Hz. Muhammed’in İlk Evliliği

Gençlik Dönemi ve Evlilik

Gençlik dönemi, insanın içgüdülerin uyandığı ve cinsel güçlerin ortaya çıktığı bir dönemdir.

Bu yaştaki kız ve erkekler, birbirlerine karşı içlerinde bir eğilim hisseder, bir yuva kurmadıkları sürece de psikolojik rahatlamaya ve ruhsal huzura kavuşamazlar ve içlerinde alevlenen ateş de sönmez.

Yüce İslâm dini, cinsel içgüdünün doğru yönde kullanılması ve taşkınlığı durumunda topluma bulaşacak olası zararlarının önlenmesi için gençlerin bir an önce evlenmesini ve de geçimlerini temin etme noktasında sıkıntı yaşayacakları bahanesine sığınarak evlilikten kaçınmamalarını emretmiştir.(1)

Evliliğin ilk basamaklarının ve geçim durumunun, altından çıkılmaz bir yük hâline geldiği olumsuz yaşam koşulları karşısında yapılabilecek en doğru iş, zeminin olgunlaşmasını ve şartların iyileşmesini beklemek ve de bu zaman zarfında iffeti yaşam sloganı edinmektir.(2)

Muhammed (s.a.a) de yirmi beş yaşına(3) kadar böylesi ağır koşullar altındaydı. Maddî açıdan henüz evlenmeye elverişli bir durumda olmadığından dolayı herhangi bir girişimde bulunmadı ve yaşam şartlarının olgunlaşmasını ve ortamın oluşmasını bekledi.(1)

Hatice’nin Teklifi

Hatice zengin ve soylu bir kadındı; insanlar onun servetiyle ve onun adına ticaret yapar, yaptıkları işe karşılık olarak da ondan ücret alırlardı.

Muhammed’in (s.a.a) emanete vefası, dürüstlüğü, üstün erdem ve kişiliği bütün Arabistan’da yankılanarak Hatice’nin de kulağına ulaşmıştı. Bu yüzden Hatice, Muhammed (s.a.a) ile çalışmayı düşündü ve düşüncesini ona açarak teklifini şöyle dile getirdi:

Bir köle (Meysere olarak bilinirdi) ile birlikte bir miktar mal sizin emrinize vereceğim ve karşılık olarak da başkalarına ödediğimden daha fazlasını size ödeyeceğim.

Muhammed (s.a.a), amcası Ebu Talib’in yaşlanıp yorgun düştüğünü, nüfusunun çok olduğunu ve buna karşılık da sıkıntı çekerek az gelirle geçinmeye çalıştığını yakından bildiği için Hatice’nin teklifini kabul etti.(2)

Hatice Kimdir?

Hatice, Hüveylid’in kızı ve kişilikli bir kadındı. Ebu Hale isminde biriyle evlenmiş ve onun ölümü sonrasında Atik Mahzumî ile evlenmişti ve o da vefat etmişti. Hatice, kırk yaşında olmasına rağmen zenginliği ve saygınlığı sebebiyle Kureyş’in büyüklerinden çoğu onunla evlenmek istemiş, ancak Hatice bu teklifleri geri çevirmişti. Çünkü o, kendisiyle evlenme teklifinde bulunanların, yaşanacak insanlar olmadıklarını veya malına göz dikmiş olduklarını çok iyi biliyordu.(1)

Muhammed (s.a.a) Şam Yolunda

Kureyş’in ticaret kervanı Şam’a gitmek için hazırlıklarını yaptığında Muhammed (s.a.a) de bu kervana katılmak üzere hazırlandı. Hatice, kölesi Meysere’ye: “Sen de Muhammed (s.a.a) ile Şam’a git ve onun emrinde ol.” dedi.

Bu, önemli bir yolculuktu ve bu bölüme sığmayacak kadar da ayrıntılıdır. Ancak bu ticaret yolculuğunun hayırlarla ve bereketlerle dolu olduğu şöyle özetlenebilir: Hem çok kârlı bir ticaret olmuştu, hem Muhammed’in (s.a.a) şaşkınlık uyandıran kişiliği kervandaki insanlarca anlaşılmıştı, hem yol esnasında Hıristiyan bir rahip o hazretle görüşmüş ve onun peygamberliğinden haber vermişti(2) ve hem de kutlu evliliğin zemini bu yolculukta oluşmuştu.

Bir süre sonra bu yolculuk son bulmuş ve kervan Şam’dan dönmüştü.

Hatice’nin isteği üzere Muhammed’in (s.a.a) maiyet ve hizmetinde bu yolculuğa katılan Meysere, yolculuğun ayrıntılarını, geçmişte hiç olmadığı kadar bir kârla döndüklerini, bu yolculukta Muhammed’den (s.a.a) gördüğü erdem ve kerametleri Hatice’ye anlattı.(3)

Meysere Muhammed’in (s.a.a) semavî kişiliğinden ve Kureyş’in en saygın kadını (Hatice) ile evleneceğinden haber veren Yahudi din bilgininin sözlerini de Hatice’ye aktarmıştı. Ayrıca Hatice’nin amcası Varaka b. Nevfel de, Son Peygamber’in zuhur edeceğini ve Hatice ile evleneceğini geçmiş peygamberlerin sözleri olarak anlatmıştı.(1) İşte bütün bunlar, Muhammed’in (s.a.a) sevgisini Hatice’nin kalbine ekmiş ve Muhammed’i (s.a.a), ideal eş olarak seçmesine neden olmuştu.(2)

Fakat bu düşüncesini Muhammed’e (s.a.a) nasıl açabilirdi? Bu, Kureyş’in en saygın kadını olan Hatice için kolay bir şey değildi.

