İmam Seccad (a.s) Müslümanları Uyandırıyor

21.01.2026 08:31
0
A+
A-

Şüphesiz İmam Hüseyin’in (a.s) aile fertlerinin esir alınmasının, Hüseynî kıyamın hedefe ulaşmasında büyük payı vardır. Zira onlar bu esaret yolculuğunda Kerbela faciasını büyük bir sabır ve metanetle anlatmış olmasalardı ve halk onları yakından görüp dinlemeseydi, kuşkusuz İmam Hüseyin’in (a.s) feci şahadeti bilinmez; Emevîler ve özellikle de Yezid bu derece rezil ve rüsva olmazdı.

İmam Hüseyin’in (a.s) ailesi, diğer alışılagelmiş esirlerin tam tersine ve o zamanki halkın tasavvurunun aksine (ki onlar İmam Hüseyin’in ailesinin yenildiğine inanıyordu) kendilerini muzaffer ve başı dik, düşmanı ise yenilgiye uğramış olarak tanıtıyordu; Yezid ve Yezid taraflarının acınacak, zavallı ve yenik bir güruh olduğunu halka açıklıyorlardı.

Kerbela faciasında İmam Zeynelabidin (a.s) ve Zeyneb-i Kübra (s.a) halkı bilinçlendirmede en büyük rolü oynamışlardır.

İmam Seccad (a.s), babası şehit edilirken hastaydı ve bu hastalık tabiidir ki, bir süre onun vücudunda tesirini göstermişti. Babasıyla yârenlerinin şahadeti de onu fevkalade üzmüş ve kedere boğmuştu. Fakat bütün bu üzüntüler onu bir lahza dahi vazifesini yapmaktan geri bırakmamış ve her fırsatta halkı uyandırmaya çalışmıştı.

Kûfe’de Hz. Zeynep (s.a) ve kardeşi Fatıma-i Suğra’nın ateşli konuşmalarını duyan halk utançla ağlıyor ve çığlıklar atıyordu. Bu sırada İmam Zeynelabidin (a.s) halka susmasını söyleyince herkes sustu.

İmam, Allah-u Teâlâ’ya hamdüsena ve Peygamber-i Ekrem’e (s.a.a) salât ve selâmdan sonra şöyle buyurdu:

Ey insanlar! Ben Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib’im! Ben malı yağmalanmış, ailesi esir alınıp buraya getirilmiş bir insanın oğluyum. Ben Fırat’ın kenarında şehit edilen ve kimsenin kanını dökmeyen ve boynunda kimsenin hakkı bulunmayan o büyük insanın oğluyum.

Ey İnsanlar! Allah aşkına babama sizler mektup yazıp onu Kûfe’ye çağırmadınız mı? O size geldikten sonra da onu öldürmediniz mi?

Ey insanlar! O büyük günde Peygamber’in yüzüne nasıl bakacaksınız? O zaman Peygamber sizlere: “Benim soyumu, ailemi öldürdünüz ve bana olan saygınızı bozdunuz, o hâlde sizler benim ümmetinden değilsiniz.” diyecektir.

İmam Seccad’ın (a.s) bu sözleri Kûfe halkında büyük bir tufan yarattı. Ağlama sesleri duyulmaya başladı. Kûfe halkı hüngür hüngür ağlıyor ve birbirlerini suçlayarak: “Sizler artık helâk oldunuz ve bunu bilmiyorsunuz.” diyorlardı.(1)

İmam (a.s) böylece uyuyan vicdanları uyandırdı, Kerbela faciasının dehşetini insanların önünde tasvir etti ve Kûfelilere yaptıkları cinayeti anlattı.

İmam Hüseyin’in (a.s) ailesini İbn Ziyad’ın sarayına götürdüler. İbn Ziyad İmam Seccad’ı (a.s) gördüğünde, onun kim olduğunu sordu.

– Ali b. Hüseyin’dir, dediler.

