Hadis ravilerinin, tarihçilerin ve tefsir bilginlerinin genelinin açıkça bildirdiğine göre Hz. Fatıma (s.a), Necran Hıristiyanlarıyla Mübahale’de Peygamberimizin (s.a.a) yanında götürdüğü beş kişiden biri olmuştur. Bunun kendisi, büyük bir fazilet ve üstünlük olmakla birlikte şunu da kanıtlamaktadır:
Allah Resulü’nün (s.a.a) masum Ehlibeyt’i sadece Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’dir. Peygamberimizin (s.a.a) diğer yakınları ve eşleri bunun dışındadırlar.
Mübahale olayı ise kısaca şöyledir:
Necran Hıristiyanlarının bir grubu gelip İsa (a.s) hakkında Allah Resulü (s.a.a) ile konuştular. Peygamber şu ayeti okudu onlara:
Gerçekten de Allah katında İsa(‘nın babasız olarak yaratılmış olması), Âdem’in örneğidir, (babasız ve annesiz olarak) onu topraktan yarattı.(2)
Necran Hıristiyanları bununla yetinmeyip itiraz ettiler. Böylece yüce Allah, Peygamber’ine (s.a.a) Mübahale Ayeti’ni indirerek şöyle buyurdu:
Sana iyice bildirildikten sonra da gene bu hususta seninle tartışan olursa, de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım, biz bizzat gelelim, siz de gelin. Ondan sonra da dua edelim ve Allah’ın lânetini yalancılara havale edelim.(1)
Mübahale’nin tanımı: Belli bir konuda ihtilafa düşen ve niza eden iki tarafın birbirlerine beddua etmeleri ve batıl üzere olan tarafa lanet ve azabını indirmesini yüce Allah’tan istemeleridir.
Necran Hıristiyanları, önce Mübahale’yi kabul ettiler ve bu iş için de bir sonraki günü kararlaştırdılar. Allah Resulü’nden (s.a.a) ayrıldıktan sonra kendi aralarında konuyu tartışmaya başladılar. Bölge Hıristiyanlarının büyük din adamı şöyle dedi: “Eğer yarın kendi oğulları ve Ehlibeyt’i ile gelecek olsa, lanetleşmekten sakının; ama eğer ashabıyla geldiğini görecek olsanız, hiç çekinmeyin. (Çünkü bu durumda gerçek peygamber olmadığı anlaşılacaktır.)”
Kararlaştırılan an gelip çatmış ve Allah Resulü (s.a.a) de Müminlerin Emîri Ali, Hz. Fatıma, İmam Hasan ve İmam Hüseyin ile birlikte Mübahale’ye gelmişti. Resulullah (s.a.a), Hıristiyanların karşısında toprağa oturdu, Ehlibeyt’ine de: “Ben dua ettiğimde, siz ‘âmin’ deyin.” buyurdu.
Bu heybet ve azameti gören Hıristiyanlar çok korktular ve Peygamberimizin (s.a.a) de diğer peygamberler gibi hak olduğunu itiraf ettiler. Ardından Peygamberimizin (s.a.a) mübahaleden vazgeçmesini ve kendileriyle sulh yolunu seçmesini isteyerek karşılıklı sulh unvanında bir miktar mal verip geri döndüler.(1)
Babasının Açlığına Ağlaması
Abdullah b. Hasan şöyle rivayet eder:
Bir defasında Allah Resulü (s.a.a), Fatıma’nın (s.a) evine vardı ve kızının getirdiği bir parça kuru ekmekle iftar ettikten sonra şöyle buyurdu:
Kızım! Üç günden bu yana babanın yediği ilk ekmektir bu.
Bunu duyan Fatıma (s.a) ağlamaya başladı. Allah Resulü (s.a.a) mübarek eliyle kızının yüzünü okşadı ve gözyaşlarını sildi.(2)
Allah Resulü’nün Fatıma’ya Saygısı
Aişe’den şöyle nakledilmiştir:
Fatıma, Resulullah’ın huzuruna her geldiğinde, Resulullah yerinden kalkar, Fatıma’nın başından öper ve onu kendi yerine oturturdu. Resulullah, Fatıma’yı ziyarete gittiğinde ise, birbirlerinin yüzünden öper ve birlikte otururlardı.(3)
2- Âl-i İmrân Suresi, 59.1- Âl-i İmrân Suresi, 61.1- Menakıb, Şehraşub, c.2, s.142–144; Keşfu’l-Gumme, c.1, s.425–426; Muntehe’l-Âmal, s.114–117, 176–177; el-Fusulu’l-Muhtare, Şeyh Müfid, s.17; Sahih-i Müslim, Müsned, Ahmed b. Hanbel; Fima Nezele Mine’l-Kur’ân Fî Emiri’l-Müminin (Ebu Nuaym İsfahanî); Tefsir-i Zemahşerî; el-Ağanî (Ebu’l-Ferec İsfahanî)…2- Biharu’l-Envar, c.43, s.40. Menakıb, Şehraşub, c.3, s.1133- Biharu’l-Envar, c.43, s.40; Menakıb, Şehraşub, c.3, s.113. Bu rivayet, az bir farklılıkla şu kaynaklarda da nakledilmiştir: el-Emali, Şeyh Tusî, c.2, s.14 ve Beytü’l-Ahzan, Muhaddis Kummî, s.15.
Kaynak: Hz. Fatıma (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.