Allah’tan Gayrisinden Kopunca Fıtrat Belirir
Birçok ayet ve hadiste; her insanın çaresiz kalıp Allah’tan başka yardımcı bulamayınca ve O’ndan gayrisinden ümidini kesip kopunca mutlak güç sahibi olan yüce Allah’a yöneldiği ve doğası gereği (fıtrî olarak) kendisini, O müstağni yüce yaratıcıya muhtaç hissettiğinde ve insanın böyle bir hâlde olduğu zamanlarda kendisiyle Rabbi arasında ortak hiçbir mesafe kalmadığını açıkça gördüğü geçer.(1)
Her insan Allah’tan gayrisinden ümit kesip koptuğu zorluk anında, güç ve kudret sahibi olan yüce Allah’a teveccüh eder ve fıtrî olarak O’na muhtaç olduğunu görür. Eğer insan her zaman bu hâl oluştuğunda dikkatle baksa, Rabbi ile kendisi arasında hiçbir mesafenin bulunmadığını müşahede eder.
Emîrü’l-Müminin Hz. Ali (a.s) “Allah” kelimesini açıklarken şöyle buyurmaktadır:
Allah, her yaratılanın ihtiyaç ve zorluk anında (artık ümidini O’ndan başkasından kestiği ve dünyevi kurtarıcılardan meyus olduğunda) O’na sığındığı varlıktır.(2)
Adamın biri İmam Cafer Sâdık’a (a.s) gelerek şöyle bir soru sorar:
“Ey Resulullah’ın (s.a.a) oğlu; Allah’ı bana anlat ve tanıt, zira birileri karmaşık tartışmalarla zihnimi bulandırdı ve beni şaşkına çevirdi.”
İmam: “Şimdiye kadar hiç gemiye binmiş miydin?” diye sordu. Adam, “Evet”, deyince İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Hiç geminiz batma noktasına geldi mi ve sizi kurtaracak ne bir gemi, ne de yüzme bilen bir şahısın olmadığı bir durum vuku buldu mu?”
Adam yine “Evet.” dedi; O zaman İmam Cafer Sadık (a.s) “O durumda iken seni o tehlikeli durumdan kurtaracak bir gücün varlığını hissettin mi?” diye sordu. Adam: “Evet”, dedi. Bunun üzerine İmam şöyle devam etti:İşte, hiçbir kurtarıcının bulunmadığı ve hiçbir yardımcının olmadığı bir durumda seni kurtaracak ve sana yardım edebilecek o varlık Allah Teala’dır.(1)
Şair ne de güzel söylemiştir:(2)
Eşi ve benzeri olmayan / Varlığı hiçbir delil ve şahit gerektirmeyen Allah pek yücedir.
Bir belaya düşecek olsan / O’ndan başka medet umacağın kim var?
O hâlde Allah’ı tanıma fıtratı insanın varlığının asil ve temel sermayelerinden biridir ve hakikati ayna gibi yansıtır.Ne yazık ki zehirli propagandalar, telkinler, kötü çevre ve kısacası tek kelimeyle “günah” fıtratın hakkı göstermesini engellemektedir. Çünkü günah, bu parlak aynayı karartır:En kötü günahları tekrarlayarak işleyenlerin akıbeti, Allah’ın ayetlerini yalanlamak ve alay konusu etmek oldu.(3)
1- Yunus, 12; Zümer, 11; Ankebut, 65; Rum, 33; Lokman, 322- Mizanu’l-Hikmet, “Sâni” terimi.1- Biharu’l-Envar, c.3, s.412- Hodavendi ki bî karn o adîl est / Vücud-i Û ne mohtac-i delil est. Eger oftî be-dam-i ibtilaî / Be coz Û ez ke cûî rehaî. 3- Rum, 10
Kırk Derste Ehlibeyt İnançları / Üstad Asgar Kaimi