Cuma Gecesinin Amelleri

Cuma gecesinin çok ameleri vardır. Biz burada onlardan sadece bazılarını zikretmekle yetineceğiz:

1- Oldukça fazla “Subhanellahi vellahu ekberu ve la ilahe illellahu” söylemek ve çok salavat getirmek. Nitekim şöyle rivayet edilmiştir: “Cuma’nın gecesi nurludur ve gündüzü çok aydınlıktır. O halde, “Subhanellahi vellahu ekberu ve la ilahe illellahu” zikrini çok söyleyin, Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beytine (a.s) çok salavat gönderin.”

Başka bir rivayette, bu gecede en az yüz defa salavat getirilmesi, fakat daha fazla salavat getirmenin daha iyi olduğu geçer. İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Cuma gecesi Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beytine (a.s) salavat getirmek yüz haseneye denktir; insanın yüz günahını siler ve makamını bin derece yükselir.”

Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beytine (a.s) Perşembe günü ikindi namazından Cuma gününe kadar çok salavat göndermek müstehaptır. Sahih senetle İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Perşembe günü ikindi vakti ulaşınca melekler altın kalemler ve gümüş sahifelerle gökten yere iner ve Perşembe’nin ikindi vakti, Cuma gecesi ve Cuma günü güneş batıncaya kadar Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’ine (a.s) gönderilen salavattan başka bir şeyi yazmazlar.”

Şeyh Tusî diyor ki: Perşembe günü Resulullah’a (s.a.a) bin defa salavat göndermek ve yine salavatını şu cümlelerle dile getirmek müstehaptır:

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَعَجِّلْ فَرَجَهُمْ، وَأَهْلِكْ عَدُوَّهُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ مِنَ الأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ.

“Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat et. Onların kurtuluşlarını, çıkışını çabuklaştır; ilklerden sonlara kadar onların cinlerden ve insanlardan olan düşmanlarını helak et.”

 

Perşembe günü ikindi vaktinden sonra Cuma gününün sonuna kadar bu şekilde yüz defa salavât getirmek çok faziletlidir.
Ve Şeyh Tusi şöyle demiştir: Perşembe gününün son vaktinde şu
cümlelerle mağfiret dilemek müstehaptır:

أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الَّذِى لا إِلٰهَ إِلّا هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّومُ، وَأَتُوبُ إِلَيْهِ، تَوْبَةَ عَبْدٍ خاضِعٍ مِسْكِينٍ مُسْتَكِينٍ، لَايَسْتَطِيعُ لِنَفْسِهِ صَرْفاً وَلَا عَدْلاً وَلَا نَفْعاً وَلَا ضَرّاً وَلَا حَيَاةً وَلَا مَوْتاً وَلَا نُشُوراً، وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَعِتْرَتِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ الْأَخْيارِ الأَبْرارِ وَسَلَّمَ تَسْلِيماً.

Kendisinden başka ilâh olmayan diri ve kayyum Allah’tan bağışlanma diliyorum ve -günahlardan tevbe ederek- O’na dönüyorum; kendi nefsinden kötülüğü gideremeyen, adaleti uygulayamayan, kendisine zarar, yarar dokunduramayan, hayat veremeyen, öldüremeyen ve diriltemeyen aciz, hakir ve huzu içerisindeki bir kulun tevbesiyle -tevbe ediyorum- Allah’ın sâlatı ve selamı Muhammed ve onun tertemiz, pâk, seçilmiş ve iyi soyunun üzerine olsun.

…….

2- Cuma gecesinde her biri hakkında birçok yarar ve sevap rivayet edilen şu sureleri oku: İsrâ, Kehf, “Ta Sin”le başlayan üç sure (Şuara, Neml, Kasas), Secde, Yasin, Sâd, Ahkaf, Vakia, Fussilet, Duhan, Tur, Kamer ve Cuma. Eğer bunların hepsini okumaya fırsat bulamazsan, Vakiâ ve ondan önceki sureleri oku; çünkü İmam Sadık’dan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Kim her Cuma gecesi İsrâ suresini okursa, Hz. Mehdi’nin (a.f) huzuruna çıkıp onun ashabından olmadan önce ölmez.”

Yine buyurmuştur ki: “Kim Cuma gecelerinde Kehf Suresini okursa, şehid olarak dünyadan göçer ve Allah Teala kıyamet günü onu şehitlerle haşreder ve onlarla birlikte tutar.”

