Hz. Muhammed’in Evliliklerinin Felsefesi

Müslüman olsun, Hıristiyan olsun, tarafsız araştırmacı ve tarihçiler şöyle yazmaktadırlar:

Allah Resulü’nün (s.a.a) evliliklerinin şehvet amaçlı olmadığı apaçık ortadadır. Eğer Muhammed (s.a.a) şehvet amaçlı evlenmiş olsaydı, gençlerin heyecan ve coşku döneminden ibaret olan ve genç bir eşten başka bir şey düşünmedikleri yirmi beş yaşında, gençliğini önceki kocalarının evinde yitiren kırk yaşındaki Hatice ile evlenmezdi.

Güzel Arap kız ve kadınları, Muhammed (s.a.a) ile evlenme onuruna ulaşmak istedikleri hâlde, o Hazret takriben yirmi beş yıl(1) olanca sefa ve samimiyetini Hatice ile paylaştı ve başka bir kız veya kadınla da evlenmedi.

Kuşkusuz, eğer Hz. Peygamber (s.a.a) şehvet düşkünü olsaydı, bu uzun süre boyunca genç kadınlarla evlenmekten sakınamazdı.

Eleştirenlerin Rezil Oluşu

Eğer eleştirmenler: “Gençliğini dul ve yaşlı bir kadınla geçirerek başka bir kadınla evlenmeyen, yaşlılığı ve de İslâm’ın iç ve dış dengelerini koruyabilme uğraşısı sebebiyle evlenme fırsatı bulamayan Allah Resulü (s.a.a), ne oldu da ömrünün son on yılında birçok evliliklere teşebbüs etti?” diye soracak olurlarsa, onları biraz düşünmeye davet ederiz.

Düşkün, korumasız ve yetim çocukları olan kadınları himaye altına almanın kendisi büyük bir riyazet değil midir? Farklı ahlâk, huy ve yapıya sahip olan kadınlarla bir arada olmak, zevk ve sefa sürmekle nasıl bağdaştırılabilir? Elli yaşın üstünde olan kâmil bir insanın, fertlerin değer ve makamını tanımayan genç bir kadınla yaşaması kolay mıdır?(1)

Eleştirmenlerin bu sorulara verebilecek cevapları yoktur. İtiraf etmeliler ki, Hz. Muhammed (s.a.a) şehvet düşkünü biri değildi. İnat ve zulümle onu şehvet düşkünü diye suçluyorlar. Bu ne büyük bir haksızlık ve ne büyük insafsızlıktır!

John Diwen Purt şöyle diyor:

Çok evliliklerin normal bir şey kabul edildiği bir ülkede yaşayan şehvet düşkünü bir insanın, yirmi beş yıl boyunca bir kadınla yetinmesi nasıl mümkün olur?!(2)

Allah Resulü’nün Eşlerinin Sayısı

Hz. Peygamber (s.a.a), Hatice’den sonra Sûde, Ayşe, Gaziye, Hafsa, Ümm-ü Habibe, Ümm-ü Seleme, Cehş kızı Zeyneb, Hüzeyme kızı Zeyneb, Meymune, Cüveyriye ve Safiye ile evlendi.(3)

Resulullah’ın (s.a.a) birçok kez evlilik yapmasını gerektiren konum ve koşullar hakkında kısa bir araştırma yapalım.

Allah Resulü’nün (s.a.a) evliliklerinin birkaç amaçlı olduğu söylenebilir:

1- Rahat ve izzetli bir yaşam sahibi olduktan sonra aile reisini kaybetmekle iman ve haysiyeti tehlikeye düşen kadınların onurlarını ve öksüz çocuklarını korumak için yapılan evlilik.

Bu durumda olan kadınlar, genellikle kabileleri tarafından alınıyor, inkârcılığa ve dinden çıkmaya mecbur ediliyorlardı. Sûde bunun örneğidir. O, eşiyle birlikte Habeşistan’a hicret ettikten sonra kocası ölmüş ve kimsesiz kalmıştı.

Allah Resulü (s.a.a), eşi Hatice’nin ölümünden bir süre sonra onunla evlendi.(1)

Bunun bir diğer örneği Hüzeyme’nin kızı Zeyneb’dir. Dertlilerin dert ortağı ve cömert bir kadın olan ve de “Düşkünler Anası” lakabıyla tanınan Zeyneb, eşinin ölümünden sonra bir yandan kimsesiz kalırken, öte yandan da yoksulluğun pençesine düşmüştü. Bunun üzerine de Allah Resulü (s.a.a), Zeyneb’in onur ve haysiyetini korumak için onunla evlilik yapmış ve Peygamber (s.a.a) hayatta iken de Zeyneb vefat etmişti.(2)

Bu bölüm altında değerlendirilir bir diğer örnek de Ümm-ü Seleme’dir. O yaşlı ve imanlı bir kadındı; bakıma ve korunmaya muhtaç yetim çocukları vardı ve bu nedenle Peygamberimiz (s.a.a) onunla evlenmişti.(3)

2- Kanun koyuculuk ve de cahiliyet döneminin yanlış geleneklerini yıkmak açısından yapılan evlilik.

Cahş kızı Zeyneb, Resulullah’ın (s.a.a) halası kızıydı. O, Resulullah’ın (s.a.a) oğulluğu Harise oğlu Zeyd ile evlenmişti. Zeyneb, Kureyş’in büyüğü Abdulmuttalib’in torunlarındandı; Zeyd ise Resulullah (s.a.a) vesilesiyle azat edilen bir köle idi.

