Hz. Kasım’ın Şahadeti

14.01.2026 16:51
1
A+
A-

Sıra, İmam Hasan’ın (a.s) oğlu olan ve amcası İmam Hüseyin’in (a.s) pek sevdiği Kasım’a gelmişti. Kasım (a.s) gençliğinin henüz baharındaydı. İmam Hüseyin (a.s), ağabeyinin yadigârı olan Kasım’ın, silahlarını kuşanıp şahadete koşmaya hazırlandığını görünce, hasretle ona sarıldı; her ikisi de çokça ağladılar. İmam (a.s,) öz evladı biricik Ali Ekber’ini (a.s) katiller sürüsünün ortasına gönderirken, hiç duraksamamış ve hemen izin vermişti. Ama şimdi yüreği Kasım’ın gitmesine bir türlü elvermiyordu. Çok sevdiği biricik ağabeyi İmam Hasan’ın (a.s) yegâne emanetiydi çünkü o. Kasım ne kadar yalvarıyorduysa da, İmam (a.s) ona cihat izni vermiyordu.

Sonunda Kasım, gözyaşları içinde İmam’ın (a.s) ellerini öptü, ayaklarına kapanıp savaş izni vermesi için yalvardı ve istediği izni almayı başararak er meydanına koşup yiğitçe çarpıştı. Yaşının küçüklüğüne rağmen Kasım bu kısa ve kanlı çarpışmada 35 azgını öldürmeyi başarmıştı.

Kerbela ravilerinden Humeyd b. Müslim şöyle anlatır:

Ben Sa’d oğlu Ömer’in ordusundaydım. Er meydanına henüz buluğuna yeni girmiş çok genç bir çocuğun çıktığını gördüm. Çok yakışıklıydı; yüzü dolunayı andırıyordu. Ayaklarına varan uzun bir gömlek giymiş, sol ayağındaki sandaletin bağcıkları çözülmüştü; bunu hiç unutmam. Amr b. Sa’d Ezdî: “Vallahi ben şu çocuğa saldırıp öldüreceğim!” dedi. “Suphanallah! Neler söylüyorsun sen?! Etrafını saran onca adam ona yeter zaten, sen ne diye bir çocuğun kanına ellerini bulaştırmak istiyorsun ki?!” dedim. Ama o, bu alçakça niyetinde ısrarlıydı. “Vallahi onu ben öldüreceğim!” diyerek atını vahşice mahmuzlayıp oraya ulaştı ve kavganın kızıştığı bir sırada kılıçla onun başını yardı. Çocukcağız acı bir feryatla yüzüstü yere kapaklanıp, “Amca!” diye haykırmıştı…

İmam Hüseyin’in (a.s), yamaçtan süzülen bir kartal gibi ansızın orada belirdiğini gördüm. Bir nara atarak o katiller güruhunun içine daldı ve bir çırpıda hepsini dağıtarak o çocuğun katiline ulaştı. Bir aslan gibi kükreyen Hüseyin’in (a.s) kılıcından kurtulmak için sol kolunu yüzüne tutan Amr’ın kolunun dirsekten koptuğunu gördüm. Amr dehşetle bir çığlık attı. Süvari arkadaşları onu kurtarmak için topluca İmam’a saldırdılarsa da, İmam (a.s) onların çoğunu hakladı ve bu kısa ama çok şiddetli çarpışmada Kasım’ın katili olan Amr, atların ayakları altında ezilerek feci şekilde can verdi.

Ortalığı saran toz duman çekilince, Hüseyin’in o çocuğun başını dizlerine alıp bağrına bastığını gördüm. Çocukcağız can vermek üzereydi, ayağını toprağa sürüp çekiyordu. Hüseyin (a.s) ona şöyle diyordu:

“Allah’a yemin ederim ki, yardıma çağırdığın hâlde senin yardımına koşamamak, koşsa bile yardım edememek ve yardım ettiği hâlde o yardımın sana hiçbir fayda sağlamaması amcana pek ağır gelir! Senin canına kıyanlar Allah’ın rahmetinden uzak olsunlar!”

Sonra, Kasım’ın cansız vücudunu kucağına alıp çadırlara götürdü; Ehlibeyt şehitlerinin bulunduğu yerde, Ali Ekber’in mübarek naşının yanına yatırdı Kasım’ı…

Kasım’dan sonra Ebubekir b. Hasan, Abdullah b. Ali, Cafer b. Ali, Osman b. Ali ve Ebulfazl el-Abbas’ın kardeşleri gibi Haşimoğulları’nın diğer gençleri de birer birer İmam’dan izin alarak cihat meydanına çıkıp İmam Hüseyin’i (a.s) müdafaa uğruna yiğitçe çarpışarak can verdiler.

Kaynak: İmam Hüseyin (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.