Hz. Mehdi (a.s) mevzuuna gelmekteyiz, önce Ehlisünnet’ten ulaşan birkaç rivayeti aktarıyor ve hüccet teşkil etmesini umuyoruz:
Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:
Ahir zamanda benim soyumdan gelen bir evladım zuhur edecektir; adı benim adım, künyesi benim künyemdir. Zulümle dolan dünyayı adaletle dolduracak olan bu kişi Mehdi’dir.(1)
Yine Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:
Dünyanın sonuna bir gün kalsa bile yüce Rabbim zulümle dolu dünyayı adaletle doldurması için benim Ehlibeyt’imden olan birini gönderecektir.(2)
Bir başka hadiste şöyle buyurduğu geçer:Benim ümmetimden, Hüseyin’in oğullarından biri, zulümle dolu dünyayı adaletle doldurmadıkça dünya yok olmayacaktır.(3)
Şia uleması da Hz. Mehdi (a.s) hakkında çok sayıda hadisler nakletmiş, kitaplar yazmışlardır, fevkalâde net ve tafsilatlı olması nedeniyle, burada bütün bunları ayrıca ele almamıza gerek olmadığı kanısındayız.
Hz. Mehdi’nin (a.s) Doğumunun Gizli Oluşu
İmam Hüccet İbni’l-Hasan el-Mehdi (a.s) hicri 255 yılı Şaban Ayı’nın 15. günü dünyaya geldi. Annesi Nergis Hatun, babası İmam Hasan Askerî’dir. Hz. Mehdi’nin (a.s) dünyaya gelişinin insanlardan gizli tutulmasının nedeni şudur:
Hz. Mehdi’nin (a.s) dünyaya geldiği günler, zalim ve acımasız Abbasî iktidarının, İslâm beldelerinde hüküm sürdüğü döneme rastlıyordu. Abbasî halifeleri birçok hadiste, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) bir oğlu olacağının ve bu zatın bütün yeryüzünden zulmün kökünü kazıyacağının haber verilmiş olduğunu biliyor, bu nedenle de Muhammed (s.a.a) soyunun kıyam edecek olan bu imamını dünyaya gelir gelmez yok etmek için tetikte bekliyorlardı.
Bu nedenle Abbasî halifesi Mütevekkil hicrî 235’te Hz. İmam Hâdi’yi (a.s) ailesiyle birlikte zorla Medine’den ayırıp, hilafetin başkenti Samerra’ya getirtti ve burada adına “Askerî” denilen bir mahallede sürekli göz altında ikamete zorladı.
Abbasî halifesi Mutemid de İmam Hasan Askerî’nin (a.s) dünyaya gelecek olan oğlunu ele geçirebilmek için yoğun bir faaliyet başlattı. Çok sayıda ebe müfettiş ve casus görevlendirerek Hz. Mehdi’nin (a.s) izini sürdü, bu görevliler başta İmam Hasan Askerî gelmek üzere bütün Alevilerin evlerine ani baskınlar düzenliyorlardı. Görevleri, Hz. Mehdi (a.s) olduğundan şüphelendikleri bebeği veya çocuğu bulur bulmaz öldürmekti.Bu nedenle, Ehlibeyt’ten (a.s) ulaşan hadis ve rivayetlerde Hz. Mehdi’nin (a.s) gizli doğumu, Hz. Musa’nın (a.s) gizli doğumuna benzetilmiştir. Nitekim Hz. Musa’nın (a.s) annesinde olduğu gibi Hz. Mehdi’nin (a.s) annesi Nergis Hatun’da da hamileliğini belli edecek bir görünüm olmamış ve hamile olduğunu kimse fark etmemiştir. Hatta İmam Hasan Askerî (a.s) halası Hekime Hatun’a “Beklenen çocuk bu gece dünyaya gelecek, bu gece bizde kal.” dediğinde halası şaşırmış, hayretler içinde kalmıştı. Çünkü Nergis Hatun’da o güne değin hamileliğe dair hiçbir belirti yoktu!
Hz. Mehdi (a.s) dünyaya geldikten sonra İmam Hasan Askerî (a.s) bunu bir sır olarak gizledi ve çok yakın ashabından başka kimseye bebeği göstermedi.