– Ali b. Hüseyin’i Allah öldürmedi mi?! diye sorunca, İmam şöyle cevap verdi:

– Bir kardeşim vardı ve onun da adı Ali idi, onu öldürdüler.İbn Ziyad:

– Hayır, Allah onu öldürdü, deyince İmam buyurdu ki:

– Allah kimseyi öldürmez; ancak ölüm vaktinde canları alır…(1)İbn Ziyad öfkeyle:

– Benim önümde hâlâ cevap verme güç ve cesaretini kendinde buluyorsun demek! diyerek mağrur bir edayla askerlerine İmam’ın katledilmesini emretti.Bu sırada Hz. Zeyneb-i Kübra öfkeyle ayağa kalkarak şöyle dedi:

– Sen bizden hiç kimseyi sağ bırakmadın. Ali b. Hüseyin’i (a.s) öldüreceksen beni de onunla birlikte öldürmelisin.

İmam Seccad (a.s) Hz. Zeyneb’e (a.s) hitaben:

– Siz ona bir şey söylemeyin ben onun cevabını veririm, dedi. Daha sonra İbn Ziyad’a dönerek şöyle buyurdu:

Ey Ziyad’ın oğlu! Beni ölümle mi tehdit ediyorsun ve korkutmaya mı çalışıyorsun? Bilmez misin ki ölüm bizim âdetimiz ve şahadet kerametimizdir.(2)

Şam Şehrinde

Şam’da, İmam’ı (a.s) iple Ehlibeyt’ten birkaçına bağlı olarak Yezid’in sarayına getirdiler.

İmam Seccad (a.s) büyük bir cesaret ve yüreklilikle Yezid’e hitaben şöyle buyurdu:

Ey Yezid! Resulullah bizi böyle eli kolu bağlı bir hâlde görürse, sizin hakkınızda ne düşüneceğini zannediyorsunuz?

Bu kısa ve kesin söz orada bulunanları öylesine etkiledi ki, oradakilerin hepsi hüngür hüngür ağlamaya koyuldu.(1)

Müslümanlardan biri şöyle anlatır:

Şam’daydım, Âl-i Muhammed’in (s.a.a) esirlerini getirdiler. Şam pazarındaki caminin kapısının önünde, genelde diğer esirlerin toplandığı yere oturttular.

Şamlı bir ihtiyar öne çıkarak şöyle dedi: “Sizi helâk eden Allah’a şükürler olsun; böylece fitneyi ortadan kaldırdı.”

Ve bu kabilden olmak üzere daha birçok kötü sözler sarf etti.İhtiyar adamın sözleri son bulduğunda, İmam Zeynelabidin (a.s) ona hitaben şöyle buyurdu:

– Söylediklerini dinledim. Yüreğinde ne düşmanlık ve kin varsa kustun. Şimdi de sen beni dinle.

İhtiyar:

– Konuş, dedi.İmam buyurdu ki:

– Acaba hiç Kur’ân okudun mu?

– Okudum, dedi ihtiyar adam.

– O hâlde: “De ki ey Peygamber, ben yaptığım bu işe (peygamberlik) karşılık sizden Ehlibeyt’imi ve yakınlarımı sevmeniz dışında hiçbir şey istemiyorum.” ayetini okudun mu?(1)

– Evet, okudum, dedi.İmam şöyle buyurdu:

– İşte Peygamber’in Ehlibeyt’i ve yakınları bizleriz! Sonra da şöyle ekledi:

– “Akrabaya hakkını ver.”(2) ayetini de okudun mu?

– Evet, okudum, deyince İmam (a.s) şöyle buyurdu:

– Allah Teâlâ’nın, Peygamberi’ne: “onların hakkını ver” diye buyurduğu akrabası bizleriz.Adam ne diyeceğini bilemiyordu.

Hayretle:

– Gerçekten onlar sizler misiniz? diye sordu. İmam (a.s) şöyle buyurdu:

– Evet. Humus ayetini okudun mu?(3) “Bilin ki, ganimet olarak ele geçirdiğiniz şeylerin beşte biri, muhakkak Allah’ın, Resul’ün ve yakınlarınındır.” denilmekte…

– Evet, okudum.

– Burada da geçen yakınlar bizleriz. Ey Şamlı! Peki, Tathir Ayeti’ni okudun mu?(4) Hani Allah Teâlâ: “Ey Ehlibeyt, gerçekten Allah, sizden kiri, günahı ve çirkinliği uzak tutmak ve sizi tertemiz kılmak ister.” buyuruyor ya…Yaşlı adam ellerini göğe kaldırdı ve üç kez şöyle dedi:

– Allah’ım tövbe ettim. Allah’ım, Peygamber’in soyuna yaptığım düşmanlıktan dolayı tövbe ediyorum ve onları öldürenlerden nefret ediyorum ben. Evet, ben bundan önce de Kur’ân okumuştum; fakat bu gerçeklerden habersizdim.(1)

İmam Şam Camiinde

Yezid, Şam’daki merkez camiinde bir hatibe minbere çıkmasını, Emirü’l-Müminin Hz. Ali (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s) hakkında kötü sözler söylemesini emretti. Hatip minbere çıktı, Yezid ve Muaviye’yi övüp İmam Ali ve İmam Hüseyin’e (a.s) karşı küfür dolu çok kötü bir konuşma yaptı.

