mazhar kılmanı ve bizden daha iyi bildiğin günahlarımızı bağışlamanı diliyorum senden. Ey biz bilmediğimiz hâlde bilen Allah’ım! Peygamberlik şerefiyle üstün kıldığın, kendi keremlerinle yücelttiğin ve şerefli bir derece verdiğin bu geceyi bize mübarek kıl.
Allah’ım! Şerafet ve fazilet dolu bi’set (peygamberliğe seçiliş) hürmetine, lütuf sahibi ve iffet unsuru efendinin hakkına senden Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet etmeni, bu gecede ve diğer gecelerde amellerimizi kabul buyurmanı, günahlarımızı affetmeni, iyiliklerimize mükâfat vermeni, kötülüklerimizi örtmeni, kalplerimizi iyi söz (müjde) ile sevindirmeni ve rızklarımızı kendi indinden kolaylıkla çoğaltmanı istiyoruz.
Allah’ım! Sen görürsün, fakat görülmezsin. Basiretlerin varabileceği en doruk nokta sensin; (her şeyin) dönüşü ve sonu sensin. Öldürmek ve diriltmek sana mahsustur. Dünya ve âhiret senindir. Allah’ım! Zelil ve rezil olmaktan ve senin nehyettiğin şeyleri yapmaktan sana sığınırız.
Allah’ım! Rahmetinle senden cennet istiyoruz ve (cehennem) ateşinden sana sığınıyoruz; kudretinle bizi ondan kurtar. (Allah’ım!) Bize (cennet) hurilerinden (vermeni) istiyoruz; izzetinle (bunu) bize nasip buyur. En geniş rızklarımızı bize yaşımız ilerlediği (ihtiyarladığımız) zamanda ihsan eyle ve en iyi amellerimizi, ecellerimizin yakınlaştığı zamanda vaki kıl.
İtaatin yolunda ve bizi sana yakınlaştıracak, indinde bizi faydalandırıp mukarreb kılacak istikamette ömrümüzü uzat.
Bütün durumlarımızda ve işlerimizde marifet ve basiretimizi iyileştir.
Yaratıklarından, bize minnet bırakacak hiçbir kimseye bırakma bizi. Dünya ve ahiretimizle ilgili bütün hacetlerimizi lütfeyle bize. Kendimiz için istediğimiz her şeyi önce babalarımız, evlâtlarımız ve bütün mümin kardeşlerimiz için yerine getir; ey merhametlilerin en merhametlisi!
Allah’ım! Yüce ismin ve kadim mülkün ile sana yalvarıyorum; Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet ve selâm gönder ve bizim büyük günahımızı bağışla; çünkü büyüğü ancak büyük bağışlar.
Allah’ım! İşte bu, bize lütuf ve keremde bulunduğun haram aylarının birincisi olan recep ayıdır. Bu ayı ümmetler arasında bize lütfettin. Sana hamdolsun ey cömertlik ve kerem sahibi. O halde bu ayın ve senin en azametli, en büyük ve en değerli ismin… hürmetine senden Muhammed ve tertemiz Ehlibeyt’ine rahmet (ve selâm) göndermeni, bu ayda bizi, kendi itaatin için amel edenlerden ve şefaatini umanlardan kılmanı istiyorum. Allah’ım! Bizi doğru yola hidayet et ve indinde yerleşeceğimiz yeri, ebedi (rahmet) gölgenin altında ve büyük mülkünde en iyi bir yer karar kıl. Şüphesiz sen bize yetersin ve sen ne güzel vekilsin!
Allah’ım! Bizi kurtuluşa ermiş, mutluluğu yakalamış, gazap edilmemiş ve sapmamış bir şekilde kendi indine geri döndür; ey merhametlilerin en merhametlisi!
Allah’ım! Dönüşü olmayan mağfiretin ve kendine farz kıldığın rahmetin hakkına senden, her günahtan selâmette kalmayı, her iyilikten nasip almayı, cenneti kazanıp ateşten kurtulmayı diliyorum.
Allah’ım! Seni çağıran herkes gibi ben de seni çağırdım; sana el açan herkes gibi ben de sana el açtım. Senden talep eden herkes gibi ben de (hacetlerimi) senden talep ettim. Allah’ım! Güvenilecek ve ümit edilebilecek olan sensin. Son derece rağbetle dua edilip çağrılacak olan, sensin. Allah’ım! O hâlde Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet et. Kalbime yakin, gözüme nur, göğsüme hayırseverlik ve sadakat, dilime de gece gündüz seni zikretmeği yerleştir. Bana minnetsiz ve tehlikesiz geniş rızk nasip eyle ve verdiğin rızkı bereketli kıl. Zenginliğimi nefsimde kıl ve (ancak) indinde olana rağbet göstermemi sağla; rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi!
Sonra secde ederek yüz defa şöyle söylersin:
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى هَدانا لِمَعْرِفَتِهِ، وَخَصَّنا بِوِلايَتِهِ، وَوَفَّقَنا لِطاعَتِهِ، شُكْراً شُكْراً
Hamd, bizi kendini tanımaya hidayet eden, kendi velâyetine mahsus kılan ve kendi itaatine muvaffak eden Allah’a mahsustur. O’na şükürler olsun; O’na şükürler olsun.
Sonra da başını secdeden kaldırıp şu duayı okursun:
اللّٰهُمَّ إِنِّى قَصَدْتُكَ بِحاجَتِى، وَاعْتَمَدْتُ عَلَيْكَ بِمَسْأَلَتِى، وَتَوَجَّهْتُ إِلَيْكَ بِأَئِمَّتِى وَسادَتِى . اللّٰهُمَّ انْفَعْنا بِحُبِّهِمْ، وَأَوْرِدْنا مَوْرِدَهُمْ، وَارْزُقْنا مُرافَقَتَهُمْ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ فِى زُمْرَتِهِمْ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
Allah’ım! Hacetimi sana getirdim; dileğimde sana güvendim.
İmamlarım ve efendilerim vasıtasıyla sana yöneldim. Allah’ım! Onların sevgisinden bizi yararlandır; onların gireceği yere bizi de yerleştir; onlarla arkadaşlık yapmayı bize nasip eyle; onların safında bizi cennete götür; ey merhametlilerin en merhametlisi!”
Bu duayı Merhum Seyyid İbn Tâvûs, Bi’set günüyle ilgili olarak zikretmiştir.