İki cihan serveri Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ilk torunu ve İmam Ali’yle (a.s) Hz. Fatıma Zehra’nın (s.a) ilk yavruları, Hicret’in 3. yılı ramazanının 15. gecesi dünyaya geldi.(1)
Resulullah (s.a.a) İmam Ali’nin (a.s) evine gelip onu kutlayarak Allah’ın emriyle bebeğe “Hasan” adını verdi.(2)
Hasan ve Hz. Peygamber
Bu bebeğin hayatının yedi yılı sevgili dedesi Hz. Resulullah’la (s.a.a) geçti.(3)
Şefkat ve sevgi sembolü dedesi onu pek sever, omuzlarına alıp “Allah’ım!” derdi, “Ben onu çok seviyorum, sen de sev!”(4)
Hasan’ı ve Hüseyin’i seven beni sevmiştir, onlara düşmanlık eden bana düşmanlık etmiştir.(5)
Hasan’la Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.(6)
Kıyam etseler de, otursalar da, bilin ki benim şu iki yavrum, imamdır.(1)
İmam Hasan (a.s) fevkalade büyük bir ruh ve değere sahipti; nitekim yaşça çok küçük olmasına rağmen Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Hasan’ı (a.s) bazı antlaşmalarda şahit olarak tutmuştur.
Vakıdî şöyle yazar:
Resulullah (s.a.a) Sakif için zimme antlaşması yaptı, bu ahitnameyi Halid b. Said yazdı. Allah’ın selâmı her ikisine olsun, Hasan’la Hüseyin de şahit olarak kaydedildiler.(2)
Resulullah (s.a.a), Allah’ın emriyle Necran Hıristiyanlarıyla “Mübahele”ye giderken yine Allah Teâlâ’nın emriyle yanına İmam Ali (a.s), Hz. Fatıma (a.s), İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin’i (a.s) almış ve Tathir Ayeti bu büyük insanlar hakkında nazil olmuştur.(3)
Hasan ve Babası
İmam Hasan (a.s), babasına karşı fevkalade itaatkârdı, daima onunlaydı; zulmedenleri eleştirir, mazlumları desteklerdi.
Resulullah’ın (s.a.a) pek sevdiği sahabesi Ebuzer’i, halife Osman Rebeze’ye sürgün etmiş, bununla da yetinmeyerek, Ebuzer’in uğurlanmasını yasaklamıştı. Fakat İmam Hasan (a.s), kardeşi İmam Hüseyin (a.s) ve babası İmam Ali’yle (a.s) birlikte Resulullah’ın (s.a.a) yiğit, dürüst ve takvalı sahabesi Ebuzer’i uğurlamaya gitmiş ve bu zalim uygulamasından dolayı Osman’ın hükümetini eleştirerek Ebuzer’e Allah yolunda sabırlı olmasını öğütlemişlerdir.(1)
Talha, Zübeyr ve Aişe’nin İslâm ümmetinde nifak yaratarak başlattıkları Cemel Savaşı’nın alevini söndürmek amacıyla Hicret’in 36. yılında babasının komutasında Basra’ya gitti. İmam Ali’nin (a.s) emriyle Basra’ya girmeden Hz. Resulullah’ın (s.a.a) takva sahibi büyük sahabesi Ammar’la birlikte Kûfe’ye giderek orada halkı toplamış ve hazırladığı orduyla Basra’da İmam’a katılmıştı.(2)
İmam Hasan (a.s), Abdullah b. Zübeyr’in İmam Ali’ye (a.s) attığı iftiraları -ki Osman’ı İmam’ın (a.s) öldürttüğünü söylüyordu- açık ve sağlam konuşmalar yaparak ortaya çıkardı. Daha sonra savaşa da katılarak bu savaştan muzaffer olarak geri döndü.(3)
İmam Hasan (a.s), Sıffin Savaşı’nda da büyük yararlılıklar gösterdi. O günlerde Muaviye, İmam Hasan’ı (a.s) kandırması için Ubeydullah b. Ömer’le ona bir mesaj göndererek: “Babanı desteklemekten vazgeç.” dedi ve şunları ekledi: “Bunu yaparsan senin halife olmanı sağlayacağız. Bilirsin ki baban, Kureyş’in önde gelenlerinin çoğunu öldüren kimsedir ve onların çocukları ve akrabaları aslında bu yüzden babana kin ve düşmanlık beslemektedirler; ama sana karşı daha yumuşaktır onlar…”
İmam Hasan (a.s), Muaviye’nin bu küstah ve komplo amaçlı mesajına şu karşılığı verdi:
Kureyş, İslâm sancağını yıkıp ortadan kaldırmak istiyordu. Ancak babam, Allah ve İslâm için onların asilerini öldürdü ve dağıttı. Onlar işte bu nedenle öteden beri babama kin ve düşmanlık beslemektedirler.(1)
İmam Hasan (a.s) bu savaşta bir lahza olsun sevgili babasını yalnız bırakmadı, daima onun yanında oldu. İmam Ali’yle (a.s) Muaviye arasında belirlenen hakemlerin ihanette bulunarak doğru hüküm vermemeleri üzerine İmam Hasan (a.s) yapmış olduğu etkileyici bir konuşmada şöyle buyurdu:
Bunlar, Allah’ın Kitabı’nı, kendi nefislerine tercih etmek için hakem seçildiler. Ancak bunun tam tersini yaptılar! Bu durumda böyle kimselere hakem değil, mahkûm denir.(2)
İmam Ali (a.s) son nefeslerini alıp verirken, Resulullah’ın (s.a.a) kendisine daha önceden emrettiği vasiyeti yerine getirerek kendisinden sonra Hz. Hasan’ın (a.s) İmam olduğunu açıkladı; İmam Hüseyin’i (a.s), diğer evlatlarını ve önde gelen Şiîlerini de buna tanık tuttu.(3)
1- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.169; Tarihu’l-Hulefa, Suyutî, s.188, Mısır basımı. Merhum Şeyh Kuleynî İmam Hasan’ın (a.s), Hicret’in 2. yılında dünyaya geldiğini yazar.2- Biharu’l-Envar, c.43, s.238, yeni baskı3- Delailu’l-İmame, Muhammed b. Cerir Taberî, s.604- Tarihu’l-Hulefa, s.1885- Biharu’l-Envar, 43/2646- Tarihu’l-Hulefa, s.189.1- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.181; Biharu’l-Envar, 43/2782- Tabakat-ı Kebir, c.1, 2. böl. s.333- Gayetu’l-Meram, s.287.1- Hayatu’l-İmami’l-Hasan b. Ali, c.1 s.260–2612- Tabakat-ı Kübra, c.3, 1. böl. s.203- Hayatu’l-İmami’l-Hasan b. Ali, 1/396–399.1- Hayatu’l-İmami’l-Hasan b. Ali, 1/444–4452- Hayatu’l-İmami’l-Hasan b. Ali, 1/4793- Usul-i Kâfi, 1/297–298.
Kaynak: İmam Hasan (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.