اللّٰهُمَّ إِنْ كانَتْ ذُنُوبِي قَدْ أَخْلَقَتْ وَجْهِي عِنْدَكَ، وَحَجَبَتْ دُعائِي عَنْكَ، وَحالَتْ بَيْنِي وَبَيْنَكَ، فَأَسْأَلُكَ أَنْ تُقْبِلَ عَلَيَّ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ، وَتَنْشُرَ عَلَيَّ رَحْمَتَكَ، وَتُنَزِّلَ عَلَيَّ بَرَكاتِكَ، وَإِنْ كانَتْ قَدْ مَنَعَتْ أَنْ تَرْفَعَ لِي إِلَيْكَ صَوْتاً، أَوْ تَغْفِرَ لِي ذَنْباً، أَوْ تَتَجاوَزَ عَنْ خَطِيئَةٍ مُهْلِكَةٍ، فَها أَنَذَا مُسْتَجِيرٌ بِكَرَمِ وَجْهِكَ وَعِزِّ جَلالِكَ، مُتَوَسِّلٌ إِلَيْكَ، مُتَقَرِّبٌ إِلَيْكَ بِأَحَبِّ خَلْقِكَ إِلَيْكَ، وَأَكْرَمِهِمْ عَلَيْكَ، وَأَوْلاهُمْ بِكَ، وَأَطْوَعِهِمْ لَكَ، وَأَعْظَمِهِمْ مَنْزِلَةً وَمَكاناً عِنْدَكَ مُحَمَّدٍ، وَبِعِتْرَتِهِ الطَّاهِرِينَ الْأَئِمَّةِ الْهُداةِ الْمَهْدِيِّينَ، الَّذِينَ فَرَضْتَ عَلَىٰ خَلْقِكَ طاعَتَهُمْ، وَأَمَرْتَ بِمَوَدَّتِهِمْ، وَجَعَلْتَهُمْ وُلاةَ الْأَمْرِ مِنْ بَعْدِ رَسُولِكَ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، يَا مُذِلَّ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَيَا مُعِزَّ الْمُؤْمِنِينَ بَلَغَ مَجْهُودِي، فَهَبْ لِي نَفْسِيَ السَّاعَةَ وَرَحْمَةً مِنْكَ تَمُنُّ بِها عَلَيَّ يا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
“Allah’ım! Eğer günahlarım senin yanında benim yüzümü (haysiyetimi) yıpratıp duamı senden engellediyse ve seninle aramda engel oluşturduysa, o halde her ne kadar günahlarım sesimin sana yükselmesini, benim bir günahımı affetmeni veya helak edici bir hatamı bağışlamanı engellese de lütfün hürmetine bana yönel, üzerime rahmetini yay ve benim için bereketlerini indir; ben yine senin kerim cemaline, izzetli celaline sığınıyor, senin yanında kullarının en sevgili, en değerli, en üstün, en fazla itaat eden, senin yanında makam ve mevkisi en yüce olan Muhammed ve kullarına itaatlerini farz kıldığın, onları sevmeyi emrettiğin ve Resulünden -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- sonra emir sahipleri kıldığın tertemiz itreti, hidayet eden ve hidayet olan imamları vasıta kılarak sana yaklaşıyorum.
Ey bütün azgın zalimleri zelil eden ve ey müminleri aziz eden! Takat ve çabam sona erdi; bana özel rahmetini bahşet ve o rahmetinle bana minnet bırak; ey merhametlilerin en merhametlisi!”
Daha sonra kabrin parmaklıklarını öp ve yüzünün iki tarafını parmaklıklara bırakarak şöyle de:
اللّٰهُمَّ إِنَّ هٰذَا مَشْهَدٌ لَايَرْجُو مَنْ فاتَتْهُ فِيهِ رَحْمَتُكَ أَنْ يَنالَها فِي غَيْرِهِ، وَلَا أَحَدٌ أَشْقىٰ مِنِ امْرِىً قَصَدَهُ مؤَمِّلاً فَآبَ عَنْهُ خائِباً . اللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ الْإِيَابِ، وَخَيْبَةِ الْمُنْقَلَبِ، وَالْمُناقَشَةِ عِنْدَ الْحِسابِ، وَحاشَاكَ يَا رَبِّ أَنْ تَقْرِنَ طَاعَةَ وَلِيِّكَ بِطاعَتِكَ، وَمُوالاتَهُ بِمُوالاتِكَ، وَمَعْصِيَتَهُ بِمَعْصِيَتِكَ، ثُمَّ تُؤْيِسَ زائِرَهُ وَالْمُتَحَمِّلَ مِنْ بُعْدِ الْبِلادِ إِلَىٰ قَبْرِهِ، وَعِزَّتِكَ يَا رَبَّ لَايَنْعَقِدُ عَلَىٰ ذٰلِكَ ضَمِيرِي، إِذْ كانَتِ الْقُلُوبُ إِلَيْكَ بِالْجَمِيلِ تُشِيرُ.
“Allah’ım, burası haremdir; burada senin rahmetine mahzar olmayan bir kimse başka bir yerde rahmetine ulaşmayı ümit etmez ve bir ümitle bu hareme gelip de ümidinden mahrum olarak geri dönen kimseden daha bedbaht biri yoktur.