Hatice’nin Evlilik Teklifi

Hatice, çok yakın arkadaşı ve sırlarının mahremi olan Nefise’den bu konuda Muhammed (s.a.a) ile görüşmesini istedi. Nefise, Muhammed’in (s.a.a) yanına gidip: “Niçin evlenmiyorsun?” dedi.

Muhammed (s.a.a): “Hayat şartları ve geçim durumum buna müsaade etmiyor.” diye karşılık verdi. Nefise: “Bu sorun halledilecek olsa, soylu bir aileden gelen cemal, servet ve üstünlük sahibi bir kadın da bulunacak olsa, onunla evlenir misin?” diye sordu. Muhammed (s.a.a): “Bu bahsettiğin kadın kimdir?”deyince, Nefise: “Hatice.” diye karşılık verdi. Muhammed (s.a.a) “Bu nasıl olur? Kureyş’in büyüklerinin ve zenginlerinin evlenme teklifini geri çeviren biri benimle evlenir mi hiç?” dedi. Nefise: “Neden olmasın ki?! Ben bunu hallederim.” dedi.(3)

Muhammed (s.a.a), Hatice’nin de evlenme isteğinden emin olunca, konuyu amcalarıyla paylaştı. Bu kutlu haberi duyan amcaları çok sevindiler. Hatice’nin evine gidip amaçlarını ilettiler ve nitekim evlilik merasimini özel bir şekilde gerçekleştirdiler.(1)

Muhammed (s.a.a) en güzel evlilik dönemini, yani ömrünün takriben yirmi beş yılını, kendisi için iyi bir eş ve aynı zamanda da en büyük yar-ü yaveri olan Hatice ile geçirdi.(2)

Hatice, Muhammed’e (s.a.a) iman eden ilk kadın olmakla birlikte, bütün servetini de İslâm dinini yaymak için onun emrine sundu.(3)

Muhammed (s.a.a) bu evlilikten, Kasım ve Tahir (çocukluk dönemlerinde Mekke’de öldüler) adında iki erkek çocuk ve Rukiye, Zeyneb, Ümm-ü Külsüm ve Fatıma (a.s) adında dört kız çocuk sahibi oldu.(4)

Hatice, Muhammed (s.a.a) ve getirmiş olduğu din için yaptığı fedakârlık ve özverisinden dolayı hayatı boyunca eşinin derin sevgisine muhatap oldu ve hatta ölümünden sonra bile Peygamberimiz (s.a.a) onu hatırladıkça, çok üzülüyor(5) ve ayrılığından dolayı da gözyaşı döküyordu. Her halükârda 65 yaşındayken; bisetin onuncu yılında Hatice’nin hayat güneşi battı(6) ve Muhammed’in (s.a.a) evi sonsuza dek Hatice’nin nurundan mahrum kaldı.

1- Nûr Suresi, 312- Nûr Suresi, 323- Biharu’l-Envar, c.16, s.3; Tarih-i Yakubî, c.2, s.15.1- A’yanü’ş-Şia, c.2, s.8; Sire-i Halebiyye, c.1, s.1522- Sire-i İbn Hişam, c.1, s.188 (1. baskı, 1375 h.k); Biharu’l-Envar, c.16, s.22.1- Biharu’l-Envar, c.16, s.12; Tarih-i Taberî, c.3, s.11272- Sire-i İbn Hişam, c.1, s.188 (1. baskı 1375 h.k). Bu, Hz. Muhammed’i (s.a.a) çocukluğunda mülakat eden Bahira değil, başka bir rahiptir.3- el-Kâmil-u fi’t-Tarih, İbn Esir, c.2, s.39, 1375 Beyrut basımı.1- Biharu’l-Envar, c.16, s.20–212- Biharu’l-Envar, c.16, s.20–213- Sire-i Halebiyye, c.1, s.152; A’yanü’ş-Şia, c.2, s.8.1- Biharu’l-Envar, c.16, s.56–732- Biharu’l-Envar, c.16, s.7–10–11; A’lamü’l-Vera, s.146. 3- Biharu’l-Envar, c.16, s.10–71; A’yanü’ş-Şia, c.2, s.84- Biharu’l-Envar, c.16, s.3; A’lamü’l-Vera, s.146; A’yanü’ş-Şia, c.2, s.18. [Hatice’nin, Peygamberimizden (s.a.a) önce evlenip evlenmediği konusu hakkında önceki dipnotlarımızın birinde açıklama yapmıştık.]5- Biharu’l-Envar, c.16, s.8.6- Biharu’l-Envar, c.16, s.13.Kaynak: Hz. Muhammed (s.a.a) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.