İmam Zeynelabidin (a.s) de orada bulunuyordu. Yüksek sesle şöyle buyurdu:

Yazıklar olsun sana, ey Hatip! Yaratıcının gazabına karşılık yaratılmışın (Yezid’in) hoşnutluğunu satın aldın. Öyleyse cehennemde kurulacağın yere şimdiden hazırlan.

Daha sonra Yezid’e dönerek şöyle dedi:

Şu ağaçların üzerine çıkmama izin verir misin? Bazı sözler söylemek istiyorum ki, bu sözler Allah’ın rızasını içerdiği gibi şu oturanlar için de ecir ve sevap sebebi olur.

Yezid önce bunu kabullenmedi; fakat orada bulunanlar ısrar ettiler. Yezid: “Eğer o minbere çıkacak olursa, ben ve Ebu Süfyan soyunu rezil etmeden inmeyecektir.” dedi.

“O ne söyleyebilir ki?!” dediler.

Yezid: “O öyle bir soydandır ki, ona bilgiyi ana sütüyle içirmişlerdir.” dedi.

Halk ısrar edince, Yezid mecbur kabul etti ve İmam (a.s) minbere çıktı. Allah’ı övüp Peygamber’e selâm gönderdikten sonra şöyle buyurdu:

Ebedî ve ezelî olan Rabbime şükürler olsun. İlki olmayan ilk, sonu olmayan sondur O. Bütün mahlûkatın yok olmasından sonra O, baki ve kalıcıdır.(1)

Ey insanlar!… Allah bize ilim, sabır, cömertlik, fesahat (güzel konuşma), cesaret ve müminlerin kalbinde sevgiyi vermiştir… Seçilmiş peygamber Muhammed (s.a.a) bizdendir. Sıddik (Ali) bizdendir. Tayyar (Cafer) bizdendir. Seyyidü’ş-Şüheda Hamza bizdendir. Peygamber’in sevgili iki torunu Hasan ve Hüseyin bizdendir…(2)

Ben Mekke’nin ve Mina’nın çocuğuyum. Ben Zemzemin ve Safa’nın çocuğuyum. Ben Hacerü’l-Esved’i mübarek abasında taşıyarak yerine koyan o kutlu insanın oğluyum.(3)

Ben ihram bağlayıp tavaf edenlerin, saiy yapanların ve hac yapanların en hayırlısının çocuğuyum. Ben Mescid-i Haram’dan bir gece vakti Mescid-i Aksa’ya yürütülenin oğluyum.(4)

Ben, Celil olan Allah’ın vahyetmek istediğini vahyettiğinin oğluyum. Ben Kerbela’da katledilen Hüseyin’in oğluyum. Ben Muhammed Mustafa’nın oğluyum. Ben Fatımatu’z-Zehra’nın oğluyum. Ben Haticetü’lKübra’nın oğluyum. Ben kanlara boyanmışın oğluyum…(5)

Cemaat heyecan içinde İmam’ı dinliyordu. İmam söylediği her sözle soyunun yüceliğini ve İmam Hüseyin’in şahadetinin manasının derinliğini gözler önüne seriyordu. Artık yavaş yavaş gözlerde yaşlar birikmeye ve hıçkırıklar boğazlarda düğümlenmeye başlamıştı ve aniden ardı ardına her taraftan hıçkırık sesleri yükselmeye başladı. Bunu gören Yezid korktu, İmam’ın konuşmasını engellemek için müezzine ezan okumasını emretti.

Müezzinin “Allah-u Ekber” sesi ortalığı çınlattı. Tekbir sesini duyan İmam şöyle dedi:

Evet, Allah-u Ekber; Allah korkup çekindiğim her şeyden büyük, her şeyden aziz ve her şeyden üstündür.

