السَّلامُ عَلَى الْحَقِّ الْجَدِيدِ، وَالْعالِمِ الَّذِي عِلْمُهُ لَايَبِيدُ، السَّلامُ عَلَىٰ مُحْيِي الْمُؤْمِنِينَ، وَمُبِيرِ الْكافِرِينَ، السَّلامُ عَلَىٰ مَهْدِيِّ الْأُمَمِ، وَجامِعِ الْكَلِمِ، السَّلامُ عَلَىٰ خَلَفِ السَّلَفِ، وَصاحِبِ الشَّرَفِ، السَّلامُ عَلَىٰ حُجَّةِ الْمَعْبُودِ، وَكَلِمَةِ الْمَحْمُودِ، السَّلامُ عَلَىٰ مُعِزِّ الْأَوْلِياءِ، وَمُذِلِّ الْأَعْداءِ، السَّلامُ عَلَىٰ وارِثِ الْأَنْبِياءِ، وَخاتِمِ الْأَوْصِياءِ، السَّلامُ عَلَى الْقائِمِ الْمُنْتَظَرِ، وَالْعَدْلِ الْمُشْتَهَرِ، السَّلامُ عَلَى السَّيْفِ الشَّاهِرِ، وَالْقَمَرِ الزَّاهِرِ، وَالنُّورِ الْباهِرِ ، السَّلامُ عَلَىٰ شَمْسِ الظَّلامِ، وَبَدْرِ التَّمامِ، السَّلامُ عَلَىٰ رَبِيعِ الْأَنامِ، وَنَضْرَةِ الْأَيَّامِ، السَّلامُ عَلَىٰ صاحِبِ الصَّمْصامِ، وَفَلَّاقِ الْهامِ، السَّلامُ عَلَى الدِّينِ الْمَأْ ثُورِ، وَالْكِتابِ الْمَسْطُورِ؛
“Selam olsun yepyeni hakka (imama) ve ilmi tükenmez alime; selam olsun müminleri dirilten ve kafirleri helak edene; selam olsun ümmetlerin mehdisine ve kelimeleri (bütün kemalleri) bir araya toplayana; selam olsun geçmiş -imamların- halifesine ve şeref sahibine, selam olsun Mabud’un hüccetine ve Mahmud’un (Allah’ın) kelimesine, selam olsun Allah’ın velilerine izzet veren ve Allah’ın düşmanlarını zelil edene; selam olsun peygamberlerin varisine ve vasilerin sonuncusuna, selam olsun beklenilen Kâim’e ve meşhur adalet timsaline; selam olsun çekilmiş kılıca, aydın aya ve parlak nura, selam olsun karanlıkların güneşine ve dolun aya; selam olsun yaratılmışların baharına ve günlerin neşesine; selam olsun keskin kılıç sahibine ve başları yarana; selam olsun nesilden nesle geçen dine ve yazılmış kitaba; selam olsun Allah’ın beldelerdeki bakiyesine, Allah’ın kullarına hüccetine, bütün peygamberlerin miraslarının kendisine ulaştığı kişiye, yanında seçkinlerin eserleri bulunan, sırrın emini ve işlerin sahibine; selam olsun Allah’ın ümmetlere kendisinin vasıtasıyla -farklı- sözleri bir araya toplayacağı, halkı tefrikadan kurtaracağı, yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracağı, yeryüzünün bütün güçlerinin kendisi için ortam hazırlayacağı ve onun vasıtasıyla müminlere vaadini gerçekleştireceği Mehdi’ye.
Şahadet ederim ki ey mevlam! Sen ve babaların olan imamlar dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edeceği günde benim imamlarım ve efendilerimsiniz. Ey mevlam! Senden, Allah Tebarek ve Teâlâ’dan benim işlerimin ıslahını, hacetlerimin revasını, günahlarımın bağışlanmasını, dinimde, dünyamda ve ahretimde benim ve bütün mümin kardeşlerimin ve bacılarımın elimden tutmasını istemeni diliyorum. Şüphesiz O çok bağışlayan ve şefkatlidir.”
