السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حُجَّةَ اللّٰهِ وَابْنَ حُجَّتِهِ، الَسَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا مَلائِكَةَ اللّٰهِ وَزُوَّارَ قَبْرِ ابْنِ نَبِيِّ اللّٰهِ.
“Selam olsun sana ey Allah’ın hücceti ve hüccetinin oğlu; selam olsun size ey Allah’ın melekleri ve Allah’ın peygamberinin oğlunun mezarının ziyaretçileri.”
Sonra on adım ilerle ve otuz defa “Allah-u Ekber” de. Sonra ön taraftan mezara doğru ilerle ve arkan kıbleye gelecek şekilde İmam’ın
karşısında dur ve de ki:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حُجَّةَ اللّٰهِ وَابْنَ حُجَّتِهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا قَتِيلَ اللّٰهِ وَابْنَ قَتِيلِهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ثَارَ اللّٰهِ وَابْنَ ثَارِهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وِتْرَ اللّٰهِ الْمَوْتُورَ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، أَشْهَدُ أَنَّ دَمَكَ سَكَنَ فِي الْخُلْدِ، وَاقْشَعَرَّتْ لَهُ أَظِلَّةُ الْعَرْشِ، وَبَكىٰ لَهُ جَمِيْعُ الْخَلائِقِ، وَبَكَتْ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالْأَرَضُونَ السَّبْعُ وَمَا فِيهِنَّ وَمَا بَيْنَهُنَّ، وَمَنْ يَتَقَلَّبُ فِي الْجَنَّةِ وَالنَّارِ مِنْ خَلْقِ رَبِّنا، وَمَا يُرىٰ وَمَا لَايُرىٰ، أَشْهَدُ أَنَّكَ حُجَّةُ اللّٰهِ وَابْنُ حُجَّتِهِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ قَتِيلُ اللّٰهِ وَابْنُ قَتِيلِهِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ ثارُ اللّٰهِ وَابْنُ ثارِهِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ وِتْرُ اللّٰهِ الْمَوْتُورُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ بَلَّغْتَ وَنَصَحْتَ وَوَفَيْتَ وَأَوْفَيْتَ، وَجاهَدْتَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ، وَمَضَيْتَ لِلَّذِي كُنْتَ عَلَيْهِ شَهِيداً وَمُسْتَشْهِداً وَشاهِداً وَمَشْهُوداً؛
“Selam olsun sana ey Allah’ın hücceti ve hüccetinin oğlu; selam olsun sana ey Allah yolunda şehid olan ve O’nun yolunda şehid olanın oğlu; selam olsun sana ey intikamını Allah’ın alacağı ve intikamı alınacak olan zatın oğlu; selam olsun sana ey göklerde ve yerde Allah’ın eşsiz kıldığı yegane kişi.
Şahadet ederim ki, senin kanın ebedi cennete yerleşti, arşın gölgelikleri onun için titredi ve ona bütün varlıklar ağladı, yedi kat gök, yedi kat yer, onlardaki ve onların arasındaki varlıklar, Rabb’imizin cennet ve cehennemdeki yaratılmışları, gözle görünen ve görünmeyen varlıklar ona ağladı.
Şahadet ederim ki sen Allah’ın hücceti ve hüccetinin oğlusun; şahadet ederim ki sen Allah yolunda şehid olan ve O’nun yolunda şehid olanın oğlusun; şahadet ederim ki sen intikamını Allah’ın alacağı ve intikamı alınacağın oğlusun; şahadet ederim ki sen göklerde ve yerde Allah’ın eşsiz kıldığı yegane kişisin. Şahadet ederim ki sen tebliğ ettin, ümmetin hayrını istedin, -Allah’ın ahdine- vefa ettin ve sözünde durdun, Allah yolunda cihad ettin ve üzerinde olduğun yol üzerinde şehid olarak, şahadeti isteyerek, şahit olarak ve şahid olunarak dünyadan göçtün.