Yine şöyle buyurmuştu: “Kim Cuma gecesi “Ta Sin”le başlayan Şuara, Neml, Kasas surelerini okursa, Allah Teala’nın dostlarından olur ve Allah’ın güven ve himayesine girer; dünyada fakir olmaz ve ahrette de Allah Teala cennetten ona razı olacağı kadar verir ve hatta razı olduğundan fazlasını lütufta bulunur; ayrıca onu cennet hurilerinden yüz kadınla evlendirir.”

Yine buyurmuştur ki: “Kim her Cuma gecesi Secde suresini okursa, Allah Teala kıyamet günü onun amel defterini sağ eline verir; onu amellerine göre hesaba çekmez ve Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’inin (a.s) arkadaşlarından olur.”

Muteber senetle İmam Muhammed Bâkır’dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Kim Cuma gecesi Sâd suresini okursa, ona dünya ve ahiret hayrından ancak mürsel peygambere veya mukarreb meleğe verilen miktarda hayır verilir ve onu, ailesinden istediği herkesle birlikte, hatta -ailesinden ve onun şefaat edeceği seviyede olmasa bile- kendisine hizmet eden hizmetçiyle birlikte cennete sokarlar.”

İmam Sadık’tan (a.s) başka bir yerde de şöyle rivayet edilmiştir: “Kim Cuma gecesi veya gündüzü Ahkaf Suresini okursa, dünyada bir korkuyla karşılaşmaz; kıyamette ise o günün dehşet ve korkusundan güvende olur.”

Yine buyurmuştur ki: “Kim Cuma gecesinde Vakia Suresini okursa, Allah onu sever, onu sevimli kılar; dünyada sıkıntı ve fakirlik görmez; dünya afetlerinden hiç birisine tutulmaz ve Emirulmüminin Ali’nin (a.s) arkadaşlarından olur. Bu sure Emirulmüminin Ali’ye (a.s) mahsustur.”

Bir rivayette şöyle geçer: “Kim her Cuma gecesi Cuma Suresini okursa, o Cuma ile sonraki Cuma gününe kadar işlediği hataların kefareti olur.”

Her Cuma gecesinde ve yine Cuma günü öğleden sonra ve ikindi vakti Kehf Suresini okuyanlar için de bu fazilet rivayet edilmiştir.

Bil ki, Cuma gecesinde kılınacak birçok namaz rivayet edilmiştir. Onlardan biri Emirulmüminin Ali’nin (a.s) namazıdır; diğer biri her rekâtında Fatiha suresinden sonra on beş defa Zilzâl Suresi okunan iki rekâtlık namazdır; kim bu namazı kılacak olursa, Allah Teala onu kabir azabından ve kıyamet gününün dehşetlerinden güvende kılar.

3- Cuma’nın akşam ve yatsı namazlarının birinci rekâtında Cuma Suresini, akşam namazının ikinci rekâtında İhlas Suresini ve yatsı namazının ikinci rekâtında ise A’la Suresini okumak.

4- Şiir okumayı terk etmek; çünkü bu konuda İmam Sadık’tan (a.s) sahih bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir: “Oruçlu kimsenin ve ihramda olanın Haremde şiir söylemesi ve yine Cuma günü ve geceleri şiir rivayet etmek mekruhtur.”

Ravi diyor ki, bunun üzerine ben, “Hakk (ve olumlu) bir şiir olsa bile mi?” diye sordum. İmam (a.s), “Hak olsa bile” buyurdu.

Muteber bir hadiste İmam Sadık’tan (a.s) Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kim Cuma gecesi veya Cuma günü bir şiir okursa, o gece ve gündüzde okumuş olduğu o şiirden başka bir yarar elde etmez, sevaba ulaşmaz.”

Başka bir muteber rivayette ise, “O gece ve gündüzünde namazı kabul olmaz” ifadesi geçer.

5- Müminlerin hakkında çok dua etmek; nitekim Hz. Fatıma (s.a) böyle yapıyordu. Rivayete göre insan, ölen mümin kardeşlerinden on kişi hakkında bağışlanma dilerse, cennet ona farz olur.”

6- Cuma gecesi okunması rivayet edilen duaları okumak; bu gecede okunması rivayet edilen dualar oldukça fazladır. Biz onlardan bazılarını nakletmekle yetineceğiz: Sahih senetle İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Kim Cuma gecesi akşam namazının nafilesinin son secdesinde yedi defa aşağıdaki duayı okursa, dua biter bitmez bağışlanır.”

