Bayram Namazı Kıldırmak

30.01.2026 10:11
0
A+
A-

Bir bayram günü Me’mun İmam’a (a.s) bayram namazında imamlık yapmayı kabul edip, namazı kıldırması için haber gönderdi. İmam (a.s): “Seninle aramızdaki anlaşmanın şartlarını biliyorsun; beni namaz kıldırmaktan mazur gör.” diye cevap verdi.

Me’mun: “Bu işten maksadım, halkın emin olup sizin faziletinizi bilmeleridir.” dedi!

Elçi, Me’mun’la İmam (a.s) arasında bu şekilde birkaç defa gidip geldi. Me’mun çok ısrar edince, İmam Rıza (a.s) şöyle buyurdu:

Ben daha çok beni bu işten muaf görmenizi istiyorum. Anlaşılan kabul etmiyorsunuz. Eğer ben bu işi yapmak zorunda isem, o zaman bayram namazını kıldırmak için evden Resulullah ve Emîrü’l-Müminin Ali gibi çıkacağımı bilmiş olasınız.

Me’mun kabul ederek: “İstediğiniz gibi çıkın.” dedi. Sonra ordu kumandanlarının, saray erkânının ve genel olarak halk tabakasının bayram sabahı İmam’ın (a.s) evinin önünde toplanmalarını emretti.

Bayram sabahı güneş doğmadan, cadde ve sokaklar iştiyaklı halkla dolup taştı. Hatta kadınlarla çocuklar da gelip İmam Rıza’nın (a.s) evinin önünde dışarı çıkmasını beklediler. Ordu kumandanları da ordularıyla birlikte atlarına binmiş, İmam’ın (a.s) evinin önünde durmuşlardı.

Güneş doğmuştu. İmam Rıza (a.s) gusül aldı, elbiselerini giydi, pamuktan dokunmuş beyaz renkli sarığını başına koydu; bir ucunu göğsüne sarktı, diğer ucunu ise omuzlarından arkaya attı; güzel kokular süründü, eline asasını aldı ve yanındakilere: “Benim yaptıklarımı aynen yapın.” diye buyurarak yola çıktı.

Ayak yalın, paçalar yaklaşık dizlere kadar çemrenmiş bir hâlde birkaç adım yürüdü. Sonra başını göğe doğru kaldırıp tekbir getirdi. İmam’ın (a.s) beraberindekiler de tekbirlerde İmam’a eşlik ettiler… Bahçe kapısına ulaşınca, İmam (a.s) durdu.

Ordu komutanları İmam’ın (a.s) hâlini görünce, hemen atlarından indiler, ayakkabılarını çıkardılar ve yalın ayak toprak üzerinde durmaya başladılar.

İmam Rıza (a.s) kapının önünde tekrar tekbir getirince, kalabalık halk kitlesi de ona iştirak etti, tekbir getirdi. Öylesine muhteşem ve yüce bir sahne oluştu ki, sanki gök ve yer İmam’la (a.s) birlikte tekbir getiriyordu. Bu sahne, Merv halkının tamamını heyecana boğdu. Herkes ağlıyor ve feryat ediyordu.

Fazl b. Sehl bu durumu görünce, hemen gidip Me’mun’a durumu haber verdi ve “Ey Emîr! Rıza bu şekilde namaz kılmaya giderse, fitne çıkar; halk ayaklanır; biz canımızın tehlikeye girmesinden endişeleniyoruz; onu geri çevirseniz daha iyi olur.” dedi.

Me’mun, İmam’a (a.s): “Size zahmet verdik; sizin zahmet ve meşakkate düşmenizi istemeyiz asla. Geri dönün lütfen! Daha önce namaz kıldıran kimse, yine halka namaz kıldırsın.” diye haber gönderdi.

Bunun üzerine İmam (a.s) ayakkabılarını getirmelerini istedi. Sonra ayakkabılarını giyip merkebine binerek evine döndü.(1)

Bu hareket üzerine halk, Me’mun’un kendilerini aldatmak istediğini, İmam’ın (a.s) hakkında yaptığı her şeyin sadece riyadan ibaret olduğunu, onun bu hareketleriyle siyasî manevralar yaptığını ve bunun dışında herhangi bir hedef gütmediğini anlamış oldu.

1- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.213 214; Uyunu Ahbari’r-Rıza, c.2, s.148 149.

Kaynak: İmam Rıza (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.