أَنَا عَبْدُاللّٰهِ وَمَوْلاكَ وَفِي طاعَتِكَ وَالْوافِدُ إِلَيْكَ أَلْتَمِسُ كَمالَ الْمَنْزِلَةِ عِنْدَ اللّٰهِ، وَثَباتَ الْقَدَمِ فِي الْهِجْرَةِ إِلَيْكَ، وَالسَّبِيلَ الَّذِي لَايَُخْتَلَِجُ دُونَكَ مِنَ الدُّخُولِ فِي كِفالَتِكَ الَّتِي أُمِرْتَ بِها مَنْ أَرادَ اللّٰهَ بَدَأ بِكُمْ، بِكُمْ يُبَيِّنُ اللّٰهُ الْكَذِبَ، وَبِكُمْ يُبَاعِدُ اللّٰهُ الزَّمَانَ الْكَلِبَ ، وَبِكُمْ فَتَحَ اللّٰهُ، وَبِكُمْ يَخْتِمُ اللّٰهُ، وَبِكُمْ يَمْحُو مَا يَشاءُ وَيُثْبِتُ، وَبِكُمْ يَفُكُّ الذُّلَّ مِنْ رِقابِنا، وَبِكُمْ يُدْرِكُ اللّٰهُ تِرَةَ كُلِّ مُؤْمِنٍ يُطْلَبُ بِها، وَبِكُمْ تُنْبِتُ الْأَرْضُ أَشْجارَها، وَبِكُمْ تُخْرِجُ الْأَرْضُ ثِمارَها، وَبِكُمْ تُنْزِلُ السَّماءُ قَطْرَها وَرِزْقَها؛
Ben Allah’ın kulu ve senin kölenim; senin itaatindeyim, senin huzuruna girmiş bulunmaktayım ve Allah yanındaki yüce makamı, size doğru hicret ederken adımlarımın sabit olmasını, emredildiğim sizin kefaletinize girmek olan senden başkasına meyletmeyen yolu diliyorum. Allah’ı dileyen sizinle başlar; sizin vasıtanızla Allah yalanı aşikar eder; sizin vasıtanızla Allah kudurmuş zamanı (zulüm ve baskıyı) uzaklaştırır; sizin vasıtanızla Allah -rahmet kapılarını- açar; sizin vasıtanızla Allah -alemin işlerini- bitirir; sizin vasıtanızla Allah dilediğini yok eder ve dilediğini sabit kılar; sizin vasıtanızla zilleti boynumuzdan kaldırır; sizin vasıtanızla Allah, intikamı alınmak istenen bütün müminlerin intikamını alır; sizin vasıtanızla Allah yeryüzünün ağaçlarını yeşertir; sizin vasıtanızla yeryüzünün meyvelerini çıkarır; sizin vasıtanızla gökyüzü yağmur damlalarını ve rızkını indirir; sizin vasıtanızla Allah sıkıntıyı giderir; sizin vasıtanızla Allah yağmuru indirir; sizin vasıtanızla bedenlerinizi taşıyan yeryüzü Allah’ı tesbih eder, yeryüzünün dağları yerlerinde istikrar eder, varlıkların işlerini takdir eden Allah’ın iradesi -gökten- size inmekte ve -insanlar için- sizin evinizden çıkmakta ve -icmalden çıkıp- açıklık kazanan kulların hükümleri sizden çıkar. Sizi öldüren, size muhalefet eden, sizin velayetinizi inkâr eden, size karşı birbirlerini destekleyen ve hazır olup da sizin yolunuzda şahadeti talep etmeyen ümmet lanete uğrasın. Hamd Allah’a ki, cehennemi onların yurdu kıldı; orası girenler ve girmiş olanlar için ne de kötü yerdir! Hamd alemlerin Rabb’i Allah’a mahsustur.”
