Kerbela (2. Bölüm) – Kufe Yolunda

17.07.2025 14:19
5
A+
A-

Müslim bin Akil’e Biat ve İhanet

İmam Hüseyin (a) daha önce amcaoğlu Müslim bin Akil’i, Kufe’nin durumunu öğrenmek ve Kufe halkından kendisini temsilen biat almak için bu şehre göndermişti. Müslim bin Akil, düşmanın takibinden kurtulmak için Mekke’den önce Medine’ye gitmiş sonra oradan yanına aldığı iki yol kılavuzu ile birlikte sapa yollardan Kufe’ye doğru yola koyulmuştu. Maalesef yol kılavuzları yolu kaybetmişler ve çölün acımasız susuzluğu iki kılavuzun canına mal olurken Müslim bin Akil kurtulmayı başarmıştı. Şevval ayının başlarında(15)  Müslim bin Akil Kufe’ye ulaştı. Muhtar Sakafi’nin evinde, grup grup yanına gelen halkın ileri gelenleri ile görüşüp hem İmam Hüseyin’in mesajını iletiyor hem de onlardan biat alıyordu. Müslim bin Akil’e destek hızla büyüdü ve Kufe halkının büyük çoğunluğu(16), zulümle mücadele etmek, ezilen halkın haklarını savunmak, adaleti sağlamak ve Peygamber Ehlibeyt’inin yanında yer almak için Müslim ile biat ettiler. Bu olumlu duruma göre de İmam Hüseyin’e, Kufe seni karşılamaya ve zalimlere karşı seninle olmaya hazırdır diye haber yollandı. Müslim bin Akil’e biat edilmesi haberi kısa sürede yayıldı. Kufe’nin o dönemki valisi Numan bin Beşir, nispeten yumuşak başlı ve muhtemelen de Yezid’den çok hazzetmeyen biri idi. Yezid’in ve Emevi hükümetinin belirgin taraftarları hemen bir mektup yazıp ayyaş halifeye durumu bildirdiler. Yezid, zalimliği ile öne çıkan ve kendine yakışır bir cani olan Basra valisi İbn-i Ziyad’ı Basra ile birlikte Kufe’ye de vali olarak tayin etti. İbn-i Ziyad’ın gelişiyle Kufe’de hava değişti. Halk onun ne derece gaddar, zalim ve pervasız olduğunu biliyordu. Kabile reislerini topladı ve Yezid aleyhine olan isimleri vermelerini aksi taktirde sorumlu tutulacaklarını söyledi. Korku salmanın yanı sıra özellikle ileri gelenlere bol bol altın gümüş dağıttı. Şam hükümetinin her zamanki siyasetiydi buydu; gariban halktan toplayıp güç sahibi insanları hizaya sokmak için ileri gelen etkili insanlara dağıtmak… Kufe’de durum ters yüz olunca Müslim bin Akil Muhtar’ın evinden çıkıp gizlice Hani bin Urve’nin evine yerleşti. İbn-i Ziyad Müslim’in yerini öğrenmek için casuslarını gönderdi. Kendisini İmam Hüseyin (a) taraftarı tanıtıp Müslim ile biat etmek istediğini bildiren bir casus sayesinde Müslim’in yerini öğrenen İbn-i Ziyad, Hani’yi saraya çağırttı. Hani’den Müslim bin Akil’i teslim etmesini istedi ama Hani kabul etmedi. İbn-i Ziyad Hani’yi tutukladı. Hani’nin tutuklandığı haberi Müslim’e ulaşınca Müslim kendisini destekleyenlerden kıyam etmelerini istedi. Dört bin kişi toplanıp İbn-i Ziyad’ın konağını kuşattılar.

