Me’mun’un Önerisi

30.01.2026 10:09
1
A+
A-

İmam Rıza (a.s), Merv’e geldikten sonra Me’mun: “Ben hilafetten çekilip bu işi size bırakmak istiyorum; bu konuda sizin görüşünüz nedir?” diye mesaj gönderdi.

İmam (a.s) kabul etmeyince, Me’mun bu defa: “İlk önerimi kabul etmediniz; o hâlde veliahtlığımı kabul etmek zorundasınız.” diye haber gönderdi.

İmam (a.s) bu öneriyi de kesin bir ifadeyle reddetti. Me’mun İmam’ı (a.s) yanına çağırtarak onunla baş başa konuştu. O sırada Fazl b. Sehl Zu’r-Riyaseteyn de onların yanındaydı. Me’mun: “Ben hilafet ve Müslümanların işini size bırakmak istiyorum.” dedi. İmam kabul etmedi. Me’mun veliahtlık önerisini yeniledi; fakat İmam (a.s) yine kabul etmekten sakındı.

Me’mun: “Ömer b. Hattab kendisinden sonra hilafet için altı kişilik bir şûra oluşturdu. Onlardan biri sizin dedeniz Ali b. Ebu Talib’di. Ömer, onlardan kim muhalefet ederse, başını vurmalarını emretti. Şimdi sizin benim bu isteğimi kabul etmekten başka bir seçeneğiniz yoktur; bundan başka bir çare göremiyorum.” dedi. Me’mun bu sözüyle üstü kapalı bir şekilde İmam Rıza’yı (a.s) ölümle tehdit etti. İmam Rıza veliahtlığı kabul etmek zorunda kalınca, şöyle buyurdu:

Ben emir ve nehiyde bulunmamak, müftü ve kadı olmamak, birini makamından azletmemek ve birini göreve atamamak, hiçbir şeyi değiştirmemek şartıyla veliahtlığı kabul ediyorum.(1)

Me’mun, İmam’ın (a.s) tüm şartlarını kabul etti ve böylece veliahtlığı ona zorla kabul ettirerek halkı kendine davet etmesini engellemeyi, Alevîleri ve Şiîleri yatıştırmayı ve kendi hükümetinin temellerini sağlamlaştırmayı amaçlıyordu.

İmam Rıza Neden Veliahtlığı Kabul Etti?

1- Reyyan b. Salt şöyle diyor:

İmam Rıza’nın (a.s) huzuruna çıkıp şöyle dedim: “Ey Resulullah’ın (s.a.a) oğlu! Bazıları sizin; dünyadan kaçınan, dünya nimetlerine meyil göstermeyen biri olduğunuz hâlde Me’mun’un veliahtlığını kabul ettiğinizi söylüyorlar!”

Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu:

Bu işin, benim hoşlanmadığım ve istemediğim bir iş olduğuna Allah şahittir. Veliahtlığı kabul etmek ile öldürülmek arasında kalınca, kabul etmek zorunda kaldım…

Allah’ın peygamberi Yusuf’u (a.s) bilmiyor musunuz? Mısır azizinin hazinedarlığını kabul etmek zorunda kalınca, onu kabul etti. Ben de veliahtlık makamını zorla kabullenmeye mecbur edildim. Ayrıca bu işe, ancak onun dışında olan biri gibi girdim (öne sürdüğüm şartlarla bu işin dışında kaldım). Bunu Allah’a şikâyet ediyor ve O’ndan yardım diliyorum.(2)

2- Muhammed b. Arafe şöyle diyor:

İmam Rıza’ya (a.s): “Ey Resulullah’ın (s.a.a) oğlu! Neden veliahtlığı kabul ettiniz?” diye sordum. İmam buyurdu ki:

Ben, dedem Ali’nin altı kişilik şûraya katılmak zorunda kaldığı gibi buna mecbur edildim.(1)

3- İmam’ın hizmetçisi Yasir şöyle diyor:

İmam Rıza’nın (a.s), veliahtlığı kabul ettikten sonra ellerini gökyüzüne doğru kaldırıp şöyle dediğini gördüm:

Allah’ım! Sen, bunu istemeyerek ve zorla kabul ettiğimi biliyorsun. O hâlde kulun ve peygamberin Yusuf’u Mısır azizliğini kabul etmesinden dolayı yargılamadığın gibi, bu işten dolayı beni de yargılama.(2)

4- İmam Rıza (a.s), kendisinin veliaht olarak tayin edilmesine sevinen özel ashabından birine şöyle buyurdu:

Sevinme! Bu iş olmayacak ve bu şekilde kalmayacaktır.(3)

İmam Rıza’nın (a.s) Tutumu

İmam Rıza (a.s) görünüşte ve sözde veliahtlığı kabul etti; ancak hiçbir sorumluk üstlenmedi, hiçbir işe karışmamayı şart koşarak da pratikte bu görevi kabul etmediğini gösterdi. Me’mun ise İmam’ın (a.s) koştuğu şartları kabul etmesine rağmen bazen bazı işleri İmam’a (a.s) yüklemeye ve onu kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışıyordu. Ama İmam (a.s) sert bir şekilde karşı çıkıyor ve hiçbir şekilde onunla iş birliğine yanaşmıyordu.