Allah’ım! Bu çeşit dönüşün şerrinden, ahirete göçüş gününde kereminden mahrum olmaktan, hesap vaktinde sıkı tutulmaktan sana sığınıyorum. Ey Rabbim! Veline itaati sana itaat, velini sevmeyi seni sevmek ve veline karşı günah işlemeyi kendine karşı günah işlemekle bir kıldıktan sonra haşa ki onun ziyaretçisini, onu ziyaret için uzak şehirlerden mezarına gelme zahmetine katlanan kimseyi ümitsizliğe düşüresin! Ya Rabbi! İzzetine andolsun ki kesinlikle kalbimde böyle bir inanç yoktur; çünkü kalpler sana güzel bir şekilde işaret etmektedir.”
Sonra ziyaret namazı kıl; veda edip dönmek istediğin zaman ise şöyle de:
السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَهْلَ بَيْتِ النُّبُوَّةِ وَمَعْدِنَ الرِّسالَةِ سَلامَ مُوَدِّعٍ لَاسَئِمٍ وَلَا قالٍ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ…
“Selam olsun size ey nübüvvet ehlibeyti ve risalet madeni; bıkkınlık ve usanma olmadan vedalaşan kimsenin selamı olsun, -Allah’ın- rahmet ve bereketleri sizin üzerinize olsun.”
Şeyh Mufid (r.a) de bu duayı kaydetmiş, fakat “güzel bir şekilde işaret etmektedir” cümlesinden sonra şunları eklemiştir:
يَا وَلِيَّ اللّٰهِ إِنَّ بَيْنِي وَبَيْنَ اللّٰهِ عَزَّوَجَلَّ ذُنُوباً لَايَأْتِي عَلَيْها إِلّا رِضاكَ، فَبِحَقِّ مَنِ ائْتَمَنَكَ عَلَىٰ سِرِّهِ، وَاسْتَرْعاكَ أَمْرَ خَلْقِهِ، وَقَرَنَ طاعَتَكَ بِطاعَتِهِ، وَمُوالاتَكَ بِمُوالاتِهِ، تَوَلَّ صَلاحَ حالِي مَعَ اللّٰهِ عَزَّوَجَلَّ، وَاجْعَلْ حَظِّي مِنْ زِيارَتِكَ تَخْلِيطِي بِخالِصِي زُوَّارِكَ الَّذِينَ تَسْأَلُ اللّٰهَ عَزَّوَجَلَّ فِي عِتْقِ رِقابِهِمْ وَتَرْغَبُ إِلَيْهِ فِي حُسْنِ ثَوابِهِمْ، وَهَا أَنَا الْيَوْمَ بِقَبْرِكَ لائِذٌ، وَبِحُسْنِ دِفاعِكَ عَنِّي عائِذٌ، فَتَلافَنِي يَا مَوْلايَ وَأَدْرِكْنِي وَاسْأَلِ اللّٰهَ عَزَّوَجَلَّ فِي أَمْرِي، فَإِنَّ لَكَ عِنْدَ اللّٰهِ مَقاماً كَرِيماً وَجاهاً عَظِيماً، صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكَ وَسَلَّمَ تَسْلِيماً.
“Ey Allah’ın velisi, Allah Teâlâ’yla aramda günahlar var; o günahların azabını senin rızandan başka bir şey defetmez. O halde seni kendi sırrına emin kılan, yarattıklarının işini senin riayet etmene bırakan, sana itaati kendine itaat ve seni sevmeyi kendisini sevmek kılan Allah’ın hakkı hürmetine, Allah Teâlâ ile halimin salahını üstlen; seni ziyaretten mükafatımı, senin Allah Teâlâ’dan ateşten kurtarmasını ve en güzel sevaba ulaşmalarını dilediğin halis ziyaretçilerinden olmak kıl. Ben bugün sizin kabrinize ve beni iyi bir şekilde savunmanıza sığındım. O halde ey mevlam! İşimi telafi et; feryadıma yetiş; işlerimde Allah Teâlâ’tan dilekte bulun. Gerçekten senin Allah katında saygın bir makamın, yüce bir mevkiin var. Allah’ın salatı ve özel selamı senin üzerine olsun.
Ziyaretçi yüce türbelerde ve hatta herkes herhangi bir yerde herhangi bir hacet için dua etmek istediğinde kendisi için dua etmeden önce İmam Mehdi aleyhisselamın sağlığı için dua etmesi daha uygundur; bunun çok önemli olup burada açıklayamayacağımız çok önemli faydaları vardır.
Merhum Şeyh “Necm-us Sakıb” kitabının onuncu babında bu konuyu geçişçe açıklamış, bu alandaki bazı özel duaları kaydetmiştir; isteyenler oraya müracaat edebilirler; bu duaların en kısası Ramazan ayının yirmi üçüncü gününün amellerinde, Ramazan ayının son on gecesinin dualarında zikredilen duadır. Biz, İmam Hüseyin aleyhisselamın ziyaretçisinin adabında, bütün haremlerde okunabilecek bir dua zikrettik.