Miladi Aylarının Amelleri

Biz burada, “Zadu’l-Mead” kitabında geçenlerle yetineceğiz. Değerli Seyyit Ali b. Tavus (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Bir gün ashaptan bir grubunun oturduğu bir sırada Peygamber efendimiz (s.a.a) içeri girip onlara selam verdi. Onlar efendimizin selamını aldıktan sonra efendimiz şöyle buyurdu: “Size, tabiplerin davasına ihtiyaç duymamam için Cebrail’in bana öğrettiği bir devayı öğretmek istiyorum.” Bunun üzerine Emirulmüminin Ali (a.s), Selman ve diğerleri, “O deva nedir?” diye sordular. Peygamber efendimiz (s.a.a) Emirulmüminin Ali’ye (a.s) şöyle buyurdu: “Miladi aylarından olan Nisan ayında yağmur suyunu alıp Fatiha Suresini, ayete’l-kürsiyi, İhlas, Felak, Nass ve Kafirun Surelerinin her birini yetmiş defa oku, -diğer bir rivayete göre- Kadir Suresini de yetmiş defa oku, yetmiş defa “Allah-u Ekber” ve yetmiş defa “La İlahe İlellah” zikirlerini söyle. Yetmiş defa Muhamed ve Ehl-i Beyt’ine salavat gönder. Sonra yedi gün sabahları ve akşamları o sudan iç. Beni hak üzere insanlara peygamber gönderen Allah’a andolsun ki Cebrail şöyle dedi: “Kim bu suyu içerse Allah Teala onun bedenindeki her derdi giderip ona selametlik verir. Onun bedeninden ve kemiklerinden ağrıları çıkarır. Levh-i Mahfuzda onun hakkında bir dert yazılmışsa, Allah o derdi siler.” Beni hak üzere gönderen Allah’ın hakkına andolsun, eğer çocuğu olmayan ve çocuk isteyen bir kişi Nisan yağmurunun suyunu bu niyetle içerse çocuğu olur. Kadın kısır olur da çocuk doğuramazsa, o niyetle bu sudan içerse çocuk doğurur. Bir erkek veya kadın erkek veya kız çocuğu isterler de bu sudan içerlerse niyetlerine ulaşırlar. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Dilediğine dişiler (kız çocukları) bahşeder, dilediğine de erkekler (erkek çocukları) bahşeder. Yahut onları çift yapar: Hem dişi, hem erkek (verir). Dilediğini de kısır yapar.” (Şura, 49-50) Bir kimsede baş ağrısı olur da bu sudan içerse, Allah’ın gücüyle baş ağrısı diner; göz ağrısı olur da gözlerine bu sudan bir damla damlatır, içerse ve gözlerini onunla yıkarsa, Allah’ın izniyle şifa bulur. Bu sudan içmek dişin köklerini sağlamlaştırır, ağza güzel koku verir, diş köklerinin salyasını azaltır, balgamı azaltır, yemek yeme ve su içme nedeniyle hazımsızlık ve tıkanma sorununu giderir, kulunç ve benzeri şişkinliklerinden rahatsız olmaz, sırt ağrısı, karın ağrısı görmez. Nezleden rahatsız olmaz, diş ağrısı görmez, mide ağrısı ve mide kurtçuğunu giderir, hacamat yaptırmaya ihtiyaç duymaz. Basur, kaşınma, çiçek hastalığı ve kabarcık, delilik, miskin ve pisi hastalığı, burun kanaması ve kusmadan kurtulur; kör, dilsiz, sağır ve kötürüm olmaz, gözlerine kara su inmez, orucu yemesine, namazın eksik olmasına sebep olan dertlere duçar olmaz, cinlerin ve şeytanların vesvesesinden eziyet olmaz.” Sonra Resulullah (s.a.a) buyurdu ki: “Cebrail dedi ki: Kim bu sudan içerse, insanlardaki bütün dertlere tutulmuş olsa bile hepsinden şifa bulur. Seni hak üzere peygamber gönderen Allah’a andolsun ki, kim bu ayetleri bu suya okuduktan sonra onu içerse, Allah Teala onun kalbini nurla doldurur, onun kalbine aydınlık ve ihamını indirir. Diline hikmet akıtır. Kalbini anlayışla ve bilinçle doldurur. Ona alemdekilerden hiç kimseye vermediği kerametler verir. Onun için bin mağfiret ve bin rahmet gönderir. Onun kalbinden hile, ihanet, gıybet, haset, zulüm ve sapıklık, kibir, cimrilik, hırs ve öfkeyi çıkarır, insanlara düşmanlık gütmekten ve onların hakkında kötü sözler söylemekten kurtulur ve bütün hastalıklarının şifa bulmasına neden olur.”

