Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır:
Her çocuk fıtrat üzerine, Müslüman olarak doğar ve bu, sonradan onun anne veya babasının onu Yahudi veya Hıristiyan yapmasına dek sürer.
Zürare’den şöyle nakledilir:
Rum Suresi’nin 30. ayetinde geçen “Allah’ın fıtratı” tabirinin anlamını İmam Cafer Sâdık’tan (a.s) sordum, İmam şöyle buyurdu:
Yüce Allah bütün insanları Rablerini tanıyan bir yapı ve fıtratla yaratmıştır.
Yine bir başka hadiste bu ayette geçen “fıtrat”ın anlamı sorulduğunda İmam Cafer Sâdık’ın (a.s) şu cevabı verdiği yer alır:
Burada İslâm kastedilmektedir. Yüce Allah, insanoğlunu ilk yarattığında ondan tevhid ve Rabbini tanıyacağı yolunda söz alırken, din ihtiyacını da insanoğlunun yapı ve
fıtratının bir parçası olarak yarattı.
İmam Rıza (a.s) bu ayette geçen “Allah’ın fıtratı” ile ilgili olarak babasından, o da dedesi İmam Muhammed Bâkır’dan (a.s) şöyle rivayet eder:
Fıtrat yani Allah birdir ve O’ndan başka ilâh yoktur, Muhammed (s.a.a) onun elçisidir, Ali (a.s) müminlerin emiridir.
Demek isteniyor ki gerçek tevhid inancı; Hz. Peygamber’in (s.a.a) nübüvvetine ve Hz. Ali’nin (a.s) imametine ve velayetine inanmayı da gerektirir.
Ebu Basir kanalıyla İmam Cafer Sadık’ın (a.s) “Yüzünü Allah’ı birleyen olarak dine çevir.” ayetinden maksadın “velayet” olduğunu açıkladığı nakledilir.
Kısacası, her insanın yüce Allah’a ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Bu, Allah’ın her insanın fıtrat ve yapısına koyduğu bir duygudur, yabancı bilim adamları dahi buna itiraf etmişlerdir ki örneklerine daha sonra değineceğiz.
1- Rum, 302- Biharu’l-Envar, c.3, s.2813- age, s.2784- age, s. 278
Kırk Derste Ehlibeyt İnançları/ Üstad Asgar Kaimi