Diğer Seher Duası

5- Yine Şeyh Tusî (r.a), sahur vakti için şu duayı rivayet etmiştir:

يَا عُدَّتِى فِى كُرْبَتِى، وَيَا صاحِبِى فِى شِدَّتِى، وَيَا وَلِيِّى فِى نِعْمَتِى، وَيَا غايَتِى فِى‌رَغْبَتِى، أَنْتَ السّاتِرُ عَوْرَتِى، وَالْمُؤْمِنُ رَوْعَتِى، وَالْمُقِيلُ عَثْرَتِى، فَاغْفِرْ لِى خَطِيئَتِى . اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُكَ خُشُوعَ الْإِيمانِ قَبْلَ خُشُوعِ الذُلِّ فِى النَّارِ، يَا واحِدُ يَا أَحَدُ يَا صَمَدُ يَا مَنْ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، يَا مَنْ يُعْطِى مَنْ سَأَلَهُ تَحَنُّناً مِنْهُ وَرَحْمَةً، وَيَبْتَدِئُ بِالْخَيْرِ مَنْ لَمْ يَسْأَلْهُ تَفَضُّلاً مِنْهُ وَكَرَماً، بِكَرَمِكَ الدَّائِمِ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَهَبْ لِى رَحْمَةً واسِعَةً جامِعَةً أَبْلُغُ بِها خَيْرَ الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ . اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْتَغْفِرُكَ لِما تُبْتُ إِلَيْكَ مِنْهُ ثُمَّ عُدْتُ فِيهِ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِكُلِّ خَيْرٍ أَرَدْتُ بِهِ وَجْهَكَ فَخالَطَنِى فِيهِ مَا لَيْسَ لَكَ؛

Ey sıkıntılı günlerimde azığım, ey zor günlerimde yaverim, ey nimetli günlerimde velinimetim ve ey arzu ve iştiyakımın son noktası olan (Rabbim)! Sensin kusurumu örten, korktuğum şeylerden beni emniyete alan, sürçmemi affeden. Benim hata ve günahımı bağışla.

Allah’ım! Senden (cehennem) ateşindeki zilletten kaynaklanan huşuya tutulmadan önce senden, imandan kaynaklanan bir huşu diliyorum. Ey yegâne, ey tek, ey noksansız ve ihtiyaçsız, ey doğurmayan ve doğmayan, ey hiçbir dengi olmayan, ey dileyen herkese şefkat ve rahmetinden dolayı veren ve dilemeyenlere de dilemedikleri halde lütuf ve kereminden dolayı hayır veren ve daimi kereminden ihsan eden, Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet et ve beni dünya ve ahiret hayrına ulaşabileceğim geniş ve kapsamlı bir rahmete mazhar kıl.

Allah’ım! Tövbe ettiğim hâlde tekrar işlediğim günahlardan dolayı senden mağfiret diliyorum. Yine sadece senin rızan için yapmayı amaçladığım, fakat (heva ve hevesim yüzünden) senin rızanın dışında olan niyetleri de karıştırdığım bütün hayırlardan dolayı da senden mağfiret diliyorum.

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَاعْفُ عَنْ ظُلْمِى وَجُرْمِى بِحِلْمِكَ وَجُودِكَ يَا كَرِيمُ، يَا مَنْ لَايَخِيبُ سائِلُهُ، وَلَا يَنْفَدُ نائِلُهُ، يَا مَنْ عَلا فَلا شَىْءَ فَوْقَهُ، وَدَنا فَلا شَىْءَ دُونَهُ، صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَارْحَمْنِى يَا فالِقَ الْبَحْرِ لِمُوسَى، اللَّيْلَةَ اللَّيْلَةَ اللَّيْلَةَ، السّاعَةَ السّاعَةَ السّاعَةَ . اللّٰهُمَّ طَهِّرْ قَلْبِى مِنَ النِّفاقِ، وَعَمَلِى مِنَ الرِّياءِ، وَ لِسانِى مِنَ الكِذْبِ، وَعَيْنِى مِنَ الْخِيانَةِ، فَإِنَّكَ تَعْلَمُ خائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى الصُّدُورُ، يَا رَبِّ هٰذَا مَقامُ الْعائِذِ بِكَ مِنَ النَّارِ، هٰذَا مَقامُ الْمُسْتَجِيرِ بِكَ مِنَ النَّارِ، هٰذَا مَقامُ الْمُسْتَغِيثِ بِكَ مِنَ النَّارِ، هٰذَا مَقامُ الْهارِبِ إِلَيْكَ مِنَ النَّارِ، هٰذَا مَقامُ مَنْ يَبُوءُ لَكَ بِخَطِيئَتِهِ، وَيَعْتَرِفُ بِذَنْبِهِ، وَيَتُوبُ إِلىٰ رَبِّهِ، هٰذَا مَقامُ الْبائِسِ الْفَقِيرِ، هٰذَا مَقامُ الْخائِفِ الْمُسْتَجِيرِ، هٰذَا مَقامُ الْمَحْزُونِ الْمَكْرُوبِ؛

