Doğumu
Adı, Ali ve en meşhur lakapları, Zeynelabidin ve Seccad’dır.
Hicret’in 38. yılı,(1) cemaziyülevvelin ortasında Medine’de dünyaya geldi. Babası, şehitler efendisi İmam Hüseyin (a.s) ve annesi de, Şehribânu Hatun’dur.(2)
Ahlakî Özellikleri
1- İmam Seccad’ın (a.s) akrabalarından biri bir grup insanın yanında ona yakışmayan sözler sarf etti ve çekip gitti.
İmam Seccad orada bulunanlara hitaben şöyle buyurdu:
Onun dediği sözleri duydunuz. Şimdi benimle gelmenizi ve benim ona vereceğim cevabı duymanızı istiyorum.
Orada bulunanlar şöyle dediler: “Sizinle geliriz; fakat o adam size o sözleri söylediğinde, biz ve siz onun cevabını verseydik, daha iyi olmaz mıydı?” İmam Seccad (a.s) sabretmelerini söyleyerek onlarla birlikte o adamın evine doğru yola koyuldu. Yolda müminlerin sıfatlarını açıklayan bir ayeti okumakta ve şöyle buyurmaktaydı:
Onlar… öfkelerini yenerler ve insanların kusurlarını bağışlarlar. Hiç kuşkusuz Allah iyilik yapanları sever.(1)
Oradakiler bunu duyunca, İmam’ın oraya o adamın yaptığının karşılığını vermek için gitmediğini anladılar.
Adamın evine vardılar ve İmam onu çağırtarak şöyle demelerini istedi: “Ona Ali b. Hüseyin’in geldiğini söyleyin.”
Adam İmam’ın ona yaptığının karşılığını göstermek için geldiğini zannetti ve buna hazırlıklı olarak dışarı çıktı.
İmam şöyle buyurdu:
Kardeşim! Sen biraz önce bana geldin ve bana bazı sözler söyledin. Söylediğin sıfatlar bende varsa, Allah’tan beni affetmesini istiyorum. Fakat eğer bende bunlar yoksa Allah’tan seni affetmesini diliyorum.
İmam’ın bu büyüklüğü ve yumuşaklığı adamı utandırdı ve adam öne çıkarak İmam’ı alnından öptü ve şöyle dedi: “Söylediklerimin size değil, kendime daha çok yakıştığını itiraf ediyorum.”(2)
2- İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurur:
Medine’de insanları boş şeylerle eğlendirip güldüren bir soytarı vardı. Bu adamın kendisi şöyle derdi:
“Ben bu ana dek Ali b. Hüseyin’i (a.s) güldürmeyi başaramadım.”
Bir gün İmam’ın yanından geçerken, abasını sırtından çekerek alıp gider. İmam onun bu çirkin davranışına aldırmaz. Ama İmam’ın yanındakiler abayı ondan alır ve geri getirirler. İmam: “Bu adam kim?” diye sorar. Orada bulunanlar: “İnsanları güldüren bir soytarıdır.” diye cevap verirler. İmam şöyle der:
“Allah’ın öyle bir günü vardır ki, o günde boş işler yapan ve boş konuşanlar, yaptıkları işlerin zarardan başka bir şey olmadığını anlayacaklardır.”(1)
3- Zeyd b. Usame ölüm döşeğindeydi. İmam Seccad (a.s) onu ziyarete gitti. Zeyd ağlıyordu. İmam Seccad (a.s): “Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Zeyd dedi ki: “On beş bin dinar borcum var ve mal varlığım bunu ödemeye yetmiyor.” İmam şöyle buyurdu: “Ağlama, senin borcunu ödemek bana aittir, hepsini ödeyeceğim.” Öyle de oldu ve İmam (a.s) onun bütün borcunu ödedi.(2)
4- İmam Seccad (a.s) geceleri Medine yoksullarına ve fakirlerine kendini tanıtmadan gizlice yiyecek götürür ve onlara malî yardımda bulunurdu. Ancak ölümünden sonra, onlara gizlice yiyecek getirenin Ali b. Hüseyin (a.s) olduğunu anladılar. Yine İmam’ın vefatından sonra yüz yoksulun geçiminin o Hazret tarafından sağlandığı ve kendilerinin de onu tanımadığı anlaşıldı.(3)
