Hz. Fatıma’nın AhlÂk, Davranış veYaşamına Kısa Bir Bakış (3)

21.12.2025 14:38
0
A+
A-

Süs Eşyalarının Bağışlanması

İmam Zeynelabidin (a.s), Esma bint-i Ümeys’in kendisine şöyle naklettiğini buyurmaktadır:

Bir gün Fatıma’nın (s.a) yanında olduğum sırada Allah Resulü (s.a.a) de geldi. Müminlerin Emîri Ali’nin, kendi payına düşen ganimetler karşılığında satın aldığı altın kolyeyi Fatıma’nın boynunda görünce, şöyle buyurdu: “Fatıma! (Helal olan bu ziynet eşyasından sakınman daha uygun olur.) Sonra insanlar:

‘Muhammed’in kızı Fatıma, zalimlerin giysisini kullanmaktadır.’ demesinler.” Bunun üzerine Fatıma kolyeyi çıkarıp kırdıktan sonra sattı ve parasıyla da bir köle satın alıp azat etti. Fatıma’nın (s.a) bu davranışı, Allah Resulü’nü (s.a.a) çok sevindirdi.(3)

İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur:

Allah Resulü (s.a.a) bir yolculuğa çıkmak istediğinde, akrabalarıyla görüşürdü ve en son olarak da, Fatıma ile görüşürdü ve böylece yolculuğu da, Fatıma’nın (s.a) evinden başlamış olurdu. Yolculuktan döndüğü zaman ise önce Fatıma’nın (s.a) yanına gelir ve daha sonra diğer yakınlarıyla görüşmeye giderdi.

Bir defasında, Allah Resulü (s.a.a) yolculuğa çıkmıştı ve Ali (a.s) de elde ettiği savaş ganimetini getirip Fatıma’ya (s.a) verip gitmişti. Fatıma (s.a) bu ganimete karşılık olarak iki gümüş bilezik ve bir perde almış ve perdeyi de kapının önüne asmıştı.

Allah Resulü (s.a.a) yolculuktan dönünce önce camiye ve ardından da her zamanki gibi Fatıma’yı (s.a) görmeye gitmişti. Allah Resulü’nü (s.a.a) gören Fatıma (s.a), büyük bir sevinç ve coşkuyla yerinden kalkıp babasına doğru koşmuştu. Allah Resulü (s.a.a), Fatıma’nın (s.a) kolundaki gümüş bilezikleri ve kapı önündeki perdeyi görünce ilerlememiş ve (kapının yanında) Fatıma’yı (s.a) görecek bir yerde oturmuştu.

Bunun üzerine Fatıma (s.a) üzülerek ağlamış ve “Önceleri bana karşı hiç böyle davranmamıştı.” demişti. Daha sonra iki oğlunu (Hasan ve Hüseyin’i) çağırarak kapıdaki perdeyi yerinden sökmüş ve bilezikleri de kolundan çıkarıp her birini oğullarından birine vermiş ve şöyle demişti: “Babanızın yanına gidip selâmımı iletin ve deyin ki: Siz yolculukta iken bunları almanın dışında bir şey yapmış değiliz; bunları alıp dilediğiniz yerde kullanın.”

Hasan ve Hüseyin, annelerinin dediği gibi konuyu Allah Resulü’ne (s.a.a) ilettiler. Allah Resulü (s.a.a) her ikisini de öpüp bağrına bastı ve her birini bir dizine oturttu. Daha sonra bilezikleri parçalar hâlinde kırdırıp Suffe ehlini -ne evi ve ne de serveti olmayan muhacirler grubunu- çağırttı ve bileziklerin parçalarını onlara paylaştırdı; uzun ama ensiz olan perdeyi ise giysisi olmayan Suffe ehli arasında taksim etti.

Daha sonra Allah Resulü (s.a.a): “Yüce Allah Fatıma’ya rahmet etsin. Allah, bu perde karşılığında Fatıma’ya cennet giysileri giydirecek ve bu bilezikler karşılığında ise cennet süsleri verecektir.” buyurdu.(1)

Düğün Gömleği

Fatıma’nın (s.a) üzerindeki gömlek yamalıydı ve Allah Resulü (s.a.a) de, düğün gecesinde giymesi için ona yeni bir gömlek vermişti. Bu arada muhtaç ve fakir biri gelip eski bir elbise istedi. Fatıma (s.a) önce yamalı gömleğini vermek istemiş ancak yüce Allah’ın “Kesin olarak hayır ve ihsan mertebesine erişmezsiniz, sevdiğiniz şeyleri harcamadıkça.”(2) buyruğunu hatırlayınca, yeni gömleğini vermişti…(3)

Züht ve Allah Korkusu

“Ve şüphe yok ki onların hepsine de vaat edilen yer, cehennemdir. Orasının yedi kapısı var, her kapıya da onlardan bir kısmı ayrılmıştır.”(4) ayeti indiğinde, Allah Resulü (s.a.a) yüksek sesle ağlamış, ashap da Peygamber’in ağlaması üzerine ağlamıştı; ama Cebrail’in ne getirdiğini bilmiyor ve (Allah Resulü’nün -s.a.a- heybetinden) kimse de konuşmaya cüret edemiyordu.