Allah’ım! Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet et ve benim zulüm ve suçumu kendi hilim ve cömertliğinle bağışla; ey kerem sahibi; ey kendisine el açanı mahrum etmeyen, bağış ve ihsanı son bulmayan!

Ey her şeyden daha yüce ve her şeyden daha yakın olan (Rabbim)! Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet et ve bana merhamet eyle; bu gece, bu gece, bu gece; şu anda, şu anda, şu anda, ey denizi Musa için yaran (Rabbim)!

Allah’ım! Kalbimi nifaktan, amelimi riya ve gösterişten, dilimi yalandan, gözümü ihanetten temizle. Şüphesiz sen gözlerin ihanetli bakışlarından ve gözlerin gizlediği şeylerden haberdarsın. Ey Rabbim! Bu, (cehennem) ateşinden sana sığınan kimsenin (perişan) hâlidir. Bu, ateşten (kurtulmak) için senden sığınak isteyen kimsenin hâlidir. Bu, ateşe karşı senden imdat isteyen kimsenin hâlidir. Bu, ateşten sana kaçan kimsenin hâlidir. Bu, suçunu yüklenip sana getiren, günahını itiraf eden ve Rabbine tövbe eden kimsenin hâlidir. Bu, fakir ve perişan kimsenin hâlidir. Bu, korkan ve sığınak isteyen kimsenin hâlidir. Bu, hüzünlü ve çilekeş birinin hâlidir. Bu, gamlı ve kederli kimsenin hâlidir. Bu, senden başka günahını bağışlayacak, güç katacak ve sıkıntısını giderecek birisini bulamayan birisinin hâlidir.

 

هٰذَا مَقامُ الْمَغْمُومِ الْمَهْمُومِ، هٰذَا مَقامُ الْغَرِيبِ الْغَرِيقِ، هٰذَا مَقامُ الْمُسْتَوْحِشِ الْفَرِقِ، هٰذَا مَقامُ مَنْ لَايَجِدُ لِذَنْبِهِ غافِراً غَيْرَكَ، وَلَا لِضَعْفِهِ مُقَوِيّاً إِلّا أَنْتَ، وَلَا لِهَمِّهِ مُفَرِّجاً سِواكَ، يَا اللّٰهُ يَا كَرِيمُ لَاتُحْرِقْ وَجْهِى بِالنَّارِ بَعْدَ سُجُودِى لَكَ وَتَعْفِيرِى بِغَيرِ مَنٍّ مِنِّى عَلَيْكَ بَلْ لَكَ الْحَمْدُ وَالْمَنُّ وَالتَّفَضُّلُ عَلَىَّ، ارْحَمْ أَيْ رَبِّ أَيْ رَبِّ أَيْ رَبِّ ضَعْفِي، وَقِلَّةَ حِيلَتِى، وَرِقَّةَ جِلْدِى، وَتَبَدُّدَ أَوْصالِى، وَتَناثُرَ لَحْمِى وَجِسْمِى وَجَسَدِى، وَوَحْدَتِى وَوَحْشَتِى فِى قَبْرِى وَجَزَعِى مِنْ صَغِيرِ الْبَلاءِ، أَسْأَلُكَ يَا رَبِّ قُرَّةَ الْعَيْنِ وَالاغْتِباطَ يَوْمَ الْحَسْرَةِ وَالنَّدامَةِ، بَيِّضْ وَجْهِى يَا رَبِّ يَوْمَ تَسْوَدُّ الْوُجُوهُ، آمِنِّى مِنَ الْفَزَعِ الْأَكْبَرِ، أَسْأَلُكَ الْبُشْرىٰ يَوْمَ تُقَلَّبُ الْقُلُوبُ وَالْأَبْصارُ، وَالْبُشْرىٰ عِنْدَ فِراقِ الدُّنْيا . الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى أَرْجُوهُ عَوْناً لِى فِى حَياتِى، وَأُعِدُّهُ ذُخْراً لِيَوْمِ فاقَتِى . الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى أَدْعُوهُ وَلَا أَدْعُو غَيْرَهُ، وَلَوْ دَعَوْتُ غَيْرَهُ لَخَيَّبَ دُعائِى. الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى أَرْجُوهُ وَلَا أَرْجُو غَيْرَهُ، وَلَوْ رَجَوْتُ غَيْرَهُ لَأَخْلَفَ رَجائِى؛

Allah’ım! Ey cömertlik sahibi, benim sana hiçbir minnetim olamayacağı gibi, bana hamd, minnet ve ihsan hakkın olan sana secde edip yüzümü toprağa sürmemden sonra yüzümü (cehennem) ateşiyle yakma. Bana merhamet eyle; ey Rabbim, ey Rabbim, Ey Rabbim…!