Bu meşhur rivayet, Abdullah b. Ömer’e ulaştığı için senedi zayıftır. Ben Şeyh-i Şehid’in el yazısıyla bu rivayeti bu özellik ve okunması belirtilen surelerle İmam Cafer Sadık’tan (a.s) rivayet ettiğini gördüm. Fakat ayet ve zikirleri şöyle rivayet etmişti: Nisan yağmuru suyuna Fatiha Suresi, ayete’l-kürsü, Kafirun, A’la, Felak, Nass, İhlas surelerinin her birini yetmiş defa okuduktan sonra yetmiş defa “La ilahe illellah”, yetmiş defa, “Allah-u ekber”, yetmiş defa “Allahumme salli ala Muhammedin ve ali Muhammed”, yetmiş defa, “Subhanellahi ve’l-hamdulilahi ve la ilahe illellahu vellahu ekber” oku.

Bunun özellikleri hakkında şöyle denilmiştir: İnsan zindanda olur da bu sudan içerse zindandan kurtulur, soğuk almaz ve yukarıdaki rivayette geçen özelliklerin çoğu bu rivayette de geçmiştir. Yağmur suyu ister Nisan’da yağsın ister diğer aylarda mutlak olarak mübarek ve yararlıdır. Nitekim Emirulmüminin Ali’den (a.s) nakledilen muteber bir hadiste şöyle geçmektedir: “Gökyüzü suyunu içiniz; gök suyu bedeninizi temizleyici ve dertleri gidericidir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Üzerinize sizi temizlemek, şeytânın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gidermek, kalplerinizi (birbirine) bağlamak ve ayakları(nızı) pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu.” (Enfal, 11)

Nisan amelini bir grup toplu olarak yapıyorsa, herkesin o sure ve zikirlerin her birini yetmiş defa okumaları daha iyidir. Bu sure ve zikirleri okuyanlar için fayda ve sevabı daha fazladır. Bu yıllarda Nevruz bayramından yirmi üç gün sonra Miladi aylardan olan Nisan ayına giriyoruz. Nisan ayı da otuz gündür.

İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Haziran ayının altısında hacamat yap. Mümkün olmazsa Haziranın on dördünde yap.” Haziranın ilk günü yaklaşık olarak Nevruzun seksen dördüncü gününe tekabül ediyor. Haziran ayı da otuz gündür. Haziran uğursuz bir aydır; nitekim mutaber bir hadiste şöyle geçmektedir: İmam Cafer Sadık’ın (a.s) huzurunda Haziran ayının sözü geçti. Bunun üzerine İmam (a.s), “Hz. Musa (a.s) bu ayda İsrailoğullarına beddua etti ve bir gece gündüz içinde onlardan üç yüz bin kişi öldü.”

Yine muteber bir senetle İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Allah Teala Haziran ayında ecelleri yaklaştırır; -yani bu ayda ölüm çok olur-.”

Miladi (Rum) ayları güneşin hareketiyle belirlenir. Sayıları on iki olan bu aylar şunlardan ibarettir: Tişrin-i Evvel (Ekim), Teşrin-i Ahir (Kasım), Kanun-i Evvel (Aralık), Kanun-i Ahir (Ocak), Şubat, Azar (Mart), Nisan, Eyyar (Mayıs), Huzeyran, Temmuz, Ab (Ağustos), Eylül. Tişrin-i Ahir (Kasım), Nisan, Haziran ve Eylül ayları otuz gün, Şubat ayı dışındaki yedi ay otuz bir gün, Şubat ayı ise üç yıl peş peşe yirmi sekiz gün ve kebise günü olan dördüncü yılda yirmi dokuz gün olarak hesaplanır. Miladi (Rum) yılı üç yüz altmış beş gün altı saattir. Miladi ayların başlangıcı olan Birinci Tişrin bu yıllarda Mizan’ın (Nücum hesabında) 19. gününe tevafuk etmektedir. Konunun ayrıntısı Biharu’l-Envar kitabında açıklanmıştır. Hadislerde bu aylara geçtiği için burada da kısaca değindik.