أَعْظَمَ اللّٰهُ أُجُورَنا بِمُصابِنا بِالْحُسَيْنِ عَلَيْهِ السَّلامُ، وَجَعَلَنا وَ إِيَّاكُمْ مِنَ الطَّالِبِينَ بِثارِهِ مَعَ وَلِيِّهِ الْإِمامِ الْمَهْدِيِّ مِنْ آلِ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِمُ السَّلامُ.
Allah -İmam- Hüseyin’in -selam olsun ona- musitebinden dolayı ecir ve mükafatımızı artırsın, bizi ve sizi, Allah’ın velisi Hz. Muhammed’in evlatlarından İmam Mehdi ile birlikte -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- onun kanını talep edenlerden kılsın.
Bugünde maktel ve mersiye okuyup birbirini ağlatmak da yakışır amellerdendir. Bu konuda şöyle rivayet edilmiştir:
Hz. Musa (a.s) Hz. Hızır’la görüşüp ondan ilim almakla görevlendirilince görüşmelerinde Hz. Hızır ilk olarak Hz. Muhammed’in (a.s) Ehl-i Beyt’inin (a.s) başına gelecek bela ve musibetleri anlattı ve her ikisi şiddetli bir şekilde ağladılar.
İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: “Zi-Kar”da Hz. Emirulmüminin Ali’nin (a.s) huzuruna çıktım. Resulullah’ın (s.a.a) imlası ve kendi hattıyla yazılmış olan bir sayfayı çıkarıp ondan bir miktarını bana okudu. O sayfada İmam Hüseyin’in (a.s) makteli ve o hazretin nasıl şehit edileceği, kimin şehid edeceği, kimin ona yardım edeceği ve kimlerin onunla birlikte öldürülecekleri yazılmıştı. Bunun üzerine Hz. Emirulmüminin Ali (a.s) çok şiddetli bir şekilde ağladı ve beni de ağlattı.
Uygun olsaydı İmam Hüseyin’in (a.s) maktelinden bir kısmını burada anlatırdım; fakat kitabımızın kapasitesi buna uygun olmadığından bu konuda bilgi edinmek isteyenler maktel kitabımıza müracaat etsinler.
Kısacası; kim bugünde İmam Hüseyin’in (a.s) türbesinin yanıbaşında olur da halka su verirse, o hazretle birlikte Kerbela’da bulunmuş ve İmam’ın (a.s) ordusuna su vermiş gibi olur. Bugünde bin defa İhlas suresini okumak çok faziletlidir. Bir rivayette “Rahman Allah ona rahmetle bakar” diye geçmiştir.
Seyyid İbn Tavus bugün için Aşerat duasına benzer bir dua rivayet etmiştir; hatta bazı rivayetlerden bu duanın aynısı olduğu anlaşılmaktadır.
Şeyh Tusî, Abdullah b. Sinan kanalıyla İmam Sadık’tan (a.s) bugünde, kuşluk vaktinde dört rekat namaz kılınmasını ve bir de dua okunmasını rivayet etmiştir. Biz uzamaması için onları burada kaydetmedik. (İsteyenler “Zadu’l-Mead” kitabına müracaat edebilirler). Ve yine bugünde Şiilerin oruç niyeti etmeden yemek ve içmekten sakınmaları ve ikindi vaktinden sonra günün sonunda yoğurt ve süt gibi musibete uğramış kimselerin yedikleri yemekten biraz yemeleri, lezzetli yemekler yemekten sakınmaları, temiz elbiseler giymeleri ve elbiselerin bağlarını açmaları, musibete uğramışlar gibi kollarını çemremeleri yakışır.
Allame Meclisî “Zadu’l-Mead” kitabında şöyle demiştir: Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu gününde oruç tutmamak daha uygundur; çünkü bu iki günde Emeviler İmam Hüseyin’i (a.s) öldürmelerinden dolayı mübarek bir gündür diye oruç tutuyorlardı. İşte bu nedenle bugünün ve bugünlerde oruç tutmanın fazileti konusunda Resulullah’ın (s.a.a) dilinden bir çok hadis uydurmuşlardır. Halbuki Ehl-i Beyt (a.s) kanalından bu iki günde, özellikle Aşura gününde oruç tutmayı kınayan bir çok hadisler rivayet edilmiştir.