Zayıflığıma, çaresizliğime, derimin inceliğine, eklemlerimin ayrılışına, etimin dökülüşüne, cismime, cesedime, yalnızlığıma, kabirdeki vahşetime ve küçük belâlara (dahi) tahammülsüzlüğüme merhamet eyle.

Ey Rabbim! Senden, teessüf ve pişmanlık günü (olan kıyamette) bana göz aydınlığı ve gıpta edilecek bir hâl nasip etmeni diliyorum. Ey Rabbim! Yüzlerin karardığı günde benim yüzümü beyazlaştır ve mahşerin büyük dehşetinden beni emniyete al. (Allah’ım!) Kalpler ve gözler altüst olduğu vakit ve dünyadan ayrılma zamanım geldiğinde senden (rahmet ve mağfiret) müjdesi diliyorum.

 

الْحَمْدُ لِلّٰهِ الْمُنْعِمِ الْمُحْسِنِ الْمُجْمِلِ الْمُفْضِلِ ذِى الْجَلالِ وَالْإِكْرامِ، وَ لِىُّ كُلِّ نِعْمَةٍ، وَصاحِبُ كُلِّ حَسَنَةٍ، وَمُنْتَهىٰ كُلِّ رَغْبَةٍ، وَقاضِى كُلِّ حاجَةٍ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَارْزُقْنِى الْيَقِينَ وَحُسْنَ الظَّنِّ بِكَ، وَأَثْبِتْ رَجاءَكَ فِى قَلْبِى، وَاقْطَعْ رَجائِى عَمَّنْ سِواكَ حَتَّىٰ لَاأَرْجُوَ غَيْرَكَ وَلَا أَثِقَ إِلّا بِكَ، يَا لَطِيفاً لِما تَشاءُ الْطُفْ لِى فِى جَمِيعِ أَحْوالِى بِما تُحِبُّ وَتَرْضىٰ، يَا رَبِّ إِنِّى ضَعِيفٌ عَلَى النَّارِ فَلا تُعَذِّبْنِى بِالنَّارِ، يَا رَبِّ ارْحَمْ دُعائِى وَتَضَرُّعِى وَخَوْفِى وَذُلِّى وَمَسْكَنَتِى وَ تَعْوِيذِى وَ تَلْوِيذِى؛

Hamd, hayatımda yardımını umduğum ve yoksulluk günümde kendime birikim olarak gördüğüm Allah’a mahsustur. Hamd; başkasına değil, sadece kendisine dua ettiğim Allah’a mahsustur. Eğer O’ndan başkasına dua etseydim, dileğimden yoksun bırakırdı beni. Hamd, ancak kendisine umut bağladığım Allah’a mahsustur. Eğer umudumu ondan başkasına bağlasaydım beni umutsuz kılardı. Hamd, nimet veren, iyilik eden, güzel davranan, fazl ve ihsan sahibi, celal ve kerem sahibi, her nimetin velisi, her iyiliğin sahibi, her rağbet ve iştiyakın doruk noktası ve her haceti yerine getiren Allah’a mahsustur.

Allah’ım! Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet et; bana yakin ve sana karşı iyi zanda bulunmayı nasip et. (Rahmetine) olan umudumu kalbimde sabitleştir. Başkasına umut bağlamamam ve güvenmemem için senden başkasından umudumu kes. Ey istediğine lütufla davranan (Allah)! Bütün hallerimde sevdiğin ve razı olduğun şekilde bana da lütufla davran.