Az sayıda askerler ve Kufe’nin Yezid taraftarı bazı ileri gelenleri ile sarayda kıstırılan İbn-i Ziyad’ın hileden başka kurtuluş yolu yoktu. Muaviye nasıl Sıffin’de yenilgiye ramak kala halkın cehaletine sığınıp, mızrakların ucuna Kuran takmak suretiyle kurtulmuştuysa İbn-i Ziyad da benzer bir şey yaptı. İçerideki Kufe büyüklerine dışarı çıkıp halkı korkutmalarını tembihledi. Onlar da çıkıp Şam’dan çok büyük bir ordunun Kufe’ye girmek üzere olduğunu ve Yezid muhaliflerine aman vermeyeceklerini dile getirdiler. Halkın korkaklığı ve cehaleti bir kez daha zalimlerin imdadına yetişmiş oldu ve insanlar dağılıp Müslim’i yalnız bıraktılar. Akşam olduğunda Müslim yalnız ve yardımcısızdı. Gidecek bir yeri yoktu ve mecburen kendisine yardımcı olmak isteyen bir kadının evine sığındı. Kadının evi de Müslim için güvenli değildi; kadının oğlu ödül almak için İbn-i Ziyad’ın sarayına gidip Müslim’i ihbar etti. Müslim evi basan askerlerle bir süre çatıştı ve ardından Muhammed bin Eşas’ın, kendisine aman verileceği sözü üzerine teslim oldu. Saraya getirildiğinde İbn-i Ziyad kendisinin bir aman vermediğini ve Muhammed bin Eşas’ın amanının onu bağlamadığını söyledi. Aralarında tafsilatlı tarih kitaplarında aktarılan birçok konuşmalar geçti ve Müslim’i hükümet konağının çatısında başını keserek şehit ettiler, ardından cansız bedenini aşağı attılar. Böylece Kerbela davasının ilk şehidi verilmiş oldu. İkinci şehit de Müslim’i evinde saklayan Hani bin Urve oldu. Onu da İbn-i Ziyad şehid ettirdi ve her iki şehidin başını Şam’a Yezid’e hediye gönderdi. İlginçtir ki Müslim bin Akil şehit edilmeden önce Kureyş kabilesinden olduğu için, kendisine en yakın olarak Ömer bin Saad’ı görmüş ve ona vasiyette bulunmuştu. En önemli vasiyeti de, İmam Hüseyin’e Kufe’nin durumunu bildirmesi ve geri dönmesini iletmek olmuştu. Ömer Saad’ın İmam Hüseyin’i şehid edecek ordunun komutanı olacağını nereden bilebilirdi ki?

“Allah Seni Şehit Görmek İstiyor”

İmam Hüseyin (a) yola çıkarken bazıları gitmemesini salık vermiş, Kufe halkına güvenilemeyeceğini söylemişlerdi. İmam Hüseyin’in bu uyarılara verdiği cevaplardan şehit olmayı göze alarak yola çıktığı anlaşılıyor. Nitekim ısrarla gitmemesini söyleyen Muhammed Hanefiye’ye şöyle buyurdu: “Ceddim Rasulullah rüyama geldi ve buyurdu ki: Ya Hüseyin! Çık, Allah seni şehit olarak görmek istiyor.” Muhammed Hanefiye: “Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz,
öyleyse bu kadınları neden götürüyorsun?” deyince de şöyle yanıtladı: “Peygamber bana buyurdu ki: Allah onları da esir olarak görmek istiyor.”(17) İmam Hüseyin’in Mekke’den Kufe’ye doğru yolculuğu yaklaşık 24 gün sürmüş, yol boyunca sonuncusu Kerbela olmak üzere onlarca menzilde konaklamıştı. Bu menzillerde karşılaştığı insanlara davasını anlatmış, bazı kimseleri kendisine destek vermeye çağırmıştı. Kimileri İmam Hüseyin (a) bizzat çağırdığı halde icabet etmeyip gelmiyor kimileri ise İmam çağırmadığı halde can havliyle gelip imama katılıyordu. İmamın davetine icabet edenlerin destanını Kerbela’da görüyoruz. İmam’a red cevabı verenler arasında ise en ilginç olanı Ubeydullah bin Hürr’dür. Ubeydullah’ı İmam Hüseyin (a) bizzat kendisi davet etmişti. Geçici dünya hevesleri uğruna İmam Hüseyin (a) ile birlikte olmayı kabul etmeyen Ubeydullah nihayetinde birçok yanlışın ardından kendini Fırat’a atarak intihar edecekti. Züheyr bin Gayn’ın da öyküsü ilginçtir. İmam Hüseyin (a) ona gelsin görüşelim diye haber salmıştı ama Züheyr isteksizdi. Eşi Dülhem Züheyr’i, Peygamber evladının çağrısına nasıl kayıtsız kalırsın, diye gitmeye teşvik etti. Züheyr isteksiz de olsa İmam Hüseyin’in huzuruna vardı. İmam ile görüşmesinde ne oldu ne bitti bilinmez döndüğünde artık apayrı bir Züheyr vardı.

Şevkten heyecandan gözü hiçbir şey görmez olmuştu. Eşinin mihrini ödedi ve git ailenin yanında yaşa, benim yüzümden sana bir zarar gelsin istemiyorum, dedi. Kendisiyle birlikte olanlara da kim kurtuluşa ermek istiyorsa benimle gelsin deyip hemen giyinip kuşanıp, sonu ölüm olan kervana doğru zifafa giden damat heyecanıyla yollandı(18) Daha sonra anlatacağımız gibi Züheyr İmam Hüseyin’in ordusunun sağ kanat komutanı olacak ve Kerbela şehitleri listesinin başlarında yerini alacaktı.