Yine Ümeyye oğulları -Allah onlara lanet etsin- bereket için yıllık azıklarını Aşura gününde evlerinde biriktirirlerdi; işte bu nedenle İmam Rıza’dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:
“Kim Aşura günü kendi ihtiyaçlarını gidermek için çalışmaz ve işe gitmezse, Allah Teala onun dünya ve ahiret ihtiyaçlarını giderir. Aşura günü her kimin, matem, keder ve ağlamak günü olursa, Allah Teala kıyamet gününü onun için sevinç ve kurtuluş günü kılar, cennette gözleri bizimle aydınlanır; kim de Aşura gününü bereket günü sayar, o günde kendisi için bir şey biriktirirse, Allah Teala, biriktirdiği o şeyi onun için bereketli kılmaz ve kıyamet gününde Yezid, Ubeydullah b. Ziyad ve Ömer b. Sa’d’la birlikte mahşere çıkar.”
O halde Aşura gününde dünya işleriyle uğraşmamak, o günü ağlamak, yas tutmak ve mersiye okumakla geçirmek, ev halkından en azizinin evlat ve akrabalarına matem tutuyormuş gibi İmam Hüseyin (a.s) için taziye ve matem tutmalarını emretmek, adak vb. bir şeyle illa da o günde tutulması farz olan bir orucu yoksa, o günde oruç niyeti etmeksizin yemek ve içmekten sakınmak, ikindiden sonra günün son vaktinde bir yudum suyla da olsa iftar etmek ve günü oruçlu olarak geçirmemek, o günde evde azık biriktirmemek, gülmemek, boş ve beyhude işlerle uğraşmamak, bin defa, “Ellahummel’an katalete’l-Hüseyni aleyhisselam (Allah’ım! Hüseyin aleyhisselamın katiline lanet et)
diyerek o hazretin katillerine lanet etmek gerekir.
Hazretin sözlerinden, Aşura gününün fazileti ile ilgili Resulullah’a (s.a.a) isnat edilen hadislerin uydurma oldukları anlaşılmaktadır.
“Şifau’s-Sudur” kitabının sahibi Aşura ziyaretinin, “Ellahumme inne haza yevmun teberreket bihi benu umeyye” (Allah’ım! Bugün Ümmeyye oğullarının mübarek saydığı gündür) cümlesinin şerhinde geniş bir açıklama yapmıştır; özeti şöyledir:
Ümeyye oğulları bu uğursuz günü birkaç şekilde bereketli saymışlardır: Birincisi; bugünde azık biriktirmeyi sünnet sayıp o azığı gelecek seneye kadar saadet ve mutluluğa, rızkın artmasına ve hoş bir hayat sürmeye sebep bilmişlerdir. Nitekim Ehl-i Beyt (a.s) rivayetlerinde onlara karşılık olarak defalarca bu amellerden sakındırılmıştır.
İkincisi; yeni elbiseler giyip ailelerine yiyecek alarak, saç-sakallarını kısaltıp tırnaklarını alarak ve birbirleriyle görüşüp tebrik ederek bayram etmişlerdir. Üçüncüsü; bugünde oruç tutmaya özen göstermiş, bugünde oruç tutmanın fazileti hakkında birçok hadisler uydurmuşlardır. Dördüncüsü; bugünde dua etmeyi ve Allah’tan hacet dilemeyi müstehap bilmiş, bugün için fazilet ve menkıbeler uydurmuş, işin anlaşılmaması için birkaç dua düzenleyip günahkâr kişilere öğretmişlerdir; öyle ki kendi diyarlarında bugünde okudukları hutbelerde Nemrud’un ateşinin sönmesi, Nuh’un geminsin karaya oturması, Firavun’un ordusunun suda boğulması, İsa’nın Yahudiler tarafından dara çekmekten kurtulması gibi her peygamber için bir şeref ve üstülük vesilesi sayarak bunların tümünün bugünde gerçekleştirdiğini uydurmuşlardır.
Nitekim Şeyh Saduk, Cebele-i Mekkiyye’den şöyle nakletmiştir: Meysem-i Temmar’ın (r.a) şöyle dediğini duydum: “Vallahi bu ümmet kendi peygamberlerinin oğlunu Muharrem ayının onuncu gününde öldürecek ve Allah düşmanları bugünü hayır ve bereket günü sayacaklardır; bu iş olacaktır; Allah’ın ilminde bu haber daha vuku bulmadan önce vardır. Ben bunu efendim Hz. Emirulmüminin Ali’den (a.s) bana ulaşan bir ahitten biliyorum.” Cebele, “Hüseyin’in (a.s) öldürüldüğü günü nasıl bereket günü edecekler?” diye sorunca, Meysem ağlayarak şöyle dedi: “Bir hadis uydurarak “Allah bugünde Hz. Adem’in tövbesini kabul etti” diyecekler. Oysa Allah Teala Adem’in tövbesini Zilhicce ayında kabul etmiştir. Allah Teala’nın bugünde Hz. Yunus’u balığın karnından kurtardığını sanacaklar, oysa Allah Teala Yunus’u Zilkade ayında balığın karnından kurtarmıştır. Hz. Nuh’un gemisinin bugünde Cudi dağının başına oturduğunu sanacaklar, oysa Nuh’un gemisi Zilhicce ayının on sekizinci gününde karaya oturmuştur. Allah Teala’nın bugünde denizi Hz. Musa’ya (a.s) yardığını sanacaklar, oysa bu iş Rebiulevvel ayında gerçekleşmiştir.”