Şeyh Saduk, İkmalu’d-Din adlı eserinde Ahmed İbn Hasan Kummî’den rivayetle şöyle yazar: Dedeme (Ahmed İbn İshak) İmam Askerî’den (a.s) bir mektup geldi, mektupta şöyle yazılıydı:…Oğlum dünyaya geldi. Bu bir sırdır ve halkın bilmemesi gerekir. Sadece çok yakın bazı akrabamız ve özel yarenlerimize bildirmiş bulunmaktayız…
Hz. Mehdi’nin (a.s) Özellik ve Vasıfları
1- Onun nuru, diğer Ehlibeyt İmamları’nın nuru arasında, yıldızlar kümesinde parlayıp duran bir yıldız gibidir.
2- Baba tarafından Ehlibeyt İmamları vasıtasıyla soyu bizzat Hz. Resulullah’a (s.a.a) ve anne tarafından da Roma imparatoru ailesi vasıtasıyla Hz. İsa’nın (a.s) vasisi Şem’un Safa’ya (a.s) ulaşır.
3- Dünyaya geldiği gün o arşa götürüldü ve yüce Allah tarafından kendisine şöyle hitap edildi:Hoş geldin ey kulum! Benim dinime yardımcı olacak, emrimi izhâr edecek ve kullarıma hidayeti göstereceksin!
4- Resulullah’ın (s.a.a) mübarek ismi ve künyesi Hz. Mehdi’de (a.s) toplanmıştır.
5- Vasilik, onunla son bulmuştur. Hz. Resul-ü Ekrem efendimiz nasıl son peygamber ise İmam Mehdi de (a.s) son vâsi ve “hâtemu’l-evsiyâ”dır.
6- Dünyaya geldiği andan itibaren “Ruhu’l-Kudüs”e emanet edildi, nur âleminde ve kutsi ortamda yetiştirildi. Kerrubî melekler ve kutsi ruhlarla muaşereti vardır.
7- Hiçbir zorbanın ve tağutun emrine girmemiş, biat etmemiştir ve etmeyecektir de.
8- Onun zuhurunda çok şaşırtıcı ve hayret verici olaylar vuku bulacak, çok ilginç gök ve yer hadiseleri ve alametleri baş gösterecektir; hiçbir hüccette görülmeyen olay ve zuhurattır bunlar.
9- Zuhuru yaklaştığında gökten gelen bir ses onun adını söyleyecek ve duyuracaktır.
10- Resulullah’ın (s.a.a) vefatından sonra İmam Ali’nin (a.s) derleyip muntazam hâlde bir araya getirdiği ve bugüne kadar gizli kalmış olan orijinal Kur’ân mushafı ortaya çıkacaktır.
11- Nereye gitse, daima başının üzerinde beyaz bir bulut olacaktır.
12- Geçip giden gündüzlerle geceler ve ömrünün uzunluğu onun sağlığı, görünüşü ve vücut organlarını etkilemez; nitekim zuhur ettiğinde 30 veya 40 yaşlarında görünecektir.
13- O zuhur ettiğinde yeryüzü bütün zenginlik, hazine ve definelerini açığa vurup ona sunacaktır.
14- Onun kutlu varlığının bereketi sayesinde insanların aklı kemal bulup olgunlaşacak, mübarek elini insanların başına koyduğunda yürekler kin ve kıskançlıklardan arınıp müminlerin kalbine ilim dolacaktır.
15- Onun ashabının ömrü çok uzun olacaktır.
16- Ashabında hiçbir rahatsızlık, hastalık, zaaf ve belâ kalmayacak, her biri 40 yiğidin gücüne sahip olacaktır.
17- Onun nuru sayesinde insanların güneşle ayın ışığına ihtiyacı kalmayacaktır.
18- Hz. Resulullah’ın (s.a.a) sancağıyla bayrağı ondadır.
19- Onun iktidarının sınırları doğudan batıya bütün dünyayı içine alacaktır.
20- Bütün dünyayı adaletle dolduracaktır.
21- Bazı ölüler dirilip onun safında yer alacaktır. Bunlar arasında Hz. Musa’nın (a.s) ashabından 27 kişi, Ashab-ı Kehf’ten 7 kişi, Yuşa İbn Nun, Selman, Ebuzer, Mikdad, Malik-i Eşter de yer alacak, çeşitli şehirlerle diyarları yöneteceklerdir. 40 sabah Ahd Duası’nı okuyan onun yarenlerine katılır ve zuhurdan önce ölecek olursa zuhurdan sonra diriltilip onun emrinde çalışma şerefine nail olur.
