لَاإِلٰهَ إِلّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي وَيُمِيتُ، وَهُوَ حَيٌّ لَايَمُوتُ، بَيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.
Allah’tan başka ilâh yoktur, tektir; ortağı yoktur; padişahlık O’na aittir, hamd O’na mahsustur; diriltir ve öldürür; O ise diridir ve hiçbir zaman ölmez; bütün hayırlar O’nun elindedir ve O’nun her şeye gücü yeter.
Ardından da şu duayı okur:
اللّٰهُمَّ لَامانِعَ لِما أَعْطَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِما مَنَعْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ.
Allah’ım! Senin verdiğin şeye kimse engel olamaz, engel olduğun şeyi de kimse veremez; mutluluk sahibine (sen istemezsen) mutluluğu hiçbir fayda veremez.
Ve ellerini yüzüne sürer.
Bu namazın on rekâtı da recep ayının on beşinci günü kılınır. Ancak namazdan sonra okuduğu ikinci zikirden sonra şu zikri söyler:
إِلٰهاً واحِداً أَحَداً فَرْداً صَمَداً، لَمْ يَتَّخِذْ صاحِبَةً وَلَا وَلَداً.
“Öyle bir ilâhtır ki tektir, eşsizdir, yalnızdır ve ihtiyaçsızdır; ne zevcesi vardır, ne de evlâdı.”
Diğer on rekât ise ayın son günlerinde açıkladığımız şekilde kılınır. Fakat bu sefer yukarıdaki zikir yerine şöyle söyler:
وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ الطَّاهِرِينَ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.
Allah’ın rahmeti Muhammed ve tertemiz Ehlibeyt’inin üzerine olsun. Yüce ve Ulu Allah’a dayanmayan hiçbir güç ve kuvvet yoktur.
Bu namazın çok faydaları vardır ve gaflet edilmemesi gereken bir ameldir. Bu gün için on rekât bir başka Hz. Selman namazı daha vardır. Her rekâtta bir Fâtiha, üç İhlâs Suresi okunarak kılınan bu namazın büyük fazilet ve sevabı vardır. Günahların bağışlanmasına, kabir fitnesi ve kıyamet azabından korunmaya vesile olur. Bu namaz, kılan kimseden cüzam, sedef ve zat-ı cenb hastalıklarını uzaklaştırır. Bu gün için Merhum Seyyid (r.a) “İkbal” kitabında bir başka namazı da zikretmiştir ki, isteyen oraya müracaat edebilir.
Bazı rivayetlere göre İmam Muhammed Bâkır’ın (a.s) mübarek doğumu da bu günde, Hicret’in 57. yılında gerçekleşmiştir.
Fakat ben bu olayın safer ayının üçüncü gününde gerçekleştiğini nakleden rivayetleri daha isabetli buluyorum.
Bazı rivayetlerde de, recep ayının 2. gününde, Hicret’in 212. yılında İmam Ali Nakî’nin (a.s) doğduğu nakledilmiştir. Şehadeti ise, bu ayın 3. günü, Hicret’in 254. yılı Samerra şehrinde vuku bulmuştur.
İbn Ayyâş’ın görüşüne göre bu ayın 10. günü ise İmam Muhammed Taki’nin (a.s) mübarek doğumu gerçekleşmiştir.