 

يَا رَبِّ إِنِّى ضَعِيفٌ عَنْ طَلَبِ الدُّنْيا وَأَنْتَ واسِعٌ كَرِيمٌ، أَسْأَلُكَ يَا رَبِّ بِقُوَّتِكَ عَلَىٰ ذٰلِكَ، وَقُدْرَتِكَ عَلَيْهِ، وَغِناكَ عَنْهُ، وَحاجَتِى إِلَيْهِ، أَنْ تَرْزُقَنِى فِى عامِى هٰذَا، وَشَهْرِى هٰذَا، وَيَوْمِى هٰذَا، وَساعَتِى هٰذِهِ رِزْقاً تُغْنِينِى بِهِ عَنْ تَكَلُّفِ مَا فِى أَيْدِى النّاسِ مِنْ رِزْقِكَ الْحَلالِ الطَّيِّبِ، أَيْ رَبِّ مِنْكَ أَطْلُبُ، وَ إِلَيْكَ أَرْغَبُ، وَ إِيّاكَ أَرْجُو، وَأَنْتَ أَهْلُ ذٰلِكَ لَا أَرْجُو غَيْرَكَ وَ لَا أَثِقُ إِلّا بِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، أَيْ رَبِّ ظَلَمْتُ نَفْسِى فَاغْفِرْ لِى وَارْحَمْنِى وَعافِنِى، يَا سامِعَ كُلِّ صَوْتٍ، وَيَا جامِعَ كُلِّ فَوْتٍ، وَيَا بارِئَ النُّفُوسِ بَعْدَ الْمَوْتِ، يَا مَنْ لَاتَغْشاهُ الظُّلُماتُ، وَلَا تَشْتَبِهُ عَلَيْهِ الْأَصْواتُ، وَلَا يَشْغَلُهُ شَىْءٌ عَنْ شَىْءٍ، أَعْطِ مُحَمَّداً صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ أَفْضَلَ مَا سَأَلَكَ، وَأَفْضَلَ مَا سُئِلْتَ لَه، وَأَفْضَلَ مَا أَنْتَ مَسْؤُولٌ لَهُ إِلىٰ يَوْمِ الْقِيامَةِ، وَهَبْ لِىَ الْعافِيَةَ حَتَّىٰ تُهَنِّئَنِى الْمَعِيشَةَُ، وَاخْتِمْ لِى بِخَيْرٍ حَتَّىٰ لَا تَضُرَّنِى الذُّنُوبُ؛

Ey Rabbim! Ben (cehennem) ateşine karşı zayıfım; beni ateşle azaplandırma. Ey Rabbim! Duama, yakarışıma, korku, zillet ve meskenetime, sığınak ve imdat isteyişime acı. Ey Rabbim! Ben dünyanın talebinden aciz ve zayıfım, sen ise (lütfu) geniş ve kerem sahibisin.

Ey Rabbim! Buna olan güç ve kuvvetin hakkına, buna sen değil ben muhtaç olduğum için, senden bu yılımda, bu ayımda, bu günüm ve bu saatimde bana, halkın elindeki şeylere muhtaç olma yükünden beni kurtaracak helâl ve temiz rızk ihsan etmeni diliyorum.

Ey Rabbim! Senden niyaz ediyorum; iştiyakım ve umudum sanadır; sen ise buna layıksın; ey merhametlilerin en merhametlisi! Senden başkasına umut bağlayamam ve senden başkasına güvenemem. Ey Rabbim! Nefsime zulmettim, bağışla beni, bana merhamet et ve bana afiyet ver.

 

اللّٰهُمَّ رَضِّنِى بِما قَسَمْتَ لِى حَتَّىٰ لَاأَسْأَلَ أَحَداً شَيْئاً . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَافْتَحْ لِى خَزائِنَ رَحْمَتِكَ، وَارْحَمْنِى رَحْمَةً لَا تُعَذِّبُنِى بَعْدَها أَبَداً فِى الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ، وَارْزُقْنِى مِنْ فَضْلِكَ الْواسِعِ رِزْقاً حَلالاً طَيِّباً لَاتُفْقِرُنِى إِلىٰ أَحَدٍ بَعْدَهُ سِواكَ، تَزِيدُنِى بِذٰلِكَ شُكْراً، وَإِلَيْكَ فاقَةً وَفَقْراً، وَبِكَ عَمَّنْ سِواكَ غِنىً وَتَعَفُّفاً، يَا مُحْسِنُ يَا مُجْمِلُ يَا مُنْعِمُ يَا مُفْضِلُ يَا مَلِيكُ يَا مُقْتَدِرُ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَاكْفِنِى الْمُهِمَّ كُلَّهُ، وَاقْضِ لِى بِالْحُسْنىٰ، وَبارِكْ لِى فِى جَمِيعِ أُمُورِى وَاقْضِ لِى جَمِيعَ حَوائِجِى . اللّٰهُمَّ يَسِّرْ لِى مَا أَخافُ تَعْسِيرَهُ فَإِنَّ تَيْسِيرَ مَا أَخافُ تَعْسِيرَهُ عَلَيْكَ سَهْلٌ يَسِيرٌ، وَسَهِّلْ لِى مَا أَخافُ حُزُونَتَهُ، وَنَفِّسْ عَنِّى مَا أَخافُ ضِيقَهُ، وَكُفَّ عَنِّى مَا أَخافُ هَمَّهُ ، وَاصْرِفْ عَنِّى مَا أَخافُ بَلِيَّتَهُ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ؛