22- Zuhur çağına kadar icra edilmeyen ahkâm-ı mahsusa, onun zamanında icra edilecektir.
23- Toplamı 23 harf (dal) olan ve o zamana kadar sadece 2 harfi (dalı veya türü) bilinen bütün ilimleri açıklayacak ve zahir edecektir.
24- Hiç kimsenin vücuduna tam olarak oturmayan Hz. Resulullah’ın (s.a.a) zırhı ona tam olarak uyacak ve üzerine biçilmiş kaftan gibi vücuduna oturacaktır.
25- Onun döneminde kâfirlerle müşriklere karşı takiye hükmü kalkacaktır.
26- Kimsenin şahit ve delil göstermesine gerek kalmayacak, tıpkı Hz. Davud (a.s) gibi Hz. Mehdi de (a.s) imamet ilmiyle hükmedecektir.
27- Yağmur, ağaçlar, meyveler vb. yeryüzü nimetleri bollaşacaktır.
28- Hz. Mehdi’nin (a.s) hükümet merkezi ve karargâhı olacak olan Küfe şehrinin sırtlarındaki Hz. Musa (a.s) Kayası’ndan biri su, diğeri süt akan iki ırmak oluşacaktır.
29- Hz. İsa (a.s) Hz. Mehdi’ye (a.s) yardımcı olmak için gökten inecek ve onun imametinde namaz kılacaktır.
30- Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhuruyla birlikte yeryüzünde zorbalarla zalimlerin egemenliği tamamen son bulacaktır.
İmam Cafer Sâdık (a.s) “Herkesin beklediği bir devlet ve hükmet vardır. Bizim devletimiz de ahir zamanda ortaya çıkacaktır.” mealindeki bir beyti sık sık tekrarlardı.
Hz. Mehdi’nin (a.s) iktidar ve devletinden sonra diğer Ehlibeyt İmamları rec’at edecektir.(1)
Hz. Mehdi’nin (a.s) Şemaili
Hadislerde İmam-ı Zaman Hz. Mehdi’nin (a.s) insanlar arasında Hz. Resulullah’a (s.a.a) en çok benzeyen kimse olduğu geçer; bu belgelerde Hz. Mehdi’nin (a.s) şemail, karakter ve kişisel özelliklerinin şunlar olduğu belirtilmiştir:
1- Al yanaklı, beyaz çehreli.
2- Buğday tenlidir, geceleri pek az uyuduğundan benzi soluk gibidir.
3- Açık ve geniş, beyaz ve parlak alınlıdır.
4- Kaşları birbirine kavuşuk (çatma kaşlı), burnu muntazam ve düzdür.
5- Yüzü güzeldir.
6- Saçları ve sakalı siyah, mübarek çehresi ise alabildiğine parlak ve nurludur.
7- Sağ yanağında yıldızı andıran bir beni vardır.
8- Dişleri biraz aralıdır.
9- Gözleri adeta sürme çekilmiş gibi ve siyahtır; başında bir iz vardır.
10- Geniş omuzludur.
11- Karnı ve baldırları Hz. Ali’ninkine benzer.
12- Rivayette Hz. Mehdi’nin (a.s) cennet ehlinin tavusu olduğu, çehresinin dolunay misali parlak, üzerinde nurdan elbiseler bulunduğu geçer.
13- Ne uzun, ne de kısadır; orta boyludur.
14- Fevkalade uyumlu ve eşi görülmemiş mütenasip bir vücut yapısı vardır, yakışıklıdır.
Allah’ın salât ve selamı ona ve temiz atalarına olsun.
İmam-ı Zaman’ın (a.s) Küçük Gaybeti
Hz. Mehdi’nin (a.s) küçük gaybet dönemi, sevgili babasını kaybetmesiyle başladı, babasının cenaze namazını bizzat kıldırdıktan sonra Hz. Mehdi (a.s) gaybete çekildi.
Bu dönemde kendi belirlediği özel naipler ve temsilcileri vasıtasıyla Şialarının sorularına cevap verip sorunlarını gideriyordu.
