Peygamber Döneminde Yapılan Savaşların Hedefi ve Savaşlarda Ölenlerin Sayısı

Daha geniş bir alanda hüküm sürmek, daha çok insanî güçleri sömürmek ve başka halkların servetini ele geçirmek için savaşan diktatörlerin aksine Hz. Peygamber (s.a.a), zulüm ve haksızlığa engel olmak, yol üstündeki dikenleri ortadan kaldırmak, hak ve adalet bayrağını dalgalandırmak için kitap ve kanun meşalesiyle ilerlemiş ve kaçınılmaz olmadıkça da kılıca el sürmemiştir.

Hz. Peygamber’in (s.a.a) savaşlarında öncelikli hedef, Allah’ın temiz kullarına zulmeden ve bunu sürdürebilmek için de İslâmî gerçek ve inançların yayılmasına engel olan çıkar odaklarını silahsızlandırmaktan ve bununla birlikte insanların, hak, adalet ve insaf hükümeti sayesinde kendi haklarını sahiplenmesinden ibaretti.

Böylesi yüce hedefler doğrultusunda gerçekleştirilen savaşlar, gayrimeşru nitelendirilebilir mi hiç?

Açıktır ki savaşın bu türü, her peygamberin yükümlülükleri arasında öncelikli ve kaçınılmaz vasfını taşımakta ve de her aklıselim tarafından saygıyla desteklenmektedir. Çünkü kutsal hedefe ulaşabilmek için başka bir yol bulunmamaktadır.

Hz. İsa’nın (a.s), toplumun yaban otlarını yok etmek için kılıca el atmamasının nedeni, peygamberlik süresinin kısa oluşu ve koşulların da elverişli olmayışıydı.

Hıristiyan misyonerler, Müslüman halkların azim ve moralini zayıflatmak, sömürü ve fesada karşı mücadele ruhunu yok etmek ve de İslâm’ın ilerleyişine engel olabilmek için Hz. Peygamber’in (s.a.a) savaşlarını çarpıtarak ve bu savaşlarda öldürülenlerin sayısını kasıtlı olarak abartarak kilise yöneticilerinin engizisyon mahkemelerindeki ve haçlı seferlerindeki cinayetlerini -ki bunun sonucunda milyonlarla masum insan öldürülmüştür- meşru ve doğal göstermeye çalışmışlardır.

Gerçeğin aydınlanması ve değerli okuyucuların İslâmî savaşların hem felsefesini öğrenmeleri ve hem de gerçek istatistikleri elde etmeleri için öncelikle Peygamber efendimizin (s.a.a) yapmış olduğu savaşların meşhurlarına, bu savaşların niye yapıldığına ve ardından da öldürülenlerin sayısına özetle değineceğiz.

1- Bedir Savaşı

Hz. Muhammed (s.a.a) peygamberliğe seçildikten sonra hem o, hem de ona iman edenler, on üç yıl boyunca Mekke’de Kureyş’in eziyet ve işkenceleri altında yaşadılar. Sonuçta Peygamber (s.a.a), doğduğu topraklardan ayrılmak ve Medine’ye hicret etmek zorunda kaldı.

Buna rağmen Mekke müşrikleri, bir yandan Mekke’de yaşayan savunmasız Müslümanlara eziyet ve işkence etmekten vazgeçmeyerek Mekke’den ayrılmalarına engel oldular(1) ve öte yandan da çok ciddi olarak Medine’yi ekonomik muhasara altında tutmaya karar verdiler. Müşrikler Medine’ye gıda maddesi taşınmasını yasakladılar ve bunu uygulama noktasında da ticaret kervanlarına engel oldular.

Mekke müşrikleri tarafından uygulanan iktisadî kuşatma uzun bir süre devam ettirildi. Çok ciddi bir şekilde bundan etkilenen Medine halkı, gıda maddesi temin edebilmek için Kızıl Deniz sahillerine kadar gitmek zorunda idiler.(1)

Hz. Peygamber (s.a.a) Medine’ye hicret ettikten sonra Ebu Cehil Peygamberimize (s.a.a), hakaret dolu bir mektup yazarak kendisini Kureyş’in saldırısıyla tehdit etti.(2)

İşte burada yüce Allah şöyle buyurdu:

Kendilerine savaş açılan kimselere (savaş için) izin verildi; çünkü onlar zulme uğradılar. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye kadirdir.(3)

Hz. Peygamber (s.a.a) İslâm’ı korumak, Müslümanların hayatî haklarını savunmak ve Kureyş’in şeytanî plânlarını bozmak üzere Hicret’in ikinci yılında harekete geçti ve nitekim “Bedir’de” Kureyş ordusunun karşısında yer aldı.