Allah Resulü’nün (s.a.a), Fatıma’yı (s.a) görünce sevindiğini hatırlayan Selman, hemen olayı anlatmak için Fatıma’nın (s.a) evine gitmiş ve onun, birçok yeri hurma lifleriyle yamalı yün bir cübbe giymiş olduğu hâlde arpa öğüttüğünü ve “Allah katındaki, daha hayırlıdır ve daha sürekli.”(1) dediğini duymuştu.

Selman, Cebrail’in vahiy getirdiğini ve Allah Resulü’nün (s.a.a) de bundan etkilenerek ağladığını Fatıma’ya (s.a) bildirir. Hz. Fatıma (s.a) yerinden kalkarak yamalı cübbesini bürünür ve hareket eder. Selman (bunu görünce çok üzülür ve) şöyle der:

“Ne de üzücüdür, kisra ve kayser kızları ipek giysiler giyerken Muhammed’in kızı on iki yeri hurma lifiyle yamalı yün cübbe giysin!”

Fatıma (s.a), Allah Resulü’nün (s.a.a) huzuruna vararak selâm takdim ettikten sonra şöyle arz eder:

Babacığım! Selman benim giydiğim elbiseye hayret etmektedir; oysaki seni seçen Allah’a andolsun ki, beş yıldır (ben ve Ali) bir koyun postundan başka bir şeye sahip değiliz. Gündüzleri onun üzerinde devemize yem veriyoruz, geceleri ise yatak olarak kullanıyoruz. Yastığımız ise, hurma lifleriyle doldurulan bir başka deri parçasıdır!

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurur:

Selman! Benim kızım (Allah’a doğru) yol alanların öncüsüdür.

Hz. Fatıma (s.a) arz eder ki:

Babacığım! Canım feda olsun sana, ağlamanızın nedeni nedir?

Allah Resulü (s.a.a), Cebrail’in indirdiği ayetten haber verince, Fatıma (s.a) öyle ağlar ki, yere yığılır ve devamlı şöyle derdi:

Eyvahlar olsun! Cehennem ateşine düşenin vay hâline!…(1)

1- Fizze, çok takvalı kadınlardandı ve Hz. Fatıma’nın (s.a) evinde hizmet etmekteydi. Hz. Fatıma’nın (s.a) da buyurmuş olduğu gibi Ali (a.s) ile ortak hayatlarının ilk birkaç yılı yokluk ve yoksulluk içinde geçmişti. (Biharu’l-Envar, c.43, s.88) Ancak Allah Resulü’nün (s.a.a), Fedek mülkünü Hz. Fatıma’ya (s.a) bağışlamasından sonra durumu daha iyi olmuştu. Allah Resulü’nün (s.a.a), bir cariye olan Fizze’yi de Fatıma’ya (s.a) bağışladığı rivayet edilmiştir. (Menakıb, Şehraşub, c.3, s.120) Ehlibeyt’in büyük bir sıkıntı ve yoksulluk içinde yaşadığı görülmektedir. Bazı hadislerde evde hizmet eden birinden bahsediliyorsa bu, Hz. Fatıma’nın (s.a) hayatının farklı dönemleriyle ilintilidir. 2- Biharu’l-Envar, c.43, s.28; Beytü’l-Ahzan, s.203- Biharu’l-Envar, c.43, s.81; Uyunu Ahbari’r-Rıza, c.2, s.45; Menakıb, Şehraşub, c.3, s.121. (Bu rivayetin özeti biraz farkla aktarılmıştır.)

1- Biharu’l-Envar, c.43, s.83–84; Mekarimu’l-Ahlâk, s.94–95 (Beyrut basımı); Muntehe’l-Âmal, 159–160 ve Menakıb, Şehraşub, c.3, s.121 kitaplarında bu rivayet özetle aktarılmıştır.2- Âl-i İmrân Suresi, 923- Reyahinu’ş-Şeriat, c.1, s.1064- Hicr Suresi, 43–44.1- Kasas Suresi, 60.1- Reyahinu’ş-Şeriat, c.1, s.148; Beytü’l-Ahzan, s.28–29.

Kaynak: Hz. Fatıma (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.