السَّلامُ عَلَىٰ بَقِيَّةِ اللّٰهِ فِي بِلادِهِ، وَحُجَّتِهِ عَلَىٰ عِبَادِهِ، الْمُنْتَهىٰ إِلَيْهِ مَوارِيثُ الْأَنْبِياءِ، وَلَدَيْهِ مَوْجُودٌ آثارُ الْأَصْفِياءِ، السَّلامُ عَلَى الْمُؤْتَمَنِ عَلَى السِّرِّ، وَالْوَلِيِّ لِلْأَمْرِ، السَّلامُ عَلَى الْمَهْدِيِّ الَّذِي وَعَدَ اللّٰهُ عَزَّوَجَلَّ بِهِ الْأُمَمَ، أَنْ يَجْمَعَ بِهِ الْكَلِمَ، وَيَلُمَّ بِهِ الشَّعَثَ، وَيَمْلَأَ بِهِ الْأَرْضَ قِسْطاً وَعَدْلاً، وَيُمَكِّنَ لَهُ، وَيُنْجِزَ بِهِ وَعْدَ الْمُؤْمِنِينَ، أَشْهَدُ يَا مَوْلايَ أَنَّكَ وَالْأَئِمَّةَ مِنْ آبائِكَ أَئِمَّتِي وَمَوالِيَّ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهادُ، أَسْأَلُكَ يَا مَوْلايَ أَنْ تَسْأَلَ اللّٰهَ تَبارَكَ وَتَعالىٰ فِي صَلاحِ شَأْنِي، وَقَضاءِ حَوائِجِي، وَغُفْرانِ ذُنُوبِي، وَالْأَخْذِ بِيَدِي فِي دِينِي وَدُنْيايَ وَآخِرَتِي، لِي وَلِإِخْوانِي وَأَخَواتِي الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِناتِ كافَّةً إِنَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ.
Sonra daha önce anlattığız şekilde on iki rekat ziyaret namazı kıl ve her iki rekattan sonra bir selam ver ve Hz. Zehra’nın (s.a) tesbihini çekip ona hediye et. Ziyaret namazından sonra ise şöyle de:
اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ حُجَّتِكَ فِي أَرْضِكَ، وَخَلِيفَتِكَ فِي بِلادِكَ، الدَّاعِي إِلَىٰ سَبِيلِكَ، وَالْقائِمِ بِقِسْطِكَ، وَالْفائِزِ بِأَمْرِكَ، وَلِيِّ الْمُؤْمِنِينَ، وَمُبِيرِ الْكافِرِينَ، وَمُجَلِّي الظُّلْمَةِ، وَمُنِيرِ الْحَقِّ، وَ الصَّادِعِ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَالصِّدْقِ، وَكَلِمَتِكَ وَعَيْبَتِكَ وَعَيْنِكَ فِي أَرْضِكَ، الْمُتَرَقِّبِ الْخائِفِ الْوَلِيِّ النَّاصِحِ، سَفِينَةِ النَّجاةِ، وَعَلَمِ الْهُدَىٰ، وَنُورِ أَبْصارِ الْوَرَىٰ، وَخَيْرِ مَنْ تَقَمَّصَ وَارْتَدىٰ، وَالْوِتْرِ الْمَوْتُورِ، وَمُفَرِّجِ الْكَرْبِ، وَمُزِيلِ الْهَمِّ، وَكاشِفِ الْبَلْوَىٰ، صَلَواتُ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَعَلَىٰ آبائِهِ الْأَئِمَّةِ الْهادِينَ وَالْقادَةِ الْمَيامِينِ، مَا طَلَعَتْ كَواكِبُ الْأَسْحارِ، وَأَوْرَقَتِ الْأَشْجارُ، وَأَيْنَعَتِ الْأَثْمارُ، وَاخْتَلَفَ اللَّيْلُ وَالنَّهارُ، وَغَرَّدَتِ الْأَطْيارُ . اللّٰهُمَّ انْفَعْنا بِحُبِّهِ، وَاحْشُرْنا فِي زُمْرَتِهِ، وَتَحْتَ لِوائِهِ، إِلٰهَ الْحَقِّ آمِينَ رَبَّ الْعالَمِينَ.
“Allah’ım! Salat eyle yeryüzündeki hüccetine, beldelerindeki halifene, insanları senin yoluna davet edene, adaleti ayakta tutana, senin emrinle kurtuluşa erene, müminlerin velisine, kafirleri helak edene, karanlığı giderene, hakkı aydınlatana, hikmetle, doğru söz ve güzel öğütle -emirlerini- bildirene, senin kelimene, (ilim ve sırlarının) heybesine, yeryüzündeki gözüne, sürekli gözeten, korkan (endişe içerisinde olan), insanlara öğüt veren, kurtuluş gemisi, hidayet nişanesi, insanların gözlerinin nuru olana, bedenine gömlek ve cübbe giyen en üstün kişiye, yegâne mazlumların kanını talep edene, kederleri giderene, sıkıntıları yok edene; Allah’ın salatı, yıldızlar doğduğu, ağaçlar yaprak verdiği, meyveler yetiştiği, gece ve gündüz gidip geldiği ve çemendeki kuşların öttüğü müddetçe onun üzerine ve onun, hidayet imamları ve mümin önderler olan babalarına olsun. Allah’ım! Onun sevgisiyle beni faydalandır, beni onun safında ve bayrağının altında haşret; ey hak ilâh! Ey alemlerin Rabbi; -bu duamı- kabul et.”