Muammer b. Hallad şöyle diyor:

İmam Rıza (a.s) bana şöyle nakletti:

Me’mun bana: “Güvenilir adamlarından bazılarını tanıt da, bana karşı ayaklanan şehirlerin valiliğini onlara bırakayım.” dedi.

Ben ise ona şöyle dedim: “Kabul ettiğin şartlara bağlı kalırsan, ben de sözüme bağlı kalırım. Ben bu işi emir ve nehiyde bulunmamak, hiç kimseyi bir işe atayıp azletmemek, senin müşavirin olmamak şartıyla kabul ettim. Vallahi hilafet benim düşünmediğim bir şeydir; zaten benim ölümüm senden önce olacaktır. Medine’de olduğum zaman merkebime binerek gidip geliyordum. Halk ihtiyaçlarını bana sunuyor, ben de yerine getiriyordum. Onlarla ben amca-yeğen gibiydik (birbirine bağlı kişiler gibi samimiydik); mektuplarım şehirlerde kabul edilir, saygı duyulurdu. Sen, bana Allah’ın vermiş olduğu nimetten fazlasını vermiş değilsin. Bana herhangi bir şeyi vermek istesen eğer, o da Allah’ın bana verdiği bir nimettir.” Me’mun bunun üzerine: “Ben sözüme bağlıyım.” dedi.(1)

Veliahtlık Merasimi

İmam Rıza (a.s) açıklandığı şekliyle veliahtlığı kabul ettikten sonra, Me’mun bunu halka bildirip siyasî olarak bundan yararlanmak, riyakârca bir tutumla bu işten dolayı çok sevinçli ve memnun olduğunu göstermek için perşembe günü saray adamlarına bir kutlama meclisi düzenledi. Fazl b. Sehl de dışarı çıkarak halka, Me’mun’un İmam Rıza (a.s) hakkındaki niyetini ve İmam’ın (a.s) veliahtlığını ilan ederek Alevîlerin her zamanki gibi yeşil elbiseler giyip perşembe günü İmam’a (a.s) biat etmeye gelmelerini duyurdu.

Belirtilen günde bütün saray erkânı, ordu kumandanları, kadılar ve diğer kesimler yeşil elbiseler giyerek hazır oldular. Me’mun gelip yerine oturdu. İmam (a.s) için de özel bir yer ayırmışlardı. İmam (a.s) yeşil elbise giymiş, başına sarığını sarmış ve kılıç kuşanmış olduğu hâlde gelip oturdu. Me’mun, oğlu Abbas’ın İmam’a (a.s) biat eden ilk kişi olmasını emretti. İmam (a.s), tersi yüzüne, iç tarafı ise biat eden kişiye doğru bakacak şekilde elini kaldırdı.

Me’mun: “Biat için elini aç.” dedi.

İmam (a.s): “Resulullah böyle biat ederdi.” buyurdu.

Sonra halk, İmam’ın (a.s) eli herkesin elinin üstünde olduğu hâlde biat etti. Bu merasimde para keseleri dağıtıldı, hatipler ve şairler İmam’ın (a.s) fazileti ve Me’mun’un yaptığı bu iş hakkında konuşma yapıp şiirler okudular.

Daha sonra Me’mun İmam Rıza’ya (a.s): “Siz de bir hutbe okuyup konuşma yapsaydınız!” dedi.

İmam Rıza (a.s), Allah’a hamd ve sena ettikten sonra, oradakilere hitaben şöyle buyurdu:

Bizim Resulullah’tan taraf sizin üzerinizde bir hakkımız vardır. Sizin de bizim üzerimizde Resulullah’tan taraf bir hakkınız vardır. Sizler bize karşı olan hakkınızı yerine getirdiğiniz zaman, bizim de sizin hakkınızı yerine getirmemiz ve eda etmemiz gerekir.

İmam Rıza (a.s) bu merasimde, bunun dışında bir şey söylemedi.

Me’mun, dirhemlerin İmam Rıza (a.s) adına sikke olarak bastırılmasını emretti.(1)

1- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.2902- İlelu’ş-Şerayi, s.227 228; Uyunu Ahbari’r-Rıza, c.2, s.138.1- Uyunu Ahbari’r-Rıza, c.2, s.1412- Emalî, Şeyh Saduk, s.723- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.292.1- Uyunu Ahbari’r-Rıza, c.2, s.164.1- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.291 292.

Kaynak: İmam Rıza (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.