5- İmam Seccad’ın (a.s) kız kardeşinin çocuklarından biri şöyle der:
Annem daima bana dayım Ali b. Hüseyin (a.s) ile muaşerette bulunmamı tavsiye ederdi. Onun yanına her vardığımda, yeni bir şeyler öğrenirdim. Bazen onun Allah’ın huzurundaki korkusu ve alçak gönüllülüğü bende kalbî bir korku ve alçak gönüllülük uyandırırdı, bazen de onun sonsuz ilminden faydalanırdım.(4)
6- İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyururdu: Babam namaz esnasında büyük padişahın önünde duran bir köle gibi dururdu. Allah korkusundan titrer, rengi kaçar ve namazını, kılacağı son namazmış gibi eda ederdi.(1)
İmam Seccad’ın (a.s) Azameti
Emevî padişahlarından Hişam b. Abdülmelik, hac mevsiminde Mekke’ye gitmişti. Tavaf sırasında kalabalıktan Hacerü’lEsved’e ulaşamayınca, bir köşede oturup tavaf edenleri seyretmek zorunda kalır. Tam bu sırada dördüncü İmam Zeynelabidin (a.s) Mescidü’l-Haram’a gelir ve tavafa başlar. Halk İmam’ı görünce, ona yol açar ve İmam gayet rahat bir şekilde Hacerü’l-Esved’e ulaşıp istilam(2) eder.
Hişam, İmam’ın bu azamet ve büyüklüğünü, halkın ona gösterdiği saygıyı görünce, fevkalade rahatsız olur. Bir Şamlı Hişam’a: “İnsanların bu kadar saygı gösterdiği bu adam kimdir?” diye sorar. Hişam ise, Şamlıların İmam’a ilgi duymasını önlemek için: “Onu tanımıyorum.” diye cevap verir.
Orada meşhur şairlerden Ferezdak da bulunuyordu. Hişam’ın bu tavrı karşısında dayanamayıp: “Ben onu tanıyorum.” dedi ve İmam’ı metheden uzun bir kaside söyledi.
Ferezdak’ın bu güzel ve İmam’ı hakkıyla tanıtan şiiri, Hişam’ı vahşi bir hayvana çevirdi. Derhâl Ferezdak’ın tutuklanıp hapsedilmesi için emir verdi.
İmam Seccad (a.s) Ferezdak’ın hapse atıldığını öğrenince, ona bir miktar bağış gönderdi. İhlâs sahibi Ferezdak bu parayı geri çevirerek İmam’a şöyle bir mesaj gönderdi: “Ben o şiiri Allah ve Resulü için söyledim.” İmam (a.s) onun ihlâs ve doğruluğunu onayladı; ardından da o parayı tekrar Ferezdak’a gönderip ona, Allah rızası için bağışı almasını ve ahiret ödülünün de mahfuz olduğunu bildirdi. Ayrıca ona şöyle denilmesini istedi: “Biz iyilik ve ihsan soyundanız, bağışladığımız bir şeyi geri almayız.”Ferezdak gönderilen bağışı aldı ve bundan memnun oldu.(1)
1- Mesaru’ş-Şia, Şeyh Müfid s.34, h. 1315 basımı2- Usul-i Kâfi, c. 1, s.467, Ahundî basımı.1- Âl-i İmrân Suresi, 1342- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.240, Ahundî basımı.1- el-Emali, Şeyh Saduk, s.1332- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.242, Ahundî basımı3- Tezkiretu’l-Havas, İbn Cevzî, s.184, Ferhad Mirza basımı4- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.238, Ahundî basımı.1- el-Hisal, Şeyh Saduk, s.517, Gaffarî basımı2- İstilam: El veya dudakla dokunmak; el sürmek, öpmek.1- Seyyid Murtaza’nın Emalî’sinden iktibasla, 1/69, hicrî 1378. İleride kasidenin tamamına değineceğiz.
Kaynak: İmam Seccad (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.