Savaş kararı

30.12.2025 12:30
0
A+
A-

Muaviye, Müslümanların vahdetini sağlayıp anarşi ve ihtilafı önleme bahanesiyle çeşitli yerlerdeki adamlarına asker toplatarak kendisine gelmelerini emretti. Ordular gelince de, İmam Hasan’la (a.s) savaşmaları için onları Irak’a gönderdi! Vahdetten ve birlikten söz ederek Müslümanların vahdetini bozup onları parçalıyor; “anarşi ve teröre karşı savaş” diyerek anarşi ve terör estiriyordu.

Bunu duyan İmam Hasan (a.s) Hücr b. Adiy el-Kindî’yi, asker toplayıp halkı savaşa hazırlamakla görevlendirdi. O günün geleneği gereğince tellallar sokaklarda “es-Salâh” diye bağırarak halkı mescide topladılar. İmam (a.s) minbere çıkıp bir konuşma yaparak şöyle buyurdu:

Muaviye sizinle savaşmak için yola çıkmış bulunuyor. O hâlde siz de Nuhayle karargâhına gidip silahlanın!

Cemaat susmuştu, kimse bir şey söylemiyordu. Ünlü Hâtem-i Taî’nin oğlu Adiy ayağa kalkarak şöyle dedi:

Ben Hatem’in oğluyum! Suphanallah! Bu ne suskunluktur ey cemaat?! Bu öldürücü suskunluğunuz niye? Peygamberinizin oğluna neden cevap vermiyorsunuz? Allah’ın gazabından korkmuyor musunuz? Alçaklık ve utanca düşmekten korkmuyor musunuz Allah aşkına?!

Sonra da İmam’a dönüp şöyle dedi:

Sözlerinizi duyduk efendim! Emirlerinizi canla başla yerine getirmeye hazırız! Ey cemaat! Ben karargâha gidiyorum, isteyen benimle gelsin!

Kays b. Sa’d b. Sa’saa et-Teymî de etkili konuşmalarıyla halkı savaşa hazırlayıp teçhizat ve asker hazırlıklarına giriştikten sonra askerlerle karargâha gittiler.(1)

İmam Hasan’ın (a.s) savaş karargâhında toplanan gruplar arasında Şiîlerden başkaları da vardı:

1- İmam Hasan’ı (a.s) desteklemek için değil, sadece Muaviye’yle savaşabilmek için gelen Haricîler.

2- Ganimet toplamak için gelenler

3- Dinî kaygısı olmayıp da sırf kabile başkanının peşinden gelenler.(2)

İmam Hasan (a.s), bu ordunun bir kısmını “Hakem” komutasında Anbar şehrine gönderdi; ancak Hakem ve ondan sonra onun yerini alan komutan, Muaviye’nin altın vaatlerine kanıp İmam’a (a.s) ihanet ettiler ve Muaviye’nin safına geçtiler. İmam Hasan (a.s) da Medain’in Sabat bölgesine gitmiş ve burada hazırladığı 12 bin kişilik orduyu Ubeydullah b. Abbas komutasında öncü kuvvetler olarak Muaviye’yle savaşa göndermişti. Ubeydullah’a bir şey olursa, Kays b. Sa’d b. Ubâde el-Ensarî onun yerine geçecekti.

Muaviye, Kays’ı satın alabilmek için ona bir milyon dirhem göndererek ya kendi safına geçmesini, ya da İmam Hasan’dan ayrılmasını istedi; ancak Kays gönderilen parayı geri çevirdi ve Muaviye’ye gönderdiği cevapta: “Benim dinimi para ve hileyle elimden alamazsın! Git bu hileni başka kimselere yap! Ben İmam Hasan’ı senin karşında yalnız bırakacak kadar alçalmadım!” dedi.(1)

Ne var ki, ordunun birinci komutanı, yani Ubeydullah b. Abbas, aynı meblağın sırf vaadine bile kanarak gece yarısı yakın adamlarıyla birlikte karargâhtan ayrılıp Muaviye’nin saflarına katıldı! O günün sabahı, komutanın kaçtığı anlaşıldı. Ordu başsız kalmıştı. Kays, sabah namazını kıldırdıktan sonra komutayı ele aldı ve durumu hemen İmam’a (a.s) rapor etti.(2)

Kays, Muaviye’nin ordularını dağıtıyor, yiğitçe savaşıyordu. Onu oyuna getirmenin veya satın almanın mümkün olmadığını gören Muaviye, İmam’ın komutasındaki askerlerin arasına soktuğu casusları vasıtasıyla Kays’ın Muaviye’yle gizlice anlaştığı söylentilerini yaydı. Bir başka grubu da Kays’ın karargâhına sızdırarak İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye ile barış yaptığı söylentisini yaydı!(3)

1- Nehcü’l-Belâğa Şerhi, İbn Ebi’l-Hadid, 16/37–402- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.171.1- Tarih-i Yakubî 2/204–2072- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.1723- Tarih-i Yakubî, 2/204–207.

Kaynak: İmam Hasan (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.