İmam Rıza’nın (a.s) Şahadeti

30.01.2026 10:20
0
A+
A-

Me’mun hedeflerine ulaşmak için hiçbir şeyden geri kalmadı; ama İmam’ın azamet, yücelik ve halkın ona karşı olan ilgisinde en ufak bir azalma olmadı. Aksine, bu alaka günden güne daha da arttı. İmam’ın (a.s) toplumsal kişiliğini lekelemek için o kadar çaba sarf etmesine rağmen şahsiyet ve saygınlığının daha da yüceldiğini anlayınca, sonunda İmam’ı (a.s) öldürmeye karar verdi.

Her geçen gün İmam’ın (a.s) hak üzere olduğu, Me’mun’un ise hilebazlığı açığa çıkıyordu. Diğer yandan Abbasîler ve taraftarları, Me’mun’un veliahtlığı İmam Rıza’ya (a.s) bırakmasından rahatsızdılar. Hatta durum öyle bir hadde vardı ki, sırf muhalefet etmek için Bağdat’ta İbrahim b. Abbas’a biat etmişlerdi. Birkaç yönden Me’mun’un hükümeti tehlikeye düşmüştü. Bunun için Me’mun hem İmam’dan (a.s) kurtulmak, hem de Abbasîler ve taraftarlarının rızasını kazanmak maksadı ile gizlice İmam’ı (a.s) zehirleyip ortadan kaldırdı. İmam’ın şahadetinden sonra Me’mun, Abbasîlere şöyle yazdı:

Siz, “Veliahtlık makamını neden Ali b. Musa Rıza’ya bıraktın?” diye beni eleştiriyordunuz; haberiniz olsun ki o öldü; o hâlde bana itaat edin.(1)

Me’mun, İmam Rıza’nın taraftar ve izleyicilerinin onun şahadetinden haberdar olmalarını engellemeye, hile ve riyakârlıkla cinayetini gizlemeye ve İmam’ın (a.s) kendi eceliyle öldüğünü söylemeye çalıştı. Ancak gerçeği gizleyemedi; zira İmam’ın (a.s) özel ashap ve yakınları işin iç yüzünü öğrenmişlerdi.

İmam Rıza’nın (a.s) yakın ashabından olan Ebu Salt Herevî, İmam’la (a.s) Me’mun arasında geçenleri ve İmam’ın şahadetini açıklamıştır.

Ahmed b. Ali Ensarî şöyle diyor:

Ebu Salt’tan: “Me’mun görünüşte İmam’a saygı gösterip onu kendisine veliaht tayin etmesine rağmen nasıl onu öldürmeye kalkışabilir?” diye sordum. Ebu Salt şöyle cevap verdi:

Me’mun, İmam Rıza’nın (a.s) azamet ve yüceliğini görünce, ona saygı ve sevgi gösterdi. İmam’ın (a.s) dünyaperest olduğunu halka göstermek ve gözden düşürmek için kendine veliaht tayin etti.

Bunlarla İmam’ın (a.s) takva ve dünyadan sakınma tavrına bir zarar gelmediğini, halkın onda maneviyattan başka bir şey görmediğini, bu nedenle halk arasında makam ve faziletinin günden güne arttığını gördü.

Bu defa da ilmî müzakerelerde birinin İmam’a galip gelmesi, böylece İmam’ın (a.s) bilginler karşısında ilmî olarak yenik düşmesi ve nihaî olarak da ilmî açıdan eksikliğinin halka duyurulması için çeşitli şehirlerden bazı mütekellimleri bir araya topladı.

Ancak Yahudi, Hıristiyan, Ateşperest, Sabiî, Berehmenler, mülhit ve dehrîler ve yine Müslüman fırkalardan kim İmam’la (a.s) tartıştıysa, İmam ona üstünlük sağladı ve delilinin üstünlüğünü itiraf ettirdi.

Böyle olunca, halk: “Vallahi” dediler, “İmam, hilafete Me’mun’dan daha lâyıktır.”

Me’mun’un casusları bu haberleri ona bildiriyor ve o da bu haberi duyunca, öfkeleniyordu. Kıskançlık ateşi körükleniyordu.

Yine İmam (a.s), Me’mun karşısında hakkı söylemekten çekinmiyordu. Birçok kere Me’mun’un hoşlanmadığı şeyleri dile getirmişti. Bu da Me’mun’un İmam’a (a.s) karşı kin ve öfkesinin artmasına neden olmuştu.

Me’mun İmam’a (a.s) karşı çeşitli hile ve desiselerle herhangi bir sonuç alamayacağını anlayınca, İmam Rıza’yı (a.s) gizlice zehirlemeye karar verdi.(1)

İmam Rıza (a.s) ile birlikte olan ve cenaze törenine katılan Ebu Salt şöyle diyor:

Merv’den Bağdat’a dönerken, Tus’ta Me’mun İmam’ı (a.s) zehirli üzümle zehirleyip öldürdü.(2)

İmam Rıza’nın (a.s) tertemiz cenazesi, daha önce Harun’un defnedildiği kubbenin altında, Harun’un mezarının önüne defnedildi.

İmam Rıza (a.s) hicrî 203 yılında safer ayının sonunda, elli beş yaşında şahadet makamına ulaştı.

Allah’ın, peygamberlerin, temiz ve salih kulların selâmı onun kutlu ruhuna olsun.

Tarihin sessiz kalması ve tahrif edilmesi, Me’mun gibi bazı zalimlerin cinayetlerinin boyutlarının gelecek nesil için doğru-dürüst bir şekilde aşikâr olmamasına neden oldu.

Me’mun rezillik ve hilekârlıkla sonunda İmam’ı (a.s) zehirleyerek öldürmekle kalmadı, ona bağlı olan kişiler, önde gelen Alevîler ve İmam’a (a.s) sadık kalan Şiîlerden birçoğunu da ya ortadan kaldırdı ya da çeşitli şehirlere, dağlara ve çöllere sürdü.

Onlara karşı izlenilen kötü davranış ve baskılar, o saygın kimselerin her birinin bir kenara kaçıp gizlenmesine ve adsız-sansız köşe bucak saklanmasına sebep oldu. Sonunda bazıları şahadet şerbetini içti, bazıları da kimliği bilinmeden yaşayıp göçüp gittiler.

Onlardan birçoğunun hayatı hakkında bazı Şiîler tarafından yazılıp korunanlar dışında herhangi bir bilgi mevcut değildir.

1- Tarih-i Taberî, c.11, s.1030; el-Bidayetu ve’n-Nihaye, c.10, s.149, Hayatu’l-İmami’r-Rıza, s.349’dan naklen.1- Uyunu Ahbari’r-Rıza, c.2, s.2412- Uyunu Ahbari’r-Rıza, c.2, s.245.

Kaynak: İmam Rıza (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.