İmamet de peygamberlik gibi, Allah Teâlâ’nın seçkin ve lâyık kullarına lütfettiği ilâhî bir bağıştır; bu bağışta yaşın hiçbir rolü yoktur. Küçük yaştaki bir çocuğun peygamberlik ve imamet makamına geçmesini imkânsız bilenler, galiba bu semavî ve ilâhî konuları normal şeylerle karıştırmış ve onlarla bir sanmıştırlar.
Hâlbuki kesinlikle böyle değildir. İmamet ve nübüvvet Allah Teâlâ’nın istek ve iradesine bağlıdır ve Allah Teâlâ bunları, sınırsız ilmiyle böyle bir makama lâyık olduklarını bildiği kullarına bahşeder. Dolayısıyla bazen bazı maslahatlardan dolayı Allah Teâlâ bütün ilimleri küçük yaştaki bir çocuğa verip onu küçük yaşına rağmen peygamberlik veya imamet makamına atayabilir.
Dokuzuncu İmam Hz. Muhammed Taki (a.s), sekiz veya dokuz yaşlarında yüce imamet makamına ulaşmıştır. Mualla b. Muhammed şöyle diyor:
İmam Rıza’nın (a.s) şahadetinden sonra İmam Muhammed Taki’yi gördüm. Şiîlere anlatmak için İmam’ın boyuna, endamına dikkatle baktım. O sırada İmam oturarak şöyle buyurdu: “Ey Mualla! Allah Teâlâ peygamberlikte olduğu gibi imamet konusunda da delil getirerek: ‘Yahya’ya çocuk yaşta peygamberlik verdik.’ buyurmuştur.”(1)
Muhammed b. Hasan b. Ammar şöyle diyor:
İki yıl Medine’de Ali b. Cafer’in huzuruna gidiyordum. Bu süre içerisinde o, kardeşi İmam Musa b. Cafer’den (a.s) duyduğu rivayetleri bana söylüyor, ben de yazıyordum. Bir gün Mescid-i Nebi’de onun yanında oturmuştum. O sırada İmam Muhammed Taki geldi. Ali b. Cafer, cüppesini almadan yalın ayak koşarak İmam’ın elini öpüp saygı gösterdi.
İmam ona: “Amcacığım! Otur, Allah sana rahmet etsin.” buyurdu. Ali b. Cafer: “Efendim! Siz ayakta olduğunuz hâlde nasıl oturayım?” diye arz etti. Ali b. Cafer dönüp gidince arkadaşları: “Sen onun babasının amcası olduğun hâlde ona böyle saygı mı gösteriyorsun?!” diyerek onu kınadılar.
Ali b. Cafer: “Kesin sesinizi!” dedi, “Aziz ve Celil Allah -elini sakalında gezdirerek- bu beyaz sakalı imamete lâyık görmeyip bu genci lâyık görerek imam kıldığı hâlde, onun faziletini inkâr mı edeyim?! Sizin bu söylediklerinizden Allah’a sığınırım; ben O’nun kuluyum.”(2)
Ömer b. Ferec diyor ki:
İmam Muhammed Taki (a.s) ile Dicle nehrinin kıyısında durmuştuk. Ben ona: “Şiîleriniz, sizin Dicle suyunun ağırlığını bildiğinizi iddia ediyorlar.” dedim. Bunun üzerine İmam: “Allah Teâlâ Dicle suyunun ağırlığını bir sivrisineğe bildirme gücüne sahip midir?” diye sordu.
Ben: “Evet, Allah Teâlâ’nın buna gücü yeter.” dedim.