Peygamber efendimizin (s.a.a) emriyle gerçekleşen bu evliliğin kendisi, yanlış ve hiçbir değer ifade etmeyen sınıfsal imtiyazın, İslâm dini tarafından lağvedilmesinin bir örneğidir.

Zeyneb, sahip olduğu konum ve kimlik hasebiyle Zeyd’in karşısında ululanıyor ve böylece de yaşamı çekilmez hâle getiriyordu. Hz. Peygamber (s.a.a) her ne kadar nasihat ettiyse de, onlar bundan etkilenmediler. Zeyneb’e olan isteğini kaybeden Zeyd sonunda onu boşadı.(1)

Zeyneb’in boşanmasından sonra Hz. Peygamber (s.a.a), cahiliyet dönemi insanları arasında yaygın olan bir geleneği (oğulluğu gerçek oğul sayıp ondan boşanan eşiyle evlenmemek) ortadan kaldırmak için Allah’ın emri gereği onunla evlendi.(2)

3- Esir ve köleleri özgürlüklerine kavuşturmak için yapılan evlilik.

Mustalik Oğulları büyük bir kabileydi. Bunlar, İslâm ordusuyla savaşa girmiş ve yenilip esir düşmüşlerdi. Hz. Peygamber (s.a.a), Mustalik Oğulları kabilesinin reisi olan Haris’in kızı Cüveyriye ile evlendi. Müslümanlar, ellerindeki esirlerin Hz. Peygamber (s.a.a) ile yakınlık kazandığını görünce, onların çoğunu azat ettiler. İbn Hişam’ın deyimiyle, bu evliliğin bereketiyle Mustalik Oğulları’ndan yüz aile azat edildi.(3)

4- Büyük Arap kabileleriyle akrabalık bağı oluşturarak onların muhalefetlerini önlemek ve iç siyaseti korumak için yapılan evlilikler.

Hz. Peygamber’in (s.a.a) Ayşe, Hafsa, Ümm-ü Habibe, Safiye ve Meymune ile evliliği bu çizgi doğrultusunda gerçekleşmiştir.

Ümm-ü Habibe, Peygamber (s.a.a) ailesinin amansız düşmanı olan Ebu Süfyan’ın kızıdır. Ümm-ü Habibe’nin kocası Habeşistan’a hicret ettikten sonra İslâm dininden dönerek Hıristiyan olmuş ve ölmüştü. Ümm-ü Habibe büyük bir ıstırap ve üzüntü içerisindeydi. Çünkü o Müslüman’dı, babası Ebu Süfyan ise Peygamber’in (s.a.a) bir numaralı düşmanıydı. Bu yüzden de ona sığınamıyordu. Bu sebeple kimsesiz ve mahrum kalmıştı.

Hz. Peygamber (s.a.a) hem Ümeyye Oğulları’nın kalbini kazanmak, hem de Ümm-ü Habibe’yi kimsesiz ortada bırakmamak için onunla evlendi.(1)

Safiye, Nezir Oğulları kabilesinin reisi Cübey İbn Ahtab’ın kızıdır. Yahudi esirler, Müslümanlar arasında taksim edildikten sonra Hz. Peygamber (s.a.a), onun haysiyetini korumak için onunla evlendi ve böylece de İsrail Oğulları’nın en büyük kabilelerinden biri ile akrabalık bağı oluşturdu.(2)

Meymune, büyük kabilelerden biri olan Mahzum Oğulları’na mensuptu ve Resulullah (s.a.a) Hicret’in yedinci yılında onunla evlenmişti.(3)

Hz. Peygamber (s.a.a) Aişe dışındaki eşleriyle evlendiği zaman onlar dul ve çoğu da gençlik ve tazelik dönemlerini geride bırakmıştı. Bunun kendisi, Hz. Peygamber’in (s.a.a) yaptığı evliliklerin, İslâm dininin kutsal maslahat ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştiğini kanıtlayan en büyük delildir. Şehvet düşkünlüğü ve benzeri iftiralar, Peygamber’in (s.a.a) yüce kişiliği ile asla bağdaşır şeyler değildir.

1- Murucu’z-Zeheb, c.2, s.287.1- Bununla kastedilen Ayşe’dir.2- Ozr-i Taksir be-Pişgah-ı Muhammed ve Kur’ân, s.353- Biharu’l-Envar, c.22, s.200–204.1- Muhammed’in (s.a.a) Hayatı, Dr. Heykel, s.3192- Biharu’l-Envar, c.22, s.203; Muhammed’in (s.a.a) Hayatı, Dr. Heykel, s.3203- Muhammed’in (s.a.a) Hayatı, Dr. Heykel, s.321.1- Biharu’l-Envar, c.22, s.214–2182- Ahzâb Suresi, 373- Sire-i İbn Hişam, c.3, s.295.1- el-İsabe ve’l-İstiab, s.305; Mevsuat-u Âli’n-Nebi, s.369–374; Sire-i İbn Hişam, c.1, s.223; A’lamü’l-Vera, s.141 2- Mevsuat-u Âli’n-Nebi, s.345; A’lamü’l-Vera, s.142 3- Biharu’l-Envar, c.22, s.203; Sire-i İbn Hişam, c.1, s.372; Mevsuet-u Âli’n-Nebi, s.404.Kaynak: Hz. Muhammed (s.a.a) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.