Bu şekilde ard arda dört naip belirledi, bunlar kendisi ve halk arasında aracılık yapıyor, emirlerini Müslümanlara iletiyorlardı.
1. Naib: Ebu Amr Osman İbn Said Amrî el-Esedî hicri 260–280 yılları arasında naiplikte bulundu.
2. Naib: Birinci naibin oğlu Muhammed İbn Osman el-Amrî, babasının vefatından sonra hicri 280–305 yılları arasında İmam’ın (a.s) özel temsilciliğini yaptı.
3. Naip: Ebu’l-Kasım Hüseyin İbn Ruh Nevbahtî 305-326’lı yıllarda naipliği üstlendi.
4. Naip: Ebu’l-Hasan Ali İbn Muhammed Semerî (veya Semurî) hicri 326’da naip oldu ve 329. yılın Şaban ayının 15’inde vefat etti.
Bu dört kişinin naipliklerini sürdürdüğü yer Bağdat’tı, bugün her dördünün de türbesi Bağdat’tadır. Dördüncü naibin vefatıyla birlikte büyük gizlilik (gaybet-i kübrâ) dönemi başladı.
Hz. Mehdi’nin (a.s) Büyük Gaybeti
Son naip Ali İbn Muhammed Semerî, ölümünden altı gün önce Hz. Mehdi’den (a.s) şu mektubu aldı:
Ey Ali b. Muhammed Semerî! Senin yokluğunda Rabbim din kardeşlerine büyük bir sabır versin inşallah. Altı gün sonra bu dünyadan göçeceksin; işlerini yoluna koy ve hazırlan. Kendinden sonra kesinlikle naip belirleme, artık büyük gaybet dönemine geçmiş bulunuyoruz; yüce Rabbim emretmediği sürece ben zuhur etmeyeceğim. Bu zuhur ise epey zaman geçtikten, yürekler iyice katılaştıktan, bütün yeryüzü zulüm ve haksızlığa boğulduktan sonra gerçekleşecektir ancak! Bazı Şiîlerim size gelip beni gördükleri iddiasında bulunacaklardır. Biliniz ki Süfyanî’nin isyanı ve gökten duyulacak feryattan önce beni gördüğünü söyleyen herkes yalancı ve iftiracıdır. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi’l-Aliyyi’l-Azim!(1)
Binaenaleyh büyük gaybet döneminde Müslümanların ulema ve müçtehitlere müracaat etmesi gerekmektedir.
Nitekim bizzat Hz. Mehdi (a.s) de İshak İbn Yakub’un sorularına Muhammed b. Osman b. Said Amrî vasıtasıyla verdiği cevapta şöyle buyuruyor:
Bir sorunla karşılaştığınızda hadis râvilerine başvurun, zira onlar benim size hüccetim, ben de onlara Rabbimin hüccetiyim. Allah İmam Mehdi’nin zuhurunu çabuklaştırsın ve bizi onun yarenlerinden karar kılsın inşallah. Âmin.
1- Et Tezkire, s.404 ve Minhac’us-Sunne, s.211.2- Yenabiu’l-Mevedde, c.3, s.89; Sicistâni Süneni, c.4, s.151; Müsned, c.1, s.99, Nuru’l-Ebsar, s.2293- Meveddetu’l-Kurbâ, s.96; Yenâbiu’l-Mevedde, s.455.1- Muhaddis Kummî’nin Muntehe’l-Âmal’daki naklinden özetle iktibas.1- Muntehe’l-Âmal’dan Şey Tusi ve Şeyh Saduk’un nakli ile.
İmamet konusunda şu kaynaklardan yararlanılmıştır:– Biharu’l-Envar, Allame Meclisi– Hakku’l-Yakin, Allame Meclisi– İsbâtu’l-Hüdat, Şeyh Hürr Âmulî– el-Müracaat, Seyyid Şerefüddin– Berresiy-i Mesail-i Külliy-i İmamet, İbrahim Emini– Usul-i Akaid Ra İngune Tedris Konim, İmami, Aştiyani, Hasani– Mekarim Şirazi, Sübhani, Üstâdi, Reyşehri ve Kıraati gibi değerli alimlerin akaid kitapları– Kelimu’t-Tayyib, Merhum Tayyib
Kırk Derste Ehlibeyt İnançları / Üstad Asgar Kaimi