Hz. Ali’nin Basiret ve Vefâkarlık Örneği Üç Komutanı

11.11.2025 15:02
6
A+
A-

Müminlerin Emiri Ali (a.s), mübarek ömrünün son hutbesinde şu sözleriyle, “Kardeşlerim nerede? Ammar, İbn Teyyihân ve Zü’ş-Şehadeteyn nerede?” Sıffin Savaşı’nın en şerefli üç komutanını anmıştır. (Nehcü’l-Belâğa, Hutbe 182) Onlar, en zorlu meydanlarda hakla ölüm üzerine biat etmiş, direniş yolunun kandilleri olmuşlardı.

Şimdi bu direniş öncülerini kısaca hatırlayalım:

Ammar b. Yasir – Hakkı Ayırt Etmede Ölçü

Ammar, imanın bayraktarı ve hakkın ateş gibi diliydi. İşkence gördü, sürgün edildi, ama kıblesinin yönü asla değişmedi. Mekke’de gördüğü işkenceden Sıffin’deki şehadetine kadar bir an bile şüphe etmedi. Peygamber (s.a.a) onun hakkında, “Seni zalim bir topluluk öldürecek” buyurmuştu. Onun şehadeti, hakkın cephesini belirleyen bir işaret oldu.Bugünün medya dünyasında, batılın hakikati örttüğü bir çağda, Ammar’ın izinden giden kişi bu toza-toprağa aldanmaz, hakikati tahrif edenlerin boyunduruğuna girmez.

İbn Teyyihân – Siyaset ve Savaşta Cesaret

Mâlik b. Teyyihân, Bedir Savaşı’nın tecrübeli bir gazisiydi. İki kılıçla savaşırdı ve bu yüzden “Zü’s-seyfeyn” (iki kılıç sahibi) lakabıyla tanınırdı. Onun ikinci kılıcı, diliydi. Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra, halifeler döneminde, herkesin sustuğu bir zamanda Mescid’de Gadir Hum olayı hakkında açıkça konuştu.Bu tutum, sorumlu bir komutanın sahip olması gereken basireti gösterir: siyasette dirayet, imanda sağlamlık ve tavırda açık sözlülük.

Huzeyme Zü’ş-Şehadeteyn – Yakîne Kadar İman

Ve Huzeyme b. Sabit’in hikâyesi… Bir gün Peygamber (s.a.a) bir at satın aldı, fakat satıcı sonradan inkâr etti. Huzeyme gelip “Evet, alışveriş gerçekleşti” diye şahitlik etti. Peygamber (s.a.a) hayretle sordu: “Sen orada değildin ki, bunu nereden biliyorsun?” Huzeyme dedi ki: “Siz söylüyorsanız, sanki oradaydım ve gördüm.” Bunun üzerine Peygamber (s.a.a), Huzeyme’nin şahitliğini iki kişinin şahitliğine denk kabul etti. Gerçek bir takipçi, tanıdığı için itaat eder; mecbur olduğu için değil.

İmam (a.s) Nehcü’l-Belağa’da nakledilen hutbesinin sonunda şöyle buyurmuştur:

“Benim dostlarım Kur’an okudular, onunla hükmettiler ve Allah’ın sünnetini kabul ettiler.”

Yani onların imanı bilinçliydi, taklitçi değil.Velayet yolunun yolcusu, farkında olan bir takipçidir; niçin ayakta durduğunu bilir, sadece kimin yanında durduğunu değil.

Zamanımızın da kendi Sıffin’i vardır. Eğer Ammar’ın basiretini, İbn Teyyihân’ın cesaretini ve Huzeyme’nin yakînini kuşanabilirsek, hangi cephede olursak olalım zafer bizimdir.