Her akşam böyle yapması iyidir; dua şudur:

اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُكَ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ وَاسْمِكَ الْعَظِيمِ، أَنْ تُصَلِّىَ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ، وَأَنْ تَغْفِرَ لِى ذَنْبِىَ الْعَظِيمَ.

Allah’ım! Yüce veçhin (künhü) ve büyük ismin hürmetine senden Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat etmeni ve benim büyük günahımı bağışlamanı diliyorum.”

 

Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: “Kim Cuma gecesi veya Cuma günü şu duayı yedi defa okursa, o gece veya o gün ölecek olursa cennete girer:”

اللّٰهُمَّ أَنْتَ رَبِّى لَاإِلٰهَ إِلّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِى وَأَنَا عَبْدُكَ وَابْنُ أَمَتِكَ، وَفِى قَبْضَتِكَ وَناصِيَتِى بِيَدِكَ، أَمْسَيْتُ عَلَىٰ عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِرِضاكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ بِنِعْمَتِكَ [بِعَمَلِى]، وَأَبُوءُ بِذَنْبِى [بِذُنوُبِى]، فَاغْفِرْ لِى ذُنُوبِى إِنَّهُ لَايَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلّا أَنْتَ.

Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, senden başka ilâh yoktur; beni sen yarattın, ben senin kulun ve cariyenin oğluyum, senin avucunun içindeyim (güç ve kudretin altında zelilim), kâhkülüm (yularım) senin elindedir. Gücüm yettiğince senin ahdin ve vaadin üzere akşamlıyorum, tüm yaptıklarımdan (kötülüklerimden) senin rızana sığınıyorum; sürekli nimetinle beraberim, -ama onu kötüye kullanarak- günahımla dönü-yorum. O halde günahlarımı bağışla; kuşkusuz senden başka kimse günahları bağışlayamaz.”

 

 

Şeyh Tusî, Seyyid, Kef’amî ve Seyyid b. Bâkî şöyle demişlerdir:
Cuma gecesi ve gündüzü ve yine Arefe gecesi ve gündüzü şu duayı okumak müstehaptır; biz duayı Şeyh’in Misbah kitabından naklediyoruz:

اللّٰهُمَّ مَنْ تَعَبَّأَ وَ تَهَيَّأَ وَأَعَدَّ وَاسْتَعَدَّ لِوِفَادَةٍ إِلَىٰ مَخْلُوقٍ رَجَاءَ رِفْدِهِ وَ طَلَبَ نائِلِهِ وَجائِزَتِهِ، فَإِلَيْكَ يَا رَبِّ تَعْبِيَتِى وَاسْتِعْدادِى رَجَاءَ عَفْوِكَ وَطَلَبَ نائِلِكَ وَجَائِزَتِكَ، فَلَا تُخَيِّبْ دُعَائِى يَا مَنْ لَايَخِيبُ عَلَيْهِ سائِلٌ وَلَا يَنْقُصُهُ نائِلٌ، فَإِنِّى لَمْ آتِكَ ثِقَةً بِعَمَلٍ صَالِحٍ عَمِلْتُهُ، وَلَا لِوَفادَةِ مَخْلُوقٍ رَجَوْتُهُ، أَتَيْتُكَ مُقِرّاً عَلَىٰ نَفْسِى بِالْإِساءَةِ وَالظُّلْمِ، مُعْتَرِفاً بِأَنْ لَاحُجَّةَ لِى وَلَا عُذْرَ؛

Allah’ım! Herkes yarattığın bir kişinin lütuf ve ihsanına ulaşmak, mükafat ve bağış almak ümidiyle onun huzuruna varmak için kendisini hazırlar. Ya Rabbi! Ben de senin affını ümit ederek, bağış ve mükafatına ulaşmayı dileyerek kendimi hazırladım. O halde ey hiçbir saili kapısından boş çevirmeyen ve ey bağışa ulaşan kendisinden bir şey eksiltemeyen!
Duamı boşa çıkarma. Ben ne yaptığım iyi bir amelimle ve ne de bir yaratılmışın bağışını umarak sana geldim; ben kendi nefsime karşı kötülük ve zulüm yaptığımı ikrar ederek, günahıma hiçbir hüccet ve mazeretim olmadığını itiraf ederek geldim.