Meysem’in rivayetindeki bu kadar tekit ve vurgular ve gayptan verilen haberler, gerçekte nübüvvet ve imametin belirtileri ve Şia’nın yolunun doğruluğunun göstergesidir. Bu rivayetin içeriğinin gerçekle tamamen örtüştüğü gözler önündedir; bu yalanlara uygun olarak bir duanın düzenlenip bazı gafillerin kitaplarında yer alıp avam halka aktarılması gerçekten şaşırtıcıdır. Elbette ki bu duayı okumak bidat ve haramdır; dua şöyledir:
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ، سُبْحانَ اللّٰهِ مِلءَ الْمِيزانِ، وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ، وَمَبْلَغَ الرِّضا، وَزِنَةَ الْعَرْشِ…
Birkaç satır sonra şöyle diyor: On defa salavat gönder ve sonra da şöyle de:
يَا قَابِلَ تَوْبَةِ آدَمَ يَوْمَ عاشُوراءَ، يَا رافِعَ إِدْرِيسَ إِلَى السَّماءِ يَوْمَ عاشُوراءَ، يَا مُسَكِّنَ سَفِينَةِ نُوحٍ عَلَى الْجُودِيِّ يَوْمَ عاشُوراءَ، يَا غِياثَ إِبْراهِيمَ مِنَ النَّارِ يَوْمَ عاشُوراءَ …
Şüphesiz bu duayı Medine’deki nasibi veya haricilerden biri ya da bunun gibi kişiler uydurarak Ümeyye oğullarının zulmünü devam ettirmişlerdir. -“Şifau’s-Sudur” kitabının müellifinin sözünün özeti burada bitiyor.-
Kısacası, Aşura gününün sonunda İmam Hüseyin’in (a.s) hareminin, bu zamanda Kerbela’da düşmanların elinde esir olan, üzüntü ve gözyaşlarına gark olan kızlarının, çocuklarının halini hatırlamamız yerinde olacaktır; hiç kimsenin aklından bile geçmeyecek, kalemin yazmaya gücü yetmeyecek musibetler geldi başlarına. Şair bu konuda diyor ki:
Öyle bir musibet ki yazmak istesem
Kısaca ansam, insanlara anlatayım desem
Akar da gözyaşlarım engel olurlar
Gözümle sayfalar arasında mani olurlar
Kalbim diyor ki: Merhamet et, acı bana
Sert bir taş değilim andolsun Allah’ıma
Ağladı yer ve sonra gök o faciaya
Ve gökle yer arasındakiler kan yaşlarıyla
Bu üzüntüyü yazmaya gücüm yetmez
Ateş verdi tasavvuru, yaktı kalbimi
Seninse dinlemeye gücün yetmez
Duymak görmekle mukayese edilmez.
Sonra ayağa kalkarak Resulullah, Ali-i Murtaza, Fatıma-i Zehra, Hasan-i Muctaba ve şehitler efendisi İmam Hüseyin’in (a.s) soyundan gelen diğer imamlara selam vererek bu büyük musibetten dolayı yanık yürek ve ağlar gözlerle onlara baş sağlığı dile ve şu ziyareti oku:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ آدَمَ صَفْوَةِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ نُوحٍ نَبِيِّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ إِبْراهِيمَ خَلِيلِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ مُوسىٰ كَلِيمِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ عَيسىٰ رُوحِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ مُحَمَّدٍ حَبِيبِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ عَلِيٍّ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ وَ لِيِّ اللّٰهِ ،
“Selam olsun sana ey Allah’ın seçkin kulu Adem’in varisi. Selam olsun sana ey Allah’ın Peygamberi Nuh’un varisi. Selam olsun sana ey İbrahim Halilullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Musa Kelimullah’ın varisi. Selam olsun sana ey İsa Ruhullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Muhammed Habibullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Emirulmüminin Ali Veliyyullah’ın varisi.