Müslümanların sayısı, Mekke kâfirlerinin üçte biri oranında olmasına rağmen, iman gücü ve Allah’ın yardımıyla onları hezimete uğrattılar.(4)

2- Uhud Savaşı

Mekke müşrikleri, Bedir Savaşı’nda öldürülenlerin intikamını almak üzere savaş hazırlıklarını tamamladıktan sonraMedine’ye doğru harekete geçtiler. Bu saldırının haberini alan İslâm ordusu da, Mekke ordusunu karşılamak üzere yola koyuldu ve nitekim iki ordu Uhud’da karşılaştı. Böylece savaş başlamış oldu.

Bu savaşta bazı Müslümanlar, Hz. Peygamber’in (s.a.a) tavsiyelerine uymadığı için savaş İslâm ordusunun lehine olmamıştı.(1)

3- Ahzab (Hendek) Savaşı

Bir grup Neziroğulları Yahudileri, Hicret’in beşinci yılında Mekke’ye gitmiş ve Kureyş kabilesini İslâm ve Müslümanlara karşı tahrik etmişlerdi. Bunu fırsat bilen Kureyşliler, farklı gruplardan oluşan büyük bir ordu ile Medine’ye doğru hareket ettiler.

Müslümanlar, İslâm’ın merkezi olan Medine’yi korumak için şehrin etrafına bir hendek kazarak on bin kişilik düşman ordusuna karşı savunmaya geçtiler.

Hz. Ali’nin (a.s) düşman ordusunun kahraman savaşçısını öldürmesi üzerine savaş, Müslümanların lehine bitmişti.(2)

4- Kurayzaoğulları Savaşı

Kurayzaoğulları,(3) Hz. Peygamber (s.a.a) ile yaptığı barış sözleşmesini bozmuş ve Kureyş’e yardım etmişti.(4) Peygamber (s.a.a) tarafından tehlikeli bulunan bu grubun yok edilmesinden başka bir çıkar yolu yoktu.

Ahzab Savaşı’ndan sonra Hz. Peygamber (s.a.a), Kurayzaoğulları üzerine yürüme emri verdi. Nihayet yirmi beş gün İslâm ordusunun kuşatması altında bulunan Kurayzaoğulları teslim oldu.

Evs kabilesi, Peygamber’den (s.a.a) kanlarının bağışlanmasını istedi.

Hz. Peygamber (s.a.a) ise şöyle buyurdu:

Sizin büyüklerinizden olan Sa’d b. Muaz’ın, hakkınızda hükmetmesine razı mısınız?

Kendilerinden olan Sa’d’ın, onların tarafını tutacağı ümidiyle bu teklifi oracıkta kabul ettiler.

Sa’d b. Muaz da, savaşçıların öldürülmesine, malların bölünmesine ve kadınların da esir edilmesine hükmetti.

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:

Sa’d’ın hükmü, Allah’ın bu insanlar hakkında buyurduğu hükmün aynısıdır.Böylece savaşçıların tümü öldürüldü.(1)

5- Mustalikoğulları Savaşı

Mustalikoğulları, Huzaa kabilesinden olup Müslümanlara karşı bazı girişimlerde bulunmuşlardı. Hz. Peygamber (s.a.a), kendisine ulaşan haberlerle Mustalikoğulları’nın kurduğu komplolardan haberdar olmuştu. Bu tehlikeyi önlemek için bir orduyla üzerlerine yürümüş ve “Müreysi” diye bilinen bir yerde onlarla savaşarak muzaffer olmuştu. Bu savaş, Hicret’in altıncı yılında vuku bulmuştu.(2)

6- Hayber Savaşı

Yahudiler, Hayber kalelerinde yaşamakta ve müşriklerle olan askerî ve ekonomik ilişkileriyle de Müslümanların emniyetini tehdit etmekteydiler. Bunun üzerine Müslümanlar, Hicret’in yedinci yılında, düşmanın merkez karargâhı konumunda olan Hayber’e yürümüştü. Yahudiler, ancak muhasara ve savaş sonrasında İslâm devletine teslim olmuşlardı.(1)

7- Mute Savaşı

Hz. Peygamber (s.a.a), Hicret’in sekizinci yılında, Haris b. Ümeyr’i, Busra(2) (Havran) padişahına bir mektupla göndermiş, ancak Peygamberimizin (s.a.a) elçisi Mute’ye ulaştığında öldürülmüştü.

Müslümanlar, Allah Resulü’nün (s.a.a) emri üzere harekete geçerek, Rumlardan ve diğer milletlerden oluşan yüz bin kişilik Rum ordusuyla Mute’de karşılaşmıştı. Çok ağır bir savaş olmuş ve İslâm ordusunun komutanlarından Zeyd b. Harise, Cafer b. Ebu Talib, Abdullah b. Revaha bu savaşta şehit düşmüştü.