وَبِكُمْ يَكْشِفُ اللّٰهُ الْكَرْبَ، وَبِكُمْ يُنَزِّلُ اللّٰهُ الْغَيْثَ، وَبِكُمْ تُسَبِّحُ الْأَرْضُ الَّتِي تَحْمِلُ أَبْدانَكُمْ وَتَسْتَقِرُّ جِبَالُها عَنْ مَراسِيها، إِرادَةُ الرَّبِّ فِي مَقادِيرِ أُمُورِهِ تَهْبِطُ إِلَيْكُمْ وَتَصْدُرُ مِنْ بُيُوتِكُمْ وَالصَّادِرُ عَمَّا فُصِّلَ مِنْ أَحْكامِ الْعِبادِ، لُعِنَتْ أُمَّةٌ قَتَلَتْكُمْ، وَأُمَّةٌ خالَفَتْكُمْ، وَأُمَّةٌ جَحَدَتْ وِلايَتَكُمْ، وَأُمَّةٌ ظَاهَرَتْ عَلَيْكُمْ، وَأُمَّةٌ شَهِدَتْ وَلَمْ تُسْتَشْهَدْ، الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي جَعَلَ النَّارَ مَأْوَاهُمْ ، وَبِئْسَ وِرْدُ الْوَارِدِينَ، وَبِئْسَ الْوِرْدُ الْمَوْرُودُ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعالَمِينَ.
Daha sonra üç defa şöyle de:
وَ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكَ يَا أَبا عَبْدِ اللّٰهِ.
“Allah’ın rahmeti senin üzerine olsun ey Eba Abdullah!”
Ve üç defa da şöyle de:
أَنَا إِلَى اللّٰهِ مِمَّنْ خالَفَكَ بَرِيءٌ.
“Ben sana muhalefet edenlerden Allah’a doğru beriyim”
Sonra kalkarak o hazretin ayak tarafında defnolmuş olan oğlu Ali b. Hüseyin’in mezarının yakınına git ve de ki:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ خَدِيجَةَ وَفاطِمَةَ، صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكَ، صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكَ، صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكَ، لَعَنَ اللّٰهُ مَنْ قَتَلَكَ.
“Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu; selam olsun sana ey Emirulmüminin’in oğlu; selam olsun sana ey Hasan ve Hüseyin’in oğlu; selam olsun sana ey Hatice ve Fatıma’nın oğlu; Allah’ın rahmeti senin üzerine olsun; Allah’ın rahmeti senin üzerine olsun; Allah’ın rahmeti senin üzerine olsun; Allah seni öldürene lanet etsin.”
Son cümleyi üç defa tekrarla ve sonra da üç defa şöyle de:
إِنّا إِلَى اللّٰهِ مِنْهُمْ بَرِيءٌ.
“Ben onlardan Allah’a doğru uzağım.”
Daha sonra şehitlere işaret ederek şöyle de:
السَّلامُ عَلَيْكُمْ، السَّلامُ عَلَيْكُمْ، السَّلامُ عَلَيْكُمْ، فُزْتُمْ وَاللّٰهِ، فُزْتُمْ وَاللّٰهِ، فُزْتُمْ وَاللّٰهِ، فَلَيْتَ أَنِّي مَعَكُمْ فَأَفُوزَ فَوْزاً عَظِيماً.
“Selam olsun size, selam olsun size; selam olsun size; vallahi kurtuluşa erdiniz; vallahi kurtuluşa erdiniz; vallahi kurtuluşa erdiniz; keşke ben de sizinle olsaydım da böylece büyük bir kurtuluşa erseydim.”
Daha sonra dönerek İmam Hüseyin aleyhisselamın mezarını karşına al; yani mezarın arka tarafında dur ve altı rekat namaz kılarak ziyareti bitir; ziyaretten sonra istersen gidebilirsin.
Şeyh Tusî “Tehzib” adlı kitabında ve Şeyh Saduk “Men La-Yehzuruhu’l-Fakih” adlı eserinde de bu ziyareti nakletmişlerdir. Şeyh Saduk diyor ki: Ben Mezar ve Maktel kitabında çeşitli ziyaretler naklettim ve bu kitap için de rivayet bakımından bence en sahih ziyaret olan bu ziyareti seçtim; bu ziyaret bize yeter.