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وارِثَ الْحَسَنِ الشَّهِيدِ سِبْطِ رَسُولِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ الْبَشِيرِ النَّذِيرِ وَابْنَ سَيِّدِ الْوَصِيِّينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ فاطِمَةَ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَبا عَبْدِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا خِيَرَةَ اللّٰهِ وَابْنَ خِيَرَتِهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ثارَ اللّٰهِ وَابْنَ ثارِهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْوِتْرُ الْمَوْتُورُ؛
Selam olsun sana ey Resulullah’ın torunu Hasan-ı şehidin varisi. Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu. Selam olsun sana ey müjdeleyici ve korkutucu kişinin oğlu ve ey vasilerin efendisinin oğlu. Selam olsun sana ey alemdeki kadınların en üstünü Fatıma’nın oğlu. Selam olsun sana ey Eba Abdullah. Selam olsun sana ey Allah’ın seçtiği ve seçtiği kişinin oğlu. Selam olsun sana ey intikamını Allah’ın alacağı ve ey intikamı alınacağın oğlu ve ey zulme uğrayıp yalnız kalan.
السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْإِمامُ الْهادِى الزَّكِىُّ وَعَلَىٰ أَرْواحٍ حَلَّتْ بِفِنائِكَ، وَأَقامَتْ فَى جِوارِكَ، وَوَفَدَتْ مَعَ زُوَّارِكَ، السَّلامُ عَلَيْكَ مِنِّى مَا بَقِيتُ وَبَقِىَ اللَّيْلُ وَالنَّهارُ، فَلَقَدْ عَظُمَتْ بِكَ الرَّزِيَّةُ، وَجَلَّ الْمُصابُ فِى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ وَفِى أَهْلِ السَّمَاواتِ أَجْمَعِينَ وَفِى سُكَّانِ الْأَرَضِينَ فَإِنَّا لِلّٰهِ وَ إِنَّا إِلَيْهِ راجِعُونَ، وَصَلَواتُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ وَتَحِيَّاتُهُ عَلَيْكَ وَعَلَىٰ آبائِكَ الطَّاهِرِينَ الطَّيِّبِينَ الْمُنْتَجَبِينَ وَعَلَىٰ ذَرارِيهِمُ الْهُداةِ الْمَهْدِيِّينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مَوْلاىَ وَعَلَيْهِمْ، وَعَلَىٰ رُوحِكَ وَعَلَىٰ أَرْواحِهِمْ، وَعَلَىٰ تُرْبَتِكَ وَعَلَىٰ تُرْبَتِهِمْ؛ اللّٰهُمَّ لَقِّهِمْ رَحْمَةً وَرِضْواناً وَرَوْحاً وَرَيْحاناً .
Selam olsun sana ey tertemiz hidayet imamı ve selam olsun sana ve yanına inen, civarında kalan ve ziyaretçilerinle birlikte sana gelen ruhlara (Kerbela şehitlerine). Selam olsun sana benden taraf yaşadığım sürece, gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.
-Ey Eba Abdullah Hüseyin!- Senin musibetin ve sana yapılan şiddetli zulüm bütün müminlere ve Müslümanlara ve yine bütün gök ehline ve yerde yaşayanlara çok büyük geldi. Gerçekten biz Allah içiniz ve Allah’a dönücüleriz; Allah’ın salavatı, bereketleri ve selamları senin ve tertemiz kılınmış, tahir ve seçkin babalarının ve onların hidayet eden ve hidayet bulan evlatlarının üzerine olsun. Selam olsun sana ey mevlam; onlara, senin ruhuna, onların ruhuna, senin türbetine ve onların türbetine -selam- olsun.
Allah’ım! Onlarla rahmet, rızvan, merhamet ve şefkatle karşılaş.
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مَوْلاىَ يَا أَبا عَبْدِ اللّٰهِ، يَا ابْنَ خاتَمِ النَّبِيِّينَ، وَيَا ابْنَ سَيِّدِ الْوَصِيِّينَ، وَيَا ابْنَ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا شَهِيدُ، يَا ابْنَ أَبَاالشُّهَداءِ . اللّٰهُمَّ بَلِّغْهُ عَنِّى فى هٰذِهِ السَّاعَةِ وَفِى هٰذَا الْيَوْمِ وَفِى هٰذَا الْوَقْتِ وَفِى كُلِّ وَقْتٍ تَحِيَّةً كَثِيرَةً وَسَلاماً، سَلامُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ يَا ابْنَ سَيِّدِ الْعالَمِينَ وَعَلَى الْمُسْتَشْهَدِينَ مَعَكَ سَلاماً مُتَّصِلاً مَا اتَّصَلَ اللَّيْلُ وَالنَّهارُ؛
Selam olsun sana ey Eba Abdullah, ey peygamberlerin sonuncusunun oğlu, ey vasilerin en üstününün oğlu, ey alemdeki kadınların en üstününün oğlu! Selam olsun sana ey şehid ve şehidin oğlu, ey şehidin kardeşi ve ey şehitlerin babası!