Kufe’den Acı Haber

İmam Hüseyin (a) yoldayken Kufe valisi İbn-i Ziyad, Kufe’de korkunç bir dehşet yaymış, halkı bir yandan ürkütüp bir yandan paraya boğuyordu. Böylece Kufe korkuya ve altın-gümüş hırsına yenilmiş İmam Hüseyin’in elçisi Müslim bin Akil’in etrafından dağılmıştı. İmam Hüseyin (a) yolun yaklaşık olarak yarılarına geldiğinde Müslim Bin Akil’in Kufe’de yalnız bırakılıp şehit edildiğini ve Kufe halkının ahdine vefa etmediğini öğrendi. İmam, Müslim’in şehadet haberini almadan önce Kays bin Musahhar isminde bir başka elçi yine göndermişti. Bu elçinin görevi İmam’ın Kufe’ye doğru yola çıktığı haberini Kufe halkına ulaştırmaktı. Maalesef Kays da tutuklandı. İbn-i Ziyad Kays’tan camide minbere çıkıp İmam Hüseyin’i kötülemesini istedi. Kays kabul etti ve minbere çıkınca İmam Hüseyin’i övdü, İmam’ın halka yolladığı mesajı dile getirdi. İbn-i Ziyad İmam Hüseyin’in ikinci elçisi Kays’ı da hükümet konağının üzerinden aşağı attırarak şehit ettirdi. Kufe halkının hiçbir mazereti kalmıyordu. İmam onların binlerce mektup ve elçi göndererek yaptıkları ısrarlı daveti kabul etmiş, yola çıkmış ve Kufe halkını kendi durumundan da habersiz bırakmamıştı. Eğer bu elçiler gönderilmiş olmasa Kufe halkı, biz İmam Hüseyin’in nerede olduğundan ne yapmak istediğinden haberdar değildik diye bahaneler getirebilirlerdi.

Kufe’ye İlerlemeye İzin Verilmiyor

Haritaya baktığımızda Kerbela’nın aslında Mekke ile Kufe arasındaki yol üzerine olmadığını ve Kuzey’e doğru önemli ölçüde geçip saptığını görüyoruz. Yezid’in orduları İmam’ın Kufe’ye girişini engelleyip yolunu değiştirmeye zorlamışlardı. Bu yüzden İmam’ın kervanı Kerbela’ya kadar sürüklenmişti. İmam ve yaranı Kufe’ye yakın menzillerden biri olan Zu Husem’de konakladığında, Kufe’den çıkmış olan dört bin kişilik ordunun bin kişilik kısmına komuta eden Hürr, öğlen sıcağında İmam’ın konakladığı bölgeye vardı. İmam, yanındaki gençlere, onlara ve atlarına su vermelerini emretti ve dostça bir tavır sergiledi. Derken öğlen namazı vakti oldu. İmam kısa bir sohbet yaptı ve ardından öğlen namazına durdu, Hür ve ordusu da İmam’a uyarak namaz kıldılar. Namazın ardından İmam Hüseyin (a), bazı nasihatlerde bulundu ve kendisinin davet edildiğini, çok sayıda davet mektubu aldığını ama eğer halk istemiyorsa geldiği gibi geri dönebileceğini söyledi. Hür bu mektuplardan haberdar olmadığını, kendisinin mektup yazanlar arasında yer almadığını söylüyordu. İmam Hüseyin (a) ashabına geri dönmek üzere harekete geçmelerini söyledi ancak Hür “Bana sizden ayrılmayıp sizi Kufe valisi İbn-i Ziyad’a götürmem emredildi.” diyerek kervanın geri dönmesine izin vermedi. Bir süre sonra İbn-i Ziyad’ın gönderdiği bir elçi geldi. İbn-i Ziyad, Hür’e yazdığı mektupta İmam Hüseyin’i sıkıştırmasını, susuz ve kurak bir yerde durdurmasını istiyordu. Hür bu mektubu İmam Hüseyin’e okudu. İmam kervanını Gaziriyye denilen bir köyün yakınında konaklatmak istedi ancak Hür, İbn-i Ziyad’ın mektubunu gerekçe göstererek buna izin vermedi. Hür’ün bu tutumlarını da gören Züheyr İmam Hüseyin’e:

“Ey Resulullah’ın oğlu! Durum bundan sonra bizim için daha zor olacak. Bunlarla savaşmak bunlardan sonra gelenlerle savaşmaktan daha kolaydır…” diyerek yollarını kapatan Hür ve ordusuna karşı savaşmayı teklif etti. İmam Hüseyin (a), Züheyr’e görüşünün savaş taktiği olarak doğru olduğunu ancak savaşı başlatan taraf olmak istemediğini buyurdu.

—————————————————————————————————————————————–

15- Kerbela olayının gerçekleştiği Muharrem ayından üç ay önce.

16- Bir çok kaynak 18 bin kişinin biat ettiğini yazmıştır. 20 bin, 30 bin, 40 bin diye
aktaran kaynaklar da bulunuyor.

17- El-Melhuf, s. 128; Bihar ul’Envar c. 44 s. 364

18- Dineveri, Ahbar ut’Tival, s. 246-247