Test

Meadın aklî ve fıtrî delilleri, “Meşşâ”, “İşrâk” ve “Hikmet-i Müteâliye” olmak üzere üç felsefî ekolün görüşleri ile kelâmî ve irfanî bakış açılarının ortaya konulmasıyla daha açık hâle gelecektir. Düşünürlerin eserlerinde bu konunun kapsamı; meadın imkânı, sübutu, ispatı ve cismanî, nefsanî yahut her ikisi birlikte olacak şekilde nasıl gerçekleşeceği gibi meseleleri...
18.09.2026 15:34
“Muhabbet”, “hubb” kökünden gelir ve sevgi anlamındadır. Allah’ın kullarına olan muhabbeti, örfte anlaşılan anlamdaki sevgi değildir; çünkü bu örfî anlam, nefsanî bir etkilenmeyi gerektirir ve Allah bundan pak ve münezzehtir. Aksine Allah’ın kullarına olan sevgisi, O’nun kendi zatına olan sevgisinden kaynaklanır. Allah kendi fiillerini sever ve yaratılmışlar da O’nun fiilinin...
18.09.2026 15:34
Fıkhî ve tarihî araştırmalara göre “diyet”, zararın telafi edilmesi amacıyla teşri edilmiş ekonomik bir husustur. Diğer taraftan İslam’ın gerçekleştirmeyi hedeflediği ideal toplumda ekonomik faaliyetlerin büyük kısmı erkeğin omuzlarına yüklenmiştir. Yani erkeğin ekonomik görevlerine genel olarak baktığımızda, erkeğin, kadının muaf tutulduğu birtakım yükümlülüklere sahip olduğunu görürüz. Bir kadının en önemli görevi...
18.09.2026 15:34
İster ihtiyar sahibi olsun ister olmasın, hiçbir mahlûkun hiçbir ibadetinden Allah’a herhangi bir fayda ulaşmaz! Ancak ihtiyarî ibadet; ibadet eden kimsenin tekâmülü, yücelmesi ve tedricî gelişimi, derecesinin yükselmesi ve varlık bakımından Allah’a yakınlığının artması açısından faydalıdır. Fakat melekler de dâhil olmak üzere diğer varlıkların ihtiyar dışı ibadetleri, onların varoluşlarının bir...
16.09.2026 22:07
Kur’an’da zikredilen kölelerle evlilik hükümleri, kölelerle mahremiyet hükümleri, mükâtebe (kölelerin özgürlüğüne kavuşmaları için yapılan sözleşme) vb. hükümler, Hz. Peygamber (s.a.a.) döneminde ve İslam’ın ilk yıllarında köleliğin varlığını elbette ortaya koymaktadır. Ancak şunu söylemek gerekir ki İslam, kölelerin özgürleştirilmesi için son derece hassas ve zamana yayılmış bir program ortaya koymuştur ve...
16.09.2026 22:06
Kur’an’ın Hz. Peygamber’in (s.a.a.) mübarek kalbine toplu (def‘î) olarak nüzulü, kesinlikle Kadir Gecesi’nde (Ramazan ayının gecelerinden birinde) gerçekleşmiştir. Bazı rivayetlere ve karinelere başvurulduğunda, Kadir Gecesi’nin Ramazan ayının yirmi üçüncü gecesi olduğu ihtimali güçlenmektedir. Buna göre Kur’an’ın toplu nüzulü, bi‘setten yaklaşık “56” gün sonra gerçekleşmiştir. Kur’an’ın tedricî nüzulü konusunda ise birçok...
16.09.2026 22:06
İnsan, çeşitli yollarla Allah’ı tanımaya ulaşabilir. Bu tanıma, akıl yoluyla olabileceği gibi kalp yoluyla da olabilir. Bazen hikmet ehli ve filozof gibi, husûlî bilgi yoluyla ve duyu ile akıldan yardım alarak aradığı şeye ilişkin delil getirir ve onu kavrar; bazen de ârif gibi huzurî bilgi yoluyla sevgiliyi temaşa eder ve...
16.09.2026 21:45
Kur’ân-ı Kerîm’in toplanması ve tedvin edilmesi konusunda Müslüman âlimler arasında üç görüş bulunmaktadır: Kur’an, bizzat İslam Peygamberi’nin (s.a.a.) döneminde, onun gözetiminde ve ilahî hidayet doğrultusunda toplanmıştır. Her ne kadar Resûlullah (s.a.a.) Kur’an’ı bizzat kendisi yazmamış veya ayetleri şahsen toplamamış olsa da durum böyledir. Mevcut Kur’an, Hz. Ali (a.s.) tarafından Hz....
16.09.2026 21:44
Şu noktaya dikkat etmek gerekir ki ahiret âlemiyle, cennet ve cehennemin durumuyla ilgili meselelerde, vahiy ve masum din önderlerinin sözleri aracılığıyla bize ulaşan bilgiler dışında başka bir yolla bilgi edinmemiz mümkün değildir. Yukarıdaki sorunun cevabı da dinî metinlerde açıkça belirtilmemiştir. Ancak bu metinlerde ele alınan hususlar dikkate alındığında, cennette özel...
16.09.2026 21:44