Allah’ım! Bu saatte, bugünde, bu zaman diliminde ve her zaman benden taraf ona çok selam ve tahiyyet ulaştır. Ey alemdeki varlıkların efendisi! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin ve seninle birlikte şahadete kavuşanların üzerine olsun; öyle bir selam ki gece ve gündüzün sürekliliği devam ettikçe sürekli olsun. Selam olsun şehid olan Hüseyin b. Ali’ye.
السَّلامُ عَلَى الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ الشَّهِيدِ، السَّلامُ عَلَىٰ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ الشَّهِيدِ، السَّلامُ عَلَى الْعَبَّاسِ بْنِ أَمِيرِالْمُؤْمِنِينَ الشَّهِيدِ، السَّلامُ عَلَى الشُّهَداءِ مِنْ وُلْدِ أَمِيرِالْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَى الشُّهَداءِ مِنْ وُلْدِ الْحَسَنِ، السَّلامُ عَلَى الشُّهَداءِ مِنْ وُلْدِ الْحُسَيْنِ، السَّلامُ عَلَى الشُّهَداءِ مِنْ وُلْدِ جَعْفَرٍ وَعَقِيلٍ، السَّلامُ عَلَىٰ كُلِّ مُسْتَشْهَدٍ مَعَهُمْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ؛ اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَبَلِّغْهُمْ عَنَّى تَحِيَّةً كَثِيرَةً وَسَلاماً .
Selam olsun şehid olan Ali b. Hüseyin’e. Selam olsun şehid olan Abbas b. Emirulmüminin’e. Selam olsun Emirulmüminin’in şehid olan evlatlarına. Selam olsun -İmam- Hasan’ın evlatlarından şehid olanlara. Selam olsun -İmam- Hüseyin’in evlatlarından şehid olanlara. Selam olsun Cafer ve Akil’in evlatlarından şehid olanlara. Selam olsun onlarla birlikte şehid olan bütün müminlere.
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle. Onlara benden taraf çok tahiyyet ve selam ilet.
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ أَحْسَنَ اللّٰهُ لَكَ الْعَزاءَ فَى وَلَدِكَ الْحُسَيْنِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَافاطِمَةُ أَحْسَنَ اللّٰهُ لَكِ الْعَزاءَ فَى وَلَدِكِ الْحُسَيْنِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَمِيرَالْمُؤْمِنِينَ أَحْسَنَ اللّٰهُ لَكَ الْعَزاءَ فِى وَلَدِكَ الْحُسَيْنِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَبا مُحَمَّدٍ الْحَسَنَ أَحْسَنَاللّٰهُ لَكَ الْعَزاءَ فَى أَخِيكَ الْحُسَيْنِ، يَا مَوْلاىَ يَا أَبا عَبْدِ اللّٰهِ، أَنَا ضَيْفُ اللّٰهِ وَضَيْفُكَ وَجارُ اللّٰهِ وَجارُكَ، وَ لِكُلِّ ضَيْفٍ وَجارٍ قِرىً وَقِراىَ فِى هٰذَا الْوَقْتِ أَنْ تَسْأَلَ اللّٰهَ سُبْحانَهُ وَتَعَالىٰ أَنْ يَرْزُقَنِى فَكَاكَ رَقَبَتِى مِنَ النَّارِ إِنَّهُ سَمِيعُ الدُّعاءِ قَرِيبٌ مُجِيبٌ.
Selam olsun sana ya Resulellah! Oğlun Hüseyin için Allah sana güzel sabır versin. Selam olsun sana ya Fatıma! Oğlun Hüseyin için Allah sana güzel sabır versin. Selam olsun sana ya Emirelmüminin Ali! Oğlun Hüseyin için Allah sana güzel sabır versin. Selam olsun sana ya Eba Muhammed Hasan! Kardeşin Hüseyin için Allah sana güzel sabır versin. Selam olsun sana ya Eba Abdullah! Ben Allah’ın ve senin misafirinim, Allah’a ve sana sığınmış bir kimseyim. Her misafir ve sığınanı ise ağırlamak gerekir. Şu anda benim ağırlanmam, Allah Teâlâ’dan beni cehennem ateşinden kurtarmasını istemendir; gerçekten O, duayı duyan, yakın ve duayı kabul edendir.