İmam: “Ben Allah katında sivrisinek ve O’nun birçok yaratığından daha değerliyim.” buyurdu.(1)
Ali b. Hassan Vasitî şöyle diyor:
Yanıma birkaç tane oyuncak alarak (İmam çocuk olduğu için) İmam’a hediye edeyim, dedim! (İmam’ın huzuruna çıktım. Halk sorularını soruyor, İmam da cevaplıyordu.) Soruları bittikten sonra çıkıp gittikleri zaman İmam da kalkıp gitti. Ben gidip hizmetçisi vasıtasıyla İmam’la görüşmek için izin alarak içeri girdim. Selâm verdim. İmam selâmımı aldı; fakat rahatsız görünüyordu. Benim oturmama izin vermedi. İleri çıkarak öfkeyle bana baktı ve şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ beni oynamak için yaratmamıştır; benim oyunla ne işim var?!”
Beni affetmesini istedim. İmam da kabul edip beni affedince dışarı çıktım.(2)
* * *
Peygamberlerin en hayret verici özellikleri, onların ders okumuş olmamaları, ilimlerini beşerden değil de bizzat eşsiz ve benzersiz olan Allah’tan, O’nun ezelî zatından almış olmalarıdır.
Semavî önderlerde olan bu özellik (ders almaya ve eğitim görmeye ihtiyaçlarının olmayışı), risalet ve ilâhî sorumluluklarda yaşın bir önemi olmadığının kanıtıdır. Aslında beşerin hidayeti için Allah’ın teyidi ve isteği olduktan sonra insanın her yaşta nübüvvet, önderlik ve insanları hidayet etme görevine gelmesi mümkündür. Nitekim bazıları orta yaşlarda, bazıları daha ileri yaşlarda, bazıları gençlikte ve hatta çocuklukta bu yüce makama erişmişlerdir.
Bu ise, sadece Allah’ın dilemesi ile mümkündür, O’nu iradesi dışında bu makama ulaşmak imkânsızdır. Allah’ın dilemesinde de, yaşın hiçbir önemi yoktur. Çünkü O dilediğini yapar.
Nitekim Kur’ân-ı Kerim’in tanıklığıyla Hz. Yahya’nın çocuklukta, Hz. İsa’nın da beşikte peygamber olduklarını görmekteyiz:
Ey Yahya! Azim ve kuvvetle kitabı al (dedik). Ona çocukken peygamberlik verdik.(1)
Meryem, çocuğuna işaret etti. “Nasıl olur da beşikteki çocuk konuşur?” dediler. (İsa:) “Şüphe yok ki, dedi, ben Allah’ın kuluyum, bana kitap vermiştir ve beni peygamber yapmıştır.”(2)
Dolayısıyla, Allah’ın iradesiyle çocuk yaşta imamet makamına ulaşan bazı temiz şahsiyetlerin imametlerini eleştiren muhaliflerin bu hareketleri onların cehalet ve bilinçsizliklerinden kaynaklanmaktadır. Bizim burada söylediklerimiz ve yine Kur’ân-ı Kerim’in ayetleri göz önünde bulundurulduğunda, akılsızlar dışında kimse, İmam Muhammed Taki (a.s) neden sekiz veya dokuz yaşında imamete ulaşmıştır, diye itiraz edemez.
İmam Ebu Cafer Muhammed b. Ali Cevad (a.s) değerli babasının şahadetinden sonra, geçmiş İmamların buyrukları ve Sekizinci İmam’ın da tayiniyle yeryüzünde Allah’ın hilafet ve imamet sorumluluğunu üstlenmiş, yaşının küçük olması nedeniyle düşmanlar ve akılsızlar birçok defa kendisini imtihan etmişlerdir. Fakat o yüce zatın ilimlerinin tecellisi öyle göz alıcıydı ki, onun imametini teyit etmek için Hz. Yahya ve Hz. İsa’nın peygamberliğini değil, gerçekte onların peygamberliklerini teyit etmek için onun imametini tanık göstermek gerekir.
1- el-İrşad, Şeyh Müfid, s.3062- Usul-i Kâfî, c.1, s.322.1- Biharu’l-Envar, c.5, s.100; Uyunu’l-Mu’cizat, s.1132- Delailu’l-İmame, s.212; Biharu’l-Envar, c.50, s.59.1- Meryem Suresi, 122- Meryem Suresi, 29–30.
Kaynak: İmam Muhammed Taki (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.