 

 

أَتَيْتُكَ أَرْجُو عَظِيمَ عَفْوِكَ الَّذِى عَفَوْتَ بِهِ عَنِ الْخاطِئِينَ، فَلَمْ يَمْنَعْكَ طُولُ عُكُوفِهِمْ عَلىٰ عَظِيمِ الْجُرْمِ أَنْ عُدْتَ عَلَيْهِمْ بِالرَّحْمَةِ، فَيَا مَنْ رَحْمَتُهُ واسِعَةٌ، وَ عَفْوُهُ عَظِيمٌ، يَا عَظِيمُ يَا عَظِيمُ يَا عَظِيمُ، لَايَرُدُّ غَضَبَكَ إِلّا حِلْمُكَ، وَلَا يُنْجِى مِنْ سَخَطِكَ إِلّا التَّضَرُّعُ إِلَيْكَ، فَهَبْ لِى يَا إِلٰهِى فَرَجاً بِالْقُدْرَةِ الَّتِى تُحْيِى بِهَا مَيْتَ الْبِلَادِ؛

Ben senin büyük affını ümit ederek geldim; sen o affınla suç işleyenleri affettin ve uzun bir zaman büyük günahlarına ısrar etmeleri onlara rahmetle dönmeni engellemedi. Ey rahmeti geniş ve affı büyük olan; ey yüce, ey yüce, ey yüce! Senin gazabını hilminden başka hiçbir şey geri çevirmez ve senin öfkenden sana tazarru etmekten başka hiçbir şey kurtarmaz.

وَلَا تُهْلِكْنِى غَمّاً حَتَّىٰ تَستَجِيبَ لِى، وَتُعَرِّفَنِى الْإِجابَةَ فِى دُعَائِى، وَأَذِقْنِى طَعْمَ الْعَافِيَةِ إِلَىٰ مُنْتَهىٰ أَجَلِى، وَلَا تُشْمِتْ بِى عَدُوِّى، وَلَا تُسَلِّطْهُ عَلَىَّ، وَلَا تُمَكِّنْهُ مِنْ عُنُقِى، اللّٰهُمَّ إِنْ وَضَعْتَنِى فَمَنْ ذَا الَّذِى يَرْفَعُنِى وَ إِنْ رَفَعْتَنِى فَمَنْ ذَا الَّذِى يَضَعُنِى وَ إِنْ أَهْلَكْتَنِى فَمَنْ ذَا الَّذِى يَعْرِضُ لَكَ فِى عَبْدِكَ أَوْ يَسْأَلُكَ عَنْ أَمْرِهِ؛ وَقَدْ عَلِمْتُ أَنَّهُ لَيْسَ فِى حُكْمِكَ ظُلْمٌ، وَلَا فِى نَقِمَتِكَ عَجَلَةٌ، وَ إِنَّمَا يَعْجَلُ مَنْ يَخَافُ الْفَوْتَ، وَ إِنَّمَا يَحْتاجُ إِلَى الظُّلْمِ الضَّعِيفُ، وَقَدْ تَعالَيْتَ يَا إِلٰهِى عَنْ ذٰلِكَ عُلُوّاً كَبِيراً .

O halde ey ilâhım! Ölü şehirleri dirilttiğin güç ve kudretinle benim için bir kurtuluş bağışla; beni gam ve kederle öldürme; tâ ki duamı kabul edesin ve onun kabul olduğunu bana gösteresin.
Hayatımın sonuna kadar bana -ahiret- afiyet ve sağlığın tadını tattır. Beni düşmanımın alayına muhatap etme; onu bana musallat etme ve ona
üzerime çökme imkanı verme.

Allah’ım! Sen beni alçaltacak olursan, kim beni yüceltebilir; sen beni yüceltecek olursan, kim beni alçaltabilir; beni helak edecek olursan, kulun hakkında kim sana muhalefet edebilir veya kim onun işiyle ilgili senden bir talepte bulunabilir? Gerçekten senin hükmünde hiçbir şekilde zulüm ve haksızlık olmadığını; intikam ve cezalandırmada senin acele etmeyeceğini ben biliyorum; çünkü ancak vaktin geçmesinden endişelenen acele eder ve zulme ancak zayıf olan bir kişi ihtiyaç duyar; oysa sen bundan çok yücesin ve büyüksün.

 

 

اللّٰهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ فَأَعِذْنِى، وَأَسْتَجِيرُ بِكَ فَأَجِرْنِى، وَأَسْتَرْزِقُكَ فَارْزُقْنِى، وَأَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ فَاكْفِنِى، وَأَسْتَنْصِرُكَ عَلىٰ عَدُوِّى فَانْصُرْنِى، وَأَسْتَعِينُ بِكَ فَأَعِنِّى، وَأَسْتَغْفِرُكَ يَا إِلٰهِى فَاغْفِرْ لِى، آمِينَ آمِينَ آمِينَ.