Müezzin: “Eşhedu enla ilahe illallah” deyince, İmam (a.s) şöyle dedi:

Evet, şahadet ederim tüm şahadet edenlerle birlikte ki, O’ndan başka bir mabut ve Rab yoktur.

“Eşhedu enne Muhammede’r-Resulullah” sözü müezzinin ağzından dökülürken bütün başlar aşağıdaydı. Cemaat ezanı ve İmam’ın verdiği cevapları dinliyordu. Ancak Hz. Muhammed’in (s.a.a) adı gelince, gözler İmam’a kilitlendi. Gözyaşları bir perde teşkil ederken gözler İmam’ın çehresinde Peygamber’i arıyordu âdeta…

İmam başından sarığını çıkardı ve şöyle seslendi:

Ey müezzin! Sözünü ettiğin Muhammed aşkına birazcık dur.

Müezzin susmuştu; ancak cemaat ondan da suskundu. Yezid’in rengi uçmuştu, çaresizdi; ezan da İmam’ı susturmayı başaramamıştı.

İmam Yezid’e dönerek şöyle buyurdu:

Ey Yezid! Bu Muhammed senin deden midir, yoksa benim dedem mi? Eğer senin deden olduğunu iddia edersen, kuşkusuz yalan söylemiş olursun. Eğer benim dedem olduğunu söylersen, o zaman, şöyle sorarım: “Niçin onun Ehlibeyt’ini, babamı öldürdün, malını yağmalattın ve ailesini utanmadan esir aldın?!”

Ey Yezid! Bize bunları yaptıktan sonra, hiçbir şey olmamış gibi kalkıp Muhammed’i Allah’ın peygamberi kabul edip, kıbleye dönüp namaz kılarsın öyle mi? Yazıklar olsun sana! Kıyamette dedem ve babam sana düşman olacaktır…

Yezid çaresiz kalmıştı, öfkeyle müezzine kamet okumasını emretti. Fakat bu durumdan cemaat o kadar rahatsız olmuştu ki, içlerinden bir kısmı namaz kılmadan camiyi terk etmişti.(1)

Bu yolculukta İmam’ın (a.s) hutbelerinin ne kadar tesirli, etkili olduğunu tarih ispat etmiştir. Nitekim Yezid Şam’da İmam Seccad’ı (a.s) öldürmeyi plânlamıştı; fakat bunu başaramadı. İmam ve Ehlibeyti’ne dokunamadan hepsini göstermelik bir saygı ve ikramla Medine’ye geri göndermek zorunda kaldı.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Irak’ta ve Hicaz’da Emevî rejimine karşı kıyamlar başladı. Binlerce insan şehitler efendisi İmam Hüseyin’in (a.s) intikamı için kıyam etti.

İmam Hüseyin’in (a.s) ailesinin esir alınması olayı ve onların etrafındaki insanlarla olan konuşmaları ve özellikle de İmam Seccad’ın (a.s) her fırsatta Kerbela olayını ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) Ehlibeyti’ne yapılan zulmü açıklaması, İmam Hüseyin’in (a.s) şahadetinin hedefine ulaşmasını sağlamış oldu.

1- Seyyid Murtaza’nın Emalî’sinden iktibasla, 1/69, hicrî 1378. İleride kasidenin tamamına değineceğiz.1- el-İhticac, Tabersî, s.166, Necef hicrî 1350 basımı.1- Zümer Suresi, 422- el-Luhuf, İbn Tavus, s.144, hicrî 1317 basımı.1- Tezkiretu’l–Havas, s.149, Ferhad Mirza basımı.1- Şûrâ Suresi, 232- İsrâ Suresi, 263- Enfâl Suresi, 414- Ahzâb Suresi, 33.1- el-İhticâc, Tabersî, s.167, Necef h. 1350 basımı.1- Kâmilu’z-Ziyarat, Şeyh Behaî, 2/3002- Nefsu’l-Mehmum, Muhaddis Kummî, s.284, İslâmiyye basımı3- Âmu’l-Fil olayından 35 yıl sonra Hacerü’l-Esved’in Hz. Resulullah (s.a.a) tarafından yerine konulması.4- Hz. Resul-i Ekrem’in (s.a.a) Miracı5- Kâmilu’z-Ziyarat, Şeyh Behaî, 2/300.1- Kâmilu’z-Ziyarat, Şeyh Behaî, 2/300.

Kaynak: İmam Seccad (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.