Müslümanlar, bu savaşta küfür ordusunun karşısında duramamış ve Medine’ye geri dönmüşlerdi.(3)

8- Mekke’nin Fethi

Kureyş kabilesi, Hz. Peygamber (s.a.a) ile yaptığı Hüdeybiye Antlaşması’nda, Müslümanlara ve Müslümanlarla antlaşma hâlinde olanlara saldırmayacaklarını taahhüt etmiş, ancak Müslümanlarla antlaşması olan Huzaa kabilesini yok etmek için Bekroğulları kabilesiyle iş birliği yapmış ve böylece de antlaşma metnine sadık kalmamıştı.

Hz. Peygamber (s.a.a), bu saldırıları engellemek için tam bir gizlilikle hareket etmiş ve bunun sonucunda da şehri fethetmişti.

Allah Resulü (s.a.a) Mekke’ye girdikten sonra Allah’ın evini ziyarete gitmiş ve tarihî konuşmasında şöyle buyurmuştu:

Bilesiniz ki sizler, Allah’ın Eelçisi için kötü komşulardınız; onu yalanladınız ve ona eziyet ettiniz. Bizi yurdumuzdan sürdünüz ve hatta bununla da yetinmeyerek Medine’de ve başka yerlerde de peşimizi bırakmadınız ve bizimle savaştınız. Şimdi gidin, hepiniz serbestsiniz!(1)

Hz. Peygamber’in (s.a.a) bu yüceliği ve onları bağışlaması, Mekke halkının İslâm’a yönelmesine neden oldu.

Allah Resulü (s.a.a), Mekke fethinde, savunma ve müşriklerin saldırılarını engelleme dışında savaşılmamasını, ancak sekiz erkeğin ve dört kadının öldürülmesi gerektiğini emretmişti. Öldürülmesi gereken bu kişilerin dördü öldürülebilmişti ve bunun dışında da sadece Halid komutasındaki Müslümanlarla İkrime b. Ebu Cehil komutasındaki müşrikler arasında kısa bir çarpışma olmuş ve bazı insanlar öldürülmüştü.(2)

9- Hüneyn ve Tâif Savaşları

Havazin kabilesi, Müslümanlarla savaşmak üzere bir ordu hazırlamıştı. Bu savaş hazırlığından haberdar olan Peygamberimiz (s.a.a), on iki bin kişilik bir ordu kurarak Havazin kabilesine yöneldi ve Hüneyn Vadisi’nde savaş başladı. Yenilgiye uğrayan küfür ordusu teslim oldu.(3)

Bu savaşın galibi olan Müslümanlar, Havazin kabilesiyle işbirliği yapan Sakif kabilesiyle savaşmak üzere Tâif’e yöneldi. İslâm ordusu, Sakif kabilesini bir süre kuşatma altında tuttuktan sonra oranın fethinden vazgeçerek Mekke’ye döndü.(1)

Hz. Peygamber (s.a.a) döneminde bunların yanı sıra küçük çaplı bazı savaşlar ve tebliğ amaçlı bazı seyahatler de gerçekleşmiştir.

1- Biharu’l-Envar, c.19, s.143.1- Muhammed Sitare-i Ki Der Mekke Dirahşid, s.922- Biharu’l-Envar, c.19, s.265–2663- Hacc Suresi, 39 ve 40. ayetlerin mazmunu4- el-Kâmil, İbn Esir, c.2, s.118; A’lamu’l-Vera, s.76.1- Tabakat, birinci bölüm, s.27–292- Tarih-i Taberî, c.3, s.1463–1476 3- Medine etrafında yaşayan bir Yahudi kabilesi4- Biharu’l-Envar, c.20, s.191; Tarih-i Taberî, c.3, s.1472.1- Tarih-i Taberî, c.3, s.1487–1493 2- el-Kâmil, İbn Esir, c.2, s.192; Tarih-i Taberî, c.3, s.1511.1- el-Kâmil, İbn Esir, c.2, s.216; Tabakat, c.2, birinci bölüm, s.77–78; Tarih-i Taberî, c.3, s.1575–15842- Şam’da bir yer adı3- Tabakat, c.2, birinci bölüm, s.92–94.1- A’lamu’l-Vera, s.104–112; Biharu’l-Envar, c.21, s.1062- el-Kâmil, İbn Esir, c.2, s.247–2503- Biharu’l-Envar, c.21, s.149.1- Sire-i İbn Hişam, c.3, s.482.

Kaynak: Hz. Muhammed (s.a.a) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.