Allah’ım! Ben sana sığınıyorum, bana sığınak ver; Senden aman diliyorum, bana aman ver; Senden rızık istiyorum, beni rızıklandır; Sana tevekkül ediyorum, o halde bana kifayet et; düşmanıma karşı senden yardım istiyorum, bana yardım et; Senden yardım diliyorum, bana yardım et; Senden bağışlanma diliyorum ey ilâhım, beni bağışla. Amin, amin, amin.

 

 

7- Allah’ın izniyle bir sonraki bölümde aktaracağımız Kumeyl duasını okumak.

8- İleride aktaracağımızı Arefe gecesinde de okunan ……duası okumak.

9- Sonra on defa şu duayı okumak:

 

يَا دائِمَ الْفَضْلِ عَلَى الْبَرِيَّةِ، يَا بَاسِطَ الْيَدَيْنِ بِالْعَطِيَّةِ، يَا صَاحِبَ الْمَوَاهِبِ السَّنِيَّةِ، صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ خَيْرِ الْوَرَىٰ سَجِيَّةً، وَاغْفِرْ لَنا يَا ذَا الْعُلىٰ فِي هَذِهِ الْعَشِيَّةِ.

Ey yarattıklarına lütufları sürekli olan, ey elleri kullarına bağışta bulunmak için açık olan, ey büyük bağışların sahibi! Yaratılışta varlıkların en üstünü olan Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat eyle; ey yüce makama sahip olan -Allah- bu gecede bizi bağışla.

Bu dua Ramazan Bayramı’nın gecesinde de okunur.

10- Nar yemek; İmam Sadık (a.s) her Cuma gecesi nar yerdi; narı uyumak istediği zaman yemek daha iyidir; çünkü uyumak istediği zaman nar yiyen kimsenin sabaha kadar güvende olacağı rivayet edilmiştir. Narın bütün tanelerini toplayıp yemek için yere bir bez parçası sermek ve narı kimseyle paylaşmamak daha uygundur. Şeyh Cafer b. Ahmed-i Kummî “Arus” adlı kitabında İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet etmiştir: “Kim sabah namazının nafilesiyle farzı arasında yüz defa “Subhane rabbiye’l-azim-i ve bi-hamdih. Esteğfirullah-e rabbi ve etubu ileyh” derse Allah Teala cennette onun için bir ev diker.”

Şeyh, Seyyid ve diğerleri Cuma gecesinin seherinde şu duayı okumanın müstehap olduğunu söylemişlerdir:

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَهَبْ لِىَ الْغَداةَ رِضَاكَ، وَأَسْكِنْ قَلْبِى خَوْفَكَ، وَاقْطَعْهُ عَمَّنْ سِواكَ، حَتَّىٰ لَاأَرْجُوَ وَلَا أَخافَ إِلّا إِيَّاكَ، اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَهَبْ لِى ثَباتَ الْيَقِينِ، وَمَحْضَ الْإِخْلاصِ، وَشَرَفَ التَّوْحِيدِ، وَدَوَامَ الاسْتِقامَةِ، وَمَعْدِنَ الصَّبْرِ وَالرِّضَا بِالْقَضَاءِ وَالْقَدَرِ، يَا قَاضِىَ حَوَائِجِ السَّائِلِينَ، يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا فِى ضَمِيرِ الصَّامِتِينَ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ؛ وَاسْتَجِبْ دُعَائِى، وَاغْفِرْ ذَنْبِى، وَأَوْسِعْ رِزْقِى، وَ اقْضِ حَوَائِجِى فِى نَفْسِى وَ إِخْوانِى فِى دِينِى وَأَهْلِى، إِلٰهِى طُمُوحُ الْآمالِ قَدْ خابَتْ إِلّا لَدَيْكَ، وَمَعَاكِفُ الْهِمَمِ قَدْ تَعَطَّلَتْ إِلّا عَلَيْكَ، وَمَذَاهِبُ الْعُقُولِ قَدْ سَمَتْ إِلّا إِلَيْكَ، فَأَنْتَ الرَّجَاءُ وَ إِلَيْكَ الْمُلْتَجَأُ، يَا أَكْرَمَ مَقْصُودٍ، وَأَجْوَدَ مَسْؤُولٍ، هَرَبْتُ إِلَيْكَ بِنَفْسِى يَا مَلْجَأَ الْهَارِبِينَ، بِأَثْقالِ الذُّنُوبِ أَحْمِلُهَا عَلَىٰ ظَهْرِى؛ لَاأَجِدُ لِى إِلَيْكَ شَافِعاً سِوىٰ مَعْرِفَتِى بِأَنَّكَ أَقْرَبُ مَنْ رَجَاهُ الطَّالِبُونَ، وَأَمَّلَ مَا لَدَيْهِ الرَّاغِبُونَ، يَا مَنْ فَتَقَ الْعُقُولَ بِمَعْرِفَتِهِ، وَأَطْلَقَ الْأَلْسُنَ بِحَمْدِهِ، وَجَعَلَ مَا امْتَنَّ بِهِ عَلَىٰ عِبَادِهِ فِى كِفَاءٍ لِتَأْدِيَةِ حَقِّهِ صَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَلَا تَجْعَلْ لِلشَّيْطَانِ عَلَىٰ عَقْلِى سَبِيلاً، وَلَا لِلْباطِلِ عَلَىٰ عَمَلِى دَلِيلاً.

Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat eyle ve bu sabah ba-na kendi rızanı bağışta bulun, kalbime kendi korkunu yerleştir ve onu kendinden başkasından kopar, tâ ki senden başkasını ümit etmeyeyim ve senden başkasından korkmayayım.

Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat eyle ve bana yakin sebatı, ihlas halisliği, tevhid şerefi, istikamet ve direnişte süreklilik, sabır madeni, kaza ve kadere razı olma bağışında bulun. Ey saillerin hacetlerini reva eden, ey susanların kalbindekileri bilen! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat eyle, duamı kabul et, günahımı bağışla, rızkımı genişlet, benim, kardeşlerimin ve ailemin hacetlerini reva et.

İlahi! Şüphesiz senin yanında olanları arzulamak dışında bütün arzular hırsı hüsrandır, sana yönelik olanları dışında bütün himmetler kesinlikle boştur, sana giden yol dışında bütün akıl yolları kapalıdır. Sen yaratıkların ümidisin; yarattıklarının sığınağı sensin. Ey en değerli maksat ve ey kendisinden istenilen en cömert zat! Ey kaçanların sığınağı! Sırtımda taşıdığım günah yüküyle sana doğru kaçıyorum. Katına varmak için marifetimden başka bir şefaatçi ve vasıta bulamıyorum; -o da şu ki:- şüphesiz Sen talep edenlerin ümit ettiği ve rağbet edenlerin katında olanları arzuladığı en yakın zatsın. Ey marifetiyle akılların gözlerini açan ve hamdıyla dilleri çözen, herkesin hakkına ulaşacağı miktarda kullarına yeteri kadar nimet ve ihsanları veren! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat eyle; şeytana aklıma musallat olması için bir yol ve batılı işime kılavuz kılma.

Cuma günü şafak atınca da şu duayı oku:

أَصْبَحْتُ فِى ذِمَّةِ اللّٰهِ، وَذِمَّةِ مَلائِكَتِهِ، وَذِمَمِ أَنْبِيائِهِ وَرُسُلِهِ عَلَيْهِمُ السَّلامُ، وَذِمَّةِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَذِمَمِ الْأَوْصِياءِ مِنْ آلِ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِمُ السَّلامُ . آمَنْتُ بِسِرِّ آلِ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِمُ السَّلامُ وَعَلَانِيَتِهِمْ وَظَاهِرِهِمْ وَبَاطِنِهِمْ، وَأَشْهَدُ أَنَّهُمْ فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَطَاعَتِهِ كَمُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ.

Allah’ın zimmetinde, meleklerinin zimmetinde, peygamberlerinin ve elçilerinin -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- zimmetinde ve Muhammed’in -Allah’ın sâlatı onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- zimmetinde ve Muhammed’in Ehl-i Beyt’inden olan vasilerin -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- zimmetinde sabahladım. Muhammed’in Ehl-i Beyt’inin – Allah’ın selamı onların üzerine olsun- gizlisine ve açığına, zahirine ve batınına iman ettim. Şehadet ederim ki Muhammed -Allah’ın sâlatı onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- gibi onlar Allah’ın ilminde ve itaatindedirler.

Cuma günü sabah namazından önce üç defa şu duayı okursa günahları deniz köpüklerinden fazla olsa bile bağışlanır:

أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الَّذِي لَاإِلٰهَ إِلّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ.

Kendisinden başka ilâh olmayan diri ve kayyum (her şeyi ayakta tutan) Allah’tan bağışlanma diliyor ve O’na dönüş yapıyorum.