Ey her sesi işiten, ey her elden gideni toplayan, ey canları ölümden sonra yaratan, ey zulmetlere bürünmeyen, seslerin (teşhisinde) hata yapmayan ve hiçbir şey kendisini meşgul edip başka bir şeyden alı koymayan (Allah)! Muhammed’e (Allah’ın salât ve selâmı onun ve Ehlibeyt’inin üzerine olsun) kendisinin istediği ve onun için senden başkalarının istediği veya Kıyamet gününe kadar isteyecekleri, en faziletli şeyleri ihsan eyle. Bana da sıhhat ve afiyet vererek hayatı bana hoş ve tatlı kıl. Günahların bana zarar vermemesi için sonumu hayırla bitir. Allah’ım! Kimseden bir şey istememem için bana kısmet ettiğin şeylere beni razı kıl.

Allah’ım! Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet et ve rahmet hazinelerini benim yüzüme aç. Bana, dünya ve ahirette, beni hiçbir zaman azap etmemene sebep olacak şekilde merhamet et. Bana geniş fazl ve kereminden, kendin dışında hiç kimseye beni muhtaç kılmayacak helâl ve temiz rızk nasip et. Bu vesileyle şükrümü, sana olan ihtiyaç ve fakirliğimi artır, kendi vasıtanla beni başkalarından ihtiyaçsız kılıp bana iffet nasip eyle.

 

اللّٰهُمَّ امْلَأْ قَلْبِى حُبّاً لَكَ، وَخَشْيَةً مِنْكَ، وَتَصْدِيقاً لَكَ، وَإِيماناً بِكَ، وَفَرَقاً مِنْكَ، وَشَوْقاً إِلَيْكَ، يَا ذَا الْجَلالِ وَالْإِكْرامِ . اللّٰهُمَّ إِنَّ لَكَ حُقُوقاً فَتَصَدَّقْ بِها عَلَىَّ، وَ لِلنَّاسِ قِبَلِى تَبِعاتٌ فَتَحَمَّلْها عَنِّى، وَقَدْ أَوْجَبْتَ لِكُلِّ ضَيْفٍ قِرىً وَأَنَا ضَيْفُكَ فَاجْعَلْ قِراىَ اللَّيْلَةَ الْجَنَّةَ، يَا وَهّابَ الْجَنَّةِ، يَا وَهّابَ الْمَغْفِرَةِ، وَ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلّا بِكَ.

Ey ihsan eden, ey iyi davranan, ey nimet veren, ey fazl ve kerem sahibi, ey hâkimiyet sahibi ve ey muktedir! Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet et ve önemli sorunlarımın hepsinin halli için bana yeterli ol; sonumu hayırla bitir; bütün işlerimde bana bereket ver ve bütün hacetlerimi gider.

Allah’ım! Zorluğundan korktuğum şeyi bana kolaylaştır. Zira zorluğundan korktuğum şeyi kolaylaştırmak, şüphesiz senin için kolay ve basittir. Yine çözümsüzlüğünden korktuğum şeyi bana kolaylaştır. Darlığından korktuğum şeyi bana kolaylaştır. Darlığından korktuğum şeyi bana genişlet. Sıkıntısından korktuğum şeyin bana ulaşmasını engelle ve belâsından korktuğum şeyi benden uzaklaştır; ey merhametlilerin en merhametlisi!

Allah’ım! Kalbimi kendine sevgi, sana karşı olan korku, sana olan tasdik ve iman, sana karşı çekingenlik ve sana şevk ve iştiyakla doldur; ey yücelik ve cömertlik sahibi!

Allah’ım! Üzerimde birçok hakkın vardır senin, onları bana bağışla. İnsanlara karşı da yaptığım birçok haksızlıklar vardır, onları da benden taraf telafi eyle. Sen her misafiri ağırlamayı farz kıldın; (ya Rabbi!) ben de senin bir misafirinim. Beni de bu gece cennetinle ağırla. Ey (minnetsiz) cennet bağışlayan, ey mağfiret ihsan eden (Allah)! Sana dayanmayan hiçbir güç ve kuvvet yoktur.”